Haluk Koç: “Taksitle anayasa olmaz”

“Başbakanın inandırıcı tarafı var mı? Daha dün 5 yıldızlı otellerde iftar yapmayın dedi, kendisi uzun uzun 5 yıldızlı otelin iftar salonundan konuştu”

CHP Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç SKYTÜRK 360’ın canlı yayınında Sedat Yazıcıoğlu’nun güncel gelişmelerle ilgili sorularını şöyle yanıtladı:

Sedat YAZICIOĞLU- Bugün Ana Muhalefet Partisinin önemli isimlerinden birisi var konuğumuz. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı, Parti Sözcüsü ve Samsun Milletvekili Sayın Haluk Koç. Hoş geldiniz.

Haluk KOÇ- Hoş bulduk Sedat bey, iyi yayınlar.

Sedat YAZICIOĞLU- Nasılsınız?

Haluk KOÇ- Teşekkür ederim, sağolun.

Sedat YAZICIOĞLU- Biraz önce yayından hemen önce Başbakanın konuşmasını izledik Sayın Başbakanın. Dün bir çağrıda bulundu Sayın Başbakan. Anayasanın diyor en azından üzerinde anlaşma sağlanan bir 48 maddesi var diyor. Bu 48 maddesi diyor CHP gelsin diyor, muhalefet gelsin gece gündüz çalışalım ve bir haftada çıkartırız diyor. Yani ondan sonra o maddeleri 68, 78’e çıkartırız. Ama en azından diyor 48 madde de hemen anlaşalım diyor ama CHP samimiyse diyor anayasayı değiştirme konusunda.

Haluk KOÇ- Başbakan samimiyet konusunda bir sorgulama yapıyor ama herhalde yine aynanın karşısında konuşuyor. Şimdi bakın Sedat bey, taksitle anayasa yapma diye bir süreç olmaz. Anayasa bir bütündür, bir toplumsal kontrattır. Bunun temel ilkeleri kondu ama yolun yarısında Başbakan başkanlık sistemi konusundaki bir dayatmayı anayasa masasına orada temsil ettirdiği arkadaşları tarafından taşıttı ve ondan sonra süreç tıkanmaya başladı dikkat ederseniz.

Şimdi burada samimiyet sorgulaması yapacak olursak önce ön şartsız, ön koşulsuz yola çıkılıp her madde de tam uzlaşma sağlanırsa o madde kabul edilecek hareketiyle işe başlandı. Yolun yarısında Başbakan parlamenter sistemi rafa kaldıracak. Başkanlık sistemini getirecek ve birçok yürütmeyle ilgili, yasamayla ilgili birçok maddeyi de anayasada doğrudan etkileyecek bir takım baskılara başladı.

Şimdi samimiyeti bir defa burada sorgulamak lazım. Deminde söyledim, efendim 40 küsur madde de anlaşıldı biz bunları getirelim. Bunları çıkartalım gerisine bakarız. Gerisini ne yapacaksın sonra?

Sedat YAZICIOĞLU- Gerisini devam ederiz diyor Sayın Başbakan. Ama bir yerden başlanması da lazım.

Haluk KOÇ- Bu indirimli satışlara benzedi. Siyasette böyle bir şey olmaz. Taksitle anayasa olmaz. Anayasa bir bütündür, bir felsefesi vardır, bir ruhu vardır, bir tarifi vardır, bir tanımı vardır.

Şimdi bütün bunları, bu parçasını sizinle anlaştık. E öteki parçasını? Öteki parçasını da ben süreç konusunda izdivaçta bulunduğum bir başka küçük siyasi partiyle anlaşır, 330’u bu şekilde sağlar ve ondan sonrada referandumda Türkiye’yi tekrar bugün yaşadığımız gibi kutuplaştırırım.

Sedat YAZICIOĞLU- Siz bu anayasanın değişmesi konusunda hemfikirsiniz değil mi önce?

Haluk KOÇ- Kesinlikle. Bunu en samimi Cumhuriyet Halk Partisi ifade etmiştir Sedat bey. Bütün seçim öncesinde evet 12 Eylül faşizminin tüm kalıntılarını kaldıralım dedik. Çağdaş, özgürlükçü, sivil ve her türlü vesayetten arınmış bir anayasa yapalım dedik. Bakın dikkat edin vesayet deyince bazı papağanlar sadece askeri vesayeti algılıyor. Askeri vesayet ayrı ama onun yerine idame ettirmeye karar verdiği sivil vesayette kaldırılmalı. Vesayetsiz, özgürlükçü, sivil, çağdaş, katılımcı bir anayasa yapalım dedik. Yola çıkış noktamız bu. Cumhuriyet Halk Partisi bu noktada olduğu yerde duruyor. Ve ilkelerini de ortaya koydu. İlk 4 madde konusunda Türkiye Cumhuriyeti devletini tarif eden, siyasi olarak tarif eden, sosyolojik olarak tarif eden ilk 4 madde konusundaki kırmızıçizgilerini de korudu ve ondan sonrasında her şeyi gelin tartışalım yapalım dedi.

Ama burada Başbakanın gece ayrı, sabah ayrı konuşması, düşünmesi, plan yapması olayı bloke ediyor.

Sedat YAZICIOĞLU- Bugün Başbakanın açıklaması da var. Eğer hakikaten Cumhuriyet Halk Partisi samimiyse bu anayasa değişikliği konusunda samimiyse ben başkanlık sisteminden de vazgeçerim diyor Başbakan.

Haluk KOÇ- Başbakanın inandırıcı tarafı var mı Sedat bey? Daha dün 5 yıldızlı otellerde iftar yapmayın dedi şimdi uzun uzun 5 yıldızlı otelin iftar salonundan konuştu. Başbakanın samimiyeti yok. Başbakan bu konuda çizdiği çizgiyle bir güven vermiyor, samimiyet telkin etmiyor. Zaten anayasa komisyonundaki AKP’li üyelerde Başbakanın ruh yapısının, ikliminin, yaşadığı kimyanın etkisi altında çok daha farklı ifadelerde bulunuyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi olduğu yerde duruyor, topluma verdiği sözün arkasında. Ama AKP’nin ertesi gün ne söyleyeceği konusunda çekincesi var, samimiyet sorgulaması burada yapılmalı. Taksitle de anayasa olmaz. Demin söylediğim gibi anayasa bir bütündür. O bütün çerçevesinde düşünmek lazım, karar vermek lazım, adım atmak lazım.

Sedat YAZICIOĞLU- Ama sizde kararlısınız anayasanın değişmesi konusunda. Anlaşabilirsiniz yani.

Haluk KOÇ- Kesinlikle ama Başbakanın torbadan her gün yeni bir madde çıkartarak, yeni bir istek çıkartarak masaya getirmesinin de karşısındayız. İlkeleri belirledik o ilkeler Başbakan tarafından değiştirilmediği sürece biz her konuda katkı vermeye hazırız.

Sedat YAZICIOĞLU- Bir iki konumuz daha var hemen kısa kısa değinelim. İsterseniz Mısır’a gelelim, şu Mısır’da neler oluyor. Yine Başbakanın açıklaması var. Biz çektik, onlar çekmesin diyor Mısır halkı için. ABD ve AB ülkeleri Mısır’da olana darbe demiyorlar. En son bugünkü medya kuruluşlarında da var Suudi Arabistan, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri, Katar’da dahil Mısır’daki mevcut şuandaki askeri yönetime yardım için yarışıyorlar adeta. 5 milyar dolar bir defada hibe yardımında bulunma kararı aldılar. IMF’de kesenin ağzını açtı. Nasıl okuyorsunuz siz bu tabloyu?

Haluk KOÇ- Tabloyu çok net okuyorum. Yani büyük bir emperyal projenin Ortadoğu’da Mısır ayağının o uluslararası oyun kurucuların taleplerine göre şekillendirme gayreti. Burada bakın Mübarek sonrasında, Mübarek devrilmeden önce sokağa çıkan kitleler biliyorsunuz yine bir darbe yoluyla Mübarek’i gönderdiler yerine iki aşamalı bir seçim geldi. İlk aşamasında %21,5 oy alan Mursi ikinci turda Mübarek’e yakın gibi gözüken Şefik’le beraber ikinci tura girdiler ve %52 aldı seçmenlerin %50’sinin katıldığı bir seçimde. Tamam katılım budur ama demokratik bir süreçtir. Peki demokrasinin kuralları ve kurumları Mursi tarafından nasıl değerlendirildi iktidara geldiğinden sonra. Baktığınız zaman İhvan yani Müslüman Kardeşlerin o temel ideolojik yapılanmasına uygun demokrasi yaratmaya çalıştı. Şimdi bunların ikisi yan yana gelmez. Yani kendine göre, kendi kafasına göre demokrasi, kurumları bu şekilde oluşturma, yargıyı, medyayı buna göre dizayn etme. Biraz benzeyen tarafları var Türkiye’ye herhalde yaşadıklarının.

Sedat YAZICIOĞLU- Ama bunun yolu yine de darbe değil herhalde.

Haluk KOÇ- Ben darbe olduğunu söylemiyorum.

Sedat YAZICIOĞLU- Metot yanlış.

Haluk KOÇ- Şimdi hemen bir …………den fiile geçiyoruz. Çok net söylüyorum olayı tarif etmeye çalışıyorum. Yani Mursi demokrasiyi tahrip etti. Demokrasiyi kurumsallaştıramadı bunu söylemeye çalışıyorum. Ama bunun yolu buna tepki duyan insanların gerçekten özgürlükçü kurumlarıyla işleyen bir demokrasi isteyen Mısır halkının demokratik tepkilerini alanlarda verdikten sonra da bunun sonucunu sandıkta alabilecekleri bir aşamaya getirilmesiydi olay. Buraya gelmedi. Yani Mısır ordusu Mısır’daki Mursi’nin baskıcı demokrasisine karşı gösterdiği haklı tepkiyi çaldı Mısır ordusu. Mısır ordusu çaldı ve emperyalist taleplere ipotekledi Mısır’ı. Kuveyt, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar bağlamını da herhalde buradan okumak gerekiyor. Yani benim taleplerime göre şekilleniyor. Yani bunun arkasında ben varım diyen bir üst yapı, oyun kurucu ve buna göre de körfez ülkelerinde, Arap yarımadasında kendisine bağımlı olarak tuttuğu bütün demokrasiden uzak şeyhlikler, krallıklar ve bu şekilde yönetilen ülkelerin maddi ya da siyasi desteğini de bunun arkasına koydu. Olay çok net ve açıktır. Yaşanan süreç gayrimeşrudur bunu ifade ediyoruz. Fakat Mursi’nin hemen şunu eleştiriyorlar efendim gayrimeşru olduğunu söylüyorsunuz ama hemen bir ama getiriyorsunuz diye. O amanın anlamı büyük. O amayı iyi okumak lazım. Mısır ordusunun pozisyonunun da emperyal taleplerin bugün tacirliğine soyundurulmasını da, Mursi’nin demokrasiyi katleden uygulamalarını da birlikte değerlendiremezsiniz Mısır’ı okuyamazsınız.

Şimdi biz çok çektik aman onlar çekmesin. Bu sürekli bir mağduriyet arayışı. Yani revaçta olan bir şarkı Sayın Başbakan için. Aslında üzülüyorum, kendisi içinde üzülüyorum. O da şu; ben mağdurum, her olayda mağdurum. Yağmur yağdı mağdurum, Mısır’da böyle bir oluşma oldu ben mağdurum. Yani sen mağdur değilsin. Sen şuanda yetki kullanıyorsun, güç kullanıyorsun. 12 yıldır Türkiye’yi tüm demokratik kurumlarını ve kurallarını sende değişik yerlerden kuşatmış bir kişisin. Mağduriyet olur mu böyle? Yani bir mağduriyet ithal edecek Mısır’dan ve bir süre daha bu mağduriyete gidecek. Artık herkes görüyor. Kim mağdur kim mazlum. Şuanda Başbakan üzülerek söylüyorum mağdurun ötesinde mağrur. Zulüm uyguluyor, baskı uyguluyor ve bütün kurumları da kendine göre şekillendiriyor. Onun için bu şarkı tutmaz. Bu kapıyı artık kullanmaması lazım Başbakanın. Çünkü siyaseten de ironik hale düşüyor. Bunu da görmesi lazım.

Sedat YAZICIOĞLU- Sayın Başkan, çözüm sürecine gelelim. Çözüm süreciyle ilgili bugün Başbakanlıkta Başbakanın başkanlığı altında çok sayıda bakanın, MİT Müsteşarının da katıldığı bir toplantı yapılıyor çözüm sürecinin son durumunu. Size göre çözüm sürecindeki zorluklar neler?

Haluk KOÇ- Çözüm sürecindeki zorlukları başından ifade ettik. Yani Cumhuriyet Halk Partisinin Kürt sorununun çözümüyle ilgili bu olay devreye sokulduğunda Başbakan tarafından Oslo’dan sonraki süreci söylüyorum. Cumhuriyet Halk Partisinin tezleri çok net ve ortada ve bugünde ne kadar haklı olduğu ortada. Bir siyasal, toplumsal uzlaşma önerisinde bulunmuştuk hatırlıyorsunuz. Bunlar olmadan ve meşru zeminde bunlar tartışılmadan her zaman olay sıkıntıya girer demiştik. Ne yaptı Sayın Başbakan? Bunu kabul etmedi biliyorsunuz. Bir ortak komisyon kurulmasını, tüm partilerden eşit sayıda milletvekilinin katılımıyla. Akil insansa akil insanın bu heyet tarafından belirlenmesi. Başbakanın aklına göre tayip edilmemesi ve sürecin meşru zeminde milletin önünde şeffaf tartışılması. Cumhuriyet Halk Partisi bunları söylemişti. Cumhuriyet Halk Partisi çözüme karşı. Kim yaptı bu yaygarayı o zaman? Barışa karşı. Kim çıkarttı bu kadar gürültüyü? Başbakan ve ona yakın gözükmek isteyen çevreler. Gizli bir takım süreç işletildi. Başbakan arada Hakan Fidan dediniz MİT Müsteşarı. Hükümet üyesi konumunda değerlendiriliyor zaten şuanda. Her toplantıda, her yerde diğer hükümet üyeleri belki figüran olarak bulunuyorlar ama Hakan Fidan as eleman olarak kadroda. Bütün bunlar aracılığıyla Kandil, İmralı, hükümet arasında teatiler yapıldı, mektuplar gönderildi, görüşmeler yapıldı. Hiç kimse bugün Türkiye’de bu görüşmelerde ne mutabakata varıldı, neler imzalandı, sonrası için neler planlandı, hangi aşamada hangi adımlar atılacak bunlar konusunda bilgi sahibi değil. Resmi olarak bilgi sahibi değil. Arada bir mektuptan sızmalar oldu biliyorsunuz. Arada bir Kandil’den basın açıklamaları yapıldı. Başbakan konuşmadı. Başbakan şuanda kuyruğu kaptırmış durumda. Başbakan şuanda sıkışmış durumda. Tarif ettim daha önce. Huninin biliyorsunuz Sedat bey bir geniş kısmı vardır, ağız kısmı vardır. Orada hareket sahası geniştir ama gittikçe daralır ve küçücük bir deliğe gelir. Huninin çıkış deliğine geldi süreç artık.

Şimdi Başbakan bu mutabakat diye aralarında teati ettikleri görüşlerde…

Sedat YAZICIOĞLU- Siz açılımdan umutsuzsunuz öyle gözüküyor.

Haluk KOÇ- Tarif etmeye çalışıyorum. Zaten kendisi söylüyor. Taraflardan bazılarının açıklamaları vardı demin ekranda sizde izlediniz. Benim kendi yorumumu yapmama gerek yok. Kendileri yorumluyorlar zaten. Yani şimdi Başbakan ne söz verdiyse o konuda adım atması isteniyor. Başbakana bakıyorsunuz Erzurum’da Samsun’da bu son olaylar sonrasında yaptığı can hıraç mitinglerde söylediklerine bakıyorsunuz o o MHP’den çok daha ileri söyleme sahip bir Başbakan. Şimdi nerede kaldı. Hani bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Onun için Başbakan inandırıcı değil.

Bir siyaset ki şeffaf değildir, bir siyaset ki gizli pazarlıklarla yürütülür. Her zaman taraflardan birinin beklediğini elde edememesi durumunda olayı sabote etmesi en çıkar yoldur. Şuanda gözüken tabloda o.

Sedat YAZICIOĞLU- Sayın Başkan süremizin sonuna geliyoruz. AKP’nin Kürt kökenli milletvekilleri BDP’nin şiddetin durmasında dikkate alınması lazım diyorlar. BDP’yi burada dışlayamayız diyorlar şiddet konusunda. Ama BDP’de çözüm kararlılıkla, ısrarla çözüm Öcalan’ın özgürlüğündedir diyorlar. Ancak oradan anlaşabilir, geçer diyorlar. Çözüm Öcalan’ın özgürlüğünde mi? Çözüm nerede?

Haluk KOÇ- Valla çözüm toplumsal uzlaşmada, siyasi uzlaşmada ve milletin önünde şeffaf, çekinmeden, açık, seçik bu sorunla ilgili bütün noktaları tartışmakta. Bunların Türkiye’de yaşayan tüm kardeşlerimiz tarafından makul bulunabilir, kabul edilebilir, uygulanabilir önerileri hayata geçirmek. Bütün söylediklerimiz bu. Şimdi BDP bakın bir siyaset ya da bir süreç bir terör örgütünün silahı masanın üstünde tutarak terör şantajıyla sürdürülürse orada akılcı bir çözüm yolu bulmak mümkün değildir. Her zaman masanın altında bir silah tehdidi var ve siz pazarlık yapıyorsunuz. Kabul etmezsen silahı tekrar devreye sokarım. BDP’nin de tabi ki legal bir parti, seçilmiş arkadaşlarımız var. Ama biran önce kendi siyaset ağırlıklarını taşımaları gerekiyor. Yani terörün ve silahın şantajından çıkarak aktif siyasi aktör olmaları gerekiyor bu sürecin içerisinde. Bu ne kadar gerçekleşir bilmiyorum. Çünkü PKK’yla ilişkileri herkesin malumu. Bu boyutta siyasetin sağlıklı işleyebilmesi için demin söylediğim tüm noktaların Başbakan tarafından dikkate alınması gerekiyor idi. Başbakan tabi ya kazanırım ya kaybederim şeklinde düşünüyor herhalde. Hani rest diye masaya bir sürü şey sürüyor. Eğer bu süreci halledersem ben tek başına bunun primini sağlarım dedi. Pek öyle gözükmüyor. Siyaset zaten bir uzlaşı sanatıdır. Siyaset asgariden istişareye dayalı ortak çözüm arayışlarını bulma sanatıdır. Ben söyleyeceğim, benim söylediğime gelirseniz bu uzlaşma olur, benim söylediğime gelmezseniz bunun hiçbir anlamı yoktur ben bildiğimi yaparım. Bunun adı demokraside değil, siyasette değil. Son gezi olaylarındaki tutumundan tutun çözüm sürecindeki tutumuna kadar, anayasa konusundaki dayatmalarına kadar Başbakan maalesef demokrat, mantıklı, uzlaşılabilir, diyalog kurulabilir bir siyaset profili çizmemektedir. Bu Türkiye’nin şansızlığıdır. Tabi kendi şanssızlığıdır.

Sedat YAZICIOĞLU- Peki Sayın Başkan kapatıyoruz. Son sorum yerel seçimler için düğmeye bastınız. Aday adaylıkları için herhalde sanıyorum 31 Aralık…

Haluk KOÇ- 31 Temmuz’a kadar, devlet memurları hariç tabi onların istifa süreçleri ayrı.

Sedat YAZICIOĞLU- Peki adaylar ne zaman belli olacak, netleşecek, kesinleşecek? Birde yerel seçimlerden ne bekliyorsunuz? Yerel seçimlerin önemi ne birde?

Haluk KOÇ- Yerel seçimler tüm yaşadığımız olayları art arda koyacak olursak bir tek yerel özellikte kalmayacak seçimler olarak gözüküyor. Yani çok ciddi olaylar yaşıyoruz, ağırlığı her gün artan sorunlarla karşı karşıyayız. Onun için genel etkileri olabilecek olan bir seçim. Cumhuriyet Halk Partisi son tüzük değişikliğinden sonra da artık sabah erken kalkanın Ankara’ya gidip kendine bir yakın bulup ben şurada adayım diyebileceği bir süreci sonlandırıyor. Katılımcı bir aday belirleme süreci yaşayacağız. Tüm örgütün eğiliminin alınacağı bir aşama olacak. Daha sonra nüfusu 100 binin üzerinde olan yerleşim yerlerinde ve çekişmeli geçebileceği düşünülen yerlerde çapraz kontrollü kamuoyu incelemeleri olacak. Bunlar belirli ağırlık derecelerinde aday belirlemede değerlendirilecek. Belediye meclis üyeliklerinde ise fermuar yöntemini uygun görüyor Merkez Yönetim Kurulu, Parti Meclisimize bu şekilde iletecek. Parti Meclisimizde son karar verilecek tabi ki. Burada da tek sıralar tüm örgüt üyelerinin seçeceği kişiler, çift sıralar ise o bölgede meslek açısından, cinsiyet açısından, orada yaşayan hemşeri gruplarının temsili açısından, genç açısından, kadın açısından ne eksik kaldıysa oraları da o şekilde doldurmak. Yani bir Cumhuriyet Halk Partisi listesini eline alan bir vatandaş yaşadığı bölgede kendinden herkesi görebilecek o belediye meclis üyesi listesinde. Buda önemli bir aşama katılımcı demokrasi için.

Son olaylarda öne çıkan arkadaşlarımız var biliyorsunuz. Şehir duyarlılığını, kent duyarlılığını, demokratik tepkilerini en üst düzeyde yansıtanlar var. Bunlardan da tabi Sayın Genel Başkanımızda ifade etti talebi olanların bu kontenjanlarda değerlendirilmesi düşünülüyor.

Sedat YAZICIOĞLU- Sayın Başkan, en merak edilen konu. Acaba kafanızda şekillendi mi Ankara, İstanbul, İzmir?

Haluk KOÇ- Yok ben sadece Genel Başkan Yardımcısıyım. İstanbul, Ankara gibi son derece önemli dediğim süreçlerden sonra…

Sedat YAZICIOĞLU- Mesela İstanbul?

Haluk KOÇ- Bir sürü isim geçiyor, bir sürü arkadaşımızın ismi geçiyor. Önemli olan Cumhuriyet Halk Partisi hangi adayla İstanbul seçimini kazanacak bunun belirlenmesi ve buna geride kalan tüm isimlerde dahil herkes en büyük katkı yapacak. Ve şunu da söyleyeyim İstanbul’u AKP kaybedecek burada iddiayla söylüyorum. Ve Türkiye’de de ondan sonraki seçimi AKP kaybedecek. İstanbul bunun habercisi olacak. Ankara’da Melih beye daha değinmedim ama Melih beyinde kaderi aynı şekilde olacak onu da merak etmeyin.

Sedat YAZICIOĞLU- İstanbul için en merak edilen soru Sarıgül.

Haluk KOÇ- Mustafa Sarıgül herkes gibi ismi adaylar arasında geçen bir arkadaşımız. Öncelikle Sayın Genel Başkanımızın da çok açık daveti var. Öncelikle partiye katılır ve dediğimiz gibi bu süreçler içerisinde eğilim yoklaması, kamuoyu anketleri…

Sedat YAZICIOĞLU- O zaman 31 Temmuz’a kadar katılması lazım doğru mu?

Haluk KOÇ- Bilemiyorum süreçler ortada.

Sedat YAZICIOĞLU- Peki çok teşekkür ediyoruz Sayın Başkan.

Haluk KOÇ- Rica ederim, iyi yayınlar diliyorum.

Sedat YAZICIOĞLU- Ankara’dan konuğumuz Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü, Samsun Milletvekili Sayın Haluk Koç’tu. Teşekkür ediyoruz Sayın Başkan.

Anahtar Kelimeler
    Cuma, 12 Temmuz 2013 08:47

Bağlantılı Konular