"14 Aralık, 17 Aralık'ı perdeleme ve özgürlükleri kısıtlama operasyonudur"

CHP Grup Başkanvekili Hamzaçebi: "Yargı paketindeki 'makul şüpheli' düzenlemesinin de bulunduğu bazı hükümlerin iptali için yarın Anayasa Mahkemesi'ne başvuracağız."

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, AB'nin İstanbul merkezli "paralel yapı" operasyonuna ilişkin değerlendirmesine karşılık, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Umurumda değil. AB'ye almazlarsa almasınlar, önemli değil" şeklinde açıklama yaptığını söyledi. Erdoğan ve hükümetin gündeminde AB'ye üyelik projesi bulunmadığını söyleyen Hamzaçebi, AK Parti'nin 2002 seçimlerinde AB üyeliğini iç politikada bir manevra aracı olarak kullandığını ifade etti.

Akif Hamzaçebi, Erdoğan'ın "Türkiye'ye son 200 yıldır istikamet dayatılıyor" diyerek, modernleşme ile problemi olduğunu da ifade ettiğini belirterek, şunları söyledi:

"Sayın Erdoğan, modernleşme projesi olan cumhuriyet ve bunun temellerinin atıldığı Osmanlı dönemindeki dönüşümü istemiyor. Hedefinde batı yok. 'Bizi Şangay Beşlisi'ne alın' cümlesi aslında bir espri değil, müzakere taktiğiydi. Zihnindeki projenin dışa vurumuydu. Milletin gözü önünde bunun ortaya çıkması sevindiricidir. Cumhurbaşkanı'nın, 'Türkiye'nin AB projesi yok' gibi bir açıklama yapmasından üzüntü duyuyorum. Ancak düşüncelerini bu kadar açığa çıkarması, gerçeklerin görülmesi açısından önemli. Türkiye yönünü batıya çevirmiştir. Erdoğan da Davutoğlu da kim olursa olsun bunu başka bir yöne çeviremez."

"Bir görev bölüşümü gibi" Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hükümetin görev alanına giren her konuda konuştuğunu ifade eden Hamzaçebi, Başbakan Davutoğlu'nun ise CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve muhalefetle polemiğe girdiğini söyledi. Hamzaçebi, Davutoğlu'nun Adıyaman'da yaptığı konuşmada CHP'yi "darbeleri kınamamakla" suçladığını ve söz konusu darbeleri sıralarken, 12 Eylül darbesine yer vermediğini söyledi. "Darbe" denilince Davutoğlu'nun aklından yalnızca 28 Şubat geçtiğini söyleyen Hamzaçebi, şöyle devam etti:

"Sizin dünyadan haberiniz yok. Biz bütün askeri darbeleri reddediyoruz ve bunları kınadık. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül. Bunların birbirinden farkı yok. Hepsi askeri darbedir. 28 Şubat'ı da siyasete müdahale olarak görmüşüzdür ve reddederiz. 27 Nisan e-muhtırasını da reddederiz ama siz bu muhtırayı veren komutana Üstün Hizmet Madalyası verdiniz. 27 Nisan'ı kınamadınız. Hadi gelin 27 Nisan e-muhtırasını veren kişiye Üstün Hizmet Madalyası verdiğiniz için pişman olduğunuzu söyleyin."

Darbe mağdurlarının haklarının iadesine ilişkin yasa çıktığını ancak bu yasanın 28 Şubat'ı kapsadığını belirten Hamzaçebi, kanun teklifi vermelerine rağmen, 12 Mart, 12 Eylül'ün bu kapsama alınmadığını ifade etti. Hamzaçebi, "Hadi bakalım, darbelere karşıysanız, gelin CHP'nin bu teklifini yasalaştıralım. Sayın Erdoğan ve Davutoğlu, darbelerden söz edecek en son kişilerdir." diye konuştu.

İstanbul merkezli "paralel yapı" operasyonuna değinen Hamzaçebi, şunları söyledi:

"24 Aralık operasyonu ile basın özgürlüğüne darbe vurulmuştur. Bu iktidar dönemindeki ilk darbe değil bu. Birinci darbe Ergenekon Davası ile hükümet karşısında görüş ifade edenlere karşı yapıldı. İkinci darbe Balyoz ve askeri casusluk davası ile TSK'ya karşı yapılmıştır. Sahte deliller üretilmiştir. Ahmet Şık ile ilgili açılmış olan dava, basın özgürlüğüne vurulmuş bir darbedir. Ahmet Şık'ın yargılanmasıyla ilgili Sayın Erdoğan, 'Öyle kitaplar vardır ki bombadan daha tehlikelidir' demişti. Bu insanın demokratik olması mümkün değil.

Dördüncü darbe ise 14 Aralık darbesidir. Bu, AKP ile cemaat mücadelesi değildir. Sahte delil üretildiği gerekçesiyle operasyon yapılıyor. Kim sahte delil ürettiyse yargılanmalıdır. TSK'nın komuta kademesini tasfiye etmeye çalışan Balyoz Davası'ndaki CD'lerin sahte olduğu ortaya çıktı. Peki bu davalarla ilgili neden sahte delil soruşturması kullanılmıyor. Sahte delillerle Türkiye'nin aydınları yargılandı. Yarbay Ali Tatar intihar etti. Kuddusi Okkır cezaevinde ölüme terk edildi. Türkan Saylan'ın evine sabahın köründe baskın yapıldı. Bunlarla ilgili Erdoğan ve Davutoğlu'ndan ses yok. O zaman bu darbeleri beraber yaptınız. Hadi konuşun bakalım, 'Balyoz'da da sahte delillerle komutanlar yargılandı' diyin Diyemezsiniz, çünkü bunun elebaşı hükümettir. Hala Ergenekon ve Balyoz'a karşı tavırları yok.

Biz, kim olursa olsun, basın özgürlüğünden yana bir partiyiz. Asla hukuk dışı işleme ve eyleme 'evet' demeyiz. Türkiye basın özgürlüğü sıralamasında 154. sırada. Afrika ülkelerinin de gerisinde. Bu operasyon 17 Aralık'ı perdeleme ve özgürlükleri kısıtlama operasyonudur."


Gezi Parkı olaylarına ilişkin dava kapsamında Beşiktaş taraftar grubu Çarşı mensuplarının yargılanmalarına ilişkin soruyu yanıtlayan Hamzaçebi, bunun kurgulanmış bir dava olduğunu söyledi. Siyasi görüşleri bile farklı olan biraraya gelmiş insanların, insan hakları ve özgürlükleri konusunda hassasiyetlerinin darbe olarak nitelendirildiğini belirten Hamzaçebi, bunun bir paranoya olduğunu belirtti. Hamzaçebi, başka bir soru üzerine Alberto Fujimori örneğini vererek, "Peru'da girdiği her seçimde oyunu artıran muhafazakar bir liderdi. Anayasayı tanımadı, değiştirdi. Ama sonra ülkesinden kaçmak zorunda kaldı. Yargılandı, hapse girdi. Ben sadece bunu hatırlatıyorum. Türkiye için bunu dilemiyorum.

Erdoğan bu şekilde otoriter bir tutum takınırsa, demokrasi, özgürlük karşıtı bir tutum takınırsa, Türkiye'yi felakete sürükleyecektir. Böyle bir şeyi arzu etmiyorum. İnanıyorum ki seçimde, milletimiz Erdoğan'ın ve Davutoğlu'nun artık bu gerçek yüzünü görecektir ve ona göre oy kullanacaktır. İnşallah Fujimori akıbetine uğramaz."
diye konuştu.

HDP'nin seçimlere parti olarak girme kararını da değerlendiren Hamzaçebi, bunun demokrasi açısından olumlu bir gelişme olduğunu ifade etti.

Akif Hamzaçebi, yasalaşan yargı paketindeki "makul şüpheli" düzenlemesinin iptali için yarın Anayasa Mahkemesi'nde dava açacaklarını bildirdi. Hamzaçebi, "kuvvetli şüphe" kavramından "makul şüphe" kavramına dönüşümün, demokrasi ve özgürlüklerden geri adım olarak değerlendirdiklerini belirterek, "Toplumda herkesi makul şüpheli hale getirip, savcı ve hakim karşısında güçsüz konuma koyabilecek bu düzenlemeyi Anayasa Mahkemesi'ne taşıyacağız." dedi.

Söz konusu yasa ile arama ve el koymalarda, anayasaya karşı işlenen suçların da kapsama alındığını anımsatan Hamzaçebi, "Yani hakim o kişinin mal varlığına tedbir koyabilir. Bu çok tehlikeli bir düzenlemedir. Olağanüstü tehlikelidir. Bu yetki olduğu sürece bundan sonra herkes, anayasal düzeni ve bu düzenin işleyişine karşı suç işlediği iddiasıyla soruşturmaya konu olabilecek ve bu nedenle ede mal varlığına tedbir konabilecektir. Bütün iş adamlarının mal varlığı tehlike altındadır. Buradan uyarıyorum." diye konuştu.

Aynı yasada "teknik araçlarla izleme" düzenlemesinin kapsamının genişletildiğine dikkati çeken Hamzaçebi, yine anayasal düzene karşı suç işlediği iddiasıyla, kişilerin açık alanlardaki hareketlerinin kayıt altına alınabileceğini söyledi.

Sanığın ya da avukatının dosyaya erişmesine ilişkin düzenlemeye de değinen Hamzaçebi, bir kısım davalarda savcının talebi üzerine hakim kararıyla sanığın avukatının dosyaya bakamayacağını kaydetti. Bunun da demokraside geriye atılan bir adım olduğunu belirten Hamzaçebi, Anayasa Mahkemesi'ne bu hükümleri götüreceklerini söyledi.

Akif Hamzaçebi, CHP'den ihraç edilen Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum'un, CHP Merkez Yönetim Kurulu hakkında dava açacağını açıklamasına ilişkin, "Dava açacağını gazetelerden öğrendim. Bilemiyorum, kendi takdiridir." dedi.

Partisinin İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler'in, "CHP cemaat ile işbirliği yaptı" açıklamasına da değinen Hamzaçebi, "Bu iddiayı şiddetle reddederim. Tamamen gerçek dışı hayal mahsulü bir iddiadır. Bunu kesinlikle kabul etmiyorum. Gerçek dışıdır." dedi.

    Salı, 16 Aralık 2014 15:10

Bağlantılı Konular