Kılıçdaroğlu sevgisi ve CHP iktidarı heyecanı yağmura meydan okudu

Kemal Kılıçdaroğlu'nu yağmur altında bekleyen ve alana girişini "Başbakan Kemal" sloganlarıyla selamlayan Kütahyalılar, şemsiyesiz yağmur altında konuşmasını sürdüren Kılıçdaroğlu'na hem iktidar sözü verdi, hem de coşkuyla alkışladı ve Bilecik'e yolcu etti. 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Kütahya mitinginde yaptığı konuşma şöyle;

"Çok teşekkürler, çok sağ olun. Başbakanlık bölümüne biraz sonra geleceğiz. Ama önce ben şunları söyleyeyim. Hava yağmurlu, miting için çok elverişli değil. Ama şunu sakın unutmayın. 77 milyon yurttaşımı söylüyorum, Kütahyalılara söylüyorum şunu unutmayın, en başta söylüyorum. Davutoğlu Erdoğan için çalışır, Kılıçdaroğlu halk için çalışır.

Kütahyalı kardeşlerim için söylüyorum. Bu şehir 13 yılda en çok mağdur edilen şehirlerden birisidir. Devletin kurduğu bütün fabrikaları özelleştirdiler. Binlerce özelleştirme mağduru çıktı ve hala Simav depreminin yaralarını sarmadılar. Aradan kaç yıl geçti? Hangi yüzle Kütahya'dan oy istiyorlar? En temiz duygularımızı sömürdüler.

O nedenle Kütahya'ya söylüyorum. Sevgili Kütahyalı kardeşim ben seni anlıyorum, ben senin haklarını savunuyorum ve savunacağım. Çini üreticisi kardeşim senin haklarını savunacağım. Üretiyorsun, alın teri döküyorsun ama ürettiğinin karşılığını alamıyorsun.

Geçmişte şu veya bu gerekçeyle iktidar partisine oy verdiniz hiç itirazım yok. Ama 13 yıllık süreye bakın 13 yıl. 13 yılda ne oldu? Şuanda genç işsizlikte Avrupa birincisiyiz. 8 milyon emekli 1000 liranın altında aylık alıyor. Açlık sınırı geçen hafta belirlendi. 1349 lira açlık sınırı. 8 milyon emekli 1000 liranın altında aylık alıyor. Şimdi ben o 8 milyon emekliye sesleniyorum. Seni açlığa mahkum etti bu iktidar, yoksulluğa mahkum etti bu iktidar. Özelleştirme mağduru olan bütün işçi kardeşlerime sesleniyorum. Kütahya'da yaşıyorsunuz, sizin haklarınızı hiç kimse savunmadı. Siz Ankara'ya geldiğinizde sizin hakkınızı önce ben savundum. Şimdi de savunuyorum ve savunacağım.

Simav'da deprem oldu. Depremin olduğu gün Simav'a giden tek lider benim. Oradaki vatandaşlarımla kucaklaşan tek lider benim. Aradan yıllar geçti, geldiler benden sonra bir sürü vaatlerde bulundular. Ne yaptılar? Konut yaptılar o konutlarda oturanlar taksitlerini ödeyemiyorlar. Hiç kimse merak etmesin 8 Haziran yeni bir başlangıç olacaktır. Bu milleti borç batağından kurtaracağım sözüm sözdür.

13 yıldır iktidardalar. 13 yıldır Kütahyalılarda oy verdiler. Gelin yönetin dediler. Size söz verdiler. Dediler ki, kesinlikle yoksulluğu bitireceğiz. 17 milyon yoksulumuz var. Azalmadı, arttı ve böyle bir süreçteyiz. Yasakları kaldıracağız dediler. Dünyanın yasağını getiriyorlar. Yolsuzlukları bitireceğiz dediler hepsi köşeyi döndü. Faturayı şimdi siz ödüyorsunuz, işsizlikle ödüyorsunuz.

Dedim ki, emekliye iki maaş ikramiye vereceğim ramazan bayramında, kurban bayramında. İtiraz ediyorlar emekliye bu para verilmez diye. Bende diyorum ki sözüm söz vereceğim.

Senin hakkını emekli kardeşim savunan benim. Özelleştirme mağduru kardeşim senin hakkını savunan benim. Yolsuzluklar yapılıyor. Bu ülkede çocuklar yatağa aç giriyor. Yoksulluğu bitirme konusunda söz veren, 4 yıl içinde bitireceğim diyen, söz veren tek lider benim, tek parti CHP.

17 milyon yoksulumuz var. Anneler size sesleniyorum. Sizin evinizde akşam tencere kaynamadığı zaman hangi dertleri yaşadığınızı çok iyi biliyorum. Oğlunuz, kızınız işsizse o evde huzurun olmadığını çok iyi biliyorum. İşsizliğin nasıl bir bela olduğunu çok iyi biliyorum. Onlar, yani Ankara'daki beyler sizleri unuttular, çocuklarınızı unuttular, evinizi unuttular, mutfağınızı unuttular. Ama sevgili anneler ben sizden birisiyim, sizin evladınızım. Siz nasıl yaşıyorsanız bende onun gibi yaşıyorum. Benim çocuklarımın, kardeşlerimin gemileri, yatları, hanları, hamamları yok. Sizin neyiniz varsa benimde aynı şeylerim var. Ben sizden birisiyim. O Ankara'daki beyler sizden koptular. 13 yıl önce oy verdiğiniz bir parti yok artık. Saraylarında oturanlar var. Altın klozetli  tuvaletlerinde oturanlar var. Emekliye para verilir mi diyenler var. Asgari ücreti 1500 lira yapacağım dediğim zaman bu işçiye zulümdür diyenler var. O nedenle söylüyorum sevgili anneler, gideceksiniz, konuşacaksınız, komşunuzu ikna edeceksiniz, diyeceksiniz ki, yeni bir başlangıç yapacağız. Kılıçdaroğlu diyor ki, ben yoksulluğu bitireceğim. Hiçbir ailenin geliri 720 liranın altında olmayacak. Söz sözüm sözdür.

Asgari ücreti 1500 yapacağım dedim. Şimdi koro halinde bağırıyorlar, beni işverenlere şikayet ediyorlar Kılıçdaroğlu diyor ki, asgari ücreti 1500 lira yapacağım. Diyorlar ki, siz neden karşı çıkmıyorsunuz. Asgari ücretle çalışan milyonlarca kardeşime sesleniyorum. Ayda 949 lira alıyorsun. Açlık sınırı 1349 lira. Yani sen açlık sınırının altında bir maaş alıyorsun. Senin derdini en iyi ben bilirim. Senin mutfağını en iyi ben bilirim. Senin yaşam tarzını en iyi ben bilirim. Senin için asgari ücreti 1500 lira yapacağım. İtiraz ediyorlar bu para verilemez diye. Sen saraya parayı harcadın asgari ücretliyi düşünemezsin. Sen artık tuvalete giderken bile altın klozetli tuvalet kullanıyorsun. Sen işçinin halinden anlamazsın. O nedenle asgari ücretli bütün kardeşlerime sesleniyorum. Sizin için sözüm söz Ankara'daki beyler çatlasalar da, patlasalar da asgari ücreti 1500 lira yapacağım.

Verdiğimiz para ne Allah aşkına. 949 lira 1500 liraya çıkaracağız. Ona bile isyan ediyorlar, ona bile itiraz ediyorlar. O nedenle söylüyorum 13 yıl önce oy verdiğiniz parti bu parti değil. O zaman diyorlardı ki, biz halktan yanayız. Diyorlardı ki, biz mazlumdan yanayız. Diyorlardı ki, biz garip gurebanın partisiyiz. Şimdi ben Kütahya meydanından, Ağrı'nın meydanından, Hakkari'nin meydanından, Tekirdağ'ın meydanından bu Ankara'daki beylere seslenmek istiyorum. Siz hangi hakla, hangi yetkiyle garip gurebanın, mazlumun yanında olduğunuzu söylüyorsunuz. Siz önce çıkın şu millete altın klozetli tuvaleti bir anlatın bakalım.

Bunun izahı yoktur. Bakın söylüyorum, az önce söyledim, Tekirdağ'daki kardeşimde duysun, Konya'daki kardeşimde duysun, Eskişehir'deki kardeşimde duysun, Diyarbakır, Hakkari'deki kardeşimde duysun, Trabzon'daki, Rize'deki kardeşimde duysun. Bunlar 2002'de sizden oy isteyen insanlar değil, bunlar değişti, bunlar farklı bir sınıfın partisi artık. Bunlar yoksulları savunmuyor, ezilenleri savunmuyor, sadece ve sadece kendi ceplerini düşünüyorlar, sadece ve sadece yandaşlarını düşünüyorlar.

Şimdi sizden, Kütahyalılardan bir söz istiyorum. 7 Haziran'da sandığa gidip yoksulun hakkını koruyan, işçinin hakkını koruyan, çiftçinin hakkını koruyan, emeklinin hakkını koruyan, işsizin hakkını koruyan, yoksulluğu bitirmek için 4 yıl içinde bitireceğim diye söz veren ve sözünün arkasında kapı gibi duran bir partiye yani CHP'ye oy verecek misiniz? Söz mü?

İkinci söz, özellikle kadın kardeşlerime söylüyorum. Komşunuzu da ikna edeceksiniz, akrabanızı da ikna edeceksiniz. Diyeceksiniz ki, kardeşim 13 yıl süre verdik 13 yıldır tek başına yönetiyorlar. 13 yılda bırakın bir derdimizi çözmeyi 17 milyon yoksul yarattılar. 6 milyon 250 bin işsizimiz var. 3 milyon Suriyelimiz var. Emekliye gelince para yok, 2 milyon Suriyeliye 5,5 milyar dolar para harcadıklarını söylüyorlar. Tepkinizi sandıkta göstereceksiniz, sandığa gideceğiz. Sizi soyan, halkı soyan bir iktidardan hesabını soracaksınız. Demokrasi budur?

7 Haziran'da sandığa giderken geçen seçimlerde şu veya bu nedenle CHP'ye oy vermemiş bir vatandaşımızı daha ikna edeceğiz. Diyeceğiz ki gel kardeşim, güzel kardeşim 13 yıl yetki verdik hiçbir derdimizi çözmediler. Kılıçdaroğlu diyor ki, benim 13 yıla ihtiyacım yok 4 yıl yetki verin Türkiye'yi büyüteceğim. 4 yıl yetki verin yoksulluğu bitireceğim. 4 yıl yetki istiyorum ben. Diyebilirler ki, efendim iktidar bize yol yaptı. Yol yapmayan hükümet yok ki her hükümet yol yapar. Mecburen yapacak. Yani ne yapacak?

Bakın, bütün hükümetler yol yapmış. Efendim köprü yaptım. Bütün hükümetler köprü yapıyor zaten. Yapmayan mı var? Soru şu; bir hükümetin varlık nedeni kendi ülkesinde yoksulluğu bitirmektir. Bir hükümetin varlık nedeni kendi ülkesinde işsizliği bitirmektir. Budur. Bir hükümetin varlık nedeni emeklisini rahat ettirmektir. Bir hükümetin varlık nedeni emekliyi torunlarından ramazan bayramında, kurban bayramında saklanacak bir hale sokmamaktır. Ona hak ettiği emekli aylığını vermektir. Bunu savunan tek parti biziz. Savunan tek lider biziz. Bunları geçen seçimlerde CHP'ye oy vermemiş bir vatandaşımızı ikna ederek sandığa götüreceğiz. Söz mü? Anneler söz mü? Sizin sözünüze kesin güveniyorum, size inanıyorum. Sizi baş tacı ediyorum. Emin olun, bakın anneler size söylüyorum. 4 yıl içinde hiçbir anne ben yoksulum demeyecek. 4 yıl içinde hiçbir anne ben çocuklarımı besleyecek gıda bulamıyorum demeyecek. 4 yıl içinde her eve huzur, her eve bereket getireceğim sözüm sözdür anneler.

Neden bunu söylüyorum anneler biliyor musunuz? Her çocuk annesini sever. Bende annemi çok severdim. Rahmetli annem okuma yazma bilmezdi. Ablamda okuma yazma bilmez. 7 çocuklu bir aileden geliyorum. İçlerinden üniversiteye giden sadece benim. Devletin en önemli makamlarında oldum, sınavlara girdim başardım. Dolayısıyla ben işsizliğin ne olduğunu bilirim, yoksulluğun ne olduğunu bilirim. Eğer akşam evde yemek yoksa annenin çektiği ızdırabı bilirim. O nedenle söylüyorum ki, ben sizden birisiyim. Ben köşeyi dönme diye bir merakım yok. Benim cebimi doldurma gibi bir merakım yok. Benim tek amacım vatandaş zengin olsun, vatandaşın cebi para görsün, her evde huzur olsun, her evde bereket olsun. Anneler çocuklarını okula güler yüzle göndersinler. Ben bunu istiyorum. Bunu istediğim içindir ki, bütün annelerin oyuna talibim. Sizin yaşam tarzınıza asla müdahale etmeyeceğim. Sizin kimliğinize asla müdahale etmeyeceğim. Sizin şu veya bu şekilde çocuklarınızı nasıl sevdiğinizi, onları daha iyi yetiştirmek için nasıl mücadele ettiğinizi biliyorum. Sadece ve sadece sizin mutfağınıza katkı yapağım. Siz üzülmeyeceksiniz huzur içinde yaşayacaksınız. Tek amacım bu.

Şimdi sözümün ikinci bölümü. Sandığa giderken geçen seçimlerde CHP'ye oy vermemiş bir vatandaşımızı ikna edeceksiniz. Gel kardeşim gidelim bu sefer CHP'ye oyumuzu verelim. CHP diyor ki Türkiye'yi şaha kaldıracağım. CHP diyor ki yoksulluğu bitireceğim. CHP diyor ki işsizliği bitireceğim. Ankara'daki beylerde duysun işsizliği bitireceğim.

Diyorlar ya, Kılıçdaroğlu bunu nasıl yapacak? Buradan söylüyorum, bütün Kütahyalı kardeşlerim duysun. Benim sabahın 6'sında oğluma telefon edip oğlum paraları sıfırladın mı demeyeceğim sözüm var. Demeyeceğim yok böyle bir şey. Benim bakanlarım birilerinin önünde yatmayacak. Benim bakanlarımın çocuklarının evlerinde boy boy para kasaları olmayacak. Benim genel müdürlerimin evinde ayakkabı kutularında paralar olmayacak. Sadece ve sadece halk için çalışacağım, sizin için çalışacağım.

Anlaştık mı? Anlaştık. Kütahya'ya geldiğim için çok mutluyum. Yağışlı bir havada, güzel bir havada, bereketli bir havada sizlerle beraber olduğum için çok mutluyum. Unutma Kütahya ben sizden birisiyim. Unutma Kütahya ben halktan birisiyim. Unutma Kütahya ben kul hakkı yemek nedir bilmem. Unutma Kütahya babamın bana bir vasiyeti var oğlum sen doğru dur eğri belasını bulur. Bu vasiyeti sonuna kadar tutacağım.

Demek ki, Başbakanlığa kapıyı beraber açacağız. Demek ki mücadeleyi beraber yapacağız. Demek ki sandığa giderken geçen seçimlerde iktidara oy veren bir vatandaşımızı ikna ederek beraber gideceğiz. Diyeceğiz ki, yeni bir başlangıç yapacağız, güzel bir başlangıç yapacağız, huzurlu bir başlangıç yapacağız. Türkiye'yi şaha kaldıracağız. Türkiye'yi büyüteceğiz, Türkiye'yi zenginleştireceğiz.

100 yılın projesini açıkladım, mega proje, Merkez Türkiye projesi. İtiraz edemiyorlar. Bu proje yanlıştır diyemiyorlar. Ne diyorlar? Efendim ben bunu daha önce yazmıştım. E yazmış olabilirsin, niye gereğini yapmadın? Niye beni bekledin? Ben açıkladıktan sonra bende yazmıştım. Hadi canım sende geç bakalım. Ben yapacağım. Türkiye'yi uçuracağım. Türkiye'yi dünyanın ve bölgesinin en güçlü ülkesi yapacağım. Üreten Türkiye, önce üreteceğiz sonra hakça bölüşeceğiz. Ne diyordu rahmetli Ecevit? Ne ezen ne ezilen insanca, hakça bir düzen diyordu. İnsanca, hakça bir düzeni kuracağız.

Bende Kütahya'yla gurur duyuyorum, Kütahyalılarla gurur duyuyorum. Sizi seviyorum, size inanıyorum, size güveniyorum, sizin için çalışacağım, sizin için emek harcayacağım. Bana söz vermiştiniz sözünüzü tutacaksınız değil mi? Söz? Bütün Kütahyalı kardeşlerim duysunlar, bende sizin için, çocuklarımız için, torunlarımız için, ülkemiz için, bayrağımız için çalışacağım, emek harcayacağım, alın teri dökeceğim. Dökeceğim her alın teri size helal olsun diyeceğim."

    Cuma, 29 May 2015 16:19

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica