Kılıçdaroğlu: "Milli iradeye saygılı tek ama tek partiyiz"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Parti Meclisi öncesi yaptığı açıklamada koalisyon görüşmelerinin ayrıntılarını anlattı.
Kemal Kılıçdaroğlu, Parti Meclisi Toplantısı öncesi önemli açıklamalarda bulundu.
 
"Parti Meclisimizin değerli üyeleri, değerli basın mensupları, bizleri televizyonları başında izleyen saygıdeğer yurttaşlarım. Bir Parti Meclisimizi daha yapıyoruz seçimin gölgesinde. 7 Haziran'da bir seçim yaptık. Seçim sonrası ortaya bir tablo çıktı. Emin olun bütün samimiyetimle söylüyorum bu seçim tablosunu, 7 Haziran'da ortaya çıkan seçim tablosunu en iyi okuyan partiyiz. Ve milli iradeye saygı duyan tek ama tek partiyiz. Ortaya çıkan tabloyu hiçbir zaman eleştirmedik. Vatandaş niye böyle oy kullandı diye hiçbir söylem geliştirmedik. Vatandaşın oyu başımızın üstüne dedik ve hemen Parti Meclisimizi topladık. Ne zaman? 15 Haziran 2015'te. Dedik ki, vatandaşımızın oyu, tercihi ortaya çıkmıştır. Siyasi partilere düşen görev halkın verdiği oyun gereğini yerine getirmektir. Yani bir koalisyon kurulacak ve Türkiye bir koalisyon hükümetiyle yönetilecekti. 
 
Yine sorumlu bir parti olarak Parti Meclisimiz 14 temel ilke belirledi. Parti Meclisimiz dedi ki, eski alışkanlıkları bir tarafa bırakıyoruz. Eski kavgaları da bir tarafa bırakıyoruz. Türkiye'yi yöneteceksek, saygıyla yöneteceksek, güven içinde yöneteceksek partiler ilkelerini belirlesinler. Her parti ilkelerini belirlesin. İlkeleri uyuşan partiler bir araya gelsinler ve koalisyon kursunlar. Yargı bağımsızlığından tutun yeni bir anayasa oluşturulması, güçlü bir sosyal devletin oluşturulması, cumhurbaşkanının anayasal sınırlar içine çekilmesi gibi 14 ilkemizi belirledik ve dedik ki, bu ilkeleri kim kabul ediyorsa elbette biz oturur koalisyon görüşmemizi yaparız. Ve bizim tercihimiz onu da yine kamuoyuyla paylaştık. Mademki 4 siyasal parti parlamentoya geldi, daha önce bir siyasal parti tek başına iktidardaydı ve 13 yıldır ülkeyi yönetiyordu ve bizler onun yönettiği Türkiye'nin bugün geldiği noktayı benimsemiyorduk. O zaman %60'lık blok oturup ayrı bir hükümet kursun. Biz bu çağrımızı da yaptık. 
 
Bu çağrımıza MHP bütün çağrılara olduğu gibi hayır dedi. Tabi şunu merak ediyorum. Her şeye hayır diyen bir siyasal parti vatandaşın önüne nasıl çıkacak? Her şeye hayır. Evet dediği hiçbir şey yok. Biz ne dedik? İlkelerimiz var, kurallarımız var. Neden? Çünkü biz Türkiye için, bizim insanımız huzurlu bir yaşam sürdürsün, iyi bir hayat standardını yakalasın. Siyasetçilerin, siyasal partilerinde görevi budur dedik. Hayır dedi ve AKP'ye olağanüstü bir moral avantajı sağladı. Siz uyuşamıyorsunuz bana mahkumsunuz demeye başladı. 
 
Değerli arkadaşlarım, 32 gün sonra, seçimlerden tam 32 gün sonra Sayın Ahmet Davutoğlu Cumhuriyet Halk Partisini ziyarete geldi. Sizinle koalisyon görüşmesi yapmak istiyoruz diye. 13 Temmuz 2015 tarihinde. Geldiler Genel Merkezimizi ziyaret ettiler. Kendilerine şunu söyledim. 14 ilkemiz var, sizlerde bunu biliyorsunuz, ilkelerimizi kabul ediyorsanız bir sorunumuz yok. Ve şu tabloyu çok net Sayın Davutoğlu'nun önüne koydum. 
 
Eğer bir koalisyon kurulacaksa; 
 
1- Yüksek profilli bir koalisyon olması lazım. Yani parlamentoda sayısal ağırlığı ciddi olarak yeterli olması lazım. Bu var mı? Var. 
2- Koalisyon hükümetinin 4 yıl süreyle kurulması lazım. Çünkü ekonomide ciddi sorunlarımız var, bazı ciddi kararlar almak zorundayız. 4 yıllık bir hükümet olması lazım. 
3- Kurulacak koalisyonun eski hükümetin devamıymış gibi bir algı kesinlikle yaratmaması lazım. Hem içerde, hem yurtdışında Türkiye'de yeni bir hükümet kuruldu algısının olması lazım. 
4- Koalisyon ortaklarının karşılıklı güven esasına dayalı bir tutum sergilemeleri gerekiyor. 
 
Sayın Davutoğlu bunun üzerine koalisyonla ilgili görüşmelere başlayabiliriz dedi. Yani biz daha birinci gün 13 Temmuz günü bu görüşlerimizi Sayın Davutoğlu'nun ve ekibinin önünde dile getirdik ve bunun üzerine bize görmelere başlayabiliriz dendi. Bizde olur hay hay buyurun görüşmelere başlayabiliriz. 
 
Değerli arkadaşlarım, bu arada biz Türkiye'nin 5 temel sorununu da saptadık ve şunu söyledik. Bir koalisyon hükümeti 14 ilkeden yola çıkarak Türkiye'nin 5 temel sorununu çözmek zorundadır. Bunu da kendilerine ifade ettik. Neydi 5 temel sorunumuz? Dış politika. Türkiye dış politikada yalnızlaştırılan bir ülkedir. Soyutlanmıştır dünyadan Türkiye. 5 büyük ülkede büyükelçisi yoktur. Ortadoğu'da sorun çözen değil, sorun yaratan ülke konumuna gelmiştir. Dış politikanın kullandığım ifade aynen şuydu; 180 derece değişmesi gerekiyor. Ekonomi ikinci büyük sorun alanımız. O zaman dolar henüz bu kadar yükselmemişti. Ama biz geleceği en iyi okuyan partiyiz. Yanlışları biliyoruz, hataları da biliyoruz. Söylüyoruz. Bu politikayla bu ekonomi gidemez. Ciddi tutarlı kararlar almak gerekiyor. 
 
Üç; eğitim sorunu. Hiçbir anne, baba altını özenle çiziyorum. Hiçbir anne, baba bu eğitim sisteminden memnun değil. Çocuğunu okula gönderiyor ama memnun değil. Mecburen gönderiyor. Durumu iyi olan aileler çocuklarını özel okullara gönderiyorlar. Ama devlet okulları eğitim düzeyi açısından iflas etmiş konumda. Türkiye çağdaş uygarlığı yakalayacaksa eğitim yoluyla yakalayacaktır. Kendilerine Finlandiya'dan eğitim reformunu yapan bakan yardımcısını Türkiye'ye davet ettiğimizi de söyledim. O ülkede eğitim reformuyla beraber kişi başına gelirin nasıl 25 bin, 30 bin dolara çıktığı örneğini de verdim. Ve Türkiye orta teknoloji tuzağından kurtulacaksa, orta gelir tuzağından kurtulacaksa çağdaş bir eğitim modelini kurmak zorundayız dedim. 
 
Anayasa, dördüncü büyük sorun alanımız. Darbe anayasası değişmelidir, Türkiye çağdaş bir anayasaya kavuşmalıdır. Darbe hukukunu tamamen değiştirmemiz lazım dedik. 
 
Ve 5. sorun alanımız şimdi bir numaralı sorun alanımız haline dönüştü. Toplumsal barış. Her gün şehitlerimiz geliyor. Bunu da ancak güçlü bir koalisyon hükümeti çözebilirdi. 
 
Değerli arkadaşlarım, zaman zaman bize şu eleştirilerde geliyor. Efendim niye bu kadar vakit kaybettiniz diye. Ne söyledim? Daha birinci gün koalisyon ilkelerini belirledik ve neleri yapacağımızı, nelerin olması gerektiğini Sayın Davutoğlu'na söyledik. Onlarda evet dediler. Görüşme süremiz 10 gündür arkadaşlar. Bayram tatili girdi. Yüksek askeri şura girdi. Bizim değil onların sorunuydu. 10 günlük bir görüşmemiz oldu. Başbakanlık konutunda Sayın Davutoğlu'na görüşmenin uzaması bizde rahatsızlık yaratıyor, koalisyonu ya kurarız, ya kurmayız. Yetki sizde, görev verildi size açık iradenizi beyan edin. 
 
Bize kısa süreli bir seçim hükümeti önerisi geldi. Bu öneriyi partimizin yetkili kurullarına götüreceğim dedim ve Merkez Yönetim Kurulunda bunu görüştük. Ve Merkez Yönetim Kurulu son görüşmeden bir gün önce ilk gün Sayın Davutoğlu'na söylediğimiz ilkeleri, kuralları tekrarladı. Yüksek profilli hükümet, 4 yıllık hükümet, sorunları çözen bir hükümet, karşılıklı saygıya dayanan bir hükümet olması gerekiyor. Bizim kararımız budur dedik. 
Son görüşmemizde bize iki konuda derin görüş ayrılıkları olduğu söylendi. Neymiş? Bir; eğitim. İki; dış politika. Derin görüş ayrılıklarının ortaya çıkması için bu konularda müzakere yapılması lazım. Müzakere yapıldı mı? Hayır hiç yapılmadı. Sayın Davutoğlu anlattıklarımın doğru olmadığını söylüyorsa iki partide de tutanaklar var. Lütfen tutanakları açıklasın. Biz ne söylüyorsak son kertesine kadar doğrudur. Çünkü biz samimiyiz. Çünkü biz hiçbir zaman partimizi düşünmedik. Efendim bizim partimiz bir dahaki seçimlere göre numara çekelim. Hayır. Bizim kırmızı plaka merakımız zaten hiç yok. Bakanlık koltuğu merakımız hiç yok. Bizim bir tek hedefimiz var. Bu ülkede bütün vatandaşlarımız huzur içinde yaşasın. Siyaset görevini yapsın. Namusuyla görevini yapsın. Dürüst bir şekilde görevini yapsın. Hedefimiz buydu. 
 
Neden eğitimi dillendiriyorlar? Seçim meydanlarına çıkıp efendim işte CHP var ya imam hatip okullarını kapatacaktı, bizde bu nedenle aramızda derin görüş farklılıklarını ifade ettik. Yine açık ve net çağrı yapıyorum. Tutanakları açıklayın. Hiçbir yerde, hiçbir Cumhuriyet Halk Partili imam hatip okullarını kapatacağız diye bir cümle kullanmamıştır. Ayrıca niye kapatalım? Hangi gerekçeyle kapatacağız? Bir anne, baba çocuğunun dini eğitim almasını istiyorsa o eğitimin kalitesini artırırız biz. Niye kapatalım? Böylece bizim aleyhimize kullanmak istedikleri bir şeyi biz hemen fark ettik. Açık ve net söylüyorum çocuğunu imam hatip okullarına gönderen saygıdeğer anne, babalara söylüyorum. Sizin çocuğunuzun güvencesi biziz. Biz sizin çocuğunuzun gittiği okulu bir partinin arka bahçesine dönüştürmek istemeyiz. Çocuğunuz orada en güzel eğitimi alacak, en iyi eğitimi alacak. Çocuğunuzla iftihar edeceksiniz. Herkesin bunu bilmesini isterim. 
 
Dış politikaya gelince, zaten 180 derece değişmeyen bir dış politika bu memlekete yarar getirmez. Ancak ve ancak zarar getirir. Nitekim zarar getiriyor."
    Pazar, 23 Ağustos 2015 15:24

Bağlantılı Konular