"Soma'da hükümet vatandaş parasıyla yiğitlik yapmaya çalışmaktadır"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yakup Akkaya, 25 Aralık 2014 tarihinde Kanal B'nin "Gündemin İçinden" Programının canlı yayın konuğu olarak gündemle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Uğraş Bingöl'ün sorularını cevaplandıran Akkaya, CHP'de imzalanan toplu iş sözleşmesi, Soma'daki son durum, Meclis Komisyonları, ve İmralı süreci ile ilgili aşağıdaki değerlendirmelerde bulundu.

Uğraş Bingöl: "Biraz önce CHP 130 çalışanı için Toplu İş sözleşmesi imzaladı. Bu sözleşmenin detaylarını sizden alabilir miyiz?"
Yakup Akkaya: "Türkiye'de 89 tane siyasi parti bulunmaktadır. Ancak hiç birisinde sendikalı işçi yoktur. CHP söylemlerinin arkasında olan bir partidir ve bunun göstergesi olarak da çalışanların hepsi sendikalıdır ve burada taşeron işçi bulunmamaktadır. Biraz önce de Genel Başkanımızın önderliğinde toplu iş sözleşmesi imzalanmıştır. Eylül 2014 sonu itibariyle enflasyon rakamı % 8,62 iken; çalışanlarımız yaklaşık yüzde 10,5 oranında zam almışlardır; ayrıca imzalanan sözleşme ile sosyal hakları da genişletilmiştir.

Bizim taahhüdümüzdür; CHP iktidarında da kamuda bir tane bile taşeron, 4/C'li,4/B'li; sendikasız işçi olmayacaktır."

Uğraş Bingöl: "Soma konusuna değinecek olursak; geçen hafta Soma'daydınız. Gözlemleriniz nelerdi; verilen sözler yerine getirildi mi?"
Yakup Akkaya: "Soma'da yaşanan sıkıntı sadece 301 işçinin şehit olması değildir. Facianın yaşandığı dönemde herkes vaatte bulundu; ev verilecek; mağduriyet giderilecek dendi.

Ne yazık ki devlet kanundan doğan hakların dışında Soma halkına bir kuruş bile vermemiştir. Maaş bağlama zaten yasal olarak yapılması gereken bir durumdur. Özetle hükümet vatandaş parasıyla yiğitlik yapmaya çalışmaktadır.


Sıradan vatandaş ve kurumların AFAD eliyle ulaştırdıkları yardımlar bulunmaktadır. Yani vatandaş Soma için cebindeki harçlığı o hesaplara yatırarak yardım etmiştir."

Uğraş Bingöl: "Oraya gittiğinizde kentin durumu nasıldı?"
Yakup Akkaya: "Soma halkı perişan durumdadır. 2831 işçi isten yakın zamanda çıkartıldı; bu esnafı ve ticareti de etkilemiştir. Soma ölü bir ilçe haline gelmiştir.

Somayı canlandırmak için oradaki yer altı madenleri biran önce açılmalıdır ancak bunu devlet işletmelidir ve Rödovans sistemi kaldırılmalıdır.

Hemen arkamızda kaçak saray var; maliyetinin ne olduğu kamuoyunda tartışılıyor. O para ile en az 1500 yaşam odası yapılabilirdi. Ama kaynaklar farklı yerlere harcandığından Soma'ya aktarılacak kaynak bulunamamaktadır.

10 tane elektrik lambası şu anda yanıyorsa bunun en az birinin Somanın enerjisinin takviye ettiğini hepimiz bilmeliyiz. Bu son derece önemlidir. Soma'da üretimin yapılmadığı her gecen gün bizim için büyük bir kayıptır."


Uğraş Bingöl: "Soma ile ilgili bir rapor açıklandı; ancak raporda sorumlu ortada yoktu. Bu komisyonun kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?"
Yakup Akkaya: "Meclisteki Araştırma Komisyonları objektif değildir. Alınan kararlar siyasi nitelikte olup; sonuçlar acaba AKP'nin aleyhine çıkar mı kaygısı yaşanmaktadır.

Soruşturma komisyonları muhalefet ağırlıklı olmalıdır. Soma ile ilgili olarak da komisyon kimden oluşmuş ona bakılmalıdır. Orada yaşanan facia ile ilgili bakanlar soruşturulurken; komisyon üyelerinin iktidar partisi üyesi olması çıkan sonucun da objektif olmamasına neden olmaktadır.

Komisyonlar iktidarı koruma komisyonları haline gelmiştir. Asıl olarak bu mesleğin içinde olanların, yetkili uzmanların, iş sağlığı ve iş güvenliği uzmanlarının raporlarına bakmak gerekir. Diğerleri siyasi değerlendirmelerdir ve bunlar bizim yol haritamızı çizmede yeterli olamaz."


Uğraş Bingöl: "Biraz da İmralı sürecinden bahsedelim. Geçtiğimiz hafta hareketli bir dönem yaşandı. Sürecin olumlu gittiği belirtildi. Dün de Karayılan "Nisan'da Öcalan aramızda " dedi. Siz bu konu ile ilgili ne demek istersiniz?"
Yakup Akkaya:  "Elinde silahı olan kendini kuvvetli hissediyor ve ne yazık ki bu hükümet de elinde silahı olan ile bir müzakere süreci yönetmeye çalışıyor.

Biz CHP olarak sürecin Mecliste çözülmesinden yanayız. Bunun dışında yapılanlardan haberimiz yok. Biz etnik kimlik üzerinden siyaset yapılmasını doğru bulmuyoruz. Demokrasi ve özgürlükler sadece belirli bir kesimin mağdur olduğu bir durum değildir.


Bugün Konya'da 16 yaşındaki bir çocuk 17-25 Aralık yolsuzluğu ile ilgili bir konuşma yaptı diye hapse atıldı. Bu sürecin dışında olan bir durum mudur?

Türkiye'de bir sivil darbe dönemi yaşanmaktadır. 12 Eylül'ü yapanlar apoletlilerdi; bugün kravatlılar karşımızdadır."


Uğraş Bingöl: "Muhalefet partileri özerklik konusunda anlaşıldığını iddia ediyor. Sırrı Süreyya Önder geçen gün özerkliği yerel yönetimlerin güçlendirilmesi olarak yorumladı. Böyle bir öneri size gelirse ne dersiniz?"

Yakup Akkaya: "Bu Avrupa normları altında olan bir uygulamadır ve biz yıllar öncesinde zaten bunun altına imza atmıştık. Bu yerel yönetimlerin daha bağımsız olmalarını ve gelirlerini kendi bölgelerinde kullanabilmelerini sağlayan bir sistemdir.

Yerel yönetimler demokrasinin çoban ateşidir; yerel yönetimler yasası çıktığında biz bu yasayı Anayasa Mahkemesine götürdük; çünkü o yasa ile pek çok Belediye ve Belde kapandı. Bu demokrasiye vurulmuş en büyük darbedir. Yerel yönetim ne kadar güçlü olursa; demokrasi de o kadar güçlenir ve halkın ayağına hizmet de o kadar çok gider.

Bugün ne yazık ki Belediyelerin gelir kaynakları kesildi; personel maaşını ödeyemez hale geldi."


Uğraş Bingöl: "17-25 Aralık çerçevesinde çeşitli eylemler oldu; sizin de afişleriniz toplatıldı. Bu uygulama ile ilgili ne demek istiyorsunuz?"
Yakup Akkaya: "Bu son derece anti demokratik bir uygulamadır.17-25 Aralık bu ülkenin yüz karasıdır. Bu ülkede rüşvetin hırsızlığın foyası ortaya çıkmıştır. Tapelerin doğruluğu bilirkişiler tarafından onaylanmıştır.

Şunu belirtmeliyim ki; CHP bu ülkenin soyulmasına asla müsaade etmeyecektir. CHP de bir kişi bile kalsak bu işin peşini bırakmayacağız."

Anahtar Kelimeler
    Perşembe, 25 Aralık 2014 16:34

Bağlantılı Konular