Tezcan: "CHP olarak bir kumpas çetesinin saldırısı ile karşı karşıyayız"

Bülent Tezcan: "Bu saldırı, tesadüfen birkaç gazetecinin öfke ürünü haber üretip, yazmasıyla oluşan bir saldırı değildir. Bu saldırı doğrudan doğruya bir kumpas piramidinin örgütlediği, organize ettiği, sahte delillerini ürettiği ve yayına verdiği bir saldırıdır."

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, düzenlediği basın toplantısında, hafta başından bu yana sistemli bir iftira hareketi ile karşı karşıya olduklarını söyledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na, CHP'ye ve milletvekillerine dönük, sistemli, açık bir iftira kumpanyası ile karşı karşıya olduklarını aktaran Tezcan, "Bir iftira kumpanyası kurulmuş, belirli bir planlama dahilinde Türk siyasi tarihinin en pis hareketini, en kirli hareketini tezgahlamıştır." dedi.

Hafta başından itibaren çıkan haberlerde, bu "kumpas çetesinin nasıl bir çalışma içinde olduğunu gördüklerini" belirten Tezcan, şöyle devam etti:

"CHP olarak bir kumpas çetesinin saldırısı ile karşı karşıyayız. Bu saldırı, tesadüfen birkaç gazetecinin öfke ürünü haber üretip, yazmasıyla oluşan bir saldırı değildir. Bu saldırı doğrudan doğruya bir kumpas piramidinin örgütlediği, organize ettiği, sahte delillerini ürettiği ve yayına verdiği bir saldırıdır. Ortada bir kumpas piramidi bulunmaktadır. Bu piramidin tepesinde siyasi aktörler bulunuyor. Bunun altında istihbarat birimi yer alıyor, piramidin ortasında. Ne yazık ki Türkiye'nin resmi istihbarat kurumu olan MİT, bu kumpas içerisinde ‘milli iftira teşkilatı' haline gelmiştir. MİT bünyesinde oluşturulan kumpası ve o çerçevede oluşturulan bu yalan haberleri delilleriyle beraber üretip, sahte haber ve iftira iklimi yaratmıştır. Bu piramidin en altında hepimizin bildiği gibi havuz medyası bulunmaktadır."

Bülent Tezcan, siyasetin tepesinde bu "kirli hesapların" önceden planlandığını söyleyerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçtiğimiz günlerde "çocuklarım ve ben tehdit altındayız" dediğini anımsattı.

Bu açıklamayı "işaret fişeğinin yakılması" olarak niteleyen Tezcan, "İşaret bu açıklamayla başladı, arkasından istihbarat birimleri bu işareti alarak kurgulamaya başladı. Son olarak medyada bu yayınlarla karşı karşıyayız" dedi.

Bülent Tezcan, şöyle konuştu:

"Biz CHP olarak ne bugün ne dün, tarihimizin hiçbir döneminde, hiçbir kirli ilişkinin parçası olmadık. Ne CHP'nin kurumsal kimliği ne de CHP'nin Genel Başkanı ne de genel başkan yardımcılarına bu tür kirli iftiralar yapışmaz, yapışamaz. Biz kendi geçmişimizden ve bugünümüzden eminimiz. Bunun için bugünden itibaren derhal bu iftiraların üzerine, hem CHPadına ve Sayın Kemal Kılıçdaroğlu adına, İsviçre Hükümeti nezdinde girişimlere başladık. ‘Değil bugün, değil 1 yıl, 5 yıl hangi dönem içerisinde olursa olsun, CHP'ye herhangi bir para birimi cinsinden İsviçre bankalarında ya da başka bankalar aracılığıyla transfer şeklinde bir kuruş hareketi para varsa bize bildirin diye müracaat ettik.' Herhangi bir havale, para transferi, bir hesap, miktarıyla birlikte ifşa edilmesine, varsa bütün kamuoyuna bildirilmesine İsviçre hükümeti nezdinde talepte bulunduk. Hem İsviçre büyükelçiliği hem de İsviçre Finansal Piyasalar Denetleme Otoritesi'nden bu bilgileri biz talep ediyoruz, ‘varsa kamuoyuna açıklayın' diye."

CHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Özçelik'le bu süreci takip ettiklerini açıklayan Tezcan, CHP'nin kimliğinden, meşrebinden, ahlakından, geçmişinden, hesaplarından hiçbir tereddüt duymadıklarını söyledi.

Bülent Tezcan, girişimlerinin sadece bununla kalmayacağını ve bu "kumpas çetesini" açığa çıkaracaklarını bildirerek, "Bugünden itibaren bu havuz medyasına, Sayın Genel Başkanımız adına 7 ayrı suç duyurusunda bulunduk. Dün ve önceki günkü yayınlarıyla ilgili. Aynı merkezden beslenen 6 gazete hakkında öncelikle suç duyurusunda bulunduk. Bugünkü yayınlarla ilgili de ayrıca suç duyurularını hazırladık verdik" diye konuştu.

Gazetelerin her biri ile ilgili, özellikle 18 ve 19 Şubat tarihinde yapılan yayınlarla ilgili bugün CHP adına 6 ayrı, toplam 600 bin liralık tazminat davası açtıklarını ifade eden Tezcan, Genel Başkan Kılıçdaroğlu adına da 7 ayrı tazminat davası açtıklarını kaydetti. Tezcan, bugünkü yayınlara ilişkin de 6 ayrı tazminat davası açacaklarını dile getirdi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcısına ve Basın Savcısına seslendiğini belirten Tezcan, "Bütün bu yaşananlar CHP'ye açık bir iftiradır, tezgahtır, suç uydurmaktır ve ceza kanununda bunun karşılığı 4 yıla kadar hapis cezasıdır." dedi.

Bülent Tezcan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kızı Sümeyye Erdoğan'a suikast düzenleneceği" iddialarına ilişkin soruşturma başlattığını da anımsatarak, şunları kaydetti:

"Bugünkü yayınları ihbar kabul ederek' soruşturma başlatmış. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Basın Savcılığına sesleniyorum, bu soruşturmanın mağduru Sümeyye Erdoğan değildir, olamaz. Bu soruşturmanın mağduru CHP'dir. Mutlaka onunla ilgili bir iddia varsa bu soruşturmayı yapacaksınız. Ama bu soruşturmayı sadece Sümeyye Erdoğan'ın mağdur olduğu bir soruşturma ekseninde yürütürlerse iki elimiz yakalarında olacaktır. Hukuk hiçbir zaman böyle bir kumpasın ortağı olamaz. Bu soruşturmanın gerçek mağduru biziz. MağdurCHP'dir, partinin Genel Başkanıdır, genel başkan yardımcısı ve milletvekilleridir. Sayın Umut Oran, Haluk Koç, Akif Hamzaçebi, bütün bunlara iftira atılmıştır. Onun için Ankara Cumhuriyet Savcısı bu soruşturmayı CHP ve onun genel başkanıyla adını zikrettiğim milletvekillerinin mağdur olduğu bir soruşturma olarak yürütmek zorundadır."

Bülent Tezcan, hem ulusal hem de uluslararası alanda hukuk mücadelelerini sürdüreceklerini sözlerine ekledi.

Bülent Tezcan'ın basın toplantısının metni şöyle:

"Değerli basın mensubu arkadaşlarım, hepiniz hoşgeldiniz. Hafta başından buyana Türkiye'de sistemli bir iftira hareketiyle karşı karşıyayız. Cumhuriyet Halk Partisine ve Cumhuriyet Halk Partisinde görev almış partili arkadaşlarımıza, Sayın Genel Başkanımıza ve milletvekili arkadaşlarımıza dönük sistemli bir iftira kampanyasıyla karşı karşıyayız.

Bu açık bir iftira kumpanyasıdır. Bir iftira kumpanyası kurulmuş, belirli bir planlama dahilinde Türk siyasi hayatının en pis hareketini, en kirli hareketini tezgahlamıştır.

Değerli arkadaşlar, Salı gününden buyana çıkan haberlerde bu kumpas çetesinin nasıl bir çalışma içerisinde olduğunu görüyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir kumpas çetesinin saldırısıyla karşı karşıyayız. Bu saldırı tesadüfen birkaç gazetecinin öfke ürünü haber üretip yazmasıyla oluşan bir saldırı değildir. Bu saldırı doğrudan doğruya bir kumpas piramidinin planladığı, örgütlediği, organize ettiği, delillerini üretmeye çalıştığı, sahte delillerini ürettiği ve yayına verdiği bir saldırıdır. Ortada bir kumpas piramidi bulunmaktadır. Bu kumpas piramidinin tepesinde siyaset yer alıyor ve o kirli siyasetin çok bildiğiniz aktörleri piramidin en tepesindeki siyasi aktörler iktidar partisinin piramidi içerisinde en tepedeki aktörlerden başlayıp o siyasi hareketi temsil eden piramidin en tepesinde bu kirli siyaset yer alıyor. Bunun altında istihbarat birimi yer alıyor kumpas piramidinin ortasında ve ne yazık ki Türkiye'nin resmi istihbarat birimi olan devletin MİT, Milli İstihbarat Teşkilatı bu kumpas içerisinde milli iftira teşkilatı haline gelmiştir.

Dün Sayın Genel Başkan Yardımcımız, MYK Sözcümüz Haluk Koç açıkladı. MİT bünyesinde oluşturulan kumpası ve o çerçevede oluşturulan haberleri burada bir milli iftira teşkilatı sistemli bir şekilde bu yalan haberleri delilleriyle birlikte üretip bir sahte haber ve iftira iklimi yaratmıştır. Bu piramidin en altında hepimizin bildiği gibi havuz medyası bulunmaktadır. Operasyonal medya, örneklerini son yıllarda, son 10 yılda çok yakından gördüğümüz operasyonal medya bu piramidin en altındadır. En yüksek noktada siyasetin tepesinde bu kirli hesaplar önceden planlanmıştır. Ondan sonra istihbarat birimlerine talimat verilip kurgu yapılmıştır, senaryo kurgulanmıştır ve en altında yandaş medyaya, havuz medyasına da servis edilerek Salı gününden buyana bu yayınlarla karşı karşıyayız.

Bakın, Recep Tayyip Erdoğan bir süre önce bir açıklama yaptı. Bu açıklamada çocuklarım ve ben tehlike altındayız, tehdit altındayız dedi. İşte bu açıklama işaret fişeğinin yakılmasıdır. İşaret bu açıklamayla başladı ve bunun arkasından istihbarat birimleri bu işareti alarak kurgulamaya başladılar ve son olarak da medyada bu yayınlarla karşı karşıyayız.

Değerli arkadaşlar, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak ne bugün, ne de dün tarihimizin hiçbir döneminde hiçbir kirli ilişkinin parçası olmadık. Ne Cumhuriyet Halk Partisinin kurumsal kimliği, ne de Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı, Genel Başkan Yardımcıları ve parti kadrolarına bu tip kirli iftiraların hiçbirisi yapışmaz, yapışamaz. Biz kendi geçmişimizden ve bugünümüzden eminiz. Bunun için bugünden itibaren derhal bu iftira kampanyalarının üzerine Cumhuriyet Halk Partisi olarak ve Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu adına, hem partimiz adına, hem Sayın Kemal Kılıçdaroğlu adına İsviçre hükümeti nezdinde girişimlere başladık. Değil bugün, değil 1 yıl, değil 3 yıl, değil 5 yıl, hangi dönem içerisinde olursa olsun Cumhuriyet Halk Partisine herhangi bir para birimi cinsinden İsviçre bankalarında ya da başka bankalar aracılığıyla transfer şeklinde bir kuruş para hareketi hesabı var ise bize bildirin diye resmi olarak müracaat ettik. Sadece Cumhuriyet Halk Partisi için değil, Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu adına da herhangi bir havale, para transferi, bir hesap miktarıyla birlikte tamamını ifşa edilmesine, varsa açıklanmasına, bildirilmesine, sadece bize değil bütün kamuoyuna bildirilmesine muvafakatimiz ve talebimiz vardır diye İsviçre hükümeti nezdinde girişimlerde bulunduk. Hem İsviçre büyükelçiliği, hem İsviçre'deki finans kuruluşu olan İsviçre Finansal Piyasalar Denetleme Otoritesinden bu bilgileri talep ediyoruz. Biz talep ediyoruz. Varsa bize bildirin, varsa kamuoyuna açıklayın diye.

Değerli arkadaşlar, Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Sayın Murat Özçelik'le birlikte bu süreci takip ediyoruz. Müracaatımızı hazırladık. İsviçre hükümetinin bu konuda bütün bilgileri her yerle paylaşmasını ve bizimle de paylaşmasını istiyoruz. Biz Cumhuriyet Halk Partisinin kimliğinden, meşrebinden, geçmişinden, ahlakından, hesaplarından hiçbir tereddüt duymuyoruz. Genel Başkanımızın da hiçbir işleminden, geçmişinden, ahlakından tereddüt duymuyoruz. Ama bu araştırmanın sonucunda birilerinin neresinden hangi hesabından ne çıkar onu bilemiyoruz. Onu onlar düşünecekler. Onu bugünkü iktidarın gölgesi altında yaşayanlar, bugünkü iktidarın kirli ortaklıklarının parçası olanlar kendi hesaplarını dönsünler kontrol etsinler. Biz bu hesapla ilgili hiçbir tereddüt olmadan girişimlerimizi Cumhuriyet Halk Partisi olarak başlattık.

Ancak bu girişimler sadece bununla kalmayacak. Hiç kimse Cumhuriyet Halk Partisini ve onun Genel Başkanını bu tip iftiralarla korkutabileceğini, ürkütebileceğini, geri adım attırabileceğini zannetmesin. Biz bu kumpası biliyoruz ve bu kumpas çetesini açığa çıkaracağız. Bu kumpas piramidini açığa çıkaracağız.

Şimdi bugünden itibaren Sayın Genel Başkanımız adına 7 ayrı suç duyurusunda bulunduk. Bu havuz medyasına 7 ayrı suç durusunda bulunduk dün ve önceki günkü yayınlarıyla ilgili. 6 ayrı gazete aynı merkezden beslenen, aynı kirli ilişkilerden beslenen, aynı kirli kaynaklardan beslenen bu yayın organları hakkında öncelikle savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Bugünkü yayınlarla ilgili ayrıca suç duyurusu hazırlığımız var. 6 ayrı suç duyurusu da bugünkü yayınlarla ve geçmişteki yayınlarla ilgili çalışmalarımız hazırlandı. Bugünkü yayınlarla ilgilide suç duyurularını hazırladık verdik. Bunları takip edeceğiz.

Ayrıca her biriyle ilgili özellikle 18 ve 19 Şubat tarihinde yaptıkları yayınlarla ilgili bugün Cumhuriyet Halk Partisi adına 6 ayrı tazminat davasını hazırladık, açtık. 600 bin liralık toplam tazminat davası ve Sayın Genel Başkanımız adına da 7 ayrı tazminat davasını da yine bugün açtık. Bugünkü yayınlarla ilgilide yine bu gazeteler hakkında 6 ayrı tazminat davasını da hazırlayıp açıyoruz. Bunun arkasından gideceğiz.


Ancak başka bir şey daha var. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına sesleniyorum. Ankara Cumhuriyet Başsavcısına sesleniyorum. Ankara Basın Savcısına sesleniyorum. Bütün bu yaşananlar Cumhuriyet Halk Partisine açık bir iftiradır, açık bir tezgahtır. Suç uydurmaktır, suç uydurmak delillerini de üretmek suretiyle suç uydurmaktır ve ceza kanununda bunun karşılığı 4 yıla kadar hapis cezasıdır.

Şimdi aldığımız bir habere göre Ankara Başsavcılığı bugünkü yayınları ihbar kabul ederek soruşturma başlatmış. Böyle bir duyum aldık. Ankara Başsavcılığı ve Basın Savcılığına sesleniyorum. Bu soruşturmanın mağduru Sümeyye Erdoğan değildir, olamaz. O soruşturmanın mağduru Cumhuriyet Halk Partisidir. Mutlaka onunla ilgili bir iddia varsa bu soruşturmayı yapacaksınız. Ama bu soruşturmayı sadece Sümeyye Erdoğan'ın mağdur olduğu bir soruşturma ekseninde yürütürlerse iki elimiz yakalarında olacaktır. Hukuk hiçbir zaman böyle bir kumpasın ortağı ve parçası olamaz. Bu soruşturmanın gerçek mağduru biziz. Bu saldırıların gerçek mağduru Cumhuriyet Halk Partisidir, onun Genel Başkanıdır, onun milletvekilleridir. Sayın Umut Oran, Sayın Akif Hamzaçebi, Sayın Haluk Koç. Bütün bunlara iftira atılmıştır. Bu siyasetçilere açıkça şantaj, iftira, tehdit ve yalanlarla bunların üzerine bir kara leke sürülmek istenmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi tüzel kişiliği ve Genel Başkanına açıkça iftira atılmaktadır. Onun için Ankara Cumhuriyet Savcısı bu soruşturmayı Cumhuriyet Halk Partisinin ve onun Genel Başkanıyla adını zikrettiğim milletvekillerinin mağdur olduğu bir soruşturma olarak yürütmek zorundadır. Biz bu konuda sonuna kadar hukuk mücadelesine devam edeceğiz. Biz uluslararası alanda sonuna kadar bu iddiaların takipçisi olacağız ve ayrıca kirli çamaşırı kimin varsa onun ortaya dökülmesi içinde önümüzdeki dönemde Türk siyaseti çok açık, kamuoyu her şeyi kendi gözü önünde bütün çıplaklığıyla görecek.

Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. Sorularınız varsa alabilirim.


Soru: Konu dışında gerçi ama Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün bir açıklaması vardı. İç güvenlik paketi gözden geçirilmeli diye bir açıklama yaptı yaklaşık yarım saat önce. Aynı zamanda başkanlık sistemi içinde Türk tipi başkanlık sistemi bize göre değildir, sakıncalıdır gibi bir ifade kullandı. Nasıl değerlendireceksiniz?
Bülent Tezcan: Sayın Abdullah Gül ciddi siyasetçiye uygun bir ifadede bulunmuş. Ama bizim asıl konumuz Cumhuriyet Halk Partisine yapılan saldırıdır. O yüzden bugünkü temel gündem maddemiz bu.

Teşekkür ederim arkadaşlar."

Anahtar Kelimeler
    Cuma, 20 Şubat 2015 16:47

Bağlantılı Konular