Öztrak: AKP Faiz Lobisiyle barışmaya çalışıyor

Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, hafta sonunda Başbakan’ın koordinasyonunda yapılan ekonomi toplantısından çıkan kararların “Yaşanan ekonomik gelişmeler sonrasında paniğe düşen AKP’nin faiz lobisi diye suçladığı kesimlerle barışma ve güven tazeleme çabası olduğunu” belirtti. Öztrak, Merkez Bankası 23 Temmuz’daki toplantısında faiz artırımına gideceğinin sinyali vermesinin de faiz lobisiyle barışma çabasının bir parçası olduğunu kaydetti.

Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, AKP’nin 10,5 yıldır izlediği politikalarla bugün Türkiye ekonomisinde pek çok kırılganlık biriktiğini, ancak bugün Türkiye’nin en önemli kırılganlığının AKP elinde hızla ‘palalı demokrasi’, ‘sopalı piyasa’ noktasına gelmesi olduğunu belirtti. Başbakan’ın sınır tanımayan kibrinin Türkiye’ye yönelik risk algısını artırdığına dikkat çeken Öztrak, Başbakan’ın koordinasyonunda hafta sonunda yapılan ekonomi toplantısını ve Merkez Bankası’nın faiz artırım sinyalini değerlendirdiği yazılı açıklamasında şunları belirtti:

Paniğe ve şaşkınlığa düştüler
Ekonominin yelkenlerini yıllardır sıcak para rüzgârı ile dolduran AKP Hükümeti, bu tatlı rüzgârların kesilmesi ile okyanus ortasında kalmanın şaşkınlığını yaşıyor. 14 Temmuz Pazar günü Başbakan koordinasyonunda yapılan ekonomi toplantısı Hükümetin içine düştüğü panik ve şaşkınlığı açıkça gösteriyor.

Faiz lobisiyle barışma çabası
Hükümet yaptığı toplantıdan dışarıya ‘Korkmayın ben bildiğiniz, alıştığınız AKP’yim’ mesajı vermeye çalışıyor. Yapılan toplantı hükümetin geçmişte kol kola yürüdüğü bugün ise Başbakan’ın bizzat ‘faiz lobisi’ diyerek suçladığı kesimlerle güven tazeleme ve mümkünse barışma çabasıdır. Bugün bu çaba Merkez Bankası tarafından yapılan faiz artırma sinyali ile de eyleme dökülmüştür. Hükümetin toplantı sonrası yaptığı “Son 10,5 yıllık dönemde yerli ve uluslararası sermaye ayırt etmeden sabit yatırım, portföy yatırımı demeden ülkemize daha çok yatırım yapılması için büyük bir çaba içinde olduk. Ülkemizde yatırımları olan tüm yatırımcılara her türlü desteği verdik, bundan sonra da vermeye devam edeceğiz” ifadeleri bu taahhüdü içermektedir. Nitekim daha bu sözün mürekkebi kurumadan Merkez Bankası 23 Temmuz’daki toplantısında faiz artırımına gideceğinin sinyali vermiştir.

Palalı demoktasi, sopalı piyasa
Başbakan’ın ‘faiz lobisi’ ile barışma girişiminin sonuca ulaşıp, ulaşmayacağını hep beraber göreceğiz. Ancak Başbakan’ın sınır tanımaz kibri ve AKP Hükümetinin ülkemizi hızla getirdiği “Palalı demokrasi-Sopalı Piyasa” görüntüsü ülkemizin risk primini diğer ekonomilere göre daha hızlı artırmıştır. Başbakan bugün sıcak paraya bir yandan, “kurallı ekonomi uyguladık, uygulayacağız” sözü verirken; diğer yandan başta yerli girişimciler üzerinde sopalı piyasa ekonomisi uygulamaktadır.

Böyle kurallı ekonomi olmaz
Bugün Türkiye’de hangi ihalenin kime verileceğine bizzat Başbakan karar vermektedir. Yine bugün Türkiye ekonomisinde kamu arsalarının kimlere kiralanacağına, satılacağına MİT ve Başbakanlık arasında kurulan bir telefon hattı ile karar verilmekte,  iş adamları bu kurulan hat tarafından mezhep ve siyasi görüşlerine göre fişlenmektedir. Bugün Türkiye’de Başbakan’ın tek sözüyle Sanayicinin, Tüccarın, Esnafın, Bankacının, Borsacının üzerine müfettişler gönderilebilmekte, yine Başbakan’ın tek sözüyle boğazdan geçecek köprü güzergâhı belirlenmektedir. Tüm bunların yaşandığı Türkiye’de kurallı ekonomiden bahsedilemez. Olsa olsa sopalı piyasa ekonomisinden söz edilir.

Mali disiplin kağıttan kaplan
AKP’nin ‘Yaptığıma değil, dediğime bak’ yaklaşımının yeni küresel konjonktürde işe yarayıp yaramayacağı şüphelidir.  Hal böyle iken AKP iktidara geldiğinde hazır bulduğu ekonomi programının sağladığı güven üzerinden hikâyeler yazarak durumu idareye çalışmaktadır. Oysa o programın bütün çapalarını zaman içinde gevşeten, yapısal reformlarla tahkim etmeyen bizzat AKP’nin kendisidir. Bu çerçevede Hükümetin en çok sığındığı mali disiplin söylemi bizzat hükümetin kendi dokümanları tarafından yalanlanmaktadır. 10. Kalkınma Planı, Türkiye’de mali disiplin denilen şeyin sanal bir disiplin olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Devresel etkiler ve bir defalık gelirlerle mali disiplin, kâğıttan kaplandır. İşler bozulunca en küçük rüzgâr ile kaplan görünen disiplin yıkılıverir.

Ekonomik kırılganlığın resmi
Küresel şoklar karşısında bir diğer kırılganlığımız Türkiye’nin yüksek kısa vadeli dış borç stoku ve döviz açık pozisyonudur. AKP elinde Türkiye’nin kısa vadeli dış borcu 7,4 kat artarak 122 milyar dolara çıkmıştır. Yine AKP iktidarında reel kesimin döviz açık pozisyonu 23 kat artarak 152 milyar dolara, Türkiye’nin döviz açık pozisyonu ise 5 kattan fazla artarak 450 milyar dolara çıkmıştır. Yine sadece önümüzdeki bir yılda Türkiye ekonomisinin 220 milyar dolar finansman ihtiyacı vardır.

Ekonomiden sorumlu bakanlar işe başbakanın tavrını değiştirerek başlasın
Küresel ekonomide bedava para dönemi sonlanırken, bunların hepsi önemli kırılganlıklardır. Dünya ekonomisinin geldiği bu yeni noktada ülkemizin ‘sıfır hata’ ile yönetilmesi zorunludur. Böyle bir yönetimin önündeki en büyük engel ise Başbakan’ın sınır tanımaz kibri ve Türkiye’nin hızla geldiği “palalı demokrasi, sopalı piyasa ekonomisi” görüntüsüdür. Ekonomiden sorumlu Bakanlar işe, Başbakan’ın bu tavrını değiştirerek başlamalıdır. ”

    Pazartesi, 15 Temmuz 2013 12:48

Bağlantılı Konular