Kılıçdaroğlu: ” Mısır’daki darbe Tahrir meydanının demokrasi üretmesine engel olmuştur”

“Tahrir’de toplanan yüzbinler diktaya karşı çıkmışlar, özgürlükleri, Seküler sistemi savunmuşlar ama,  bir darbeci gelip Tahrir meydanını, o düşünceleri  yerle bir etti”

“Darbe kimden ve nasıl gelirse gelsin demokrasilerin önündeki tek engeldir. Darbenin apoletli veya apoletsiz olmasının farkı yoktur. Darbe darbedir.”

“Mısır olayı bir başka gerçeği dünyanın gündemine oturttu. Dini siyasete alet edenlerin artık demokrasilerde yeri yoktur. Hiç kimse Allah’la kul arasında kendisine bir yer seçmesin. Allah’la kul arasında hiçbir siyasi kendisini konumlandırmasın. Recep Tayyip Erdoğan’a da ders olsun bu.

“Özgürlüğü ve demokrasiyi çağdaş anlamda her siyasetçi kendi ülkesinde kurmak, geliştirmek ve derinleştirmek zorundadır. Bunun olmazsa olmazlarından birisi laikliktir. İnancın güvencesini sağlayan laikliktir. Bu aynı zamanda neyi getirir? Demokrasilerde yeterli ve yeterliliği olan insanların yönetime gelmelerinin kapısını açar.”

“Demokrasinin olmazsa olmazlarından birisi de uzlaşmadır. Eğer Mursi uzlaşma kültürünü egemen kılsaydı böyle bir tabloyla karşı karşıya kalmayacaktı”

“Ben bildiğimi yaparım, benim dediğim doğrudur diyor. Bunu tiranlar söyler. Demokrasilerde seçimle gelen kişiler bunu söyleyemezler. Benim oyum var arkamda, %50’yi evlerde hapsediyorum. Hapsettiğim insanları bir düdüğümle dışarı çıkaracağım. Böyle bir demokrasi anlayışımı olur? Bunu hiçbir şekilde kabul etmeyeceğiz ve reddedeceğiz.”

“Mısır’da cadı avı olmamalı. İç savaşa Mısır sürüklenmemeli, kan akmamalı”

“Tahrir meydanı bir darbeyle susturuldu, cadı avı başladı. Türkiye’de de gezi parkından sonra cadı avı başladı. Sabaha karşı insanların evleri basılıyor. Özgürlük istedi diye bir insanın evi sabaha karşı basılır mı? Eğer birisinin evini basacaksan git Kızılay meydanında vurulan genci kim öldürdü onun evini bas. Çocuklarımızın gözü çıkarıldı git onun evini bas bakalım. Kim çıkardı bu gencecik çocukların gözlerini?  Özgürlük isteyenin evimi basılır? Tam bir yüzkarası, tam bir aymazlık.”

“Nasıl bir demokraside yaşıyoruz ki, 550 kişilik parlamentoda Kamer Genç’e tahammül edemiyorlar. Utanın ya utanın. Bir milletvekiline tahammül edemiyorsunuz. Çıkacak meclis kürsüsünden konuşacak. Korktuğunuz için yasak getiriyorsunuz”

“Kısıtlayarak demokrasiyi güçlendiremezsiniz. Kısıtladığınız andan itibaren yeni bir demokrasi çemberinin ana hedefini gösterirsiniz geniş kitlelere, isyan bayrağını açar, baskıya tahammül etmez geniş kitleler. Demokrasiye alışmış, özgürlüğe alışmış bir toplumun yaşam tarzına müdahale mi edilir?”

“ Konuşmayacaksın diyor. Kimsin sen? Benim gibi düşüneceksin diyor. Kimsin sen? Bu toplumun bunu söyleme hakkı doğmuştur artık.”

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu Parti Meclisi’nde gençlik ve halk eylemlerine dikkat çekerek başladığı konuşmasını darbeleri  kınayarak  sürdürdü ve şunları söyledi;

“Değerli arkadaşlar, dünyada da önemli değişimler oluyor. Mısır’da önemli bir değişiklik yaşandı. Altını özenle çizerek söyleyeyim. Mısır’daki darbe Tahrir meydanının demokrasi üretmesine engel olmuştur. Tahrir’de toplanan yüzbinler diktaya karşı çıkmışlar, özgürlükleri savunmuşlar. Seküler sistemi savunmuşlar ama bir darbeci gelip Tahrir meydanını yerle bir etti o düşünceleri. Darbe kimden gelirse gelsin, nasıl gelirse gelsin demokrasilerin önündeki en ciddi engeldir. Hatta tek engeldir diyebiliriz. Darbenin apoletli veya apoletsiz olmasının farkı yoktur. Darbe darbedir. Tahrir meydanında toplanan yüzbinler özgürlük istiyorlardı, demokrasi istiyorlardı. Neden darbeyle Tahrir meydanı yerle bir edildi? O meydan bırakılmalıydı ve o meydan demokrasi üretecekti. Bizim gençlerimizden örnek aldılar onlar. 68 olayları Fransa’da başladı bütün dünyada yankılandı. Gezi parkı olayları İstanbul’da, Türkiye’de başladı bütün dünyada yankılandı ve yankılanacaktır da. Bu bizim onurumuzdur. Dünya demokrasisine yaptığımız en önemli katkılardan birisidir bu. Tahrir meydanı bir darbeyle susturuldu. Orada da cadı avı başladı. Türkiye’de de gezi parkından sonra cadı avı başladı. Sabaha karşı insanların evleri basılıyor. Niye basılıyor? Gençler özgürlük istedi diye. Özgürlük istedi diye bir insanın evi sabaha karşı basılır mı? Eğer birisinin evini basacaksan git Kızılay meydanında vurulan genci kim öldürdü onun evini bas. Çocuklarımızın gözü çıkarıldı git onun evini bas bakalım. Kim çıkardı bu gencecik çocukların gözlerini? Özgürlük isteyenin evimi basılır? Tam bir yüzkarası, tam bir aymazlık.

Buradan bütün kamu görevlilerine tekrar sesleniyorum. Yasadışı emirlere sakın uymayın. Yasadışı emirlere uyan yasadışı işlere bulaşır. Siz yeraltı dünyasının insanları değilsiniz. Hukukun üstünlüğü çerçevesinde hareket edeceksiniz. Hukukun üstünlüğü artık dar kalıplar içinde yorumlanacak bir kavram değildir. Hukuk artık evrenseldir. Hukuku bir ülkenin sınırları içine hapsedemezsiniz. Artık Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi var. Sizin verdiğiniz yargı gidip oradan dönebiliyor. Burada verdiğiniz bir karar oradan dönebiliyor. Demek ki hukuk evrenseldir, insan hakları evrenseldir, özgürlük kavramı evrenseldir. Demokraside evrenseldir. Demokrasi sürekli gelişen bir kavramdır. 1960’ların demokrasisiyle 2013’lerin demokrasisi aynı şey değildir. 1960’larda gider sandığa oyumuzu kullanırdık ve bunun adına demokrasi derdik. Şimdi sandıkta oy kullanmak demokrasi sayılmıyor. Onun sadece bir parçası. Katılımcı demokrasi diyoruz artık. Nasıl batılı bir ülkede otoyol yapacağız diye referanduma gidilip halkın görüşü soruluyorsa bu çok önemlidir. Sandık demokrasisi bitmiştir. Katılımcı demokrasi artık var. Eğer sandık demokrasisi olsaydı benim çoğunluğum var ben oy çokluğuyla iktidara geldim. En büyük oy çokluğuyla iktidar olan bir kişi vardır dünyada kırılmayan o da Hitlerdir. Hitleri dünyada hiç kimse demokrat olarak kabul etmiyor. Demokrasi farklı bir kavram. Güçler dengesini demokrasinin ana manivelası olarak göreceksiniz. Katılımcı demokrasi budur. Bunu görmezlikten geldiğiniz andan itibaren sizin demokrasi anlayışınız dünyanın her tarafında tartışılır. Mısır konusunda Türkiye’nin yapması gereken. Mısır’da cadı avı olmamalı. İç savaşa Mısır sürüklenmemeli, kan akmamalı. Ama siz bunu kalkar da stratejik derinlik kitabını yazıp orada boğulan adama teslim ederseniz Mısır’la ilgili sağlıklı bir görüş oluşturamazsınız. Oturun adam gibi düşünün. Mısır bölgesinin en önemli ülkelerinden birisidir. Oradaki her çalkantı Ortadoğu’ya yansır. Oturup sağlıklı düşünmek, proje üretmek, görüşmek ve uzlaşmak gerekiyor. Demokrasinin olmazsa olmazlarından biriside uzlaşmadır. Eğer Mursi uzlaşma kültürünü egemen kılsaydı kendi ülkesinde böyle bir tabloyla karşı karşıya kalmayacaktı. Neden uzlaşmıyor, neden farklı düşünceleri dinlemiyor? Ben bildiğimi yaparım diyor, benim dediğim doğrudur diyor. Bunu tiranlar söyler. Demokrasilerde seçimle gelen kişiler bunu söyleyemezler. Benim oyum var arkamda, %50’yi evlerde hapsediyorum. Hapsettiğim insanları bir düdüğümle dışarı çıkaracağım. Böyle bir demokrasi anlayışımı olur? Bunu hiçbir şekilde kabul etmeyeceğiz ve reddedeceğiz. Mısır olayı bir başka gerçeği dünyanın gündemine oturttu. Dini siyasete alet edenlerin artık demokrasilerde yeri yoktur arkadaşlar. Şu gerçeği ortaya çıkardı. Hiç kimse Allah’la kul arasında kendisine bir yer seçmesin. Allah’la kul arasında hiçbir siyasi kendisini konumlandırmasın diyor artık. Recep Tayyip Erdoğan’a da ders olsun bu.

İnanç hepimizin saygı duyduğu bir şeydir. Kimsenin inancına müdahale etmek hakkımız yoktur. Kimsenin inancıyla ilgili yorum yapma hakkımızda yoktur. Yorum yaptığınız andan itibaren kendinizi Allah’la kul arasındaki bir yerde konumlandırmış oluyorsunuz. Artık dinin siyasete alet edilmediği bir sürecin içindeyiz biz. Dünya bu sürecin içinde. Bütün İslam coğrafyasının bu gerçeği bilmesi lazım. Özgürlüğü ve demokrasiyi çağdaş anlamda her siyasetçi kendi ülkesinde kurmak, geliştirmek ve derinleştirmek zorundadır. Bunun olmazsa olmazlarından birisi laikliktir. İnancın güvencesini sağlayan laikliktir. Herkesin inanç güvencesinin temelinde seküler sistem yatar. Bu aynı zamanda neyi getirir? Demokrasilerde yeterli olan insanların, yeterliliği olan insanların, becerikli olan insanların yönetime gelmelerinin kapısını açar. Çünkü demokrasilerde herkesin inancına, herkesin kimliğine, herkesin giyimine, herkesin konuşmasına saygı duyulur. Nasıl bir demokraside yaşıyoruz ki 550 kişilik parlamentoda Kamer Genç’e tahammül edemiyorlar. Utanın ya utanın. Bir milletvekiline tahammül edemiyorsunuz. Siz o zaman hangi eleştiriye tahammül edeceksiniz? Çıkacak meclis kürsüsünden konuşacak. Yasak getiriyorsunuz. Niye yasak getiriyorsunuz? Korktuğunuz için getiriyorsunuz. Korkan adam yasak getirir Demokrasinin önündeki engelleri demokrasiyi büyüterek aşabiliriz. Demokrasinin önündeki engelleri demokrasiyi genişleterek getirebiliriz. Kısıtlayarak siz demokrasiyi güçlendiremezsiniz. Kısıtladığınız andan itibaren yeni bir demokrasi çemberinin ana hedefini gösterirsiniz geniş kitlelere, isyan bayrağını açar geniş kitleler. Baskıya tahammül etmez geniş kitleler. Demokrasiye alışmış, özgürlüğe alışmış bir toplumun yaşam tarzına müdahale mi edilir? Konuşmayacaksın diyor. Kimsin sen? Benim gibi düşüneceksin diyor. Kimsin sen? Bu toplumun bunu söyleme hakkı doğmuştur artık”

    Cuma, 05 Temmuz 2013 13:18

Bağlantılı Konular