"12 yıldır 29 milyon insan yoksulluk sınırının altında yaşıyor"

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, "AKP hırsız var diyeni tutuklayıp hapse atacak. Biz karşı çıkıyoruz, vay efendim, niye karşı çıkıyorsunuz, bırakında ben rahatlıkla hırsızlık yapayım diyorlar. Bizim inancımız, bizim dinimiz, bizim ahlakımız da buna izin vermez" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu seçim ve aday belirleme gündemiyle toplanan PM çalışmalarına başlamadan önce güncel olaylar ve AKP'nin çürüyen, çözüm getirmeyen pıolitikalarıyla ilgili değerlendirmeler yaparak şöyle dedi;

"Parti Meclisimizin değerli üyeleri, hepinizi saygıyla selamlıyoruz. Belki de bizim demokrasi tarihinde dönüm noktası olabilecek toplantılardan birisini yapacağız. Demokrasinin ahlaki olarak ve hukuk olarak kan kaybettiği bir süreçte Cumhuriyet Halk Partisi olarak demokrasiye sahip çıkacağız, halkın iradesine sahip çıkacağız. O iradenin parlamentoda sağlıklı tecelli etmesini sağlayacağız. Bunun mücadelesini vereceğiz.

Kuşkusuz
her gün Türkiye'de yeni bir olayla karşılaşıyoruz. Acı olaylarla karşılaşıyoruz. Tarsus'ta vahşice öldürülen bir üniversiteli kızımız hepimizin yüreğinde derin yaralar açtı. İnsanlıktan nasibini alamayan kişiler gencecik bir kızımızı katlettiler. Bu çok acı ve çok derin bir yara değerli arkadaşlarım. Bütün kadınlar ayakta, vicdanı sızlayan herkes ayakta. Nasıl olurda bir üniversite öğrencisi bu kadar acımasızca, vahşice katledilir. 21. yüzyılın dünyasındayız değerli arkadaşlarım. İnsana saygının gösterilmesi gerektiğini herkesin kabul ettiği bir dünyadayız. Kalkıyorsunuz bir üniversite öğrencisini acımasızca katlediyorsunuz. Dün annesi ve babasıyla konuştum. Biz ne kadar vicdana azabı çeksek de, ne kadar üzülsek de sonuçta ateş düştüğü yeri yakıyor. O anneyi düşündüm ne umutlarla doğurdu çocuklarını, ne beklentileri vardı. Üniversiteye göndermişti. Kızının nasıl yetiştiğini gözleriyle görüyordu, elleriyle dokunuyordu. Ama şimdi o derin acılar yaşıyor. Bu tür travmalar aslında bir toplumu kendisine getirmesi gerekir. Ne oluyor Türkiye'de? Neler oluyor Türkiye'de?

 Parti Meclisimizin değerli üyeleri, AKP manevi değerlerimiz büyük yaralar aldı diye iktidara geldi. Manevi değerlerimizi güçlendireceklerdi, ahlaki temellerimizi güçlendireceklerdi. Toplumun kendi içinde kaynaşmış, düşüncelere saygı gösteren mutlu bir yapıda olmasını sağlamak için iktidar oldular. Bu tür onlarca, yüzlerce, binlerce vaatte bulundular. Geçmiş iktidarların toplumda ahlak çöküntüsüne yol açtığını söylediler. Ahlakı güçlendireceğiz dediler ve bu sloganlarla, bu söylemlerle caddede, parkta, lokantada, her yerde bunu söyleyerek iktidar oldular. Ve bunu o kadar güçlendirdiler ki biz 3Y ile mücadele edeceğiz dediler. Yoksullukla mücadele edeceğiz dediler, yoksulluğa izin vermeyeceğiz dediler. Yoksulluğu tamamen bitireceğiz dediler. Sonra yasaklarla mücadele edeceğiz dediler. 21.yüzyılın Türkiye'sinde yasaklar olmaz dediler, özgür bir toplumu inşa edeceğiz dediler. Sonra yolsuzluklarla mücadele edeceğiz dediler. Bir toplumu derinden çürüten, ahlaki temelleri derinden sarsan yolsuzlukla mücadele edeceğiz dediler. Buradan 77 milyon yurttaşıma sesleniyorum verdikleri hangi sözü yerine getirdiler? Yolsuzlukla mı mücadele ettiler? Yolsuzluğu, hırsızlığı bütün dünya tarafından bilinenleri devletin en tepe noktalarına taşıdılar ve bunları korudular. Hangi ahlaktan söz ediyorlar bunlar, hangi vicdandan söz ediyorlar bunlar, hangi dinden, hangi imandan söz ediyorlar bunlar ben anlayamıyorum.

Bunca yıl eğitim almış birisi olarak, bunca yıl devlette hizmet etmiş birisi olarak ben anlayamıyorum. 7 kardeşi olan, en büyük ablası okuma yazma bilmeyen bir aileden gelen birisi olarak ben anlayamıyorum.

Değerli arkadaşlarım, yoksullukla mücadele edeceklerdi. Hangi yoksullukla mücadele ettiler? Tam tersine yoksulların sayısını artırdılar. 29 milyon insan yoksulluk sınırının altında yaşıyor 12 yıldır. Yoksulluğu yönetiyorlar önlemek istemiyorlar. Ne kadar çok yoksul olursa onlar bizim siyasal esirimiz olur diyorlar. Hangi ahlaktan söz ediyorlar bunlar. Yoksulluğu afişe ederek, onu istismar ederek, onu oy deposu olarak görerek siyaset yapmak hangi ahlakta vardır, hangi dinde vardır, hangi imanda vardır? Anlamakta zorluk çekiyorum.

Yasaklarla mücadele, hangi yasakla mücadele ettiler? Her gün parlamentoya yeni bir yasak getiriyorlar. Her gün yeni bir yasak. En son yasakladıkları şey hırsız var diye bağırmak. Evet hırsız var demek şuanda Türkiye'de yasaktır. Yeni bir yasa getiriyorlar bundan sonra vatandaş hırsız var deyince tutuklayıp hapse atacaklar. Biz karşı çıkıyoruz, vay efendim niye karşı çıkıyorsunuz. Bırakında ben rahatlıkla hırsızlık yapayım diyorlar. Biz buna izin mi vereceğiz? Bizim inancımız buna izin vermez, bizim dinimizde buna izin vermez, bizim ahlakımızda buna izin vermez. Ama bunlar yasal olarak izin almak istiyorlar. Yolsuzluk yapacağız kimse bize dokunmasın diyorlar.

Değerli arkadaşlarım, 12 yılda geldiğimiz nokta; benim rakamlarım değil, Cumhuriyet Halk Partisinin rakamları da değil, devletin rakamları. Türkiye İstatistik Kurumunun rakamları. 12 yılda Türkiye'de mutlu toplum sayısında ciddi bir düşüş var, istatistiklerde ciddi bir düşüş var. İnsanlar huzurlu değil, insanlar mutlu değil. Eğer her şey iyi olsaydı neden insanlar mutlu olmasın? Herkesin işi, aşı olsaydı neden insanlar mutlu olmasın? Bu nokta temel bir noktadır değerli arkadaşlar. Temel bir noktadır bu nokta.

Her 4 vatandaştan birisi depresyonda. Bu rakamlarda benim rakamlarım değil. Bakın, size rakamları açıklayım, devletin rakamlarını açıklayım. 2008’de antidepresan ilaç kullanımı 17 milyon kutu. 17 milyon kutu 2008’de. Bugün 37 milyon kutu değerli arkadaşlarım. Huzurlu bir toplumda insanlar niye antidepresan ilaç kullansınlar? Manevi değerleri yüksek olan bir toplumda neden insanlar antidepresan ilaç kullansınlar? Derinden toplumu sarsan ve toplumu huzursuz kılan gelişmeler var. Aile içi şiddet, geçimsizlik başlı başına bir olay olarak Türkiye'nin gündeminde duruyor değerli arkadaşlarım. Hayat pahalılığı, borçlanmalar aile yapısını derinden sarsıyor. 3 çocuğun peşindeler. Önce şu ailede huzur var mı, yok mu önce bir onu öğren bakalım. Bu aile geçinebiliyor mu önce bir onu sağla bakalım. Sen meraklanma ailenin geliri olsun, yeteri kadar çocuklarına baksın 3'te yapar, 5'te yapar. Aç bırakıyorsun çocuk yap diyorsun. Neden? Çocukta aç olsun, bana muhtaç olsun diyorsun. Niye sana muhtaç olsun? Aileler sana niye muhtaç olsun? Neden onun işi, aşı olmasın, neden onun geliri olmasın? Benim kulum, kölem olsun diyor. Hangi inançta vardır kulun kullağa köle olduğu.

Değerli arkadaşlarım, boşanmalar hızla artıyor. Boşanma oranındaki yüzde doğum sayısını geçti. Hangi çocuktan bahsediyorlar bunlar. Bunlar Türkiye İstatistik Kurumunun rakamlarını bile bilmiyorlar. Lütfedip ya ne oluyor şu Türkiye'de diye onu bile sormuyorlar. Onların dertleri ne? Sabah, öğle, akşam, ikindi CHP. Neden? CHP toplumu aydınlatmasın, topluma doğruları söylemesin. Onun sesini keselim sadece biz konuşalım. Ama sert kayaya çarptıklarını da unutmasınlar. Onları baskıları bizi yıldıramaz. Biz topluma doğruları söylemeye her ortamda devam edeceğiz.

Değerli arkadaşlarım, her 5 evlilikten biri boşanmayla sonuçlanıyor. Genel müdürlük, bunların genel müdürlüğü. Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü araştırma yapıyor neden bu boşanmalar oluyor diye. Ekonomik sorunlar birinci sırada. Ailede huzur yok. Tencere kaynamıyor, borç batağı içinde, işsizlik var. Nasıl geçinecek bunlar?

Son 12 yılda işlenen cinayetler, suçlar ağırlıklı olarak hırsızlık, dolandırıcılık ve yaralama. Eğer güçlüyseniz hırsızlık yaparsanız devletin en iyi yerlerine gelirsiniz. Güçlü değilseniz, hırsızlık yaparsanız yolunuz cezaevi.

Cezaevi rakamları da ürkütücü değerli arkadaşlarım. 2002; 59 bin 429 kişi cezaevlerinde kalıyordu. 59 bin, hadi 60 bin diyelim. Şimdi 2014; 152 bin arkadaşlar. 152 bin kişi, cezaevlerinde yer yok. Yeni cezaevleri yapıyorlar. Hele bu yasada çıksın emin olun cezaevi sayısı ikiye, üçe katlanacak. Zaten siz Türkiye'yi yarı açık cezaevine döndürmüşsünüz. İnsanlar zaten mutsuz. Dört duvarın arasında olsa ne olur, sokakta gezsen ne olur. Konuşamıyor, hırsız var diyemiyor. Benim sorunum var dile getireceğim diyemiyor. Bir pankart taşıyacağım kadına yönelik şiddet olmasın, bunu söyleyemiyor.

Değerli arkadaşlarım, böyle bir yapı olamaz. Türkiye bu yapıyı kaldıramaz. Cezaevlerine giren ve suç işleyenlerin yaş ortalaması 18 – 35 arkadaşlar. Genç kuşak. Geleceğinden umutsuzluğa dönüşen bir kuşak. Böyle bir tablo var.

Son 12 yılda çocuklarımız, çocuk yoksulluğu çok yüksek. Bakın değerli arkadaşlarım, uyuşturucu batağında çocuklarımız. Okulların önlerinde uyuşturucu satılıyor peynir, ekmek gibi. Cumhuriyet Halk Partisi olarak dikkati çektik. Uyuşturucu ciddi bir felakettir dedik. Anneleri, babaları perişan ediyor dedik. Gelin önlemini alalım dedik. TBMM'ye araştırma önergeleri verildi, meclis olarak, yasama organı olarak önlem alalım dedik. AKP'nin oylarıyla reddedildi arkadaşlar bu önergeler. Çünkü bunların derdi ceplerini doldurmak, vatandaşın dertlerine çare üretmek değil. Herkesin artık bunu bilmesi lazım.

Bakın, Türkiye İstatistik Kurumunun yaptığı araştırma arkadaşlar gene. 2009 ile 2013 arası bir veya birden fazla sentetik veya uyuşturucu madde kullanan çocukların sayısındaki artış %658.7. Kimin döneminde? Manevi değerleri yücelteceğiz diyen ama o değerleri çöp sepetine atan AKP iktidarlarında. Yazık günah değil mi bu çocuklarımıza? Bunların anneleriyle birebir gidilip görüşüldü mü acaba? O ailelerin yaşadığı dramlardan bunların haberleri var mı acaba?

Değerli arkadaşlarım, arkadaşlarımız soruyorlar uyuşturucu bağımlısı olan, tedavi gören ve başvuran kaç kişi vardır diye. Bakanlık cevap veriyor. 2007; 38 bin 61 kişi uyuşturucu bağımlısı tedavi için başvurdu. 2013; 258 bin 441 kişi. Artış 7 kat arkadaşlar. Din iman edebiyatı yapıyorlardı bunlar değil mi, ahlak diyorlardı, vicdan diyorlardı, namus diyorlardı, hukuk diyorlardı, hukukun üstünlüğü diyorlardı. İşte çocuklarımızı getirdikleri nokta bu. Bunları anlatıyorum ki, AKP’ye gidip oy veren saygıdeğer vatandaşlarımız bir kez daha düşünsünler. Hangi çukura itildiklerini görsünler. Eğer senin çocuğun uyuşturucu kullanmıyorsa yarın kullanacak demektir. Bu rakamlar bizim ürettiğimiz rakamlar değil. AKP'li bakanın soru önergesine verdiği rakamlar.

Soruyorlar, toplumsal çöküntü var ülkede nedir bunun nedenleri? Toplumsal çöküntü var bırakın ahlakı, bırakın dini imanı toplumsal çöküntü yaşıyor toplum. Yoksulluk birinci neden. 29 milyon kişi yoksulluk sınırında. Çözdüler mi sorunu? Hayır. Dışlanma. Kişi kendisini toplumun dışına itildiğini hissediyor ve güven eksikliği. Yaratan kim? Bu atmosferi yaratan kim? Siyasi iktidar. Şunu artık herkesin bilmesini istiyorum. AKP’nin hayata geçirdiği bütün politikalar çökmüştür. Başarılı oldukları bir tek politika bile yoktur. Eğer hırsızlığı bir politika olarak benimsiyorlarsa orada başarılılar kimse ellerine su dökemez. Yolsuzluğu bir politika olarak benimsiyorlarsa orada da başarılılar kimse ellerine su dökemez.

Değerli arkadaşlarım, ekonomi politikası neresinde başarı var? 29 milyon insanın yoksulluk sınırı içinde yaşadığı bir Türkiye'de 12 yıldır yöneteceksiniz yoksulluğu engelleyemeyeceksiniz ve bitiremeyeceksiniz ve bunu da başarı olarak satacaksınız.

Sağlık politikası. Neresi başarılı sağlık politikasının? Allayıp pullayıp satıyorlardı sağlıkta şunu yaptık, sağlıkta bunu yaptık. Ne yaptınız sağlıkta? Şanlıurfa'ya gittik 6 metrekarelik oda da 9 çocuk ve annesi beraber kalıyor. 9 çocuk ve annesi beraber kalıyor. Kendinize kaçak saray yaptıracağınıza Şanlıurfa’ya hastane yaptırmak hiç mi aklınıza gelmedi? Gelmez. Çünkü onlar saltanat meraklısı. Vatandaşın derdiyle onlar ilgilenmezler ki.

Değerli arkadaşlarım, emeklilere de sormak isterim hangi sağlıktan memnunsunuz siz? Hastaneye gidiyorsunuz para, ilaç alıyorsunuz para, maaşınızı çekiyorsunuz bakıyorsunuz oradan da kesilmiş. Sizi artık para makinası olarak görüyorlar.

Değerli arkadaşlarım, tarım. Tarım politikalarının nesi başarılı? Gitsinler bir tane hayatından memnun olan bir çiftçi göstersinler bizde görelim. Bakalım bu çiftçi kim? Kim hayatından memnun?

Dış politika. Yalnızlaşan bir Türkiye var. Eski bir diktatör bozuntusu demiş ki, efendim benim umurumda değil Türkiye'nin yalnızlaşması. Zaten Türkiye'de, dünyada senin umurunda değil ki. Türkiye senin umurunda değil ki. Vatandaş aç perişan senin umurunda değil ki. Aile boyu hırsızlık yaparsınız senin umurunda mı? Sen Türkiye’yi nasıl dünyada yalnız bırakırsın? Ortadoğu’ya gidin dışlanan Türkiye. Avrupa'ya gidin dışlanan Türkiye. Türki Cumhuriyetlere gidin dışlanan Türkiye. Uzakdoğu’ya gidin dışlanan Türkiye. İçine kapanan, dışlanan Türkiye. Kuzey Koro modeli bunların dış politikası bu. Kuzey Kore modeli. İçerde bir diktatör, her şey yasak, bunlar hayatından memnun. Villamı bunlarda, han hamam mı bunlarda, din iman sömürüsü mü bunlarda, ahlaksızlık mı bunlarda. Hepsi var. Dış politikada Türkiye'nin bir onuru var, şerefi var, Türkiye'nin bir saygınlığı var. Türkiye'yi nasıl bu konuma getirirsiniz siz?

Suriyelilere iş vereceğiz diyorlar. 5,5 milyon insan işsiz bu ülkede 5,5 milyon insan. Sen önce kendi vatandaşına iş bul.

Değerli arkadaşlarım, karamsar bir tablo çizdiğimi biliyorum ama gerçekleri bu ülkenin bütün insanlarının öğrenmesi lazım. Ama hiç kimsenin de umutsuzluğa kapılmaması gerekiyor. Hiç kimsenin. Umutsuzluk bizim kitabımızda yok. Türkiye'yi kesinlikle aydınlığa taşıyacağız bu bizim görevimiz. Bizim namus görevimizdir bu. Ne kadar baskı yaparlarsa yapsınlar, ne kadar susturmaya çalışırlarsa çalışsınlar mücadelemizi yapacağız. Bu mücadele hak mücadelesidir, insan mücadelesidir, insanın onuru mücadelesidir bu mücadele. Demokrasi mücadelesidir, ahlak mücadelesidir bu mücadele. Sıradan bir mücadele değildir. O nedenle hepimiz bunun mücadelesini vereceğiz.

Kutuplaşma, biz kesinlikle istemiyoruz. Toplumu bölmek, biz istemiyoruz. En dürüst, en namuslu çağrıları iktidara biz yapıyoruz. Gel diyoruz yapalım belli şeyleri, beraber yapalım. Türkiye için, çocuklarımız için, geleceğimiz için, vatanımız için, hepimiz için gelin beraber yapalım diyoruz. Aynı çağrıyı yine tekrarlıyorum. Sayın Davutoğlu siyasette temizlik mi istiyorsun, ahlak mı istiyorsun, düzey mi istiyorsun gel siyasi ahlak yasasını beraber çıkaralım. Her türlü desteği vereceğiz. Açık çek veriyorum Parti Meclisinin önünde açık çek. 77 milyonun önünde açık çek veriyoruz. Gelin siyasi ahlak yasasını çıkaralım.

Bir şey söyledin. Şeffaflık dediniz Türkiye'de şeffaflığı sağlayacağız diye. İl, ilçe başkanları mal bildiriminde bulunacak diye, milletvekillerinin mal bildirimi şeffaf olacak diye. Açık çek veriyorum kanun tasarısını getir Cumhuriyet Halk Partisi olarak destekleyeceğiz. Öyle seçim sonrası, seçim öncesi değil. Getir hemen destekleyeceğiz. Hiçbir tereddüdümüz yok. Ahlak mı? Destek var CHP'den. Namus mu? CHP'den destek var. Getir hemen destek vereceğiz sana. Parlamentodan çıkaralım. Bak muhalefet mi ne kadar güzel. Demek ki biz muhalefet olarak bu ülkenin çıkarı neyi öngörüyorsa ona destek veriyoruz, huzurlu bir toplum istiyoruz. Barış içinde yaşamak istiyoruz.

İşsizlikle mücadele. Bizim en temel sorun alanımızdır ve Cumhuriyet Halk Partisinin odağındadır. İşsizliği çözeceğiz. Bizim boynumuzun borcudur. İşsizliği bu ülkede çözeceğiz. Bunlar çözemezler. Biz çözeceğiz. Dış politikayı yeniden yapılandıracağız. Suriye'de, Irak'ta, diğer ülkelerde, hepsinde ama hepsinde Türkiye'nin saygınlık kazanması için yeniden mücadele edeceğiz. Suriye'de kavga bitecek. Müslümanlar birbirini öldürmeyecek. Suriyeli kardeşlerimize de diyeceğiz ki, bak sizin için 5,5 milyar dolar para harcadık. Savaş bitti ülkene dön. Babanın, dedenin topraklarına dön. Kendi ülkemde ben kendi çocuklarıma iş bulacağım. Hepsini kendi ülkelerine göndereceğiz. Bu ülkede huzuru sağlayacağız.

Yoksullukla mücadele. 77 milyon yurttaşıma sesleniyorum, bunların yaptığı gibi asla yapmayacağız. Yoksulluğu bir sömürü aracı olarak kullanmayacağız. Her aile sosyal devletin güvencesi altında olacak, her ailenin sigortası olacak. Hiçbir aile aç ve açıkta kalmayacak. Kadını ailenin bel kemiği, orta direği yapacağız. Onurlu bir birey olacak ailede kadın, saygın bir birey olacak kadın. Bunu yapacağız. Aile sigortasını yapacağız. Onun rakamlarını önümüzdeki günlerde açıklayacağım. Bu ülkeye yoksulluk yakışmıyor. 21.yüzyılın Türkiye’sine yoksulluk yakışmıyor. Onlar ceplerini doldurdular sözüm söz halkın cebini dolduracağız biz.

Emekliler. Onlara sözüm var, bu partinin sözü var. Ramazan bayramında, Kurban bayramında huzur içinde bayramlarını yapacaklar. Birer maaş ikramiye alacaklar. Kurbanını oturacak borç almadan kesecek. Torunlarıyla oturacak güler yüzle sohbet edecek. Torunlarına armağan alacak. Bunu yapacağız. Göreceksiniz huzurlu bir toplum yapacağız bu ülkeyi ahtımız var. Bu kadim ülkeyi huzurlu bir ülke haline getireceğiz. Kavgadan, dövüşten uzak duracağız. O onu dedi, bu bunu dedi bunları bırakıyorum. Açık ve net söylüyorum bu ülkenin çıkarı için hangi yasayı getiriyorlarsa kesintisiz destek vereceğiz.

Siyasette kutuplaşmaya da son vermek istiyoruz. Kutuplaşma zarar veriyor. İnsanımızı zarar veriyor. Birbirimizi karalamak doğru değil. Ama bu eksiği, yanlışı dile getirmemek anlamına sakın gelmesin. Yanlış yapıyorsa birisinin çıkıp sen yanlış yapıyorsun demesi lazım. Bu doğru değildir demesi lazım. Her siyasi görüşün parlamentoda temsil edilmesini istiyoruz. Milli irade hırsızlığına izin veren 12 Eylül darbe yasasının değişmesini istiyoruz. Milletvekilleri Genel Başkanların değil, milletin kendisinin seçmesini istiyoruz. Varsa parlamentoya getir. Açık çek veriyoruz destekleyeceğiz. Siyasi partiler yasasını, lider sultasını öngören yasayı getir destek vereceğiz. Neden? Biz siyasette her siyasal görüşün parlamentoda temsil edilmesini istiyoruz. Diyordunuz ki, %10 seçim barajının kalkmasını CHP istemez. İstiyoruz dedik samimi değilsiniz vazgeçersiniz dediniz. Gittik kanun teklifini verdik bak samimiyiz. %7 yüksek, olur. %5 verdik buyur. %3 verdik buyur. Kim samimi, kim samimi değil. Hem 12 Eylül darbe yasalarının arkasına saklanacaksın, hem demokrasiden söz edeceksin. Demokraside çifte standart olmaz arkadaşlar. Demokrasi, birinci sınıf demokrasi. Çifte standart demokraside olmaz. Bunu yapacağız. Bunu yaptığımız zamanda göreceksiniz her şeyi çözeriz biz her şeyi.

Direnme hakkından söz ettim. Evrensel bir haktan söz ettim. Hemen vay efendim işte bunlar Molotof kokteyli alacaklar, atacaklar, yok bilmem işte yüzünü kapatacaklar, bunları CHP koruyor. Hayatımda duyduğum en saçma, en düzeysiz eleştiridir bu. Açıkça söyleyeyim en ahlaksız eleştiridir bu. Ne zamandan beri biz Molotof kokteyli savunduk? Yüzünü kapatan insanları ne zaman savunduk biz? Zaten suç onlar. Söylediğimiz kardeşim bunlar suç, terörle mücadele yasasında bunlar var. Söylediğimiz kanunda bunlar olduğu halde sen niye bunları tutuklamıyorsun, neden gözaltına almıyorsun? Bunları söylüyoruz. Niçin? Hükümet yok da onun için. Hükümet yok, boşluk var hükümette. Şimdi boşluk var, yeni yasalar, yeni yasaklar getirecekler. Ne yasak getirecekler? Hırsız var demek yasak. Bunun neresi yasak arkadaşlar? Bana söyleyin dünyanın hangi ülkesinde bir vatandaş çıkıp hırsız var dediği zaman tutuklanır? Ayakkabı kutusunu göstermek yasak. Onları alıp hapse atacaklar. Getirdikleri kanunun asıl amacı bu. Yoksa diğerleri var zaten. Saklıyorlar onu, bir yerlere saklıyorlar vatandaş öğrenmesin diye. Ama biz bu toplumu çağdaş uygarlığa taşıyacağız. Gücümüz var, kapasitemiz var, mücadelemiz var, bu toplumu taşıyacağız. Taşımak zorundayız. Bu bizim temel görevimizdir. Namus görevimizdir bizim. Bir kişi kalsak bile bunun mücadelesini vereceğiz.

Parti Meclisimiz bugün yapacağı toplantıyla çok önemli kararlar alacak. Unutulan demokrasiyi yeniden bu topluma hatırlatacağız. Darbelerin bu toplumda demokrasiyi ötelediğini çok iyi biliyoruz. Yeni bir sürecin içindeyiz artık. Demokrasiyi güçlendirmek hepimizin ortak amacıdır. Bize oy versin vermesin bütün yurttaşların ortak amacı olmak zorundadır. Güçlü demokrasi herkesin iş, aş sahibi olduğu bir demokrasidir. Güçlü demokrasi ekonomisi güçlü olan bir ülke demektir. Her türlü düşünceye saygı gösteren toplumdur güçlü demokrasiye sahip olan toplum. Bunu yapmak zorundayız.

Hepinize teşekkür ediyorum, değerli basın mensupları sizlere de teşekkür ediyorum."

    Pazartesi, 16 Şubat 2015 14:42

Bağlantılı Konular