"Kaç kişi ölecek ki bu bakanlar istifa etsinler?"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile bir araya geldi.

HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş'ın Meclis'teki makamında gerçekleşen görüşmeye gelişinde Kılıçdaroğlu'nu, Demirtaş ve Yüksekdağ makamın girişinde karşıladı.

Görüşmeye CHP Grup başkanvekilleri Levent Gök ve Özgür Özel de katıldı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile yaptığı görüşmenin ardından, gazetecilere değerlendirmede bulunarak, sorularını yanıtladı.

Türkiye'nin kutuplaşma ve ayrışmaya değil, huzur içinde birlikte yaşamaya ihtiyacı olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, gerginliği yaratanın da sona erdirecek olanın da siyaset kurumu olduğunu söyledi.

Kılıçdaroğlu: "Bizim ayrışmaya değil, birlikteliğe ihtiyacımız var. Bölünmeye değil beraber olmaya ihtiyacımız var. Ülkemizi seviyoruz, insanlarımızı seviyoruz. Onların sorunlarını çözmek için zaten siyaset yapıyoruz. Vatandaşı ayırmak, birbirine kırdırmak için değil. Terörden duyduğumuz, yaşanan olaylardan duyduğumuz endişeleri karşılıklı olarak dile getirdik.

Hiç kimse bu güzel ülkede bir çocuğumuzun burnunun kanamasını istemiyor. Huzur içinde bu ülkede yaşamak istiyoruz. Ayrışan siyaset bizi bu noktaya getirdi. Türkiye'yi bu noktaya getirdi. Hepimiz büyük bir endişe duyuyoruz. Ve emin olun endişe sadece Türkiye'de siyasetçiler için geçerli bir kavram olmaktan çıktı, bütün dünyanın Türkiye’yle ilgili endişeleri oluşmaya başladı. Komşularımız, yakınlarımız, dostlarımız, akrabalarımız, pazarda alışveriş yaptığımız vatandaşlarımız, sokakta gezen vatandaşlarımız aynı endişeleri duyuyorlar.

Bu endişeleri gidermeliyiz. Umutlarımızı asla yitirmemeliyiz. Türkiye büyük bir ülkedir, Türkiye güçlü bir ülkedir. Kendi sorunlarını aşabilecek kapasitesi vardır. Ve siyaset kurumunun görevi ayrıştırmak değil, ortak paydayı büyütmektir. Siyasi partilerin elbette ki, dünya görüşleri farklıdır. Ekonomi politikaları farklıdır. Ama sonuçta biz hepimiz bu ülkenin çıkarları için, vatandaşlarımızın çıkarları için mücadele ediyoruz ve kendimizi anlatmaya çalışıyoruz.

Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak ayrışan bir toplumdan değil, beraber olan bir toplumdan yanayız. Farklılıkları zenginlik olarak kabul eden bir siyasi gelenekten geliyoruz.

O nedenle bu ziyaret bizim için çok önemliydi. Keşke bütün siyasal partiler birbirlerini ziyaret edebilseler . Emin olun gerginliği yaratan siyaset kurumu. Bu gerginliği sona erdirecek olanda siyaset kurumudur. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak üstümüze düşen görevi yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz."


Davutoğlu olayların yoğunluğu ve ağırlığı altında ezilen bir kişi
Bir gazetecinin, "Sayın Davutoğlu'nun bir açıklaması oldu, söz konusu teröristlerin Suriye'den geldikleri için takip edemediklerini ifade etti. Bir de saldırıda PKK ile IŞİD'in ortak organizasyonu olduğunu söyledi. Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?" sorusuna Kılıçdaroğlu, şu yanıtı verdi:

"Sayın Davutoğlu, olayların yoğunluğu ve ağırlığı altında ezilen bir kişi. Özellikle son günlerde yaptığı açıklamalar kendi içinde ciddi çelişkilerle dolu. O nedenle yapılan bu açıklamaları büyük bir endişe ile izliyorum. "Suriye'den geldiler" İyi de Suriye'den Ankara'ya kadar nasıl geldiler? Bunu sormayacak mıyız? Bunu takip eden hükümet yok mu? Bu ülkeyi kim yönetiyor? "Suriye'den geldiler, takip etmedik", böyle şey olabilir mi? Sanki olay Suriye sınırında oldu ve Suriye toprakları içinde oldu da biz de takip etmedik. Beyefendi olay Ankara'da oldu, Ankara Garı'nda, Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne 500 metre mesafede oldu. Siz orada neden önlem almadınız?"

Davutoğlu iki bakanı azletmeli
Kılıçdaroğlu, "Seçim öncesi iki bakanın yargılanması için bir girişimde bulunacak mısınız?" sorusunu ise şöyle yanıtladı:

"99 kişi hayatını kaybetti, yoğun bakımda olan çocuklarımız var. Bu sorunların altında hükümet ezilmiş vaziyette. Türkiye'de ciddi bir yönetim boşluğu var. Ne söylediğini bilmeyen bir Başbakan, önlem almayan bir İçişleri Bakanı. İnsanların ölümü karşısında televizyonlara çıkıp gülümseyen bir Adalet Bakanı. Toplumun vicdanı bunlardan rahatsız. Emin olun rahatsız.Biz bütün bunları aşmaya hazırız. Yeter ki, ahlaki değerlere uygun davranmış olalım yeter ki. Siyasette ahlak denen bir kural vardır. Eğer siz yönetimde ciddi zaaf göstermişseniz bırakacaksınız bu kadar basit. Uygar dünya ne yapıyorsa aynısını biz neden yapmıyoruz? Suudi kralı yapıyorsa neden Sayın Davutoğlu yapmıyor? Yapmalı bunları. Eğer demokraside biz daha iyi noktalardaysak yapmalı. İki bakanı azletmeli. Bunu yapmadığı takdirde emin olun hangi olay olacak ki bu bakanlar istifa etsinler? Kaç kişi ölecek ki bu bakanlar istifa etsinler. Yani bu ölüm sayısı yetmiyor mu onlara? Bu gülümseme yetmiyor mu onlara? Anneler ağlıyorlar, yürekleri kan ağlıyor, çocuklarını kaybetmişler beyefendi çıkmış televizyonda istifa edecek misiniz? Gülerek hayır diyor istifa niye edeyim diyor.Güvenlik zafiyeti yoktur. Güvenlik zafiyeti yoksa bu 99 kişi nasıl öldü? Kim öldürdü bunları?"

    Cuma, 16 Ekim 2015 19:19

Bağlantılı Konular