Kılıçdaroğlu TÜRMOB'u ziyaret etti

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği'ni (TÜRMOB) ziyaret etti. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bir ülkenin Cumhurbaşkanı topluma örnek olur, hukuka örnek olur, hukuka saygı duyar, kanunlara saygı duyar, yargıya saygı duyar ama bir kişinin narsist özelliği öne çıkmışsa, O hiçbir kuralı tanımaz" dedi.

Birlik Başkanı Nail Sanlı ile bir süre görüşen Kılıçdaroğlu, daha sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı:

Değerli basın mensupları, TÜRMOB'da olmaktan son derece mutluyum. Çünkü aynı zamanda TÜRMOB'un Sayın Başkan söyledi 101 bin üyesi var o üyelerden de birisi benim. Ekonomiyi kayda alan, kayıt dışı ekonomiyle mücadele eden tek kuruluştur, bir meslek kuruluşudur.

Dolayısıyla ekonominin kayda alınması hem Türkiye'ye saygınlık kazandırması açısından, hem kamuoyuyla paylaşılan rakamların güvenilirliği açısından son derece önemlidir.

Bu bağlamda TÜRMOB'un Muhasebe Haftası ve bu haftanın sürdürülebilir olması çok önemlidir. Bütün muhasebecilerin, mali müşavirlerin, yeminli mali müşavirlerin bu bağlamda görev yapmaları, bakanlıkla işbirliği yapmaları sistemin sağlıklı yürümesi açısından da son derece önemlidir.

Sayın Başkanla oturup güzel bir sohbetimiz oldu. Kendisine teşekkür ederim. Sormak istediğiniz sorular varsa yanıtlamaya çalışayım.

Soru: Efendim Erdem Gül ve Can Dündar'la ilgili Anayasa Mahkemesinin bir kararı oldu. Sayın Cumhurbaşkanı da Afrika gezisi öncesinde bu kararı değerlendirdi. "Uymuyorum, saygı da duymuyorum" dedi. Siz nasıl değerlendirirsiniz?

Kemal Kılıçdaroğlu: Değerli arkadaşlar, emin olun böyle bir soruya muhatap olmak benim için gerçekten son derece üzüntü verici. Bir ülkenin Cumhurbaşkanı topluma örnek olur, hukuka örnek olur, hukuka saygı duyar, kanunlara saygı duyar, yargıya saygı duyar ama bir kişinin narsist özelliği öne çıkmışsa, O hiçbir kuralı tanımaz. Çünkü Onun söyledikleri kuraldır, Ona göre. Ne yasayı, ne anayasayı, ne de diğer kuralların hiçbirisine uymaz. Uymamayı da görev sayar.

Dolayısıyla bu kişiyle, sorumluluk hisseden bir siyasal partinin Genel Başkanının muhatap olmasını gerçekten üzüntüyle karşılıyorum. O’nu bırakmamız lazım. Kendisi ne söylerse söylesin, neyi dillendirirse dillendirsin. Hukuk nedir, değerli arkadaşlarım? Hukuk bir toplumda yaşayan tüm canlıların, tüm doğanın güvencesi, demektir. İnsanların güvencesi, demektir. Hukuku kim dağıtır, adaleti kim dağıtır? Mahkemeler dağıtır. "Ben mahkeme kararına saygı duymayacağım, mahkeme kararına uymayacağım" demek narsist kişiliğin çok öne çıktığı bir olaydır ve bunu kabul etmiyoruz.

Soru: Efendim yine aynı konuyla ilgili hükümet cephesinden de peşpeşe açıklamalar var. Kişisel eleştiri olarak söylüyor hem Numan Kurtulmuş, hem Adalet Bakanı falan. Sizi de kast ederek Adalet Bakanı, Kemal bey eleştirdiği zaman kişisel oluyor da Cumhurbaşkanı eleştirdiği zaman olmuyor gibisinden bir eleştirisi var. Kişisel eleştiri olarak algılamak ne derece doğrudur?

Kemal Kılıçdaroğlu: Değerli arkadaşlar, hiçbir şey eleştirinin dışında tutulamaz. Yargı da eleştirilebilir, parlamento da eleştirilebilir, siyasi partiler de, iktidar da, sivil toplum kuruluşları da eleştirilebilir. Ama siz şunu söylüyorsunuz, eleştirmenin ötesine geçiyorsunuz. Saygı duymuyorum ve uygulamayacağım diyorsunuz. Kimsin sen? Sen çıktın TBMM'nin önüne anayasaya sadakatten ayrılmayacağına, kurumların uyum içinde çalışacağına, namusun ve şerefin üzerine yemin ettin. Şimdi namus ve şeref kavramlarının içini boşalttılar. Namus ve şeref kavramı bitti onun için. Şimdi hukuk da bitecek. Hukukun da içini boşaltacaklar, kurallar da bitecek.

Bakın narsist kişilerin özelliğini az önce söyledim. Bunlar kural tanımazlar, yasa tanımazlar, anayasa tanımazlar. Bunlar kendi söylediklerinin kural olduğunu ve herkesin ona uyması gerektiğine inanırlar. Bunların sağlıklı bir ruh yapıları yoktur. Bütün bu özelliklere baktığınızda, bütün bu söylemlere baktığınızda karşınıza bir kişi çıkar zaten. O kişiyi siz de tanıyorsunuz ben de tanıyorum.

Soru: Efendim Can Dündar ve Erdem Gül tahliye oldu. Basın özgürlüğü adına olumlu bir gelişme olarak değerlendirdik ama onlar yine IMC TV yayınındayken, IMC TV savcı yazısı doğrultusunda karar alan TÜRKSAT'ın kararıyla ekranı karardı. Bu konudaki değerlendirmeniz ne olacak?

Kemal Kılıçdaroğlu: Mahkeme kararı olmadan bu tür uygulamaları doğru bulmuyoruz asla. Yargının bağımsızlığı üzerinde nasıl titriyorsak, nasıl duruyorsak, medyanın özgürlüğü üzerinde de siyasi görüşümüz ne olursa olsun, medyanın özürlüğü üzerinde de aynı titizliği göstermek zorundayız.
 
Soru:
Uzlaşma Komisyonu'yla ilgili Meclis Başkanı İsmail Kahraman'dan size yazılan bir mektup vardı. Aslında Grup Başkanvekillerinizin değerlendirmeleri oldu ama tam olarak cevabınız ne olacak ve o mektubu ne zaman göndereceksiniz?
Bir de siz toplantıdayken Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın yaptığı açıklamalar vardı. Cumhurbaşkanının o karara saygı duyması gerektiğini söyledi. Çok sert eleştirileri de vardı aslında. Anayasa Mahkemesi Başkanı'ndan gelen o açıklamalara da ilişkin bir değerlendirme yapar mısınız?

Kemal Kılıçdaroğlu: Meclis Başkanımıza yanıtı yarın göndereceğim. İlk mektuptaki görüşümüz neyse aynı görüşümüz devam ediyor ve dolayısıyla bizim bir görüş farklılığımız sözkonusu değil. İlk mektupta hangi gerekçelerle biz masaya oturacağımızı gayet net, gayet açık bir şekilde ifade etmiştik. Onları dikkate alarak bizi davet ettiler. Biz hiçbir zaman masayı devirmedik. Bu da bir başka yanlış söylem. Tamamen toplantıyı bitiren TBMM Başkanı.

Neden Başkan toplantıyı bitirdikten, "Artık bundan sonra böyle bir komisyon olmayacaktır" dedikten sonra ikinci kez böyle bir davet yapıyor gerekçesini doğrusunu isterseniz pek anlamış değiliz. Ama ilk mektupta söylediklerimizi yine tekrar kendisine bildireceğiz.

Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın söylemlerini ben de arabada gelirken dinledim. Bir yargıcın titizliği içinde düşüncelerini aktarıyor. Anayasa Mahkemesi'nin Sayın Başkanı "Elbette, eleştiri olabilir" diyor, eleştiriden ötürü herhangi bir kırgınlık ifade etmiyor ama kendilerine yönelik haksız bazı suçlamaların da karşısında. Bu da gayet doğaldır zaten.

Soru: Efendim Eski Genel Başkan Sayın Deniz Baykal'ın CHP'deki yönetime yönelik eleştirileri var. Doğru yönetilmediği yönünde, yönetim sorunu olduğunu söyledi ve hamasetle dış politika yürütülemez yönünde eleştirileri var. Nasıl değerlendirirsiniz?

Kemal Kılıçdaroğlu: Az önce söyledik her makam, her kurum eleştirilebilir. Bu eleştirileri de saygıyla karşılayacaksınız. Yani "Niye eleştiriyorsun, hemen oturalım ceza verelim" demek doğru değil tabi.

İkincisi de, hamasetle dış politika yürütülemez. Doğru hamasetle dış politika yürütülmez. Dış politika iç politikanın asla ve asla malzemesi olmamalıdır. Daha dikkatli, ülkenin çıkarlarını düşünerek, bölgenin çıkarlarını düşünerek bir dış politikanın sürdürülmesi gerekir. Ama böyle bir tablo maalesef Türkiye'de yok.

Hepinize teşekkür ediyorum değerli arkadaşlarım.

Anahtar Kelimeler
    Salı, 01 Mart 2016 16:00

Bağlantılı Konular