Kemal Kılıçdaroğlu: Türkiye'nin huzura ihtiyacı var

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Şehit Uzman Çavuş Emre Tunca'nın Ankara'nın Çubuk ilçesinde yaşayan ailesine taziye ziyaretinde bulundu.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Çubuk Abidin Yılmaz Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi'ni ziyareti sonrasında gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun gazetecilerin sorularına ilişkin değerlendirmeleri şöyle:
"Değerli arkadaşlar, yaşlılarımızı ziyaret ettik. Personelden son derece memnunlar. Kendilerine verilen hizmetten memnunlar. Bütün personele yaşlılarımızı mutlu kıldıkları için yürekten teşekkür ediyorum. Ve bir gerçeği daha paylaştık bütün yaşlı kardeşlerimizle, amcalarımızla. "Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir" demişti Mustafa Kemal Atatürk. Hiç kimsesi olmayan yaşlıların cumhuriyetin koruması altında, olması sosyal devletin gücünü göstermesi açısından son derece önemli…
Bir şehit ailemizi ziyaret ettik yine. Tek erkek çocuğu var ailenin. Dolayısıyla babanın ve annenin dramını hepimiz bir şekliyle yaşıyoruz. Ama biz ne dersek diyelim sonunda ateş düştüğü yeri yakıyor. Ailenin acısını paylaştık. Bir sorunları olup olmadığını, varsa o sorunları çözmeye hazır olduğumuzu da kendilerine ifade ettik.
Tabi bu ziyareti yaparken dün tekrar çok sayıda şehit haberi geldi. Ve gerçekten de artık Türkiye'nin huzura ihtiyacı var. Yolda bir kadın önümü kesti. “Yukarıdakilere söyleyin” diyor, kullandığı ifadeyi şu aşamada kullanmak istemiyorum, yani "Analar ağlamasın, bu hale Türkiye'yi getirmesinler. Bir an önce bunun yolunu, çözümünü bulsunlar" diye... Kendisine söz verdim bunu aktaracağıma dair ve uygun bir ortamda da aktaracağım ilgililere. Böyle bir acımız var. Umarım Türkiye bu acıları aşmış olur.

Bugün yine İstanbul'da çok önemli bir dava var, Can Dündar ve Erdem Gül dolayısıyla görülen bir dava var. Umarım bu davaya siyasal iktidar şu veya bu yönüyle müdahil olmaz. Yapılacak her müdahale Türkiye’nin demokrasisine gölge düşürür, yargı bağımsızlığına gölge düşürür. Oradaki hâkimler ve savcılar umuyorum ve diliyorum belli telkinler altında kalmazlar. Adaleti sağlarlar, demokrasimizi güçlendirirler. "Türkiye'de yargıçlar varmış" sözünü umarım gönlümüzde hak ettiği yere oturtmuş olurlar.


Terör örgütü terör örgütüdür
Soru: Efendim AKP'ye yönelik bir ithamınız olmuştu, karşılıklı olarak da sürmüştü terörist cenazesine gitme polemiğinde. Galip Ensarioğlu'ndan bir açıklama geldi. "Gittim PYD'li birisine ama o zaman PYD terör örgütü değildi" ifadelerini kullandı. Nasıl değerlendirirsiniz?
Kemal Kılıçdaroğlu: Terör örgütü terör örgütüdür. "Dün terör örgütü değildi, bugün terör örgütüdür" demek doğru değil. Ama bu yürekliliği gösterip taziyeye gittiğini açıklaması dolayısıyla kendisini kutluyorum. En azından bu cesareti gösteriyor. Ve şimdi tabi Sayın Davutoğlu'na sormak isterim, "Siz bu konuda ne yapacaksınız, neler yapacaksınız, acaba dokunulmazlığı kaldırma gibi bir girişiminiz olacak mı?" diye gerçekten ben de merak ediyorum.
Soru: Diğer milletvekili Sayın Aktay mı?
Kemal Kılıçdaroğlu: O konuda kendisi bir açıklama yapmış yine. Benim adımı birileri Tweet attı ama o kişide o Tweet'i hatırlayamadığını ifade ediyor. Şunu açıklıkla ifade edeyim. Bana gelen bilgi iki kişinin taziye ziyaretine gittiği şeklinde. Tepkiyi partinin milletvekillerine göre değil, tepkiyi ilkeye göre vermemiz lazım. Eğer bir ilkemiz varsa, ilkenin arkasında duracaksak, kim farklı bir davranış içine giriyorsa aynı tepkiyi ortak olarak göstermek zorundayız. İşin doğrusu budur.

Sorumlu hükümettir
Soru: Sayın Kılıçdaroğlu, bugün gazetelerde de yer aldı görmüşsünüzdür. Belçika’daki terör saldırısından sonra Adalet ve İçişleri Bakanları istifalarını sundu, ancak kabul görmedi. Türkiye de böyle terör saldırılarına maruz kaldı. Siz de defalarca bir istifa çağrısında bulundunuz ama…
Kemal Kılıçdaroğlu: Anayasanın 112. maddesi var siyasi sorumluluk der. Siyasi sorumluluğu üstlenecek namuslu, erdemli, ahlaklı siyasetçiler bekliyoruz biz. En azından bizim siyasetçilerimiz de o kadar dürüst olsunlar, o kadar namuslu olsunlar, o kadar ahlaklı olsunlar.
Bakın orada en ufak bir olay dolayısıyla gidip istifa dilekçelerini veriyorlar, o erdemi gösteriyorlar, o yüceliği gösteriyorlar, o ahlakı gösteriyorlar. Biz niye göstermiyoruz? Hangi gerekçeyle göstermiyoruz ve niçin göstermiyoruz? Ölenlerin sırtından mı geçinmiş oluyoruz? İstihbarat zafiyeti var, kimse istifa etmiyor. İnsanlar hayatını kaybediyor, kimse istifa etmiyor. Çıkıyorlar terörü lanetlemek için; daha hastanelerde cenazeler varken, ağır yaralılar varken televizyonlarda gülümseyerek olayları anlatıyorlar ve yine kimse istifa etmiyor. Peki, bu işin sorumlusu kim? Herhalde içinde bulunduğumuz yaşlılar evindeki yaşlılar bu işin sorumlusu değil. Herhalde dışarıdaki simitçi bu işin sorumlusu değil. Herhalde taksi şoförü bu işin sorumlusu değil.
Bu işin sorumlusu, sorumluluğu üstlenen bu ülkede yönetimde bulunan kişiler. Yani bakanlar, yani hükümet. Birileri de çıkıp "Ya biz de istifa ediyoruz, bu işi beceremedik" deme yürekliliğini göstersin, o ahlakı göstersin bunu bekliyoruz.
Teşekkür ediyorum arkadaşlar."

Anahtar Kelimeler
    Cuma, 25 Mart 2016 14:35

Bağlantılı Konular