Kılıçdaroğlu nikah tanığı olduğu Ankara Atlıspor’da, Taksim’deki polis saldırısını kınadı

”Ülkeyi karıştırmak, hükümetin işi mi? Neden hükümet bu gençlerin üzerine bu kadar acımasızca gidiyor. Eylemse bırakın, eylemini yapsınlar. Nedir bunların eylemi? Türkü söylemek, ağaca, çevreye sahip çıkmak istiyorlar. Yargıda bunların lehine karar verdi. Hala hükümet, akıllanmadı mı? ”

”Mısır’da bir darbe oldu doğrudur. Ama devrilen hükümeti dost bilip, yeni gelen hükümeti düşman adletmek dış politikada olmaz. Orada değişim oluyor, dönüşüm oluyor… Kabul ederiz etmeyiz ama onların kendi içişleridir. Türkiye’nin Mısır halkı ile dostluğunu sürdürmesi gerekir”

”Başbakan hiçbir zaman giden yönetimi dost, gelen yönetimi de düşman olarak algılamamalı ve bu türden demeçler vermemeli. Sayın Başbakanın dikkatini çekiyorum, dış politikayı kişiselleştirmeyin. Dış politikada duygusallığa yer yoktur, akılcılığa yer vardır”

Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Atlı Spor Kulübünde gerçekleştirilen CHP PM üyesi Ekrem Kerem Oktay’ın nikah törenine gelişinde, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Akşam saatlerinde Taksim’de toplanan göstericilere polisin müdahalede bulunduğunun hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, hukuk devletinin önemine işaret etti.

“Hukuk devleti ne demektir? Evrensel hukuk demektir. Hukukun üstünlüğü demektir. Anayasa demektir, yasalar demektir” ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, anayasada, “toplantı ve gösteri yürüyüşüyünün” silahsız ve saldırısız olmak kaydıyla bir hak olduğunu belirtti.

Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
“Eğer yurttaşın hakkı silahsız ve saldırısız gösteri yapmaksa bu gösteriyi yapsın. Niye engel oluyorsunuz? Elinde bir karanfille Gezi Parkı’na gidecek, yargı kararını tebliğ edecek. Silah var mı elinde? Hayır. Saldırı var mı? Hayır. Kimin elinde silah var? Polisin. Kimin elinde araç var? Polisin. Peki ne demektir bu? Sayın Vali açıklama yapıyor: ‘Gösteri yapanlar kanun dışına çıkıyorlar’ diye. Sayın Valinin yaptığı açıklama, yasa dışı, hukuk dışı açıklama. Sayın Valiye bir önerim var: Açsın anayasayı okusun, anayasada ne yazıyor… Bu gencecik çocuklar gidecekler oraya, belki şarkı, belki türkü söyleyecekler. Kimseye saldırmıyorlar, kimseyi dövmüyorlar, kimseye biber gazı atmıyorlar, kimseye taş atmıyorlar. Kimsenin elinde silah yok, bu çocuklara neden bu saldırıyı yapıyorsunuz? Yani ülkeyi karıştırmak, hükümetin yetkisinde mi? Neden hükümet bu gençlerin üzerine bu kadar acımasızca gidiyor?”

Gençlerin ülkenin geleceği, umudu olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Eylemse bırakın, eylemini yapsınlar. Nedir bunların eylemi? Türkü söylemek, ağaca, çevreye sahip çıkmak istiyorlar. Yargıda bunların lehine karar verdi. Hala hükümet, akıllanmadı mı? Yargı karar vermiş, ‘buraya artık konut, AVM yapmayacaksın, Topçu Kışlası yapmayacaksın’ demiş. Bunların yargının verdiği kararın da kendisine güç verdiğine inanıyorlar.”

Mısır’da ordunun yönetime el koyması
Mısır’da ordunun yönetime el koymasına değinen Kılıçdaroğlu, hükümetin, Mısır konusunda da hata yaptığını savunarak, dış politikada duygusallığa yer olamayacağını söyledi.

Dış politikaların, ülkelerin çıkarları üzerine inşa edilmesi gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Mısır’da bir darbe oldu doğrudur. Darbeyi doğru bulmayabilirsiniz, bu da doğrudur. Biz de darbeyi doğru bulmadığımızı defalarca ifade ettik. Ama devrilen hükümeti dost bilip, yeni gelen hükümeti düşman adletmek dış politikada olmaz. Biz kendi ülkemizin çıkarlarını savunuruz. Mısır kendi bölgesinde çok önemli bir ülkedir. Türkiye ile Mısır arasındaki tarihi ilişkiler dostluklar vardır. Ne Hüsnü Mübarek zamanında ne Sedat zamanında ne Mursi zamanında ne de bir başka zamanda biz dostluğumuzu hiçbir zaman Mısır halkından ayırmadık. Dost olduk, dostluğumuzu sürdürdük. Orada değişim oluyor, dönüşüm oluyor… Kabul ederiz etmeyiz ama onların kendi içişleridir.”

Türkiye’nin Mısır halkı ile dostluğunu sürdürmesi gerektiğini bildiren Kılıçdaroğlu, sözlerini, “Hiçbir zaman giden yönetimi dost, gelen yönetimi de düşman olarak algılamamalı ve bu türden demeçler vermemeli. Sayın Başbakanın dikkatini çekiyorum, dış politikayı kişiselleştirmeyin. Dış politikada duygusallığa yer yoktur, akılcılığa yer vardır. Türkiye Cumhuriyeti’nin hükümeti de akılcı davranmak zorundadır” diyerek tamamladı.

    Pazar, 07 Temmuz 2013 13:00

Bağlantılı Konular