CHP Gençlik ve Spor Bakanlığı hakkında yaygın doping skandalları nedeniyle Meclis Araştırması istedi

Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak, Gençlik ve Spor Bakanlığının asli görevi dışında, “Doping teşvik ve organizasyon” şirketi olarak mı hizmet vermeye başladığının tespiti amacıyla, Anayasa’nın 98 inci, TBMM içtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılması için bir önerge verdi.

TBMM Başkanlığı’na verilen önerge şöyle:
“Dünya medyası Türk Sporcuların, “yaygın doping” skandalını manşetlerine taşımışlardır. Dünya, Avrupa çapındaki çeşitli organizasyonlardan birçok sporcumuz men edilmiştir. Doping skandallarına karışan sporcu sayısı 30’u aşmıştır.  6 ayda 90 sporcunun dopingli çıktığı belirtilmiştir.

Süper Lig’deki 2 köklü futbol takımı Beşiktaş ve Fenerbahçe, şike gerekçesiyle 1 ve 2 yıl Avrupa kupalarından men cezası alan, ev sahipliğini yaptığımız Akdeniz oyunlarında 30 sporcusu doping nedeniyle müsabakalardan çekilen, 8 haltercisi ve 8 rekortmen atleti dopingli çıkan, onlarca sporcusunun doping incelemesinde ilk aşaması pozitif çıkıp, şimdi B numunelerinin sonucu beklenen bir durumdayız.  Moskova’daki Dünya Atletizm Şampiyonası’na katılımımız riske girmiştir.

Demokratik tepkilere karşı, hükümetin katı antidemokratik yaklaşımı ve güvenlik güçlerinin orantısız şiddeti, Lozan’da yapılan 2. Tur Olimpiyat Adayı Kentler değerlendirmesinin ana gündemini oluşturmuş, ‘Olimpiyatların, katılacak sporcuların, izleyici ve sporseverlerin güvenliği’ kriteri değerlendirmelerinde, bu tablo, Uluslararası Olimpiyat Komitesi delegelerini dehşete ve kaygıya düşürerek, Türk Heyeti’ni yoğun sorulara muhatap duruma getirmiştir.

Akdeniz Oyunları öncesinde, teşvik yönetmeliğinde yapılan değişiklikle; şampiyonluklarda 100 olan altın sayısının 500 e yükseltilmesi;  sporu ticarileştirip, sporcuyu dopinge teşvik eden, sporcunun ahlakını bozan bir ödül sistemini devreye sokmuştur.

Sporculara yapılan madalya baskısı nedeniyle, uluslararası spor kamuoyunda ve kurumlarında, doping rezaleti altında ezilen bir ülkeyiz. Böylesi bir durumda en saygın spor organizasyonu olan Olimpiyatlara ev sahipliği yapmak tartışılır bir durumdur.

Türkiye Dopingle Mücadele Kurulu’nun açıkladığı rapora göre, 2013’ün ilk 6 ayında numune alınan 648 sporcudan 90’ı dopingli çıkmıştır. Dünyada kabul gören doping tehlike sınırı yüzde 1,5-2 iken, Türkiye’de bu oran ortalama 13,88 olmakta, bazı dallarda (Atletizm, Halter vb.) yüzde 45’e kadar çıkmaktadır!

Ülkemizin en saygın iki futbol takımı, şike ithamıyla kendilerini savunmaya çalışmaktadırlar.  Bu süreçte, gerek Bakanlık ve gerekse Türkiye Futbol Federasyonu tarafından maddi, manevi, hukuki herhangi bir destek sağlanmaksızın yalnız ve kaderlerine bırakılmışlardır.

Bu durum da Türk Sporunun sahipsizliğinin bir başka boyutudur.
Türkiye’nin Dünya, Avrupa çapındaki çeşitli organizasyonlardan men edilmesi ile sonuçlanabilecek bu süreç de, Gençlik ve Spor Bakanlığı yaptığı hatalarla yurttaşlarımızın, gençlerimizin,  sporseverlerimizin, sporcularımızın güvenini zedelemiştir. Bu güvenin yenilenmesi için ne gibi adımların atıldığı, atılacağı kamuoyunda merak konusudur.
Bu skandalların sorumlularının cezalandırılıp, cezalandırılmadığı, bu skandallara yol açan kadrolarda herhangi bir değişimin olup olmayacağına dair değerlendirmelerin yapılması, Türk Sporunun, doping bataklığına sürüklenmesinden sadece sporcuyu mu sorumlu tutmak gerektiğinin, Gençlik ve Spor Bakanlığının asli görevi dışında, “Doping teşvik ve organizasyon” şirketi olarak mı hizmet vermeye başladığının tespiti amacıyla, Anayasa’nın 98 inci, TBMM içtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.”

    Salı, 16 Temmuz 2013 10:13

Bağlantılı Konular