Öztrak: "Hükümetin eylem planı kara mizah"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Hükümetin dünya ekonomisinde yaşanan gelişmeler nedeniyle öngörüleri geçersiz hale gelen 10. Kalkınma Planındaki tedbirleri yeniden paketleyerek kamuoyuna sunduğunu belirtti.

Hükümetin Öncelikli Dönüşüm Programı Eylem Planlarını yazılı bir açıklamayla değerlendiren Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak şunları belirtti:

"12 yıl önce iktidara geldiği sırada dünyada yaşanan sıcak para iklimini yeni normal sanan AKP, iklim değişince ekonomiyi yönetemez hale gelmiştir. Bunu aşabilmek için 1,5 yıl önce çıkardığı 10. Kalkınma Planındaki tedbir ve politikaları "Eylem Planı" adı altında paketleyerek kamuoyuna sunmaya başlamıştır.

Oysa, sıcak para rüzgarının devam edeceği varsayımıyla hazırlanan bu planın ekonomik varsayım ve öngörüleri, daha yayımlandığı gün geçerliliğini yitirmiştir. Bu yüzden, açıklanan tedbirler zamanla kara mizaha dönüşmüştür.



Dahiyane nuluş: Plaketten tasarruf
Kaçak saraya 1,4 katrilyon TL, özel uçağa 400 trilyon TL harcayan Hükümet, şimdi tasarrufları artırmaya soyunmuş, müthiş bir tasarruf tedbiri olarak da yerel yönetimlerin, valiliklerin ve diğer kurumların plaket vermesini yasaklama kararı almıştır. Kaçak saraylara özel uçaklara katrilyonlarca para harcayan Hükümet, bu dahiyane tedbirle milletle açıkça alay etmektedir.

Akşam yemeğinden sonra günaydın
Ülkeyi yıllardır niteliksiz ve ithalata dayalı büyümeye mahkum eden Hükümetin ihracata dayalı büyümenin önemine vurgu yapan açıklamaları da dinleyenlere "Akşam yemeğinden sonra günaydın" dedirtmektedir.

Piyasalar 15 Milyar TL kaybı hissetmemiş
Başbakan'ın "Krizi piyasalara hissettirmeden yönettiklerine" dair açıklaması da son derece ilginçtir. Türkiye'yi en kırılgan beş ekonomi arasına sokan bu Hükümetin bizzat kendisidir. Yaşanan son çalkantıda Türkiye, kırılgan beşli içinde, Brezilya ile beraber en fazla dalgalanan ekonomi olmuştur. Dolar kuru 2,41 TL'leri görerek rekor kırmıştır. Dövizdeki dalgalanma 179 milyar dolar döviz açık pozisyonu bulunan reel sektörümüzdeki şirketlerin omuzlarına 15 milyar TL kur farkı zararı yüklemiştir. Büyümeyi yüzde 1,7'lere kadar düşüren, işsizliği çift hanelere çıkaran, enflasyonu artırırken geliri düşüren, vatandaşı borca batıran Başbakan'ın krizi hissettirmediklerine yönelik açıklaması da ancak kara mizahla izah edilebilir.

Bir pembe hikaye daha: Dünya ortalamasından fazla büyüdük
İstatistikler yalan söylemez ama istatistiklerle yalan söylenebilir. Bunun en güzel örneklerini Başbakan'ın yaptığı konuşmada görmek mümkündür.

Dünyada ekonomiler, kendi liglerindeki benzerleriyle karşılaştırılır. Rakip listesine Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkeleri değil, ekonomik gelişimlerini tamamlayan, nüfusu yaşlanan, büyümeleri düşen ülkeleri yazan Başbakan, "Dünya ortalamasının üstünde büyüdük" diyerek başarısızlıklarını saklamaya çalışmaktadır. Türkiye'nin de içinde olduğu gelişmekte olan ülkeler liginde bakıldığında ülkemizin yüzde 1,7 büyüdüğü 2014 yılının üçüncü 3 ayında, Çin yüzde 7,3, Malezya yüzde 5,6, Hindistan yüzde 5,3, Endonezya yüzde 5,0, Güney Kore yüzde 3,2 büyümüştür.


Cumhurbaşkanından da alacaklar mı?
Açıklanan bir diğer plan da lüks tüketim mallarından, arsa ve arazi rantlarından vergi alınmasıdır. Daha dün İstanbul'daki kupon arazilerin peşinden koşan, yakınlarının kuyum işine girmesinin ardından pırlantadan vergiyi kaldıran bir Cumhurbaşkanının ağır vesayeti altındaki Hükümet'in bu vergileri nasıl alabileceği soru işaretidir.

Kamu gelirlerinin kalitesi mali afla mı artacak?
Görevde olduğu 12 yılda 8 mali affa imza atan AKP hükümetlerinin son Başbakanı, eylem planının bir ayağının da "Kamu gelirlerinin kalitesini artırmak" olduğunu ifade etmiştir. Başbakan'ın açıklaması, bütçeyi bugüne kadar mali aflar ve özelleştirmeler gibi bir defalık gelirlerle ayakta tutan, "mirasyedi" Hükümet'in geçmişini inkarı niteliğindedir. 12 yıldır yaptıkları ortada olan bu Hükümetin kamu gelirlerinin kalitesini artırma becerisi de iradesi de olamaz.

Verimlilik nasıl artacak?
Başbakan, planda üretimde verimliliği artırmaktan bahsetmektedir. Üretimde verimlilik, fiziki ve beşeri sermayeye yatırım yaparak artırılabilir. Hükümetin ideolojik bakış açısı eğitim sistemimizi esir almıştır. Bu bakış açısı, bilgi toplumunun üyesi olacak, üretecek ve ülkeye katma değer yaratacak bireyleri yetiştirmekten uzaktır.

Yatırımlar 2011'in altında
Yatırımın artırılması da bir temenniden ibaret görünmektedir. Kazandığı ihaleler iptal edilen, muğlak suç isnatlarıyla mallarına el konmasının yolu açılan, Hükümeti eleştirdiği için aramalı denetimlere muhatap olan işadamları, hukuksuzluğun kural olduğu bu ortamda yatırım yapmaktan vazgeçmiştir. Nitekim 2014'ün üçüncü üç ayında sabit fiyatla 12 aylık yatırımlar, 2011 yılında yapılan yatırımların altındadır.

Rekabette geride kaldık
Güney Kore'de bir iş adamı inşaat ruhsatı almak için 29 gün beklerken Türkiye'de 169 gün beklemektedir. Güney Kore'de işadamı vergisini ödemek için bir yılda 187 saat harcarken, Türkiye'deki işadamı bürokrasiden başını alamamakta, vergisini ödemek için bir yılda 226 saat mesai harcamaktadır. Güney Koreli işadamı 1 konteynır ihracat için 670 dolar masraf yaparken Türkiye'deki işadamı 990 dolar masraf yapmaktadır. Sonuç olarak, Türkiye'de iş yapan firmalar, yabancı rakipleriyle rekabette dezavantajlı duruma düşmektedir. Hükümetin getirdiği paket iş adamlarımızın bu sorunlarına çözüm üretmekten uzaktır.

İstanbul'u finansın değil rantın merkezi yaptılar
Hükümetin planında, "İstanbul uluslararası finans merkezi programı" başlığı da yer almaktadır. İstanbul'un Küresel Finans Merkezleri Endeksindeki yerinin bu yıl 3 sıra birden düşerek 47. sıraya gerilediğini görmezden gelen Başbakan, bir ülkede hukuk ve adalet alt yapısını geliştirmeden o ülkenin finans merkezi haline gelemeyeceğini bilmez görünmektedir. Siyasetin ekonomiye açıkça müdahale ettiği, kuralların ve kurumların pervasızca aşındırıldığı ülkemizde, İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Programı, bu haliyle İstanbul'da yeni rant alanları yaratmaktan öteye gidememektedir.

2015 seçimi, AKP'nin tasfiye seçimidir
Türkiye, son 12 yılda ilk kez bu kadar uzun süren bir düşük büyüme ortamıyla seçime gitmektedir. Beceriksizliklerini, sıcak para şalı altında, bugüne kadar saklamayı başaran iktidar; dünyada paranın kıt olduğu yeni konjonktürde ekonomiyi yönetme kabiliyetine sahip değildir. Vatandaşlarımız düşük büyümelerle yüksek faturaların çıkacağını, bu iktidar devam ederse borçlarının altında ezileceğini, Türkiye'nin ancak ekonomide yeni bir yaklaşımla içinde bulunduğu bataktan çıkabileceğini görmektedir. 2015 seçimleri, vatandaşlarımızın 12 yılını tamamlamış, yorgun ve sıcak paranın olmadığı bir ortamda ülkeyi yönetme kabiliyetini yitirmiş AKP'yi tasfiye edeceği seçimler olacaktır."

    Cumartesi, 20 Aralık 2014 10:42

Bağlantılı Konular