Öztrak: "Ekonominin makyajı akıyor"

Ehliyet düzenlemesinde önce 101 TL dediler sonra 15 TL'ye düştü. Memleketin tüm hesaplarını böyle yapıyorlarsa vay halimize.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, ABD Merkez Bankası Başkanı Bernanke’nin açıklamalarının ardından dünyada bedava para döneminin sona erdiğinin görüldüğünü, Türkiye ekonomisinde de “kırılganlıkları gizleyen makyajın da akmaya başladığını” belirtti.

Öztrak, ehliyetlerin yenilenmesi konusundaki düzenlemede önce 101 TL olarak belirlenen bedelin 15 TL’ye indirilmesi hakkında ise “Bu AKP’nin ne kadar hesap kitap bildiğini gösteriyor. Vatandaş bir şey demese demek bu 101 TL’yi alacaklar. Memleketin tüm hesaplarını böyle yapıyorlarsa ‘Vay geldi halimize’” değerlendirmesinde bulundu. .

ABD istihdam verilerinin beklenenden iyi gelmesinin Türkiye piyasasını alt üst ettiğini belirten Öztrak, “Güçlü bir ekonomimiz varsa bana ne ABD’de istihdam 160 bin mi artmış, 190 bin mi artmış. Artık herkes Türkiye’deki istihdamı bıraktı, ABD’deki işe güce bakıyor” diye konuştu.

Öztrak, Başbakan Erdoğan’ın dün Türkiye’nin Mısır’a ekonomik yardım yapan iki ülkeden biri olduğunu söylediğini de hatırlatarak, “Şimdi ben açıkçası merak ediyorum. AKP hükümeti askeri darbeden sonra gelen yönetimden, bu paraları geri isteyecek midir, bu yardımların akıbeti ne olacaktır?” diye sordu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Haziran ayında enflasyonun beklenenin çok üzerinde geldiğini, Mayıs’ta yüzde 6.5 olan yıllık enflasyonun Haziran ayında yüzde 8.3’e çıkarak son 9 ayın en yüksek düzeyine ulaştığını ifade etti. Enflasyonun dar gelirli ailelerin bütçesinde önemli ağırlığı olan gıda fiyatlarında da kendini gösterdiğini kaydeden Öztrak, bir taraftan Mayıs ayında artan tarım üretici fiyatlarının, diğer taraftan da Ramazan ayının başlamasının etkisiyle gıda fiyatlarındaki artışın süreceğini, bunun da özellikle sabit ve dar gelirli vatandaşlar üzerinde ciddi baskı yaratacağını söyledi.

Enerji zamları yıl sonuna saklanırsa yıkıcı olur
Haziran ayında 1.90 TL’nin üzerine yerleşen dolar kurunun fiyatlara yansıyacak gecikmeli etkilerinin önümüzdeki ayların enflasyonuna da yansıyacağını belirten Öztrak, “Kurdaki bu artışa rağmen hükümet, elektriğe Ekim ayına kadar zam yapmayacağını açıkladı. Doğalgazda da zam olmayacağı anlaşılıyor. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi hükümet enerji zamlarını biriktirip, yılsonunda tek bir seferde telafi etmeye kalkarsa enerjide çok yüksek zamlarla karşılaşabiliriz” uyarısında bulundu.

Sene sonunda enflasyon yüzde 7.5-8'e gelecek
Öztrak, eldeki verilerin enflasyonun gelecek aylarda da yüksek seyredeceğini gösterdiğini belirterek, “Yılsonunda muhtemelen resmi enflasyon hedefi olan % 5’ten, en az % 50 oranında sapmayla, % 7,5–8 civarında bir enflasyonla karşılaşacağız” diye konuştu.

Merkez Bankası hükümetin talepleriyle gerçekler arasında sıkıştı
Merkez Bankası’nın “hükümetin talepleriyle ekonominin gerçekleri arasına sıkışıp kaldığını” söyleyen Öztrak, hükümet seçimlere giderken faizin düşük kalmasını arzulasa da, enflasyon görünümündeki bozulmanın ve dışarıdaki gelişmelerin bunu giderek güçleştirdiğini belirtti. Merkez Bankası’nın teknik olarak atması gereken adımları atması gerektiğini kaydeden Öztrak, “Başbakan’ın sözüne uymak için” zaten yetersiz olan döviz rezervlerini eriterek zaman kazanmaya çalışmanın sürdürülebilir olmadığını ifade etti.

Merkez Bankasına bağımsızlık bugünler için verildi
Merkez Bankası’nın rezervlerinin erimeye devam ettiğini 21 Haziran’dan 28 Hazirana kadar 5 milyar dolar eriyerek 122 milyar dolara inen rezervlerin döviz kurunun ateşini düşürmeye yetmediğini belirten Öztrak, “Bugün atılması gereken adımların geciktirilmesi, yarın bir gün bu milletin omuzuna binecek yükün daha da artması demektir. Türkiye bunların hepsini geçmişte acı bir şekilde yaşamıştır. Bu millet 2001’de Merkez Bankası’na bağımsızlığı, bugünler için verdi” dedi.

Ekonominin makyajı akıyor
Öztrak, ABD Merkez Bankası Başkanı Bernanke’nin açıklamalarının ardından dünyada bedava para döneminin sona erdiğinin görüldüğünü, açıklamanın yapıldığı tarihte henüz Gezi Parkı olayları başlamamış olmasına rağmen dünyada varlık fiyatlarının en hızlı Türkiye’de düştüğünü ve Türkiye ekonomisinde “kırılganlıkları gizleyen makyajın da akmaya başladığını” belirtti.

AKP döneminde dış borç 2.7 kat arttı
Türkiye ekonomisinin son 10 yılda sıcak parayla döndürülmesi sonucunda hızla artan dış açık ve borçları nedeniyle daha kırılgan hale geldiğini ifade eden Öztrak, yılın ilk üç ayında Türkiye’nin dış borç stokunun 12,4 milyar dolar artarak 350 milyar dolarla rekor seviyeye ulaştığını, AKP’den önceki tüm iktidarların 80 yılda yaptığı dış borç 130 milyar dolar olmasına karşın AKP döneminde 220 milyar dolar dış borç yapıldığını, Türkiye’nin dış borcunun AKP iktidarı elinde 2,7 kat arttığını kaydetti.

Çeyrek asrın rekoru
Dış borcun vade yapısında da önemli bir değişimin yaşandığına dikkat çeken Öztrak, yılın ilk üç ayı itibariyle vadesi bir yıldan önce dolacak borç stokunun 115 milyar dolar olduğunu, bunun Türkiye’nin her 100 dolarlık dış borcunun 33 dolarının “kısa vadeli” olduğu anlamına geldiğini, bunun da 1989’dan bu yana yayımlanan dış borç verileri içinde bir rekor olduğunu belirtti.

Rezerv kısa vadeli borçları karşılar, cari açık için para lazım
Merkez Bankası’nın geçtiğimiz haftalarda açıkladığı Nisan ayı kısa vadeli dış borç stoku verisine göre kısa vadeli dış borç stokunun Nisan ayında 122 milyar dolara ulaştığını hatırlatan Öztrak, “Haziran sonunda Merkez Bankası kasasındaki rezerv de 122 milyar dolar. Yani kasadaki rezerv sadece kısa vadeli dış borca yetiyor. Bu ülkenin bir de bu yıl 55 milyar dolarlık cari açığı var. Bu açığı finanse etmesi için sürekli dışarıdan para gelmesi gerekiyor. Dışarıdan gelen para kesilirse bu açığı finanse etmek mümkün değil. Ekonomide ani bir duruşla karşı karşıya kalabiliriz. İyi yönetilen bir ekonomi bu hale gelir mi?” diye konuştu.

Recep Erdoğan mı Tayyip Erdoğan mı?
Merkez Bankası’nın açıkladığı finansal olmayan kuruluşların döviz cinsiden yükümlülükleri ile varlıkları arasındaki farkı gösteren “finansal olmayan kuruluşların net döviz açık pozisyonu” verisine de değinen Öztrak, 2002 yılında 6,5 milyar dolar olan bu rakamın Nisan’da 4,6 milyar dolar artarak 152 milyar doları aştığını hatırlattı ve “İşte Başbakan’ın aradığı faiz lobisi bu açık pozisyonun 10 yılda 25 kat artmasına göz yumandır. Peki, bu dönemde iktidarda kim vardı? Recep Erdoğan mı, Tayyip Erdoğan mı?” dedi.

Türkiye'yi bırakdtık, ABD'nin istihdamına bakar olduk
Türkiye ekonomisinin yumuşak karnının ve kırılganlıklarının yeni konjonktürde artık gizlenemediğini, yeni dönemde, birçok uluslararası kuruluşun dünyadaki bu gelişmelerden en fazla etkilenecek ekonomilerin başında Türkiye’yi saydığını belirten Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“AKP iktidarı sıcak parayla şişirdiği ekonomiyi bir başarı hikâyesi olarak içeride ve dışarıda yıllarca pazarlamış, gelişmiş ekonomilerin bastığı paralarla ayakta duran küresel sermayenin risk iştahı da bu oyunun sürdürülmesine imkân vermiştir. Ancak sıcak para partisinin sonuna yaklaştıkça AKP’nin ekonomiyi iyi yönetemediği, yapısal sorunların hızla arttığı ortaya çıkmaktadır. Dün akşama doğru piyasalar yeniden karıştı. Neymiş ABD’de tarım dışı istihdam rakamları beklenenden iyi gelmiş. Güçlü bir ekonomimiz varsa bana ne ABD’de istihdam 160 bin mi artmış, 190 bin mi artmış.  Artık herkes Türkiye’deki istihdamı bıraktı, ABD’deki işe güce bakıyor.”

AKP Türk ekonomisini iyi yönetmedi
Türkiye ekonomisinin, ABD’de istihdam verilerinin kötü gelmesi halinde bir müddet daha devam edecek sıcak para ile çarkları döndürme beklentisinde olduğunu belirten Öztrak, “ABD istihdam verisi piyasa beklentilerinin çok çok üzerinde olumlu gelince bizim piyasalar da alt üst oldu. Dolar kuru 1,97’yi aştı, 10 yıllık referans borç kâğıdının faizi yüzde 9’lara yaklaştı. İyi yönetilen bir ekonomide bunlar olur mu? Elbette olmaz. AKP Türk ekonomisini iyi yönetmemiştir” diye konuştu.

AKP döneminde ülkenin tarım ve sanayi tabanının yok edildiğini ve sıcak paracıların cenneti haline getirildiğini ifade eden Öztrak, hükümetin ekonomide olan bitenler karşısında “her gün, ne olduğu belirli olmayan farklı kesimleri” suçladığını, önce faiz lobisinden, bu ciddiye alınmayınca dış mihraklardan, bu da olmazsa diyasporadan bahsedildiğini belirtti. Öztrak, “Türkiye’nin çok önemli kırılganlıkları bulunmaktadır. Ancak geldiğimiz noktada Türkiye’nin en önemli kırılganlığı Başbakan’ın ve bakanlarının kibiri ve Başbakan’ın artan otoriterleşme eğilimidir” dedi.

Başbakaının sağlıklı karar alma kabiliyeti sorgulanıyor
Dünya piyasalarında ani duruş riskinin arttığı bir dönemde, Başbakanın içine düştüğü kibir hastalığının da Türkiye’nin siyasi risk primini artırdığını ifade eden Öztrak, şunları belirtti:

“Dünya piyasalarında ani duruş riskinin arttığı bir dönemde başbakanın içine düştüğü kibir hastalığı Türkiye’nin siyasi risk primini artırmaktadır. Sorunları sıcak parayla örtme imkânı kalmazken, Başbakanın sağlıklı karar alma kabiliyeti sorgulanmaya başlamıştır. Hükümetin bakanlarının uluslararası yatırımcı toplantılarında bu konuda soruya boğulduğuna yönelik duyumlar artmaktadır.”

Başbakan ülkenin risk primini arttırıyor
Dünya Bankası’nın Türkiye’nin önümüzdeki bir yıldaki finansman ihtiyacının 220 milyar dolar olduğunu açıkladığını, Başbakan’ın ise kendi milletiyle uzlaşmaktan kaçıp sesini yükselttikçe Türkiye’nin siyasi risk pirimi arttırdığını söyleyen Öztrak, “Bu, hem küresel piyasalardan para bulmayı zorlaştırmakta, hem de ödenecek faizi artırmaktadır. Bu maliyet eninde sonunda milletin omuzlarına yüklenecektir” diye konuştu. Öztrak, konuşmasında “hükümetin daha bir ay öncesine kadar şaşalı temel atma törenleri yaptığı milyar dolarlık projelerin kaçının parasını bulabildiği” sorusunu da gündeme getirdi.

Ekonominin halinden başbakan ve bakanlar sorumlu
Türkiye ekonomisinin geldiği bu noktada artık kırılganlıklarını sıcak paracıların yarattığı sahte cennetle saklama imkanı kalmadığını vurgulayan Öztrak, “Olan bitenlerin tek sorumlusu ekonominin yapısal sorunları karşısında önlem almak yerine, bunların üstünü sıcak parayla örtüp, sonrası Allah kerim diyen Başbakan ve bakanlarıdır” dedi.

AKP, Mısır'a yapılan yardımları geri isteyecek mi?
Başbakan Erdoğan’ın dün yaptığı konuşmada, Mısır’a verilen destek ile Yunanistan’a verilen desteği karşılaştırdığını anımsatan Öztrak, “Yunanistan’a verilen bu desteğin büyük bölümü IMF programı kapsamında verildi. Darbeden önceki Mısır hükümeti IMF programını reddetmişti. Yoksa Başbakan Mısır’a IMF ile program yapmasını mı önerirdi?” ifadelerini kullandı. Öztrak, Başbakan Erdoğan’ın dün Türkiye’nin Mısır’a ekonomik yardım yapan iki ülkeden biri olduğunu söylediğini de hatırlatarak, “Şimdi ben açıkçası merak ediyorum. AKP hükümeti askeri darbeden sonra gelen yönetimden, bu paraları geri isteyecek midir, bu yardımların akıbeti ne olacaktır?” diye sordu.

Memleketein tüm hesapları böyle ise vay halmize
Toplantının ardından basın mensuplarının ehliyetlerin yenilenmesi konusundaki düzenlemede önce 101 TL olarak belirlenen bedelin 15 TL’ye indirilmesi hakkında da şunları söyledi:

“Bu AKP’nin ne kadar hesap kitap bildiğini gösteriyor. Yani çıkacaksın önce 101 TL diyeceksin sonra da 15 TL’ye kadar düşeceksin. Vatandaş bir şey demese demek bu 101 TL’yi alacaklar. CHP o gün o yasa teklifini vermese bedava olsun diye, bunlar 101 TL’yi vatandaşın sırtına yükleyip gideceklerdi. Ama biz teklifi verince ricat ettiler. Şimdi ben soruyorum: 101 TL nere, 15 TL nere? Memleketin tüm hesaplarını böyle yapıyorlarsa “Vay geldi halimize”. Manzarayı anlatıyorum. Ülkenin açık pozisyonunu 25 kat artırıyorsunuz, sonra da çıkıyorsunuz, ‘Dışarıdakiler, lobiler bizi neden dövüyor?’ diyorsunuz. Bu hale getirirseniz ekonomiyi tabiki döverler.”

Anahtar Kelimeler
    Cumartesi, 06 Temmuz 2013 13:52

Bağlantılı Konular