Gök: "Terörizme prim verilemez"

CHP Grup Başkanvekili ve Ankara Milletvekili Levent Gök, TBMM'de yaptığı Basın Toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak; "CHP terörü ayrım yapmadan bütün olarak araştırmaya yönelik önerge vermiştir." dedi.

Levent Gök'ün açıklamaları şöyle:

"Bugün yine Şırnak'tan gelen üç şehit haberiyle sarsıldık. Dün Diyarbakır'da bir polis ve bir yurttaşımızın ölümü üzüntüsü yaşanırken Şırnak'tan gelen üç şehit haberi Türkiye'yi derinden sarstı.

Aslında şehit haberleri ve masum insanlara yönelik terörün arttığı geçtiğimiz günlerde CHP'nin Meclis'i olağanüstü toplantıya çağırmasıyla yaşanan dünkü birleşimde terörün bütün boyutlarıyla tartışılması için verdiği önergede ne kadar haklı olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Terör amaç olarak toplumda kaos yaratmayı ve güvensizlik ortamının pekiştirilmesini arzu eder, Terörün yarattığı bu güvensizlik ve kaos ortamında yurttaşların devlete olan güvenlerinin sarsılması ve bir korkunun yaratılması amaçlanır. İşte tam da böyle bir tabloda siyasetçilere ve tüm yurttaşlara düşen nereden gelirse gelsin her türlü terörün karşısında olarak bir
birlik ve beraberlik içinde olabilmektir.

CHP tarihsel sorumluluğu gereğince bunu amaçlamıştır ve böylesi bir dönemde bu meclis toplanmayacak da ne zaman toplanacaktır anlayışından yola çıkarak tatilde olan meclisi olağanüstü toplantıya çağırarak bütün partilerin hiç kimseyle bir art düşünce olmaksızın herkesin kurulacak bir ortak komisyonda teröre karşı bir mücadele platformunun oluşturulmasını amaçlamıştır. Çok haklı bir taleptir. Çok haklı bir istemdir. Türkiye'nin bütün 77 milyonun gözü, hatta dış dünyanın gözü dün TBMM'nde 4 partinin göstereceği ortak iradeye kilitlenmişken ne yazık ki, dün mecliste yapılan oylamada ve oylama öncesi diğer siyasi parti gruplarının birbirlerine karşı hasmane, nefret söylemli konuşmalarıyla CHP'nin arzuladığı amaç gölgelenmiştir.

CHP'nin verdiği araştırma önergesi, başta, önceki hafta Suruç'ta 32 yurttaşımızın yaşamını yitirdiği bombalı terör saldırısının yani IŞİD'in yapmış olduğu saldırının ve asker ve polislerimize yönelik PKK saldırılarının da yarattığı terör olaylarını, başkaca hangi terör örgütleri yaratmışsa o terör olaylarının araştırılmasına dönüktü.

Dün meclisteki oylamada dört partiyi ortak deklarasyona davet eden iktidar partisinin tutumunun ne kadar ibret verici olduğunu gördük. Hâlbuki onlar da buna dört elle sarılmalıydı. Doğrusu bu idi, demeliydiler. Çünkü CHP bu komisyonun kurulmasını önerirken CHP Komisyon üyelerini oluştursun diye önemiyor ki… Bütün partilerin sayısal oranda temsil edileceği bir komisyonda her siyasi partinin görüşü temsil edilecek ve en azından Türkiye böyle bir komisyonun duyulmasından itibaren bir güven ortamına kavuşmuş olacaktı. Terör karşısında birleşiyorlar ve terörizme prim vermeyecekler anlayışı çıkabilirdi. Maalesef bu engellenmiştir.

İktidar partisi kendisinin 7 Haziran seçimlerinde biten iradesine rağmen 7 Haziran seçimlerinden sonra ortaya çıkan meclis tablosunda meclisin yeni bir irade koymasını engellemiştir.

Tabi bunun yanında esas şaşırtıcı olan taraf MHP'nin tavrıdır. Nereden gelirse gelsin, bütün terör araştırılsın Suruç'taki patlamanın IŞİD'in terörü de araştırılsın, önergemizi verdiğimiz zaman o zaman ölen askerlerimizin ve polislerimizin şehit edildiği terör eylemleri de araştırılsın, PKK Terörü de araştırılsın diye verdiğimiz önergeye MHP'nin niçin ret oyu verdiğinin anlaşılması mümkün değildir.

Dün MHP siyaseten iflas etmiştir. Oylama sırasındaki ikircikli tavırları, mahcup, çekingen tavırları, oy verseler, vermeseler şeklinde kimsenin başta anlayamadığı, sonradan AKP sıralarından kendilerine haydi niye vermiyorsunuz çıkışı üzerine Grup Başkanvekilinin lütfen el kaldırması üzerine MHP'li üyelerin oy vermesiyle kullandıkları oy tam bir aczin ifadesidir, MHP siyasetinin iflas ettiğinin bir göstergesidir. MHP'nin bu önergeyi daha anlamadığı bellidir. Bu önergede PKK terörü de vardır. MHP verdiği ret oyuyla PKK Terörünün araştırılmasını engellemiştir.

Dilinden PKK'yı düşürmeyen MHP'nin PKK terörünün de araştırılmasını içeren araştırma önergemize niçin ret oyu verdiğini kamuoyu net bir şekilde bilmek istemektedir. Niçin ret oyu verilmiştir. PKK'ya karşı iseler niçin ret oyu verdiler? MHP'nin kamuoyuna kendini anlatma mecburiyeti vardır. Biz MHP'yi anlayamıyoruz ve tanıyamıyoruz. Böylesine siyaseten acıklı, acz içine düşülen bir durum her halde bir siyasi partinin başına gelebilecek en kötü durumlardan biridir. MHP kendisini sorgulamalı ve PKK Terörünü de içeren araştırma önergesine niçin ret oyu verdiğini kamuoyuna anlatmalıdır.

CHP bu konuda sorumluluğunu yerine getirmiştir ve bu sorumlulukta diğer AKP ve MHP oylarıyla ret edilen önergeden sonra yurttaşlarımız zannetmesinler ki meydan boştur. CHP'nin sorumluluk duygusu içinde teröre geçit verilmeyecek bir ortam tüm yurttaşlarımızın ortak paydasıyla yaratılacaktır ve terörizme, teröristlere asla prim verilmeyecektir.

Bugün bazı yayın organlarında, CHP'nin koalisyon şartlarında daha önce Genel Başkanımız tarafından deklare edilen 14 ilkesinin 5' e indiği şeklinde yanlış yorumlanan bir haber çıkmıştır. Bu yanlış yorumlara dayalı haberi düzeltmek ihtiyacı içindeyiz. CHP'nin bu 14 ilkesi olduğu gibi durmaktadır. CHP'nin bugün birtakım basın organlarında çıkan ve yer alan ifadesinde kendisini bulan deyimiyle; 14 ilkenin ışığında Türkiye'nin 5 önemli meselesinin acilen çözümlenmesini öneren görüşü yanlış yorumlanmıştır.

CHP'nin bugün bazı yayın organlarında 14 ilkeden sadece Eğitim, Dış Politika, Kürt Sorunu, Yeni Anayasa ve Ekonomiyi öne çıkartacağı anlayışıyla ilgili bir değerlendirme yapılmıştır. CHP'nin 14 ilkesinin ışığı altında bu 5 ana şartımız değerlendirilecektir. Yani onların içinde bu 14 ilkenin tümü vardır. Böyle bir yanlış algılamayı kim yaptıysa düzeltmek durumundayız. 14 ilkemiz olduğu gibi durmaktadır, Bu Eğitim, Dış Politika, Kürt Sorunu, Yeni Anayasa ve Ekonomi yeni kurulacak bir hükümetin öncelikli şartlarından olup 14 ilke çerçevesinde şekillendirilecek ve yürütülecektir. Dolayısıyla 14 ilkemiz olduğu yerde durmaktadır, bu 5 olmazsa olmaz şartımız 14 ilkeyle bezenip hükümet olunacaksa mutlaka öncelikler arasında yer alması gereken ilkelerdir.

KPSS ve Türkiye'de son dönemde yapılan tüm sınavlar artık tel tel dökülüyor. Yüz binlerce yurttaşımız etkileyen ve onların hayatını altüst edecek sınav yanlışlıkları yine devam ediyor. KPSS'de A Grubu ve öğretmenlik sonuçlarını içeren sınavların on ikisinin iptalinde 3'ünün soru cevabının değiştirilmesi tam bir skandaldır. Yüzbinlerce yurttaşımızın geleceğe dair hayallerinin sınavlarda yapılan böylesi yanlışlarla tahrip edilmesi, onların umutlarının çökertilmesi asla kabul edilemez. Bir sınavı dahi beceremeyen iktidarın Türkiye'nin geleceğini planlaması söz konusu olamaz. Böyle bir tablo Türkiye'nin taşıyacağı bir tablo değildir? Bu devlet sistemi çökmüştür.

Dün TBMM'de, son konuşmalar yapılırken Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın bir HDP'li milletvekiline dönerek, "Sus Kadın!" diye hitap edilmesi çok çirkin bir davranıştır. Bu aslında Bülent Arınç'ın kadınlara yönelik sık sık yaptığı bir nitelendirmedir. Bülent Arınç ve elbette içinde bulunduğu partinin bilinç altı ortaya çıkmakta ve kadına bakış açısı Başbakan Yardımcısı sıfatıyla dün mecliste çok çirkin bir değerlendirmeyle ifade edilmiştir. Kadın-Erkek hepsi eşittir. Sayın Arınç, sizin eşiniz de sizinle eşittir. Eğer siz de evinizde eşinize, orada milletvekiline hitap ettiğiniz gibi hitap ediyorsanız vay halinize! Türkiye, kadına verdiği değeri modern cumhuriyetin kurulmasıyla Atatürk sayesinde çağdaş uygarlık seviyesine taşımak amacıyla ilkeleri arasına koymuş ve kadınıyla erkeğiyle eşit bir anlayışı benimsemiştir. Kadının aşağılanması, itibarsızlaştırılması asla söz konusu olamaz ve bir siyasetçinin, Başbakan Yardımcısının ağzından bunun yapılması Türkiye için büyük itibar kaybıdır. Türkiye bu itibarsızlığı hak eden bir ülke değildir. Kadınlarımız, Bülent Arınç'ın sık sık yaptığı bu itibarsızlaştırma ve hakaretlerini hak eden kadınlarımız değildir. Kadınlarımız bizimle eşit, biden de üstün olduklarını düşündüğüm müstesna arkadaşlarımızdır. Böyle bir nitelendirmeyi asla kabul etmiyoruz. Bülent Arınç'ın geçmiş uygulamalarından gördüğümüz bu açıklamalarına kamuoyunu tatmin edici bir yanıt vermesini beklediğimizi ifade diyoruz. Kendisinin bu görüşlerine itibar etmediğimizi ifade etmek bir zorunluluk halini almıştır."


CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, TBMM'de basın mensuplarının sorularını cevapladı. Bir gazetecinin, "Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan Dolmabahçe'de okunan metnin bir mutabakat metni olmadığını söyledi. Çözüm sürecinin bitmesinin seçime birazda başkanlık sistemine karşı HDP'nin karşı duruşuna bağlı olduğunu ima etti, neler söylersiniz?" sorusu üzerine;

"Türkiye'nin bu devasa sorunu AKP iktidarının kendi isteklerine göre konjonktüre göre biçimlendireceği kendilerinin isteklerine göre biçimlendireceği kendilerinin istediği gibi sonuçlandıracağı bir konunun ötesindedir, devası bir boyuttur. Bu konu tüm Türkiye'yi yakından ilgilendiren bir konudur.

CHP olarak başından beri AKP'nin izlediği bu politikayı Kürt sorunu politikasını yanlış bulduğumuzu, muhalefete bilgi vermeden kamuoyunu bilgilendirmeden kapalı kapılar ardında hem bir yandan ortaklıklar teşkil edeceksiniz ama işinize gelmediği zaman bunlardan sarfınazar edeceksiniz bunu kabul etmek mümkün değildir. Bu devasa sorunun çözüm adresi Kürt sorununun çözüm adresi TBMM'dir. Kamuoyu önünde şeffaf tüm partilerin katılacağı ortak bir komisyonla bu konunu çözümlenmesi konusunda CHP'nin görüşünün ne kadar haklı olduğu ortaya çıkmıştır. Yalçın Akdoğan bu sürecin mimarları arasında gösterilmiştir. Analar ağlamasın diye biz bu sürece girdik diyorsanız bugün niye o yoldan çıktığınızı analara anlatınız. Samimi değiller, kendi AKP'nin konjonktürel isteklerine göre seçime dönük hamlelerine göre böyle bir süreçte Türkiye'de feda edilemez. CHP Kürt sorununun çözümünü önemsemektedir ve bu sorunun mutlaka demokrasi insan hakları temel hak ve hürriyetler ve en ileri ülkelerde uygulanan en ileri fikirler ne ise o görüşler çerçevesinde çözülmesinden yanadır. Bu sorunun çözümünün AKP'nin ikircikli tavrına bırakılamayacak kadar biz değerli olduğunu biliyoruz ve bu sorunun çözümünün önemin ide bilen bir parti olarak bu sorunu ancak CHP'nin çözeceğine ifade ediyoruz."
dedi.

Başbakan'ın MHP ile de koalisyon görüşmelerinin devam ettiğini açıklamasının hatırlatılması üzerine ise;

"MHP'nin 7 Haziran seçimlerinden sonra AKP'ye her zaman bir cankurtaran simidi gibi yaptığı davranışlara hepimiz yakından tanık oluyoruz. Meclis Başkanlığından tutun dün Meclis'teki araştırma önergesine başka konularda da her zaman MHP, AKP ile yakın işbirliği sergilemekten kaçınmıyor. Bu onların kendi bilecekleri iştir. CHP'nin görevlendirdiği heyet AKP ile şu anda koalisyon olabilir mi olamaz mının arayışlarını sürdürüyor. Daha bir koalisyon müzakerelerine geçilmiş değildir. Ama MHP'nin bu ikircikli tavrı onları her zaman AKP ile yan yana itebilir." şeklinde konuştu.

Başka bir gazetecinin, "MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural'ın olağanüstü toplantıyı HDP istedi ancak sayıları yetmedi, CHP imza verdi. CHP'yi koltuk değneği yapmakla suçladı. İfadelerini nasıl değerlendirirsiniz?" sorusuna;

"CHP bağımsız bir parti, HDP'nin arayış sürdürmesi normal ama biz kendi kararlarımızı kendimiz alırız. Olağanüstü toplantı için 110 milletvekilinin imzası gerekmekte. CHP kendi içinde yaptığı değerlendirmede olağanüstü toplantıyı her siyasi partiden bağımsız olarak kendi kararını almıştır. CHP'nin alacağı her kararın arkasında başka bir arayış aramak yanlıştır. CHP kendi kararlarını kendisi alır. Ama MHP'nin dünkü oylamada oy verirken AKP sıralarından niçin el kaldırmıyorsunuz söylemlerinden sonra el kaldırmasını da Oktay Vural'ın kamuoyuna anlatmasını isterim. AKP'ye bağlı olarak nasıl oy kullandıklarını hepimiz gördük. Bu acziyeti kendilerinin anlatması gerekir. CHP, oyu kullanırken de kendi bağımsız iradesi ile kullanmıştır ama MHP kullanırken AKP'den bağımsız kullanmış mıdır kullanmamış mıdır onun açıklamalarını da kamuoyuna anlatmak kendi görevleridir." diye cevapladı.

Anahtar Kelimeler
    Perşembe, 30 Temmuz 2015 09:29

Bağlantılı Konular