İktidar yürüyüşündeki Kılıçdaroğlu Bartın'da

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu: "Çocuklarımız için, güzel Türkiye'miz için sadece siz değil, bugüne kadar CHP'ye oy vermemiş ikinci bir vatandaşı da ikna edip beraber sandığa götürecek ve oy verdireceksiniz."

"Nasılsınız iyi misiniz? 7 Haziran'a hazırlık yapıyor musunuz? 7 Haziran'a hazırlık yaparken ben sandığa gideceğim demeyeceksiniz, beraber yanımda bir kişiyle beraber gideceğim diyeceksiniz. Geçen seçimlerde, 2011 seçimlerinde şu veya bu nedenle CHP'ye oy vermemiş bir vatandaşımı ikna edeceksiniz. Diyeceksiniz ki, bakın Türkiye'nin içinde bulunduğu şartları ben size anlatayım. Söyleyeceksiniz bir; 6 milyon 200 bin işsizimiz var. İki; 17 milyon yoksulumuz var. Üç, aylığı 1000 liranın altında olan 8 milyon emeklimiz var. Dört; yanlış dış politika nedeniyle 2 milyon Suriyelimiz var. Beş; 2 milyon Suriyeliye ödenen 5,5 milyar dolar var. Altı; atama bekleyen 350 bin öğretmen var. Yedi; ektiği ürünün karşılığını alamayan ve bu nedenle de 2 Trakya büyüklüğünde ekilmeyen alanımız var. Deyin ki, bunlar 13 yıldır tek başına iktidar olan bir partinin önümüze koyduğu tablo. Bu tablo bizim içimize siniyor mu? Eğer bu tablo bizim içimize sinmiyorsa yanında götüreceğiniz kişiye şunu söyleyeceksiniz; bak arkadaş ben sana söyledim bu rakamlarda hiçbir yanlışlık yok. Bu rakamlar bir partinin rakamları değil. Bu rakamlar devletin rakamları. 13 yıl kredi açtık. Tek başına yönettiler, hiç kimse önünde engel olarak durmadı. Ama bize yoksulluk, bize işsizlik verdiler. Kendi çocukları KPSS sınavına bile girmeden devletten memur oldular. Bizim çocuklarımız bekliyor. Üniversiteyi bitirdiler. 350 bin öğretmen atama bekliyor. O zaman gel yeni bir başlangıç yapalım 7 Haziran'da deyin ve onu ikna edin. İster tarlada, ister caddede, ister sokakta, ister kahvede nerede olursa olsun şunu söyleyin. Gel arkadaş beraber omuz omuza ülkemiz için, çocuklarımız için, Türkiye için, güzel Türkiye için, bayrağımız için hep beraber sandığa gidelim diyeceksiniz ve onu ikna edeceksiniz. Yani sadece siz değil beraber çocuklarımız için, güzel Türkiye'miz için ikinci bir vatandaşı beraber sandığa götüreceksiniz. Söz mü?

Bende size söz veriyorum sizin için çalışacağım, bu güzel ülke için çalışacağım. Benim siyaset anlayışım onların siyaset anlayışına benzemez. Benim siyaset anlayışım cebini düşünen siyaset değil, halkın cebini düşünen siyasettir. Halk kazanacak, halkın cebi para görecek. Benim siyaset anlayışımda benim çocuğum iş bulsun değil, eğer bu ülkede herhangi bir vatandaşımızın çocuğu işsizse o çocuk iş bulamıyorsa o ailenin derdi benimde derdim olacaktır. Hiçbir ayrım yapmadan her çocuğumuza iş bulacağız, aş bulacağız, asıl hedefimiz bu olacak.

Bartın güzel illerimizden birisi. Olağanüstü güzel doğası var. Amasra'yı sadece sizler değil, sadece Türkiye değil aslında bütün dünya biliyor. Amasra'nın güzelliğini Unesco dünya kültür mirasının yedek listesine aldı. Bu kadar güzel bir doğa var. Biz o doğaya dokundurtmayacağız. O güzellik aynen öyle kalacak.

Size söyledim 6 milyon 200 bin işsizimiz var. Size bir belge göstereceğim. Şu belgeyi arkadaşlarım miting meydanlarında dağıtmış olabilirler, ellerinizde de olabilir. Bu bir bakanlar kurulu kararı. Başbakan olarak Davutoğlu imzası ve bakanların imzası var. Kanunun adını biliyor musunuz? Yabancıların çalıştırılması hakkında kanun tasarısı. Yani 6 milyon 200 bin işsizimiz var, siz 6 milyon 200 işsize iş bulacak yerde ben yabancıları nasıl getireceğim ve Türkiye'de nasıl çalıştıracağım onun kanun tasarısı. Ben Bartın'ın insafına sunuyorum, Türkiye'nin insafına sunuyorum 6 milyon 200 bin işsizimiz var ve geldiğimiz nokta bu. İşsizlik nedir biliyor musunuz? İşsizlik, eğer bir evde işsiz bir çocuk varsa o evde huzur yoktur. Anne bekler, baba bekler çocuğum nasıl iş bulacak. Nasıl iş bulacakta düzenli geliri olacak, ben onu yetiştireceğim, evlendireceğim diye. İşsizlik bu kadar yüreğimizi yakan bir olaydır. O zaman ne yapacağız? Yeni bir politika, yeni bir anlayışla devleti yöneteceğiz.

Ben şimdi size seçim bildirgemizden ana unsurlarını size sunmaya çalışacağım. Biz ne dedik? Refahı tabana yayacağız. Refah tabanda olacak. Size bir rakam vereceğim onu da sakın unutmayın. Nedir rakam? Yıl 2002; Türkiye nüfusunun %1'i Türkiye'deki toplam servetin %39'una sahip. Yıl 2014; Türkiye nüfusunun %1'i Türkiye'deki toplam servetin %54.3'üne sahip. 39'dan 54'e çıkmış. Refah, gelir, kar nerede toplanmış? Yukarıda bir avuç insanın elinde. Biz bunu reddediyoruz. Refah tabana yayılmalı, halk kazanmalı, halkın cebi para görmeli, yoksulluk olmamalı, işsizlik olmamalı, memlekette barış, huzur olmalı. Her evde tencere kesinlikle kaynamalı.

Şimdi soru şu; biz bunu nasıl yapacağız? Refahı tabana nasıl yayacağız? Bir; eğer siz emekliyi korursanız, emekliye ben 2 maaş Ramazan bayramında, kurban bayramında ikramiye vereceğim derseniz bütçe gelirlerinin bir kısmı tabana gitmiş olur. Kime? 11 milyon emekliye gitmiş olur. 11 milyon emekli en azından ramazan bayramında, kurban bayramında rahat edecek. Buna koro halinde itiraz ediyorlar. Vay efendim emekliye parayı nasıl vereceksin, nereden vereceksin diyorlar. Hayatımda duyduğum en ayıp sorulardan birisidir. Sen kaçak saray yaparken sana kaynak sorduk mu? Kaçak saray için var, yandaşın için var, çocukların için var, herkes için var emekliye gelince parayı nereden bulacaksın. Parayı bulacağız, emekliye de vereceğiz.

Sanıyorlar ki, emekliye ayda 10 bin lira vereceğiz. Zaten ne alıyor ki Allah aşkına. Aylığı 1000 liranın altında olan 8 milyon emekli var. 350 lira, 450 lira emekli aylığı alan var. Yani 450 lira alana bir 450 lira yılda iki sefer vereceksin ona itiraz ediyorlar. Bende 11 milyon emekli kardeşime sesleniyorum. Bunun 44 bini Bartın'da. 44 bin emekliniz var sizin. O arkadaşlarıma sesleniyorum, eğer onlar size kaynak yok diyorlarsa sizde deyin ki, kusura bakma bizden de size oy yok. Oy vermeyin.

Emekli arkadaşlarıma sesleniyorum, size bu toplumun vefa borcu var. Hepimizin vefa borcu var. Yıllar yılı çalıştınız, ürettiniz, kiminiz tarlada, kiminiz fabrikada, kiminiz devlet dairesinde, kiminiz esnaf olarak çalıştınız, verginizi ödediniz, priminizi ödediniz emekli oldunuz açlığa mahkum edildiniz. Sizin sahibiniz yok bu hükümette. Sizin sahibiniz CHP'dir asla unutmayın.

Şunu çok rahatlıkla söylüyorum 44 bin emekli kardeşim dinlesin Bartın'daki. Bütün seçim meydanlarında sizin hakkınızı savunan, sizin için çaba harcayan, sizin daha iyi yaşam şartlarına kavuşmanız için mücadele eden tek bir parti var o partinin adı CHP'dir sakın bunu unutmayın.

Sanıyorlar ki emekliye ramazan, kurban bayramında birer maaş ikramiye verdik götürüp İsviçre bankalarına yatıracaklar. Emekliye ne veriyorsun Allah aşkına. Ne yapacak? Gidecek şuradaki bakkaldan alışveriş yapacak, fırından ekmek alacak. Kurban bayramında kurban alacak. Kim kazanacak? Emekli kazanacak, esnaf kazanacak, manav kazanacak. Sonra toplantıcı kazanacak, sonra sanayici kazanacak. Yani herkes kazanacak. Ama bir grup kaybedecek. Kim onlar? Hortumcular. Hortumcularda kaybedecek. Telaşı ondan. Nereden bulacaksın diyor. Vereceğim göreceksin sen.

Zaten benim amacımda hortumcular kaybetsin. Sözüm söz, Bartın'dan söz, her gittiğim yerden söylüyorum o kaçak saraya bağlanan bütün hortumları keseceğim parayı da vereceğim.

Bu bölgenin kömür yatakları zengin, oldukça güzel. Ama çalıştırılmıyor, istihdam yaratılmıyor. Onların derdi başka, bizim derdimiz başka. O ocakları çalıştıracağız, çalıştırmak zorundayız. Dışarıdan kömür geleceğine burada kömür yok mu? Var. Nasıl çalıştıracağız? Adam gibi çalıştıracağız. İş kazalarının olmadığı, bütün güvenlik önlemlerinin alındığı uluslararası standartlara uygun çalıştıracağız. Hem iş olacak, hem aş olacak, hem geçim olacak. İnsanlar çalışacak, esnaf kazanacak. İnsanlar çalışacak toptancısı, sanayicisi herkes kazanacak. Herkes kazanacak, her evde huzur, her evde mutluluk olacak. Eğer insanlar çalışıyorsa, eğer insanların iş güvencesi varsa, eğer insanlar evlerine akşam huzur içinde dönüyorlarsa o Türkiye hepimizin Türkiye'sidir. O Türkiye yaşanacak bir Türkiye'dir.

Taşeron işçilik. 21.yüzyılın köle düzeni taşeron işçilik. Gidiyorsun diyorsun ki, efendim hastanenin temizliğini yapacağız. Ee? Bir tane taşeron buluyorsun git bana işçileri getir burayı temizlesinler. Günün 24 saati çalışsınlar. Sonra? Ama bunlar işçi değil. Ne bunlar? Köle. Kölelik düzenine evet der miyiz? Kölelik düzenini savunur muyuz? Biz ne diyoruz? Kölelik düzenini kaldıracağız, taşeronu bitireceğiz. İşçi çalışıyorsa kadrosunu vereceğiz oturacak adam gibi çalışacak, iş güvencesi olacak hiçbir sorunu da olmayacak. Bunu söylüyoruz. Ne diyorlar? Kaynağı nereden bulacaksın diyorlar. Ben size söyleyeyim bu işin kaynağı zaten arkadaşlar, zaten ödüyorsun parayı. Kime ödüyorsun? Taşerona ödüyorsun. Öderken ne yapıyorsun? %18 KDV'de ödüyorsun. Taşeron kime ödüyor? O da götürüp işçiye ödüyor. Ben ne diyorum? Taşeronu ortadan kaldıracağım gel kardeşim sen buradan çık. Ben doğrudan doğruya parayı işçiye vereceğim %18'de devletin karı olacak. Doğru mu? Adil mi? Hakça mı? Bizde böyle yapacağız. Onlar bunu istemiyorlar. Biz yapacağız, biz savunacağız. Hem devlet karlı olacak %18 KDV ödemeyecek, hem çalışanın iş güvencesi olacak, sendikalı hakkı olacak o da adam gibi yaşayacak, onunda hakkını sonuna kadar savunacağız.

Bakın, parayı nereden bulacaksın diye çok sorular size de soruyorlardır. Yeri geldiği zamanda diyorlar ki, Türkiye dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biri. Güzel bende biliyorum. Ben bunları savununca niye itiraz ediyorsun? Para var mı? Elbette var. Kimler için var? Onlar var sizin için yok. Ama halkçı düzende onlar için yok para sizin için var olacak. Herkes bunu böyle bilsin.

Dedim ki, çiftçi üretiyor, alın teri döküyor çiftçi, sabahın köründe tarlaya gidiyor, her türlü mücadeleyi yapıyor. Ne dedim? İki Trakya büyüklüğünde alan son 13 yılda ekilmiyor. Çünkü çiftçi ektiği zaman zarar ediyor. Niye ekiyim diyor, nasıl ekiyim diyor, zarar ediyorum diyor. Saman ithal eden ülke olduk. Bir dönem sadece kendimizi değil Ortadoğu'yu beslerdik. Ne dedik? Çiftçi üretsin, kar elde etsin, kazansın, istihdam yaratsın, üretsin, ihracat yapsın, döviz gelsin. Bunları savunduk. Ne yapacağız? Çok masum bir şey söyledik. Çiftçi için mazotu 1,5 lira yapacağız dedik. 1,5 lira mazotu yapacağız çiftçi üretecek, kazanacak, satacak kimseye muhtaç olmayacak gül gibi geçinip gidecek. Esnaf kazanacak oradan alışveriş yapacak, sanayici kazanacak. Esnafın sattığını o üretecek. Bütün bunların hepsini yaptık. Bugün yine zam geldi onu da biliyorum. Dünyanın en pahalı mazotu Türkiye'de. Eğer bir iktidar partisinden milletvekili adayı görürseniz ona şu soruyu sorun. Dünya enerji ajansının 2015 raporuna baksın. Dünya enerji ajansı diyor ki, dünyanın en pahalı mazotu Türkiye'de. Niye böyle, hangi gerekçeyle böyle? Yazık günah değil mi bizim insanımıza. Ona da itiraz ediyorlar nasıl vereceksin diye. Bakın ben eski maliyeciyim vergi nedir bilirim, bütçe nedir bilirim, nasıl harcanır bilirim. Benim bir özelliğim daha var kul hakkı yemeninde ne menem bir bela olduğunu da bilirim. Petrol dışarıdan gelir doğru. Petrol dışarıdan gelir bilirim, dolar ödenir bilirim, rafineride işlenir bilirim. Rafineri üzerine kar payı koyar bilirim. Bunların hepsini biliyoruz. Fiyat ne? 1 lira 21 kuruş. Kaça satıyorsun? 4 liradan. Biz kaça taahhüt ediyoruz? 1,5 liradan. 1 lira 21 kuruş kar dahil biz 1,5 liradan veriyoruz. Dönüp bana diyorsun ki kaynağı nereden bulacaksın. Sen yatlara verirken sorduk mu? 1 lira 21 kuruşa veriyorsun. Yata binip tarlaya mı gidiyorlar. Yata binip üretim mi yapıyorlar? Sabahın köründe yata mı gidiyorlar? 1 lira 50 kuruşa, 1,5 liraya çiftçiye vereceğiz. Çiftçi alacak traktörüyle tarlaya gidecek, çalışacak, üretecek, kazanacak. Onlar soruyorlar yata bunu verirken 1 lira 21 kuruşa veriyoruz yata onların farkı bu. Bende diyorum çiftçiye vereceğim 1,5 liradan. Onlar yata, ben çiftçiye.

Aynı şekilde elmas, yakut, pırlanta, inci, bunlarda ÖTV yok. Çiftçinin mazotunda ÖTV var. Şimdi ben onlara soruyorum senin tercihin ne? İnciden, pırlantadan, yattan, kattan yana. Benim tercihim ne? Çiftçiden, üretimden, alın terinden yana. Aramızda bu kadar fark var.

Ne söyledim sözlerime başlarken? Yaşanacak bir Türkiye için mücadele edeceğiz. 13 yıl kredi açtık 13 yıl. 13 yılda geldiğimiz nokta iç açıcı değil. Hepimizin oturup yeniden düşünmesi lazım. Eski anlayışımızı, eski değerlerimizi bir tarafa bırakalım. Güzel Türkiye için, yaşanacak bir Türkiye için yeni bir sayfa açalım. Sizden istediğim bu. Bu sayfayı açarken hepimizin oturup düşünmesi lazım. Eğer bunlar 13 yılda 6 milyon 200 bin işsiz yaratmışlarsa oturup düşüneceğiz. Eğer bunlar yoksulluğu bitirmemiş 13 yılda 17 milyon yoksul yaratmışlarsa oturup düşüneceğiz. Ben ne diyorum? 4 yıllık yetki istiyorum 4 yıl. 13 yıl değil, 10 yıl değil, 8 yıl değil 4 yıllık yetki istiyorum. 4.yılın sonunda bu güzel ülkede, Türkiye'de hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek, hiçbir aile ben yoksulum demeyecek. Hiçbir ailenin geliri 720 liranın altında olmayacak. Bunun sözünü veriyorum. Göreceksiniz 4.yılın sonunda güzel bir Türkiye, huzurlu bir Türkiye, kendi içinde barışık olan bir Türkiye, sokaklarında, caddelerinde çatık kaşlı insanların değil güler yüzlü insanların dolaştığı bir Türkiye, gerilimlerin değil beraber yaşamanın ne kadar güzel olduğunu gören bir Türkiye'yi yeniden inşa edeceğiz. Asıl hedefimiz budur. Büyüyen Türkiye, üreten Türkiye, ekonomisi güçlü Türkiye, işsizliği olmayan Türkiye, yoksulu olmayan Türkiye. Eğer bu ülkede babalarımız, dedelerimiz ulusal kurtuluş savaşını verdiler, kazandılar o yoksulluk içinde demir ağlarla ördüler Türkiye'yi. O yoksulluk içinde %7-8-10'luk büyümeler sağladılar. O yoksulluk içinde bütün hastalıkları yendiler, fabrikalar kurdular. O dönemlerde uçak dahi yaptılar. 21.Yüzyıldayız gerginliklerden bıktık, kavgalardan bıktık, yoksulluktan bıktık, yolsuzluklardan bıktık, yasaklardan bıktık. Bütün bunları değiştirmeye hazır mıyız? O zaman 7 Haziranda sandığa gideceğiz. Benim tek görevim var size hizmet etmek. Benim siyaset anlayışımda bu var. O zaman bana destek vereceksiniz. Partiye destek vereceksiniz. Sandığa giderken ne yapacaktık.? Yanımıza bir kişiyi daha alacaktık. Daha önce CHP'ye oy vermemiş bir vatandaşı alacaktık ve onu ikna edecektik. Diyecektik ki gel arkadaş. Beraber sadığa gidelim, huzur içinde gidelim, gülerek gidelim. Yaşanacak bir Türkiye'yi çocuklarımız için, torunlarımız için yeniden inşa edelim. CHP'ye 4 yıllık süre için yetki verelim. Söz verdiler, yapacağız diye 13 kredi açtık yapmadılar. Bunlar 13 yıl değil 4 yıllı süre istiyorlar. Kavgalardan bıktık diyorlar, barış içinde yaşayacağı diyorlar, kimseyi ötekileştirmeyeceğiz diyorlar. Gel sandığa gidelim 4 yıl için yetki verelim diyeceksiniz.

Yapacak mıyız.? Bende size söz veriyorum. Gün 6 saat 6 saat, 12 saat 12 saat, 24 saat 24 saat, 36 saatse 36 saat sizin için çalışacağım, sizin için emek harcayacağım, sizin için alın teri dökeceğim, benim dökeceğim her alın teri size helal olsun diyeceğim.

Benim çocuklarımın yatak odalarında boy boy kasaları olmayacak. Benim bakanlarımın evlerinde ayakkabı kutularında dolarlar olmayacak, benim bakanlarım birilerinin önünde yan gelip yatmayacak, hiç kimsenin hakkını yemeyeceğiz, her kuruşunun hesabını vermekte bizim boynumuzun borcu olacak. Her kuruşun hesabını vereceğiz. Bu güzel ülkeyi şaha kaldıracağız. Şaha kalkmış bir Türkiye, büyüyen bir Türkiye, Üreten bir Türkiye, Güler yüzlü bir Türkiye, bölgesinde dışlanan değil sorunlar çıktığı zaman başvurulan bir Türkiye. Yani Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün görkemli Türkiye'sini yeniden şaha kaldıracağız.

Birilerin önünde eğilip bükülen değil, Dış işleri bakanlarının parmakla çağrıldığı değil, onurlu duran, onurunu koruyan, bayrağını koruyan, halkının hakkını koruyan bir Türkiye'yi yeniden inşa edeceğiz. Bunun yolu üretimden geçiyor. Türkiye üretirse güçlü olur, tüketirse değil. Türkiye çalışırsa güçlü olur. Türkiye gencine istihdam yaratırsa güçlü olur. Türkiye saman ithal eden değil, canlı hayvan ihraç eden ülke olursa güçlü olur. Türkiye bunlarının tamamını yapabilir. Hepsini yapabiliri, gücümüz var, insanımız var, toprağımız var, her şeyimiz var. Eksik olan namuslu siyaset, eksik olan düzgün siyaset, eksik olan ahlaklı siyaset.

O nedenle taahhüt ettik. İlk 4 ay içerisinde çıkaracağımız bir numaralı kanunu adı, Temiz siyaset kanunu olacak. Temiz siyaset yasası, bunu yapacağız. Kirlilikten siyaseti arındıracağız. Düzgün siyaset olacak. Siyaset halka adanmışlıktır. Siyaset cep doldurma sanatı değildir. Siyaset köşeyi dönme sanatı değildir. Siyaset vatandaşın derdi ile ilgilenmektir. Vatandaşın mağduriyetini gidermektir. Onun sorunu çözmektir. O nedenle sözüm sözdür. Bu ülke için, sizin için, çocuklarımız için, torunlarımız için yeni bir sayfa açacağız. Esnafın kazandığı, çiftçinin kazandığı, emeklinin kazandığı, işsizin olmadığı, yoksulluğun olmadığı güzel görkemli Türkiye'yi yeniden şaha kaldıracağız. Bunu için tek güvencem sizlersiniz.

Hepinize en içten sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Hepiniz sağ olun, hepiniz var olun. Bana bir söz verdiniz, sözünüzü lütfen tutun. Kahvede bir vatandaşı ikna edin. Söyleyin defalarca söyleyin, bir daha söylerin, 6 milyon 200 bin işsiz bu ülkeye yakışmıyor. Bir daha söyleyin, 17 milyon yoksul bu ülkeye yakışmıyor. Bir daha söyleyin, Kübra bebek açlıktan öldü. Bu Türkiye'ye yakışmıyor. Bir daha söyleyin, Ayaz bebek Konya da kışın, gecekonduda penceresi kırık, zatürreden öldü. Bu yakışmıyor. Bunların hepsini söyleyin. Barış içinde huzur içinde güzel Türkiye'yi yeniden inşa etmek için. 7 Haziran sandığa gideceğiz. Bir arkadaşımızla beraber gideceğiz, oyumuzu kullanacağız ve Türkiye'yi inşallah şaha kaldıracağız.

Hepinize en içten selamlar, saygılar sunuyorum. Sağ olun, var olun diyorum."

    Salı, 12 May 2015 12:23

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica