Kılıçdaroğlu Karaman'da, "Başbakan Kemal" sloganı atanlara sandığı işaret etti

Kemal Kılıçdaroğlu: "Başbakanlığın yolu 7 Haziran'da sandığa gitmekle başlıyor bir. İki; Başbakanlığın yolu sadece sizin sandığa gitmenizde değil, yanınızda geçen seçimlerde CHP'ye oy vermemiş bir vatandaşı alıp ve beraber gitmekle başlıyor."

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu Karaman mitinginde sık sık alkışlarla kesilen konuşmasında şunları söyledi;

"Merhabalar, iyi misiniz? Başbakanlığın yolu 7 Haziran'da sandığa gitmekle başlıyor bir. İki; Başbakanlığın yolu sadece sizin sandığa gitmenizde değil, yanınızda geçen seçimlerde CHP'ye oy vermemiş bir vatandaşı alıp ve beraber gitmekle başlıyor. Omuz omuza, kol kola birlikte gideceksiniz ve geçen seçimlerde CHP'ye oy vermemiş vatandaşa aynen şunu söyleyeceksiniz. Bak kardeşim, güzel kardeşim 13 yıl yetki verdik, 13 yıl kredi açtık. Bir iktidar geldi 13 yıldır Türkiye'yi yönetiyor. 13. yılın sonu 6 milyon 200 bin işsizimiz var. 13. yılın sonu 17 milyon yoksulumuz var. 13. yılın sonu binlerce esnaf dükkan kapattı. 13. yılın sonu 2 Trakya büyüklüğünde alan çiftçi tarafından ekilmiyor. Gel kardeşim diyeceksiniz yeni bir başlangıç yapalım, yeni bir sayfa açalım. Bak Kılıçdaroğlu diyor ki, yaşanacak bir Türkiye istiyoruz. Gel beraber sandığa gidelim şu altıokun altına evet mührünü basalım yeni bir başlangıcı hep birlikte yapalım.

Yeni bir başlangıç yapmaya hazır mıyız? Yanınızda bir kişiyi CHP'ye oy vermemiş bir vatandaşımızı ikna edip gel kardeşim beraber sandığa gidelim demeye hazır mıyız? Söz mü? Benden de size söz sizin için çalışacağım, çocuklarımız için çalışacağım, ülkemiz için çalışacağım, bayrağımız için çalışacağım. Her evde tencere kaynayıncaya kadar çalışacağım.

Karaman'ı hepimiz çok iyi biliyoruz. Türkçenin başkenti Karaman. Eğer bugün güzel Türkçemizi konuşursak Karamanoğlu Mehmet bey sayesinde konuşuyoruz. 738 yıl önce Türkçe konuşacaksınız demiş ne kadar güzel. Türkçem ses bayrağım diyoruz güzel Türkçemiz için. Türkçeyi en iyi yazarlarımız, şairlerimiz, romancılarımız kullanırlar. Onların, ozanlarımızın Türkçeye yaptığı katkıları hiçbir zaman unutmadık. Köroğlu'nun destanları, Dadaloğlu, Kul Himmet daha pek çok ozanımız güzel Türkçemizi bugüne kadar getirdi. Biz bu dilimizi geliştirerek inşallah geleceğe çok daha güzel bir Türkçe bırakmış olacağız.

Unutmayın Gazi Mustafa Kemal'in kurduğu kurumlardan birisi Türk Dil Kurumuydu. Dili geliştirme kurumuydu. Dolayısıyla Karamanoğlu Mehmet beyin mirası Atatürk'ünde mirası oldu. Dolayısıyla bizimde bizim de mirasımız. Dolayısıyla Türkçemiz bizim ses bayrağımız olacak.

Az önce size bir tablo çizdim. Bu tablo az önce saydığım rakamlar benim rakamların değil, devletin rakamları. 17 milyon yoksul var diyor. Biliyoruz 17 milyon yoksul var. 6 milyon 200 bin işsiz var doğrudur. 350 bin atama bekleyen öğretmen var. Üniversiteyi bitirmiş okula gidecek, çocuklara bir şey öğretecek ama bekle diyorlar atamanı yapmayacağız. Şimdi biz refahı tabana yayarak güzel bir Türkiye'yi yeniden inşa etmek zorundayız. Eski anlaşışlarımızı bir tarafa bırakalım, eski algılarımızı da bir tarafa bırakalım. Yeni, güzel, yaşanacak bir Türkiye için yola çıkmak zorundayız. Soru şu; refahı tabana nasıl yayacağız, nasıl milleti mutlu edeceğiz. Bunun bir yolu var. Refahı tabana yaymanın yolu önce siyasetçi halkı düşünecek cebini değil. Önce siyasetçi vatandaşı düşünecek cebini değil. Önce siyasetçi ben işsizliği nasıl yok ederim onu düşünecek cebini değil. Önce siyasetçi yandaşını değil, vatandaşını düşünecek. Önce siyasetçi esnaf siftah yapıyor mu, yapmıyor mu önce onu düşünecek cebini değil. Vatandaşı düşünecek, atama bekleyen öğretmeni düşünecek. Bunları düşünecek ki refah tabana yayılsın.

Biz bir seçim bildirgesi hazırladık. Refahı tabana yaymak için, güçlü bir Türkiye için, onurlu bir Türkiye için, güzel bir Türkiye için, yaşanacak bir Türkiye için bir proje hazırladık ve yayınladık. Orada refahı tabana yaymanın yollarını tek tek saydık, döktük bir kısmını sizde biliyorsunuz. Bir; dedik ki, Türkiye üretecek. Bir ülke üretirse güçlü olur, üretirse sözü dinlenir, üretirse dünya çapında ses getirir. Üretmenin birinci yolu nedir? Toprağı ekip biçeceksin. Ürün elde edeceksin. Buranın toprakları bereketli topraklar. Size bir örnek vereyim Hollanda'dan. Hollanda Konya'dan küçük bir devlet. Yıllık tarım ürünü ihracatı 120 milyar dolar. Koskoca Türkiye'nin yıllık tarım ürünü ihracatı 12 milyar dolar. Şimdi ben sizin vicdanınıza seslenmek istiyorum. Hollanda'dan bizim neyimiz eksik? Toprağımız mı eksik? Dünya kadar bir Türkiye var. Güneşimiz mi eksik? Vallahi daha fazla güneşimiz var. Yağmurumuz mu eksik, suyumuz mu eksik, tohumumuz mu eksik? Her şeyimiz var. İnsanımız mı eksik? Vallahi taşı sıksa suyunu çıkarır. Neyi eksik? Namuslu siyaseti eksik. Halkı düşünen siyaseti eksik. Cebini düşünürse politikacı vatandaş yoksullaşır. O nedenle söylüyorum önce toprağı işleyeceksiniz. Çiftçi üretecek. 2 Trakya büyüklüğünde alan ekilmiyor. Son 10 yılda 2 Trakya büyüklüğünde alan niye ekilmiyor? Çünkü çiftçi diyor ki, ekersem zarar ediyorum. Dünyanın en pahalı mazotunu çiftçiye veriyorsun. Litresi 4 lira. Otur diyorsun git tarlaya, 4 lira diyor tamam. Gübrede pahalı, elektrikte pahalı, ilaçta pahalı, tohumda pahalı. Kardeşim ben nasıl üreteceğim diyor. Üretiyorum nasıl satacağım diyor. Biz ne diyoruz? Mazotu çiftçiye 1,5 liradan vereceğiz. Bitti. Efendim koro halinde itiraz ediyorlar çiftçiye mazotu nasıl 1,5 liradan verirsin diye. Efendim petrol dışarıdan geliyor. Bende biliyorum petrol dışarıdan geliyor. Petrole dolar ödüyoruz. Bende biliyorum dolar ödüyoruz. Bak kardeşim diyorum onlara, sizlerde lütfen iyi dinleyin. Petrol dışarıdan gelir doğrudur, rafineride işlenir doğrudur, üzerine kar konur doğrudur. Fiyatı kaç lira? 1 lira 21 kuruş. Biz kaçtan vereceğiz? 1,5 liradan. Zarar eden var mı? Yok. Niye o zaman neden çiftçiye 1,5 liradan vermiyoruz? Neden 4 liradan veriyoruz? Neden dünyanın en pahalı mazotunu Türk çiftçisine veriyoruz? Yazık günah değil mi?

Ben söyledim, söz verdim sözümün arkasında kapı gibi duruyorum. Çiftçiye mazotu CHP iktidarında 1,5 liradan vereceğim. Sözüm sözdür. Çiftçi mazotu alınca nereye gidecek Allah aşkına? Tatile mi gidecek, denize mi gidecek, İsviçre'ye mi gidecek? Çiftçi mazotu alınca traktörüne binecek tarlaya gidecek kardeşim. Hortumculuk mu yapacak? Üretecek çiftçi üretecek, alın teri dökecek. Sözüm söz o çiftçiye alın terinin karşılığını kesinlikle vereceğim. İtiraz ediyorlar efendim mazotu 1,5 liradan veremezsin. Bende soruyorum Karaman'ın meydanından soruyorum, Karamanlıların önünde soruyorum kardeşim sen 1 lira 21 kuruşa mazotu yata verirken, gemiciklerine verirken itiraz eden oldu mu? Hayır. Ama ben mazotu çiftçiye 1,5 liradan vereceğim diyorum sen kıyameti koparıyorsun.

İki; bakın yakutta, pırlantada, incide KDV yok, ÖTV yok. Bunlar yok. Sen yakutta, pırlantada ÖTV'yi sıfırlıyorsun kardeşim bende çiftçinin mazotunda sıfırlıyorum. Sen zenginden yanasın, ben garibandan yanayım. Sen hortumcudan yanasın, ben çiftçiden yanayım.

Aramızda Ağrı dağı kadar fark var. Ben garip gurebayı düşünüyorum, fakir fukarayı düşünüyorum, üreteni düşünüyorum, emeği düşünüyorum, alın terini düşünüyorum sende başka şeyler düşünüyorsun. Kararı kim verecek? Millet verecek. O nedenle millete söylüyorum mazotu çiftçiye 1,5 liradan vereceğim, çatlasalar da, patlasalar da vereceğim.

İki; refahı tabana nasıl yapacağız? Demek ki mazotu üzerine de kar koyarak 1,5 liradan çiftçiye verince çiftçi tarlasına gidecek, çiftçi üretecek, çiftçi kazanacak. Çiftçi kazanınca kim kazanacak? Çiftçi herhalde alıp da ya işte 5 dönüm yer ektik hadi çoluk çocuk İsviçre'ye tatile gidelim demeyecek. Ne olacak? Düğün derneğini yapacak? Ne olacak? Bakkala gidecek? Ne olacak? Alışveriş yapacak. Kim kazanacak? Bakkal kazanacak. Kim kazanacak? Manifaturacı kazanacak. Kim kazanacak? Berber, lokanta hepsi kazanacak. Kim kazanacak? Halk kazanacak. Kim kaybedecek?

Hortumcular kaybedecek.

Geliyorum refahı tabana yaymanın ikinci yolu. CHP olduğu sürece Türkiye elden gitmez. Kanımızı dökeceğiz Türkiye için, bayrağımız için hiç meraklanma. Türkiye öyle birilerinin peşkeş çekeceği bir ülke değil. Hepimizin sorumluluğu var. Bende biliyorum onların neler yaptıklarını, bende biliyorum devleti nasıl soyduklarını, bende biliyorum çiftçiyi, esnafı, memuru, emekliyi nasıl mağdur ettiklerini. Bende biliyorum onların bakanlarının yatak odalarında boy boy kasalar olduğunu. Ama şimdi önce millete neden iktidar olduğumuzu anlatmamız lazım. İktidarı niye istiyoruz ve ne yapacağız biz iktidara geldiğimizde. Onun için dedim üreten Türkiye. Türkiye üretecek. Üretecek ki kazansın, kazanacak ki topluma refah yayılsın.

İkinci yol; 11 milyon emeklimiz var. Dedim ki, refahı tabana yayacağız. Emekliye ramazan bayramında, kurban bayramında birer maaş ikramiye vereceğiz. Söz, sözüm söz. Verecek miyiz? Elbette vereceğiz.

Yine kıyameti kopardılar vay efendim emekliye iki maaş ikramiyeyi nereden vereceksin, kaynağı ne bunun? Benim size sözüm var değerli Karamanlılar, benim çocuklarımın yatak odasında boy boy kasalar olmayacak. Benim bakanlarımın evlerinde ayakkabı kutuları olmayacak. Benim bakanlarım birilerinin önüne gidip yatmayacak. Benim bakanlarımın hiçbirisi kul hakkı yemeyecek, izin vermeyeceğim.

Ben dahil benim bakanlarımın tümü size hesap vermeyi namuslu görev kabul edecek. Ne demek hesap verme biliyor musunuz? Hepiniz vergi ödüyorsunuz, hepiniz. Çocuk doğduğu andan itibaren vergi öder. Su içer vergi verirsiniz, otobüse binersiniz vergi verirsiniz, hanımlar bulaşık yıkar vergi verirsiniz, sakız alırsınız vergi verirsiniz. Vergi vermediğiniz tek şey var hava teneffüs edersin. Onun dışında her şeyin vergisi var. O zaman siyasetçi vergiyi topluyor ve harcıyor. Kime harcadığını sizin bilme hakkınız var. Ne kadar harcadığını bilme hakkınız var. Onlar size hesap vermiyorlar, ben size hesap vermeyi namuslu görev kabul ediyorum. Namusum gereği kabul ediyorum.

Emekliye parayı nereden vereceksin? Dünyanın en ayıp sorusu. Sanki emekli ayda 10 bin lira alıyor da bir 10 bin lira daha veriyorum. Yok öyle bir şey. 8 milyon emekli 1000 liranın altında aylık alıyor. 350 lira alan var, 450 lira aylık alan emekli var. Nasıl geçinecek? Emekli dediğiniz nedir biliyor musunuz? Bu toplumun, yani hepimizin emekliye vefa borcu var. Bu ülkenin kalkınmasında, bu ülkenin büyümesinde, binaların, fabrikalarının, demiryollarının yapılmasında emeklinin alın teri, gözyaşı var, vefa borcumuz var. Siz bir ramazan bayramında, bir kurban bayramında bir emeklinin torunlarından kaçmasını nasıl içinize sindirirsiniz? Ben sindiremiyorum. Sindiremediğim için diyorum ki sözüm söz ne kadar bağırırlarsa bağırsınlar ilk ramazan, ilk kurban bayramında birer maaş ikramiyeyi onlara vereceğim.

Sanıyor ki, emekli maaşı alınca, ikramiye alınca koşacak İsviçre bankalarına hesap açacak. Emekliye verdiğiniz 350 aylık alıyorsa 350 lira ikramiye vereceksiniz. 1000 lira alıyorsa 1000 lira ikramiye vereceksiniz yılda iki  sefer. Ne yapacak emekli? Gidecek alışveriş yapacak. Ramazan bayramında alışveriş, çoluk çocuğuyla, torunlarıyla huzur içinde geçirecek. Ayıp mı bu Allah aşkına. Soruyor parayı nereden bulacaksın? Sözüm söz o kaçak saraya bağlanan bütün hortumları keseceğim ve bu millete vereceğim.

Üç; refahı tabana yaymak. Asgari ücret; asgari ücretliye bakalım aydı 949 lira para alıyor. Şimdi size 5 kişilik bir ailenin hesabını yapıyım. Anne, baba, 3 çocuk. Günde öğün başına bir simit yesinler, bir çay içsinler. 2 lira bir kişi için. 5 kişi 10 lira. 3 öğün 30 lira. Bir ay 900 lira. Bakın sadece bir simit, bir çay asgari ücretli 5 kişilik ailede 900 lira ediyor. Geriye kaç lira kalıyor? 49 lira. Şimdi ben bu Ankara'da oturanların vicdanına seslenmek istiyorum. Ya bu asgari ücretli 49 lirayla ev kirası mı versin, elektrik faturası mı ödesin, mutfak masrafını mı ödesin, telefon masrafını mı ödesin? Sizlerde vicdan var mı? Vallahi billahi bunu düşünen adamlarda vicdan yoktur.

Bunların bir maliye bakanı var efendim diyor işçiye 1500 lira vermek işçiye zulümdür. Bakın, 949 liradan 1500 liraya çıkarıyorsun. Vay efendim zulümdür. Bende Karaman meydanından o beyefendiye sesleniyorum sen ayda 14 bin lira alırken zulüm değil de işçiye 1500 lira verince mi zulüm oluyor. Peki asgari ücretli parayı alınca ne yapacak? Oda İsviçre bankalarına yatırmayacak herhalde. Gidecek bakkaldan alışveriş yapacak. Kim kazanacak? Esnaf kazanacak. Yani esnaf kazanacak diye dünyaları kararıyor. Neden? Hortumculara para kalmayacak. 5 kuruş hortumculara para bırakmayacağım. Bütün halkındır, halk için harcayacağım.

6 milyon 250 bin işsizimiz var. Şimdi meclise bir kanun getirdiler altında Başbakan ve bütün bakanların imzası var. Kanunun adı ne biliyor musunuz? Yabancıların çalıştırılması hakkında kanun tasarısı. 6 milyon 200 bin işsizimiz var dışarıdan adam getirecek, Türkiye'de çalıştıracak. Desinler böyle bir tasarısı sevk etmedik. Hani güzel bir atasözümüz var ya ayranı yok içmeye diye başlar. Onun gibi. Ya kardeşim sen ülkeni düşünüyorsan önce kendi ülkendeki işsize iş bul. Sen onu bırakmışsın, onun oyunu çantada keklik sanıyor. Diyor ki, sırtına da binsem, dövsem de, her şeyi yapsam da nasıl olsa bana oy verecek. Ben 6 milyon 200 bin işsiz kardeşime sesleniyorum. 13 yıl kredi verdin 13 yıl yetmez mi artık, bıkmadın mı artık, uyanmayacak mısın artık? Uyan kardeşim uyan. Devleti soydular, milleti soydular, seni işsiz bıraktılar, çiftçiyi perişan ettiler. Bakın gidin Türkiye Esnaf Sanatkarlar Konfederasyonuna sorun binlerce esnaf dükkan kapattı. Yazık günah değil mi bu ülkeye? Ben çıkmış diyorum ki, refahı tabana yayacağım. Bu ülkede her evde tencere kaynayacak. Sen bunu nasıl yapacaksın diyor. Adam gibi yapacağım adam. Haram yemeyeceğim, kul hakkı yemeyeceğim.

Sözüm söz, bakın ben sizden öyle 13, 14 yıl yetki istemiyorum. Ben sizden sadece 4 yıl için yetki istiyorum. 4. yılın sonunda göreceksiniz Türkiye Cumhuriyetinde hiçbir aile ben fakirim demeyecek. Hiçbir ailenin geliri 720 liranın altında olmayacak. Yazın bunu not defterine, bir köşeye yazın. Söyledim dedim ki, bu ülkede eksik olan namuslu siyaset. Siyaset köşeyi dönme aracı olarak kullanılıyor. Siyaset KPSS sınavına girmeden çocuklarını devlet memuru olarak kullanıyorlar. Bu siyaset değildir. Devletin hazinesini soymak siyaset değildir. Yuh çekmeyin sizden sadece oy istiyorum en. O kadar. Türkiye'ye temiz siyaset getirmek istiyorum. Türkiye'yi namusuyla yönetmek istiyorum.

Asgari ücretliye vereceğimiz para topu topu 1500 lira. Buna bile itiraz ediyorlar. Sizde vicdan var mı? Emin olun itiraz ettiklerinde ben şaşırıyorum nasıl oluyor bunlar? Asgari ücreti bile bilmiyorlar, kaç lira olduğunu da bilmiyorlar. Nereden bilsinler bir eli yağda, bir eli balda nasıl bilecek. O sanıyor ki Türkiye'de herkesin durumu benim gibi. Çünkü etraflarını korumalar çevirmiş halkla muhatap olmuyorlar.

Karamanlı kardeşlerim, ben sizden birisiyim. Ben 7 kişilik bir aileden geliyorum. Annem rahmetli okuma, yazma bilmezdi. Ablamda bilmiyor. Babam ilkokul mezunuydu. 7 kardeşiz. 7 kardeşten üniversiteye giden sadece benim. Üniversiteyi bitirdim, okudum, devlette önemli görevlerde bulundum. Siyasete atıldığım gün, bakın size şunu da söyleyeyim devlet bütçesinden sonra en büyük bütçeleri yönettim. Ama benim ne çocuklarımın, ne kardeşlerimin 7 kardeşiz, kardeşlerimin ne gemisi var, ne köşeyi döndüler. Siz onları bilmezsiniz bile. Onlar mütevazi, kimisi emekli, kimisi çalışıyor işinde gücünde. Hiçbir zaman benim kardeşim şudur, benim kardeşim devlette şu görevlerde bulundu onu bile söylemezler. Çünkü ben sizden birisiyim, ben halkın adamıyım.

Devletimiz zengindir bakın. Türkiye dünyanın ekonomik büyüklük olarak 18. ülkesi. Peki kardeşim dünyanın en zengin 18. ülkesiyse neden bu kadar 17 milyon yoksulumuz var? Onlar bilmezler ben Kübra bebeği unutmadım. Bakın ismini bile söylüyorum. Açlıktan ölen Kübra bebeği unutmadım. Onlar bilmezler, ben Konya'da gecekonduda camı kırık olduğu için zatürreden ölen Ayaz bebeği unutmadım. Onlar benim çocuklarım. Ben nasıl unuturum onları? Siyaset farklı bir şeydir değerli arkadaşlarım. Siyaseti halk için yapacaksanız, millet için yapacaksanız, fakir fukara, garip gureba olmasın diye yapacaksanız siyaset farklı bir şeydir. Siyaset yalan söyleme sanatı değildir, halkı kandırma sanatı değildir. Siyaset halka adanmışlıktır, halk için çalışırsınız, halk için üretirsiniz. Halk üretirse Türkiye büyür, Türkiye zenginleşir.

Bakın dış politika. Ne yaptılar? Ortadoğu'nun bütün kirli işlerine bulaştılar. Ne oldu? 2 milyon Suriyelimiz var. Kaç lira para harcadık? 5,5 milyar dolar. Ben onun kaynağını soruyor muyum? Sormuyorum. Hoş geldiler bakacağız eyvallah. Ben emekliye 2 maaş ikramiye verirken niye fırlıyorsun ayağa? Niye koşuyorsun veremezsin veremezsin diye. Vereceğim. Vallahide billahide vereceğim.

Konuşmamın başında sizden bir söz istemiştim. Demiştim ki, güzel bir başlangıç yapmamız lazım. Her evde huzurun olması lazım, her evde barışın olması lazım. Çatık kaşlı insanların ülkesi olmak istemiyoruz. Güler yüzlü insanlarımız olmalı. Caddede, sokakta, lokantada, ev ziyaretlerinde insanlar birbirlerine gülümsemeli. Her evde huzur olmalı. Anneler çocuklarını huzur içinde okula gönderebilmeli. İki yanağından öpebilmeli. Kaygı, kuşku duymamalı. Gençler üniversitede rahatlıkla okuyabilmeli, yurt sorunu çözülebilmeli. Bunları yapmanın yolu namuslu siyasetten geçiyor. Bunları yapmanın yolu halkı düşünen siyasetten geçiyor.

O nedenle söyledim. Eski alışkanlıkları bırakalım, eski görüşlerimizi bırakalım, eski algılarımızı da bir tarafa bırakalım. Yeni bir siyaset için, güzel bir siyaset için, yoksulluğu yenmek için, işsizliği yenmek için, esnafın, işçinin, çiftçinin, emeklinin, memurun kazanabileceği, sanayicinin kazanabileceği, Türkiye'nin üretebileceği, dünyada söz sahibi olabileceği bir güzel ülke kuralım. Ortadoğu barışının yolu da düzgün siyasetten geçiyor. CHP iktidarında kesinlikle Ortadoğu'da barışı sağlayacağız. Türkiye eskiden olduğu gibi sorun olduğunda Ortadoğu'da başvurulan ülke olacak kızılan ülke değil, küfredilen ülke değil başvurulan ülke olacak. Türkiye'nin büyüklüğünü göstereceğiz. Diyecekler ki aramızda sorun çıktı ey Türkiye gel bizim sorunumuzu çöz. Sorunu çözeceğiz 2 milyon Suriyeli kardeşimizi Suriye'ye göndereceğiz. Kendi ülkemizde huzur içinde yaşayacağız, barış içinde yaşayacağız. Ama bunun yolu iktidardan geçiyor.

O nedenle sizden söz aldım. Sandığa giderken geçen seçimlerde şu veya bu nedenle hiçbir vatandaşıma neden o partiye, bu partiye oy verdin diye kızmadım. Ama Türkiye yeni bir noktaya geldi. Türkiye'nin düzelmesi lazım. Diyorlar ki, CHP gelirse faizler artar. Söz verdim kredi kartları borçlarının faizlerinin %80'ini, tüketici kredisi borçlarının faizlerinin en az %80'ini sileceğim. Ben sileceğim onlar faiz artar diyor. Artmayacak kardeşim artmayacak. Faizi sileceğim ben.

Diyorlar ki, faizi silersen parayı nereden bulacaksın? Bunun devlete yükü yok. Emin olun yok. Anlatıyım, bankaların bu tür alacaklarının miktarı 19 milyar lira. Bankalar bilançolarını güzelleştirmek için bu alacaklarını varlık yönetim şirketlerine satarlar. 19 milyar liralık alacağını bankalar varlık yönetim şirketlerine 2 milyar 800 milyon liraya sattılar. Varlık yönetim şirketi bu alacağı alınca bu avukat ordusu tutuyor bütün o borçluların hepsinin evlerine haciz gönderiyor. Diyor ki paranızı vereceksiniz. Ben ne diyorum? Varlık yönetim şirketine dur diyeceğim kardeşim. Sen devreye girme. Bankaya gel kardeşim sen 19 milyarlık alacağını 2 milyar 800 milyona satıyor musun? Satıyorum. Aradaki farkı siliyor musun? Siliyorum. Tamamını sil bakayım. Vatandaşa da gel kardeşim bak faizin en az %80'i silindi kalanı da 5 yıl içinde öde. Bitti bu kadar basit.

Haklı olarak şunu düşünebilirsiniz. Bunlar niye düşünmüyor? Onlar vatandaşı düşünmüyor ki, onlar ceplerini düşünüyor. Benim derdim vatandaş. Vatandaşı borç batağından kurtarmak istiyorum. Bakın size örnek vereyim. Rakamlar doğrudur. 1 milyon 220 bin vatandaşımız borcunu ödemedi diye mahkemeye verildi. 550 bin vatandaşımız mahkum oldu. 98 bin vatandaşımız hapse girdi çıktı 3 ay. Neden? Taahhüdü ihlal cezasından. Yazık günah değil mi bu vatandaşlara. Borç batağına sokan kim? Ankara'da oturanlar onlar. Borç batağından kurtarmak isteyen kim? Biziz. Biz halkı düşünüyoruz, biz insanımızı düşünüyoruz.

Sözlerimin sonuna geliyorum. Taşeron işçilik var onu da bitireceğiz. Sözüm söz taşeron kalmayacak. Ona da diyorlar efendim devlete yükü var mı? Hiçbir yükü yok devlete. Örnek vereyim diyelim ki, Karaman'daki hastane temizlenecek her gün. Gidip bir taşeron buluyorlar diyorlar 30 işçi getir burayı temizleyelim. Devlet parayı taşerona veriyor, taşeronda götürüp işçiye veriyor. Ben ne diyorum? Taşeronu kaldırıyorum aradan. Ey devlet ücreti kime vereceksin? İşçi duruyor götür doğrudan işçiye ver. O da güvencesi içinde çalışsın, kadrolu çalışsın ne yükü var. Peki niye taşerona veriyorlar. Çünkü parayı verirken işçinin parasını %18'de KDV ödüyor devlet. Biz ne diyoruz? O %18 KDV devlette kalacak. Kim için kullanılacak? Esnaf için, çiftçi için, emekli için, herkes için kullanılacak. Dolayısıyla devletin karlı olduğu bir yerde soruyorlar parayı nereden bulacaksın. Emin olun bunlar devleti yönetemiyor. Başbakan olayım bunlara kurs açacağım devlet nasıl yönetilir diye.

Son sözlerim, bana söz verdiniz dediniz ki sandığa gidince söz geçen seçimde CHP'ye oy vermemiş bir vatandaşla beraber gideceğiz. Omuz omuza gideceğiz. Yeni bir başlangıç için gideceğiz. Huzurlu, onurlu, gururlu Türkiye için gideceğiz. Büyüyen Türkiye için gideceğiz. Kalkınan onurlu Türkiye için gideceğiz. Bana söz verdiniz. Söz mü? Bende size söz veriyorum eğer gün 24 saat diyorsanız 24 saat, 12 saat diyorsanız 12 saat çalışacağım, emek harcayacağım, alın teri dökeceğim. Dökeceğim her alın teri size helal olsun.

Efendim sağ olun, var olun. 7 Haziran'da gidiyoruz sandığa. Umarım yaşanacak bir Türkiye'yi elbirliğiyle, gönül birliğiyle kurarız. Hepinize en içten, selamlar, saygılar sunuyorum. Yürek dolusu muhabbetler sunuyorum. "

    Perşembe, 14 May 2015 12:43

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica