Öztrak: Palalı demokrasi sopalı piyasa dönemi başladı

Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, BDDK ve SPK eliyle yapılan soruşturmalara dikkat çekerek, “Siyasette palalı demokrasiye geçen AKP, ekonomide de sopalı piyasaya geçiyor” diye konuştu.

AKP’nin bir taraftan da BDDK ve SPK eliyle hangi bankaların döviz aldığını bununla ne yaptığını soruşturacağını basına sızdırdığını ifade eden Öztrak, “Soruşturacaksan bunu neden davul zurnayla yapıyorsun?” diye sordu.Öztrak, dünya ekonomisinin girdiği ve ülkelerin risklerinin daha görünür hale geldiği yeni dönemde hükümetin istediği gibi davranmayan bankacıyı, sanayiciyi, tüccarı, esnafı elindeki sopayla, “Döverim ha” diye tehdit etmesi halinde bir süre sonra “dövecek kimse bulamayacağını” belirterek, “Ondan sonra ülkedeki işsizler ordusu sizi pataklamaya başlar” diye konuştu. Torba yasanın, Gezi Parkı eylemlerine destek veren sivil toplum kuruluşlarından öç alma aracına dönüştüğünü söyleyen Öztrak, “Başbakan’ın bu ülkede birlik ve beraberliği sağlaması mümkün değildir. Türkiye’nin bölgesel güç olmasının önündeki en büyük engel bizzat başbakan ve onun yeryüzüne sığmayan kibiridir” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Gezi Parkı olaylarında kimliği belirlenemeyen kişilerce darp edilen ve 38 günlük yaşam mücadelesinin ardından hayatını kaybeden Ali İsmail Korkmaz’ın ailesine başsağlığı dileyerek başladı. Faili meçhul cinayetlerin toplumu böldüğünü ifade eden Öztrak, Eskişehir’de işlenen bu cinayetin faillerinin biran önce bulunmasının ve adalet önüne çıkarılmasının devletin sadece Korkmaz ailesine değil tüm millete borcu olduğunu söyledi.

Merkez Bankası’nın yaptığı döviz satım ihalelerinin ve hükümetin tüm topluma ve ekonomiye yayılan cadı avının haftaya damgasını vurduğunu belirten Öztrak, “Başbakan’ın o çok övündüğü rezervler hızla erirken TL’nin dolar karşısında sıçrayan değeri 2 kuruş bile düşmedi” diye konuştu.

Dalgalı kurla dalga geçilmez
Türkiye’de 12 yıldır dalgalı döviz kuru rejimi uygulandığını hatırlatan Öztrak, kur garantisi olmamasına rağmen, dolar 1.95 TL’yi gördükçe Merkez Bankası’nın döviz satarak müdahalede bulunduğunu, dolaylı olarak Türkiye’den çıkmaya çalışan sıcak paraya kur taahhüdü sağlandığını söyledi.

Kura yapılan müdahaleler sayesinde Türkiye’den çıkmaya çalışan sıcak paracıların kârına kâr katıldığını ifade eden Öztrak, “Başbakan’ın ekonomiye ideolojik yaklaşımı ve yerel seçimlere kadar faizlerin artışını istememesi, Merkez Bankası’nın elini kolunu bağlıyor. Merkez Bankası adeta tek kollu boksör gibi ringde mücadele etmeye çalışıyor” diye konuştu. “Dalgalı kur rejimi ile dalga geçilmez” diyen Öztrak, kur seviyesi korunmaya çalıştıkça birilerinin de bu kur seviyesini yıkmaya çalışacağı uyarısında bulundu. Bu politikanın sonuç vermediğini, bir taraftan da faizlerde yükselişin devam ettiğini anlatan Öztrak, Türkiye ekonomisinde artan kırılganlıklara dikkat çektiği konuşmasında şunları söyledi:

10 yıldır sessiz kalınan kırılganlıklar su yüzüne çıkıyor
Hükümetin birikmesine 10 yıldır sessiz kaldığı bu kırılganlıklar şimdi ciddi sıkıntı yaratıyor. Yavaşlayan ekonomi nedeniyle firmalar borç yükü altında eziliyor. Döviz kurundaki sıçramaların getirdiği kur farkı yükleri ise bu yükü taşınmaz hale getiriyor. Hükümet bu yükü kontrol altında tutmak için döviz kuruna müdahale etmeye çalışıyor.

İleri günler için ipucu
Mayıs ayına ilişkin dikkat çekici bir diğer gelişme ise finansman hesabından gelen paranın adeta durması. Bu ilerleyen günler için bir ipucu olabilir. Mayıs’ta 7,5 milyar dolarlık cari açığa karşın; finans hesabından gelen para sadece 563 milyon dolar. Oysa Nisan ayında bu kanaldan 17 milyar dolar para girişi olmuştu. Finans hesabında ani bir duruş var.

Gezi Parkı'nda yanan sigorta
AKP ileri demokrasi deyip, Türkiye’yi palalı demokrasi yapma yolunda hızla ilerlerken; piyasa ekonomisinden de hızla uzaklaşıyor. Hükümetin Gezi Parkı’ndan bu yana sigortası yandı. Sigorta değiştirilmediği için de şimdi tüm sistem tehlikede.

Bir tek başbakan anlayamadı
Başbakan Gezi olayları için ‘geldiler, geçtiler, gittiler’ diyor. Olaylarda 6 vatandaşımız yaşamını yitirmiş, binlerce kişi yaralanmış, vatandaşlarımızın ‘demokratik’, ‘özgürlüklere saygılı’ bir ülkede yaşama taleplerini tüm dünya anlamış; ancak bunları bir tek başbakan anlayamamış. Oysa Başbakan’ın ‘Ben ne dersem o olur’ diyerek ülkeyi getirdiği ortam ortada, buna rağmen bildiğimiz tutumunu sürdürüyor. Başbakan’ın baskıcı ötekileştirici tavırları ekonomideki yavaşlamayla birleşince toplum patlama noktasına gelmiştir. Bu süreci baskıyla, ötekileştirmeyle, aşağılamayla ve öç alma duygularıyla yönetmek, komplo teorileriyle toplumu bölmek yapılacak en büyük yanlıştır. Palayla demokrasi olmaz.

Torba yasa öç alma aracı oldu
AKP parlamenter demokrasiyi, parmak demokrasisine çevirdi. AKP bir taraftan da verdiği korsan önergelerle çuval yasayı Gezi Parkı’nda sorumlu gördüğü, kendinin istediği gibi at oynatılmasını engellediğini düşündüğü, sivil toplum örgütlerinden öç almanın bir aracı olarak kullanmaya başladı. Bu çerçevede Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ni işlevsiz kılmak için yapılan uygulamayı makul ve mazur görmek mümkün değildir. Bunun iyi niyeti bir girişim olmadığı açıktır.

Palalı demokrasi, sopalı piyasa dönemi
Siyasette palalı demokrasiye geçen AKP, ekonomide de sopalı piyasaya geçiyor. Bir yandan dalgalı kur rejimini çalıştırmayarak sıcak paracıları koruyan AKP, diğer yandan BDDK ve SPK eliyle hangi bankaların döviz aldığını bununla ne yaptığını soruşturacağını basına sızdırıyor.

Davulla zurnayla soruşturma
Öncelikle soruşturacaksan bunu neden davul zurnayla yapıyorsun? Sonra adama sorarlar bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? Yoksa döviz ihalelerine girecek oyuncuları belirlediler de, oyunbozanlara mı ceza kesecekler?

Dövecek adam bulamazsınız, işsizler sizi pataklar
Dünya ekonomisi artık yeni bir döneme giriyor. Küresel sermayenin risk iştahı azalıyor. Ülkelerin riskleri daha görünür hale geliyor. Siz bir yandan ekonominin mevcut güvenlik çapalarını yok eder, diğer yandan da sizin istediğiniz gibi davranmayan bankacıyı, sanayiciyi, tüccarı, esnafı elinizdeki sopayla, “Döverim ha” diye tehdit ederseniz bir süre sonra dövecek kimse bulamazsınız. Ülkedeki işsizler ordusu sizi pataklamaya başlar.

Ne yapmalı?
Önümüzdeki bir yılda Türkiye’nin bulması gereken finansman miktarı 220 milyar dolar. AKP bu parayı bulamazsa ekonomi durur. Hükümetin yaptırdığı soruşturmalar risk iştahının azaldığı bir ortamda ‘mülkiyet hakkına’ ve ‘piyasaya’ siyasi bir müdahale olarak algılanırsa Türkiye’nin 220 milyar dolar finansmanı bulması da, uzun vadeli kalıcı fonlarla finansmanın kalitesini yükseltmesi de güçleşir. Başbakan ve hükümet derhal aklıselime dönmelidir. Ekonomiye ideolojik gözlük ve komplo teorileri ile yaklaşmayı bırakmalıdır. Aksi halde yaşanacak sıkıntıların milletimize bedeli ağır olacaktır. Hükümet ülkeyi sıcak paraya bağımlı hale getirmenin oyun alanını ne kadar daralttığını görmüyor. Yeni küresel iklim hükümetin her alanda işleri sıfır hatayla, reformlarla güvenlik çapalarını güçlendirerek, bunu yaparken ötekileştirmekten, dışlamaktan kaçınarak toplumla sürekli uzlaşma zemini bularak, yaşanan ekonomik sıkıntıların yükünü adil dağıtarak, yandaş yaratmayarak, hesap vererek götürmesini gerektiriyor. Bunları söylüyorum ancak başbakan ve hükümetin bunu anlayacak noktada olduklarından endişeliyim.

Bu başbakan birlik ve beraberlik sağlayamaz
Son bir ayda ekonomide yaşananlar karşısında hükümetin gösterdiği yaklaşım, dalgalı denizde AKP’nin ekonomiyi yönetme becerisi konusunda içeride ve dışarıda ciddi kuşku yaratmıştır. Biber gazından kaçarak camiye sığınan vatandaşlarımızı camide içki içmekle suçlayan, vatandaşların en masum dileklerine sert çıkan, bu dilekleri ifade edenleri çapulcu, terörist diye damgalayan, tüm milletin kendi ahlak anlayışı ile ahlaklanmasını isteyen bir Başbakan’ın bu ülkede birlik ve beraberliği sağlaması mümkün değildir. Türkiye’nin bölgesel güç olmasının önündeki en büyük engel bizzat başbakan ve onun yeryüzüne sığmayan kibiridir.

Partisi gereğini yapmalı gerisi hikaye
Öztrak, AKP’li Zeyid Aslan’ın TBMM’deki kadın muhabirlere hakaret ettiği belirtilerek, bu konudaki görüşlerinin sorulması üzerine, “Bu TBMM’nin çatısı altında yakışmayan bir davranış. Cinsel ayrımcılık noktasına kadar giden bu tür söylemleri kınıyorum. Biran önce geçmişte de ciddi sıkıntılar yaratan bu milletvekiline partisi tarafından gereğinin yapıldığını görmeyi bekliyorum. Onun dışında söylenenlerin hepsi hikayedir. Gereği yapılmalıdır artık” dedi.

    Cuma, 12 Temmuz 2013 15:24

Bağlantılı Konular