Türkiye'de hangi toplumsal değeri, hangi insan hakkını muhafaza edebildiniz?

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu , Başbakana sordu: "Kadınların uğradığı her türlü şiddetin temelinde, hükümet yetkililerinizin kadını hedef alan veya nesneleştiren söylemlerinin, kadını sadece aile kavramı içine hapsetmeye çalışan politikalarınızın olduğunun farkında mısınız?"

Sezgin Tanrıkulu'nun soru önergesi şöyle:

"TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak yanıtlanması için gereğini saygılarımla arz ederim.

Dr. M. Sezgin TANRIKULU
İstanbul Milletvekili

İktidarınız döneminde kadınların uğradığı cinsel saldırı ve tecavüz vakalarının sayısı %400, kadın cinayetleri ise %1400 oranında artmıştır. Bu dönemde Türkiye Dünya Toplumsal Cinsiyet Eşitliği endeksinde 142 ülke içinde 125. sırada yer almıştır. İktidarınız döneminde partinizin üst düzey yetkilileri ve kimi bürokratları ise kadınlara yönelik aşağıdaki ifadeleri kullanmışlardır:

"Bir tane kız mıdır, kadın mıdır bilemem."

"Kadına şiddet abartılıyor."

"Ben zaten kadın erkek eşitliğine inanmıyorum."

"Benim bedenim, benim kararım diyenler feminist."

"Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum."

"Tecavüze uğrayan doğursun, gerekirse devlet bakar."

"Tecavüzcü, kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masum."

"Tecavüze uğrayan da kürtaj yaptırmamalı."

"Bosna'da kadınlar tecavüze uğradı ama doğurdular."

"Kadın ahlaklı olsun, kürtaj yapmak zorunda kalmasın."

"Anası tecavüze uğruyorsa neden çocuk ölsün? Anası ölsün."

"Yalnız bırakılan ya davulcuya ya zurnacıya."

"Kızlarına sahip çıksalarmış."

"Medya olayları abartıyor. Kadına yönelik şiddet algıda seçicilik."

"Evdeki işler yetmiyor mu?"

"Kadınlar iş aradığı için işsizlik yüksek."

"Kızlar okuyunca erkekler evlenecek kız bulamıyor."

"Türk kadını evinin süsüdür."

"Kadınsa o da iffetli olacak. Mahrem namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak, bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak"

Yıllardır kadın ve kadın bedeni üzerinden yürüttüğünüz siyasetin sonunda iktidarınız döneminde hayatını kaybeden kadın sayısında yaşanan artış inkar edilemez bir noktaya gelmiştir. 2014 yılında 294 kadın cinayetlere kurban gitmiştir. Son olarak Tarsus'ta üniversite öğrencisi 20 yaşındaki Özgecan Aslan saldırıya uğramış ve vahşice katledilmiştir.

Bu bağlamda:

Kadınların uğradığı her türlü şiddetin temelinde, hükümet yetkililerinizin kadını hedef alan veya nesneleştiren söylemlerinin, kadını sadece aile kavramı içine hapsetmeye çalışan politikalarınızın olduğunun farkında mısınız?
Politikalarınızın ve söylemlerinizin toplumdaki en vahim yansımasının kadına ve bedenine hükmetmeye çalışan caniler üretmek olduğunun farkında mısınız?

Türkiye'nin dünya kadın-erkek eşitlik endeksinde 143 ülke içinde 125. sırada yer alması ile Özgecan Aslan'ın uğradığı vahşet arasında bir bağlantı kurabiliyor musunuz? Yoksa bunları birbirinden ayrı olgu ve olaylar olarak mı görmektesiniz?

Siyaset anlayışınızda sürekli kadının nasıl giyineceğini, nasıl davranacağını, nasıl yaşayacağını dayatmaktansa, kadına yönelik saldırganlığı dizginlemeye çalışacak açıklamalar yapmayı düşünüyor musunuz, yoksa kadınları hedef göstermeye devam mı edeceksiniz?

Dışişleri Bakanlığınız döneminde bizzat imzalamış olduğunuz İstanbul Sözleşmesi'ni ilk imzalayan ve ilk onaylayan ülke olarak övündüğünüz kadar gereğini yerine getiren ülke olmak için göstermelik toplantılar yerine somut adımlar atmayı düşünüyor musunuz?

Türkiye'de hangi toplumsal değeri, hangi insan hakkını muhafaza edebildiniz?

Son yıllarda giderek artan ve en son Özgecan Aslan'ın katledilmesiyle tüm ülkeyi bir kez daha sarsan kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri konusunda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İSLAM'ın sessizliğini ve politikasızlığını nasıl değerlendiriyorsunuz?"

    Pazartesi, 16 Şubat 2015 17:03

Bağlantılı Konular