Kırıkkale bu seçimde Umut Kale

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kırıkkale Mitinginde "Biz de yandaş yok, vatandaş var, emeklimiz parkında da oturacak, kahvede çayını içip parasını verecek, torununun cebine de harçlık koyacak." dedi.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun Kırıkkale mitinginde yaptığı konuşma şöyle;
 
"Başbakanlık için az kaldı. Onu konuşacağım sizinle daha sonra. Ama önce şunu söyleyeyim. Kırıkkale'deki bütün vatandaşlarım dinlesinler. Ben sizden birisiyim, ben aristokrat bir aileden gelen birisi değil. Varlıklı bir aileden gelen birisi değilim. 7 çocuklu bir aileden geliyorum. Rahmetli annem okuma yazma bilmezdi. Ablamda okuma yazma bilmez. 7 kardeşten üniversiteye giden sadece benim. Üniversitede sınavları kazanan, devletin önemli görevlerinde bulunan kişi benim. Siyasete girdiğim gün malvarlığımı internet sitesine koydum. Çünkü kazandığım her kuruş benim alın terimin karşılığıydı. Ben hortumculuk nedir bilmem, yolsuzluk nedir bilmem, kul hakkı nasıl yenir ben onları bilmem. Siyasete girdiğim gün tek bir hedefim vardı aynı hedefimi sürdürüyorum. Bu ülkede hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği güzel bir ülkede yaşamak istiyorum. Bu ülkede güzel bir ülkede, işsizliğin olmadığı bir Türkiye'de yaşamak istiyorum. Bu güzel ülkede yoksulluğun, işsizliğin, açlığın, sefaletin olmadığı bir Türkiye'de yaşamak istiyorum. Bunun için çalışıyorum, bunun için mücadele ediyorum.

Kırıkkale'nin tarihini herhalde en iyi Kırıkkaleliler bilirler. Fabrikaların kimin döneminde kurulduğunu, kimin döneminde de kapatıldığını en iyi Kırıkkaleliler bilirler. Kırıkkale 13 yıldır kan kaybediyor. İşsizlik var mı? Sadece burada değil, bütün Türkiye'de var. 6 milyon 250 bin işsizimiz var. 13 yılda geldiğimiz nokta bu. Kriz dönemlerinde bile bu kadar işsizimiz olmamıştı. 17 milyon yoksulumuz var. İşsizlik varsa, yoksulluk varsa, ayda 1000 liranın altında gelir elde eden 8 milyon emekli varsa, ektiği ürünün karşılığını alamayan çiftçi kardeşlerimiz varsa Allah aşkına söyler misiniz bu esnaf nasıl kazanacak? Söyler misiniz refah tabana nasıl yayılacak? Söyler misiniz bu ülkede huzur, bu ülkede barış nasıl olacak?

Kırıkkale'de 48 bin emekli var. Türkiye genelinde de 11 milyonu aşkın emekli var. Emekli, dul ve yetim. Şimdi refahı tabana yayacağız dedik. Bir avuç insan zenginleşmesin. Türkiye büyüyor mu? Evet büyüyor. Kalkınıyor mu? Evet kalkınıyor. Peki vatandaş payını alıyor mu? Almıyor. Kim alıyor? Tepede bir avuç insan alıyor.

Rakam veriyim size yıl 2002; Türkiye nüfusunun %1'i Türkiye'deki bütün servetin %39'una sahip. Yıl 2014; Türkiye nüfusunun %1'i Türkiye'deki bütün servetin %54.3'üne sahip. Para yukarda, birilerinin cebinde vatandaşın cebinde değil. Ben ne diyorum? Serveti yukarıda değil, refahı yukarıda değil, bir avuç insanda değil 77 milyon insana yansıtacağız. Bu ülke büyüyorsa herkes nasibini alacak.

Emekli; dedim ki refahı tabana nasıl yayacağız? Emekliye 2 maaş ikramiye verelim. Ne zaman? Ramazan bayramında, kurban bayramında. Koro halinde itiraz ediyorlar parayı nereden bulacaksın, nasıl vereceksin emekliye diye. Bütün emekli kardeşlerime söylüyorum. Mademki kaçak saraya para var, 5,5 milyar dolar 2 milyon Suriyeli göçmenlere para var, yandaşlara para var emekliye gelince para yok. Emekli kardeşim senden bir şey istiyorum. Şunu söyle; otur düşün ve şunu söyle. Herkese para var emekliye yok diyorsun. Kusura bakma 7 Haziran'da da benden sana oy yok diyeceksin. Bu kadar basit. Onlar sanıyorlar ki, biz emekliye 10 bin lira, 20 bin lira para vereceğiz. Yok öyle bir şey. Zaten alıyor 350 lira, 450 lira, 550 lira, 1000 lira, 1200 lira alıyor. Yılda 2 kez aldığı maaşı karşılığında bir ikramiye vereceksin. Ona yok diyorlar. Bu insanla alay etmektir. Diyorlar ya Türkiye büyük ülkedir. Bende biliyorum büyük ülke. Türkiye lider ülkedir. Bende biliyorum lider ülke. Türkiye bölgesinin en güçlü ülkesidir. Bende biliyorum en güçlü ülkesi. Peki emekliye gelince niye fakir bir ülke oluyor. Hangi gerekçeyle oluyor? 11 milyon emekli var. Kırıkkale'de 48 bin emekli var.

Sevgili emekli kardeşim, durumum iyidir Allah'a şükür idare edip gidiyoruz. Ramazan, kurban bayramında da torunlarımdan kaçmıyorum. Kurban kesmiyorum bu parayla olmaz diyorsan oyunu vermeye devam et. Ama bende bu ülkede onurlu bir yurttaş gibi yaşamak istiyorum, bende refahtan pay almak istiyorum, benim çoluk çocuğum, torunum var bir bayramda, iki bayramda huzur içinde bayram geçirmek istiyorum diyorsan yerin belli, adresin belli. Onlar ceplerine çalışıyorlar, ben sizin için çalışıyorum.

Bakın, kendimden söz ettim ilk kez burada. Dedim ki, 7 çocuklu bir aileden geliyorum. Yolsuzluk nedir bilmem. Ama ben işsizlik nedir bilirim. Ama ben yoksulluk nedir bilirim. Ama ben evde tencere kaynamadığı zaman kadının çektiği ıstırabı bilirim. O nedenle başımı bu yola koydum. Bu ülkede hiçbir çocuk CHP iktidarında yatağa aç girmeyecek.

Ne diyordu rahmetli Ecevit? “Ne ezen ne ezilen, insanca hakça bir düzen” diyordu. İnsanca, hakça bir düzeni gerçekleştireceğiz. Çiftçiye mazot. Dünyanın en pahalı mazotunu bizim çiftçimiz kullanıyor, Türk çiftçisi kullanıyor. Dedim ki, bu mazotla çiftçi ekemez zarar eder, alın terinin karşılığını alamaz. Mazotun fiyatının düşmesi lazım. Kaç lira? Sözüm söz dedim buradan da söylüyorum sözüm söz çiftçi için mazot 1,5 lira olacak.

Gene itiraz ediyorlar efendim petrol dışarıdan geliyor. Bende biliyorum dışarıdan geliyor. Rafineride işleniyor. Bende biliyorum. Karşılığında dolar ödeniyor. Bende biliyorum. Onların bilmediği bir şey var. Ben 27,5 yılımı devlette bu işlere harcadım. Vergi nasıl toplanır, bütçe nasıl yapılır, harcamalar nasıl yapılır, kul hakkı nasıl yenmez en iyi ben bilirim. Mazotun fiyatı ne? Rafineriden çıkıyor kar dahil 1 lira 21 kuruş. Ben kaçtan vereceğim diyorum? 1,5 lira. Zarar eden var mı? Kimse zarar etmiyor. Peki niye itiraz ediyorlar?

Onlara Kırıkkale meydanından sesleniyorum. Siz Ankara'daki beyler yakutta, incide, pırlantada, mücevheratta ÖTV'yi, KDV'yi sıfırladınız. Size bir şey dedik mi? Demedik. Kardeşim sen yakutta, incide sıfırlıyorsun bende çiftçinin mazotunda sıfırlıyorum aramızda fark var. Ben halktan yanayım, ben alın terinden yanayım. Ben üretenden yanayım. Ben istihdamdan yanayım. Onlar yakuttan yana, pırlantadan yana, inciden yana, köşeyi dönmekten yana. Onlarla bizim aramızda Ağrı dağı kadar fark var kimse unutmasın bunu.

Kendi çocuklarının gemilerine 1 lira 15 kuruştan veriyorlar mazotu. Çiftçiye 1,5 liradan verince parayı nereden bulacaksın diyorlar. Parayı bulacağım bu ülkeyi adam gibi yöneteceğim.

Kırıkkale bir dönem sanayinin başkentiydi, fabrikaları vardı. Binlerce insan çalışırdı. Şimdi binlerce insanın çalıştığı o fabrikalarda sadece 100 – 150 kişi çalışıyor. Yazık günah değil mi bu ülkeye, bu ile, bu kente, etrafındaki köylere yazık günah değil mi? Burada insanlar yaşamıyor mu? Neden göç veriyorlar? Neden başka yerlere gidiyorlar? Düşünün cumhuriyeti kuranlar fabrikaları Anadolu'ya yaymış. Malatya'ya fabrika kurmuşlar. Kırıkkale'ye kurmuşlar. Nazilli'ye kurmuşlar. Her tarafa fabrikalar. Sanayi Anadolu'ya yayılsın diye, insanlar iş bulsun diye, insanlar çalışsın diye. Çünkü onlar memleketi düşünüyorlardı ceplerini değil. Bunlar geldiler her şeyi sattılar. Şimdi abileri çıkmış diyor ki, 3 yıldır ekonomi patinaj yapıyor yeni mi farkına vardınız siz? Yuh çekmeyin sizden tek isteğim sandığa gidin oyunuzu gösterin, tepkinizi sandıkta gösterin.

Ben siyasette şuna inanıyorum. Bu millet kavgadan bıktı. Siyaset kavga aracı değildir. Siyaset köşeyi dönme aracı değildir. Siyaset zenginleşme aracı değildir. Siyasetin görevi vatandaşın derdini çözmektir. Onlar vatandaşın derdini değil kendi dertlerini çözdüler. Size bir şey söylüyorum Kırıkkale unutma. Davutoğlu Erdoğan için çalışır, ben halk için çalışırım. Sizin için çalışırım ben.

Bakınız asgari ücret, o rakımı da bilmiyorlardı ya neyse benden öğrendiler. Asgari ücret 949 lira. Dedim ki, asgari ücreti 1500 liraya çıkaracağız. Onlarda büyümeden nasibini alsın, kalkınmadan nasibini alsın. Onlar ev geçindiriyorlar, çoluk çocukları var onların. Yine koro halinde itiraz ediyorlar, gidiyorlar beni işadamlarına şikayet ediyorlar Kılıçdaroğlu dedi ki, asgari ücret 1500 lira olacak niye itiraz etmiyorsunuz. Kim ederse etsin işçinin, emekçinin arkasında duracağım asgari ücreti 1500 lira yapacağım.

Allah aşkına samimi söylüyorum bunlarda vicdan yok. Bakın niye yok anlatıyım. Kuruşu kuruşuna anlatacağım. 5 kişilik bir aile düşünün anne, baba 3 çocuk. Sabah 1 simit, 1 çay, öğle 1 simit, 1 çay, akşam 1 simit, 1 çay. Bir öğün 10 lira, iki öğün 20 lira, üç öğün 30 lira simit ve çay. Ayda eder 900 lira. Geriye kalıyor 49 lira. Şimdi ben o beylere soruyorum sizde vicdan var mı? Bu 49'yla bu işçi ev kirası mı ödesin, elektrik parası mı ödesin, su parası mı ödesin, çocukların okul masrafını mı karşılasın. Onlar sanıyorlar ki, herkesin çocuğu bizim çocuğumuz gibi bir eli yağda, bir eli balda. Yok kardeşim gir halkın arasına vaziyetine bir bak bakalım, çocuklarının durumuna bir bak bakalım. İşsizlik diz boyu, yoksulluk diz boyu. 17 milyon yoksul var. Nasıl çözeceğiz? O siyasetle değil. Nasıl çözeceğiz? Halkçı siyasetle çözeceğiz. Halk için çalışacağız.

Bakınız sizin çocuklarınız, bizim çocuklarımız KPSS sınavına girerler devlet memuru olmak için. Anne baba boğazından keser kursa gönderir puan alsın devlet memuru olsun diye. Siz böyle çalışırsınız onların çocukları sınava girmeden otomatikman devlet memuru olurlar.

6 milyon 250 bin işsiz kardeşime, onların anne ve babalarına sesleniyorum. Bu gidişten artık bıktınız. Yeniden bir tarih yazmak zorundayız. Yeniden Anadolu coğrafyasının şaha kalkması lazım. Temiz siyasetin, namuslu siyasetin önünü açması lazım. Yolsuzluktan bıkmadınız mı? Haksızlıktan bıkmadınız mı? O zaman yeni bir şey yapacağız. Benim size sözüm harcayacağım her kuruşun hesabını size vermeyi ben bir namus görevi kabul ediyorum.

Biz onlara benzemeyiz. Yeni bir sayfa açtık. Kavga etmiyoruz. Onlar başka dertlerle uğraşıyorlar nasıl köşeyi döneceğiz diye. Öyle uğraşıyorlar. Benim derdimde vatandaşın cebi ne zaman para görecek? Vatandaş ne zaman huzur içinde yaşayacak. Anneler çocuklarını okula ne zaman huzur içinde gönderecek. Sevgili anneler, çocuklarınızı okula gönderirken beslenme çantası da olmayacak. Çocuklar okulda oturacaklar yiyeceklerini yiyecekler. Bütün çocuklar okullarda beslenecek. Hiç masrafınız olmayacak okulda. Yine söylüyorum sizden öyle 13 yıl falan değil sizden sadece ve sadece 4 yıl için yetki istiyorum. 4 yıl yetki verin Türkiye'yi şaha kaldıracağım. 4 yıl yetki verin hiçbir ailenin geliri 720 liranın altında olmayacak. 4 yıl yetki verin 17 milyon yoksulluk bu güzel ülkede bir daha konuşulmayacak. Aile sigortasını getireceğiz. Yoksul ailelerde kadına diyeceğiz ki git bankada hesabını aç. Aylık geliri ne kadar? 200 lira. 520 lirasını devlet ödeyecek. 500 lira ise 220 lirasını devlet ödeyecek. Hiç geliri yoksa 720 lirasını devlet ödeyecek. Kadın gidecek memur gibi, işçi gibi, emekli gibi aylığını çekecek çoluk çocuğunun rızkını sağlayacak. Onun yoksulluğunu hiç kimse bilmeyecek. Çünkü benim siyasi ahlakımda, inancımda, terbiyemde sağ elin verdiğini sol el görmeyecek. Hiç kimsenin yoksulluğunu teşhir etmeyeceğiz.

Peki dün İstanbul'da 100 yılın projesini hazırladım ve sundum. Anadolu'yu bütün dünyanın imrendiği bir merkez haline getireceğiz. Bakın, Ankara'daki beyler bile bu proje yanlıştır diyemiyorlar, söyleyemiyorlar. Çünkü biz bir proje sunarsak her kuruşunu hesaplarız. Neyi nasıl yapacağımızı söyleriz. Türkiye zengin ülke evet bende biliyorum. Güçlü ülke bende biliyorum. Ama zengin ve güçlü ülke yalnız bırakılan bir ülke olmaz. Komşularıyla kavga eden bir ülke olmaz. Müslüman kanının akması için radikal grupların eline silah vermez. Biz güçlüyüz ekonomide de güçlü olacağız. Yoksulluğumuz olmayacak. Herkes kazanacak. Herkesin işi, herkesin aşı olacak. O nedenle sizden sadece ve sadece 4 yıl için yetki istiyorum. 4 yıl yetki verin Türkiye nasıl yönetilirmiş görsünler.

Ama size bir sözüm daha var. Onlar bizim hiçbir projemize itiraz etmiyorlar. Bu proje yanlıştır da demiyorlar. Parayı nereden bulacaksınız diyorlar. Çünkü onlar parayı sadece köşeyi dönmek için kullanıyorlar. Biz parayı halk için kullanacağız. Sayın Davutoğlu diyor ki, kasayı doldurduk Kılıçdaroğlu gelip dağıtacak. Maliye bakanı da diyor ki, parayı nereden bulacak kasa boş. Şimdi hangisi doğruyu söylüyor? Eğer kasa dolu yandaşın için saklıyorsan o kasayı alacağım millete dağıtacağım. Eğer kasa boşsa hiç endişe etme her kuruşun hesabını ben bu millete vermek üzere kasayı yeniden dolduracağım. Çünkü ben devlet nasıl yönetilir onu biliyorum.

O nedenle dedim size bir sözüm daha var. Başbakanlığımda inşallah Allah nasip ederse onlara devlet nasıl yönetilir kursu açacağım. Kursa alacağım hepsini. Sizde bir emekliler parkı var biliyorum. Emekliler kahveye gidip çay içemiyorlar parkta oturuyorlar onu gayet iyi biliyorum. Bizim arkadaşlarımızda zaman zaman geliyorlar emekliler parkında emeklilerle sohbet ediyorlar. Emekli kardeşlerim, çiftçi kardeşlerim, işsiz kardeşlerim, geliri olmayan yoksul kardeşlerim, taşeronda çalışan işçi kardeşlerim, sizin bütün sorunlarınızı biliyorum. Sorunların hiçbirisi çözülmez sorunlar değildir. Devlet kinle yönetilmez, devlet öfkeyle yönetilmez, devlet önyargıyla yönetilmez. Devlet akılla ve mantıkla yönetilir. Devlet liyakatle yönetilir. devlet bilgiyle, birikimle yönetilir. Devlet vatandaşları arasında ayrım yapmaz. Herkesi kucaklar. O nedenle söyledim 4 yıl yetki verin hiçbir vatandaşımı ötekileştirmeyeceğim. Oy versin vermesin bütün Türkiye'yi vatandaşlarımı kucaklayacağım.

Şimdi slogan atıyorsunuz Başbakan Kemal eyvallah itirazım yok. Ama ben çalışıyorum, sizin de sorumluluğunuz var sizde çalışacaksınız. Diyeceksiniz ki, biz nasıl çalışacağız? Geçen seçimlerde, 2011 seçimlerinde şu veya bu nedenle CHP'ye oy vermemiş bir vatandaş varsa onu ikna edeceksiniz. Diyeceksiniz ki, güzel kardeşim, daha büyükse abim diyeceksiniz. 13 yıl kredi açtık. 2002'de doğan çocuk bugün 13 yaşında. İşsizlik sorunu çözülmedi. 6 milyon 250 bin işsizimiz var. Yoksulluk sorunu çözülmedi. 17 milyon yoksulumuz var. Atama bekleyen öğretmenler var 350 bin kişi. Bekliyorlar acaba okula ne zaman başlayacağım diye. 2 milyon Suriyelimiz var ve onlar için 5,5 milyar dolar para harcadık. Şimdi meclise bir kanun tasarısı getirmişler yabancıların çalıştırılması hakkında kanun tasarısı. Yuh çekmeyin dediğim gibi sandıkta hesabını görün bu işin. Hani bizde güzel bir atasözü var ya ayranı yok içmeye diye başlar. 6 milyon 250 bin işsizin var senin. Sen önce bunlara iş bul ondan sonra dışarıdan adam getir ben çalıştıracağım de. Neyi nasıl düşünüyorlar. Ben diyorum ya bunlar Türkiye'nin gerçeklerinden kopuk. Ben diyorum ya bunların Türkiye'den haberi yok. . Ben diyorum ya bunların işsizlikten, yoksulluktan haberleri yok. Ben diyorum ya bunlar sadece ve sadece kendilerine ve yandaşlarına çalışıyorlar. Peki biz? Benim için yandaş yok, benim için vatandaş var.

Sandığa giderken geçen dönem seçimlerde CHP'ye oy vermemiş bir vatandaşımızı ikna edeceksiniz. Diyeceksiniz ki,  13 yıl süre verdik. Kılıçdaroğlu öyle 13 yıl istemiyor 4 yıl istiyor. 4 yılda diyor taşeronu bitireceğim. 4 yılda çiftçinin mazotu 1,5 lira olacak. 4 yılda 17 milyon yoksulu olmayacak bu ülkenin. Her ailenin en az 720 lira geliri olacak. Atanamayan öğretmen kavramı olmayacak. Çalışacağım diyor. Kim için? Ülke için. Kim için? Bayrak için.  Kim için? Vatandaş için. Gel kardeşim, gidelim sandığa 7 Haziran'da beraber güler yüzle, omuz omuza gidelim altıokun altına evet mührünü basalım Kılıçdaroğlu'nu bir deneyelim bakalım yapıyor mu, yapamıyor mu? Söz? İkna edeceksiniz söz?

Bende sizin için çalışacağım. Eğer gün 12 saatse 12 saat, 24 saat diyorsanız 24 saat, 36 saat diyorsanız 36 saat sizin için, çocuklarımız için, torunlarımız için, bayrağımız için, vatanımız için çalışacağım, alın teri dökeceğim, emek harcayacağım. Dökeceğim her alın teri size helal olsun diyeceğim."

    Cuma, 22 May 2015 10:49

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica