Kılıçdaroğlu Elazığ'da gazetecilerin sorularını yanıtladı

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, AKP'nin bir düşüş trendi yaşadığını belirterek, bu kadar işsizlik varken, bu kadar yoksulluk varken, dış politikada tamamen dışlanmışken bu iktidarın uzun süre ayakta kalması zaten mümkün  olamayacağını söyledi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu Elazığ'da kanaat önderleriyle görüştükten sonra açıklama yaptı ve gazetecilerin sorularını şöyle yanıtladı;

"Değerli basın mensupları, Elazığ'da kanaat önderleriyle çok güzel ve verimli bir toplantı yaptık. Onların Cumhuriyet Halk Partisinden beklentileri nelerdir onları öğrendik. Kendilerine CHP'nin onların sorunlarıyla ilgili çözümleri anlattım ben ve arkadaşlarım. Güzel bir toplantı oldu. Biraz sonra tekrar Elazığ'da bazı gezilerimiz olacak. Ayrıca sivil toplum örgütleriyle de yine bir görüşmemiz olacak. Varsa sizlerin soruları onları yanıtlamaya çalışayım.

Soru: Öncelikle İzmir adaylığınızla ilgili bir tartışma var. Bunu sizden daha duymadık gerçi. Sosyal medyada bir paylaşımda bulundunuz ama İzmir'in özel bir nedeni var mı efendim?
Kemal Kılıçdaroğlu: İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Aziz Kocaoğlu İzmir'de bir tesisin açılışı sırasında CHP Genel Başkanının İzmir'den önseçime girmesinin çok önemli olduğunu ifade etti ve böyle bir çağrısı oldu. Bende bu çağrıyı düşüneceğimi ifade etmiştim. Dün onu gerçekleştirdik. İzmir'den önseçime gireceğim.

Soru: Efendim birde basın yayın organlarında yer alan bir anket vardı. AKP'nin oyları %39 görülüyor, sizin %29 küsur görünüyor. AKP'nin düşüşe geçtiği görülüyor. Bu konudaki değerlendirmeniz ne olacak?
Kemal Kılıçdaroğlu: AKP'nin bir düşüş trendi yaşadığını biliyoruz. Ülkede bu kadar işsizlik varken, bu kadar yoksulluk varken, dış politikada tamamen dışlanmışken bu iktidarın uzun süre ayakta kalması zaten mümkün değildi. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak toplumun her kesimine ama her kesimine şu sözü veriyoruz. AKP'nin 12 yılda gerçekleştiremediği çoğu değişimi 4 yılda yapacağız. İşsizliği telaffuz etmeyeceğiz, yoksulluğu telaffuz etmeyeceğiz, taşeron işçiliği telaffuz etmeyeceğiz. Bunların tamamını bitireceğiz. Yeni, güzel, kendine güvenen, özgüveni yüksek bir Türkiye olacak, yeni bir Türkiye'yi inşa edeceğiz. Ortadoğu'ya barışı kesinlikle biz getireceğiz. Ortadoğu kan gölüne dönmeyecek. Dış politikamız barış eksenli olacak, Türkiye'nin saygınlığına uygun bir dış politikayı inşa edeceğiz. AB'yle güç olan süreci yeniden inşa edeceğiz, Avrupa Birliğine göreceksiniz yeni fasıl açılmasını beklemeden AB'nin, Avrupa'nın pek çok talebini biz yerine getireceğiz. Bu ülkeye birinci sınıf demokrasiyi birilerinin talebi üzerine değil, bu ülkenin yurttaşlarının talebi üzerine getireceğiz. Bu ülkenin yurttaşları birinci sınıf demokrasiyi hak ediyorlar. Efendim gidelim AB müzakere açsın, müzakerelere bakalım ona göre yasal değişiklikler yapalım bir düşünceyi asla taşımıyoruz. Uygar bir ülkede hangi kurallar geçerliyse demokrasi açısından hepsini bu ülkeye getireceğiz.

En temel önerimiz şu olacak; CHP iktidarında ilk 3 ay içinde siyasi ahlak yasasını getireceğiz. Siyasetçinin halkına hesap verebileceği bir süreci başlatacağız. Demokrasiyi yeniden inşa edeceğiz. Birinci sınıf demokrasi olacak. Siyasi partiler yasasını değiştireceğiz. Milletvekillerini milletin kendisi seçecek siyasi parti liderleri değil. Milletvekilinin geleceği bir siyasi parti liderinin iki dudağı arasında olmayacak. Yasama organının, yürütme organının arka bahçesi olmaktan çıkaracağız. Çok düşüncemiz var, güzel düşüncelerimiz var. 4 yıl içinde bunların tamamını gerçekleştireceğiz. 4. yılın sonunda görecekler ki 12 yıllık hasarın tamamı telafi edilmiş ve geleceğe güvenle bakan bir Türkiye olacak.

Hepinize teşekkür ediyorum değerli basın mensupları.


Soru: Kısa bir süre önce parti kapatmayla ilgili tartışmalar yaşanıyordu. Daha sonra AKP'nin bu konuda anayasa değişikliği içeren bir yasa tasarısı teklifi verdi. Sizin bu konudaki değerlendirmeniz ne olacak?
Kemal Kılıçdaroğlu: AKP'nin önerdiği anayasa değişikliğinde parti kapatma engellenmiyor. Orada anayasada diyor ki, şu şu şu kurallara uymayan siyasi parti temelli kapatılır. Oradaki temelli sözcüğünü alıyorlar işte parti kapatılır oluyor. Şimdi bu temelli kapatılırla kapatılır arasında ne fark var? Partiyi kapattıktan sonra zaten kapatmış oluyorsunuz. Artı kapatmadan önce bir ara unsur olarak TBMM'yi devreye koyuyorlar. Yani siyasi partilerin kapatılmasını tümüyle ortadan kaldırıyoruz diye bir değişiklik TBMM gündemine AKP tarafından hiç verilmedi. Siyasi partilerin vazgeçilmez unsur olduğunu kabul ediyorsanız 12 Eylül askeri rejiminin getirdiği %10 seçim barajını kaldıracaksınız. Fiilen partileri kapatan unsur %10 seçim barajı. %10 seçim barajı olduğu sürece sağlıklı bir demokrasi olmuyor, lider sultası oluyor. Vatandaş seçimini yapamıyor ve milli irade hırsızlığı gündeme geliyor. Vatandaş A partisine oy veriyor, B partisi milletvekili çıkarıyor. Biz buna da ne diyoruz milli irade. Böyle milli irade olmaz. Kaldıracaksınız %1 oyu olan parti bile parlamentoya en az bir milletvekili getirebilmelidir. Bu kuralı benimsiyorsanız getirin hemen değiştirelim. Açık çek veriyoruz. O zaman siyasi partiler kapansın mı, kapanmasın mı tartışmaları tümüyle bitmiş olacaktır.

Teşekkürler arkadaşlar."

    Perşembe, 19 Mart 2015 10:46

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica