"150'den fazla masum vatandaşımız yalnızca Alevi kimliklerinden ötürü katledildi, kınıyoruz"

Sezgin Tanrıkulu, "Maraş katliamı, Sivas katliamı gibi büyük trajedilerin bir kez daha tekrar etmeyeceğinden emin olmanın da tek yolu herkesin, inancı, kimliği ve yaşam biçimi ne olursa olsun siyasal, sosyal ve ekonomik haklarının kamu güvencesi altına alınmasıdır." dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu Maraş katliamının yıldönümü nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada şunları söyledi;

"Otuzaltı yıl önce bugün, Maraş'ta Cumhuriyet tarihinin en büyük katliamlarından birini yaşadık. 150'den fazla masum vatandaşımız yalnızca Alevi kimliklerinden ötürü katledildi, yüzlercesi yaralandı. Neredeyse 40 yıl sonra toplumsal tarihimizin büyük bir acısı olarak hala içimizi yakan bu katliamda hayatını kaybeden vatandaşlarımızı saygıyla anarken, mezhepsel ayrım ve nefret söyleminin tehlikeleri üzerinde de bu vesileyle bir kez daha düşünmemiz, yeni Maraş'lar yaşamamamız, toplumsal barışı sağlayabilmemiz için büyük önem taşımaktadır.

Toplumsal hafızamızın en travmatik olaylarından olan Maraş katliamı, mezhep ve kimlik temelli ayrışmanın en ufak bir kıvılcımla ne denli büyük acılara yol açabileceğini gösteren tarihi bir faciadır. Alevi yurttaşlarımıza yapılan bu büyük katliamın o zaman devlet tarafından önlenememiş, faillerin gerektiği gibi cezalandırılamamış olması, bugün ise Alevilere yönelik, kimlik temelli nefret söylemi ve ayrımcılığın halen hükümet politikası olarak sürdürülüyor olması; Türkiye'de hukuk devleti ve eşit vatandaşlığın ne dün, ne de bugün gerçek anlamda hayata geçirilebildiğini ispatlar niteliktedir.


Unutmamalıyız ki; Türkiye toplumu gibi çok inançlı, çok kimlikli bir toplumun barış ve huzur içinde yaşayabilmesinin tek yolu devletin yurttaşların kimlikleri karşısında kör olacağı, anayasal eşit vatandaşlık ilkesinin hayata geçirilmesidir. Eşit vatandaşlık zemininde her türlü ayrımcılığın ve nefret söylemiyle etkin biçimde mücadele edecek bir toplumsal mutabakatın tesisi, yurttaşlarımızın demokratik bir toplumda özgür biçimde yaşayabilmesinin de teminatı olacaktır.

Dolayısıyla, Maraş katliamı, Sivas katliamı gibi büyük trajedilerin bir kez daha tekrar etmeyeceğinden emin olmanın da tek yolu herkesin, inancı, kimliği ve yaşam biçimi ne olursa olsun siyasal, sosyal ve ekonomik haklarının kamu güvencesi altına alınmasıdır.

Ne yazık ki bugün, Maraş katliamının üzerinden 36 yıl geçmişken, eşit vatandaşlık ilkesini hayata geçmesi şöyle dursun, mevcut hükümet tarafından Alevi yurttaşlarımıza karşı ayrımcı politikalar ve nefret söylemi olanca hızıyla sürdürülmektedir. Siyasi amaçları doğrultusunda her taşın altında darbe arayanlar, demokrasiye olan tehditleri ortadan kaldırmanın tek yolunun herkes için eşit yurttaşlık zeminini oluşturmak, barışı ve huzuru toplumsallaştırmak olduğunu görmemekte ısrar etmektedirler.

Bu zihniyet karşısında Türkiye toplumunun demokratlarına, ilericilerine, insan hakları aktivistlerine yine büyük bir sorumluluk düşmektedir. Dün olduğu gibi bugün de demokratik mücadeleyi yükseltmek, eşit ve özgür bir Türkiye'yi inşa etmek için omuz omuza vermek sorumluluğu hepimizin önünde durmaktedır.

İnanıyorum ki; otuz altı yıldır Maraş'ın acısıyla yanan yürekleri bir nebze olsun ferahlatabilmenin, hala kanayan yarayı küllendirebilmenin yolu da demokrasi ve eşit yurttaşlık mücadelesini başarıya ulaştırmaktan geçmektedir. Bu vesileyle, Maraş'ta yitirdiğimiz yurttaşlarımızın aziz hatırası önünde bir kez daha saygıyla eğiliyor, ailelerine, yakınlarına, sevenlerine sabır diliyorum."

    Cuma, 19 Aralık 2014 13:45

Bağlantılı Konular