Tanrıkulu: ”5 yıldan fazla tutukluların 1 dakika, 1 saat bile beklemeden bu düzenleme karşısında tahliye edilmesi gerekiyordu”

“Kişi özgürlüğünü ilgilendiren konularda mahkemeler, derhal karar vermek zorunda”

Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, mahkemelerin, kişi özgürlüğünü ilgilendiren konularda derhal karar vermesi gerektiğini belirterek, “5 yıldan fazla tutukluların 1 dakika, 1 saat bile beklemeden bu düzenleme karşısında tahliye edilmesi gerekiyordu” dedi.
Tanrıkulu, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, demokratikleşmenin ve Kürt sorununun bugüne kadar çözülemediğini, çözüm sürecine girilmediğini savundu.

Yıllarca “çatışma var” denilerek, demokratikleşme adımlarının atılmadığını öne süren Tanrıkulu, “Şimdi de iki yıllık süre içinde Hükümet, demokratikleşme konusunda ayak diriyor, bütünlükçü çözüm önerisini Meclis’e sunmuyor, adres olarak TBMM’yi görmüyor. Bu güneşin altında hiçbir şey yeni değil, yazılmış raporlar var, CHP milletvekillerinin somut önerileri var. Türkiye’nin demokratikleşmesi konusunda, ertelenemez şekilde Meclis’in çalışması görüşündeyiz. Yasa önerilerimizi, Başkanlığa sunduk, ele alınması görüşündeyiz” dedi.

Tanrıkulu, seçim barajının düşürülmesi, siyasal partilerin Hazine yardımından eşit şekilde yararlanması, mayınlı arazilerin temizlenerek yoksul köylülere dağıtılması, Diyarbakır Cezaevi’nin müze yapılması, Nevruz’un resmi bayram olması, Dersim arşivlerinin Meclis Başkanlığı’nda toplanması, bibergazının yasaklanması, cemevlerinin ibadethane olması yönündeki bir çok kanun tekliflerinin, demokratikleşme bakımından ertelenmemesi gerektiğini söyledi.

Uludere ile ilgili yeniden araştırma komisyonu kurulmasını isteyen Tanrıkulu, bütün bunların gecikmeden yapılması gerektiğini vurguladı. Tanrıkulu, “Eylül, ekim, kasıma ertelemeye gerek yok, bütünlüklü çerçeve sunduk. Bu çerçeveninin Hükümet tarafından ele alınıp, Meclis Başkanlığı’na indirilmesi lazım” dedi.

Tanrıkulu, hazırladıkları “Toplumsal barışı, demokrasi ile güvence altına almak. CHP’nin yasama çalışmaları” başlıklı kitabı, “Türkiye’nin demokratikleşmesi, barışın ve çözümün adresi, yol haritası bu yayın içinde bulunmaktadır. Diğer partileri de anayasa dışında bu çerçevede çalışma yapmaya davet ediyoruz” diyerek, gösterdi.

”Hukuka aykırı bir karar”
Anayasa Mahkemesi’nin 10 yıl tutukluluk düzenlemesini iptal etmesinin ardından tahliye taleplerinin mahkemece reddedildiğinin anımsatılması üzerine Tanrıkulu, şunları kaydetti:

“Anayasa Mahkemesi’nin kararı çıktığı anda şu cümleyi kullandım: Anayasa Mahkemesi’nin kişi özgürlüğünü ilgilendiren bir konuyla ilişkin olarak iptal ettiği bir kanunla ilgili 1 yıl süre vermesi hukuka aykırıdır. Bu işler süreye tabi işler değildir. Mahkemelerin yanlış anlamaya elverişli bir kararı, bu şekilde yorumlayabileceği izlenimi edindik. Anayasa Mahkemesi’nin süre vermesi son derece yanlış olmuştur. Anayasa Mahkesi, bu süreyi mahkemelere değil, Meclis’e verdi, 1 yılda yasa yapsın diye verdi. Mahkemelere verilen süre yoktur. Kişi özgürlüğünü ilgilendiren konularda mahkemeler, derhal karar vermek zorundalar. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin belirttiği gibi bir boşluk doğmuş değildir.

Tutuklamaya ilişkin düzenlemeler, bu iptal kararına rağmen Ceza Muhakemesi Kanunu’nda duruyor. Mahkemeler, bunu esas olarak tahliye kararı vermek zorundalar. Dün açıklanan gerekçe, mahkemenin buna uzak şekilde, hukuka aykırı olarak bir karar verdiğini gösteriyor. 5 yıldan fazla tutukluların 1 dakika, 1 saat bile beklemeden bu düzenleme karşısında tahliye edilmesi gerekiyordu. Ortada yasal boşluk yoktur. Mahkemelerin derhal tahliye kararı vermesi gerekiyor. Verdikleri karar hukuka aykırıdır. Yargıçların kişisel sorumluluğunu doğuruyor. Yargıçlar, gerekçesi yayınlanmasa da bu iptal kararına rağmen, hukuka, anayasaya, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğu tespit edilen bir düzenlemeyle ilgili olarak, o düzenleme halen var gibi hareket edemezler. Çünkü kişi özgürlüğünü ilgilendiriyor. Bu karardan dönülmesi lazım.”

”Eli palalıları teşvik ediyor”
Tanrıkulu, bir soru üzerine, silahın, çatışmanın, ölümün, şiddetin olmadığı bir ortamdan yana olduklarını dile getirdi. Tanrıkulu, demokratikleşmenin, örgüt üyelerinin çekilmesiyle bağlantılı olmadığını belirterek, ellerinde sayaç bulunmadığını kaydetti. Tanrıkulu, “Bunlar, devletin gümrük, sınır kapılarından geçmiyor, bu konuda elimizde bilgi yok” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, üniversitelerde özel güvenlik yerine polisin yer alacağına yönelik sözlerinin sorulmasına karşılık Tanrıkulu, üniversitelerin özerk alanlar olması, güvenlik merkezine dönüştürülmemesi gerektiğini söyledi.

Tanrıkulu, Erdoğan’ın başta ODTÜ olmak üzere, öğrencilerin toplantı, gösteri yürüyüşünden rahatsız olduğu için böyle bir girişimde bulunduğunu savundu. Tanrıkulu, Erdoğan’ın, “güvenlikçi, yasakçı, demokrasi dışı tutumundan vazgeçmesi” gerektiğini öne sürerek, “Başbakan, ‘Şiddet yapan şiddet görür’ dedi. İnsanlar şiddete başvururlar ancak başvuranlara karşı devletin hiçbir şekilde hukuk dışına çıkmaması lazım. Başbakan bu sözleriyle hukuk dışına çıkılacağını meşru gösteren bir dil kullandı. Başbakan’ın bu söylemi insanları sokağa teşvik etmek, eli palalıları teşvik etmektir. Umarım başbakan bu sözlerini düzeltir” diye konuştu.

    Cumartesi, 13 Temmuz 2013 13:19

Bağlantılı Konular