Haluk Koç: "Başbakan yönetme yeteneği ve iddiasını kaybetmiştir"

“Muavini Numan Kurtulmuş’un deyimiyle Harun’ken Karun olan bu Başbakandır.”

“10 yıl önce biz bu ülkenin zencileriyiz diyorken bugün statükonun patronu konumuna gelip, beyazlığın en üst noktasına terfi eden, Ana muhalefet Partisi Genel Başkanını zencilikle itham eden de bizzat bu Başbakandır.”

“Bu Başbakan, elinin ulaştığı her yeri bölen, Bulgaristan’dan Kıbrıs’a, Irak’tan Suriye’ye, Türkiye’yi söylemiyorum artık, her yeri bölen ve böldüğü her yere de kalıcı nefret tohumları eken ve bunu bir siyaset tarzı haline getiren tek bölücü Başbakan Erdoğan’dır”

“Siyasete başlarken gecekonduda oturduğunu söyleyip şimdi saraylara sığmayan da bu Başbakandır”

“Sen bu ülkede artık çıbansın. Sen bu ülkede artık ayak bağısın. Sen bu ülkenin demokrasi özürlü Başbakanısın”

“Başbakan yönetme yeteneği ve iddiasını kaybetmiştir. Eğer yönetme yeteneği ve iddiası kalmış olsaydı,  Reyhanlı’da katledilen yurttaşlarımızı mezhebine göre ayrıma tabi tutmaz, 54 Sünni vatandaşımız öldü demezdi.”

“Makuliyetini ve olgunluğunu, sağduyusunu koruyabilen bir Başbakan gezi eylemlerinde kendi vatandaşlarını dost, düşman diye ayırmaz, kendisince düşman gördüklerinin arasında bir sürek avı, cadı avı başlatmazdı.”

“ Ehliyet ve sorumluluk sahibi bir Başbakan gerçek olmadığını bile bile şehir şehir dolaşıp camide de içki içtiler yalanını defalarca söylemezdi.”

“Bütün ısrarlarımıza rağmen Kabataş’ta vuku bulduğu iddia edilen o lanetlenecek saldırının faillerini her nedense bir türlü yakalayıp hukuka, yargıya teslim edememiştir bu iktidar. Sayın Başbakan bu konuyu da kışkırtıcı bir dille suiistimal etmekten geri durmamıştır ve halende geri durmamaktadır.”

“Tayyip bey sonrası saflar belirleniyor AKP içinde. Başbakan tatilini yarıda kesip, Grup konuşması yapmak için gelmedi. Dolmabahçe’de otururken Kadıköy vapurundan gelen bayanları dikizlediğini söylemişti. TBMM Başkanlığı seçiminde de çıkarttığı adaya oy verecek AKP milletvekillerini dikizleme için geldi. Buna rağmen 40’a yakın milletvekili diren gezi ruhunu hissedip Tayyip Erdoğan’a karşı direnç sergileyip onun çiçeğine su vermediler”

“Korku toplumu yaratarak ranta, yağmaya, talana ve yandaş kayırmaya dayalı bir paylaşma düzenini kuranlar,  artık kendileri korkmaya başlamışlardır.”

“Bu süreçte emniyet teşkilatına da bir hatırlatmamız var; kanunsuz emirlere uydunuz, can yaktınız. Kanunsuz şekilde verilen emirlere uymakta suçtur. Bu suçu işlediniz, unutmayın, kimse de unutmadı. CHP’de unutmadı. Bütün bunlar devri Tayyip bittiği zaman, sandıkta gömüldüğü zaman hepsinin hesabını hem ulusal yargıda hem uluslararası yargıda vereceksiniz.”

CHP Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Prof.Dr. Haluk Koç MYK Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Başkanlığı’nda çalışmalarını sürdürürken basın toplantısı düzenledi, açıklamalarda bulundu ve gazetecilerin sorularını yanıtladı

CHP Sözcüsü Koçun açıklamaları ve sorulara verdiği yanıtlar şöyle ;

“Hoş geldiniz değerli arkadaşlarım. Cumhuriyet Halk Partisi MYK’sı şuanda toplantı halinde. Gündemindeki değişik konuları görüşüyor. Bende bu çerçevede ele alınan konularla ilgili Parti Sözcüsü olarak açıklamalarda bulunmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, öncelikle son ekonomik gelişmeler üzerinde duruldu ve hükümet her alanda olduğu gibi ekonomi alanında da ciddi bir patinaj yapmaya başladığı noktasında değerlendirmeler yapıldı. Bu değerlendirmeler içerisinde bazı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum. Ülkenin dış borcu AKP yönetimi elinde 2,7 kat artarak bu yılın Mart ayında 350 milyar dolara çıktı. Kısa vadeli dış borçlar Nisan’da 122 milyar dolara ulaştı ve bu alanda yeni bir rekor kırdı. Dışarıda biliyorsunuz bedava para döneminin sonuna yaklaşılıyor dünya konjonktürü bakımından. AKP ekonomiyi borçla şişiren bir yönetim anlayışı sergiledi bu rakamlar ortada. Dışarıda para muslukları kapanırken bu kadar kısa vadeli borçla Türkiye’nin bir türbülansa girmesi ekonomi uçağının çökme sinyalleri vermesi anlamına gelir.

Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz bu sabah Haziran ayı enflasyon rakamları açıklandı. Geçen yıl aynı ayda eksi rakamlarda çıkan enflasyon bu sene Haziran ayı rakamıyla beraber 12 aylık enflasyon hesaplamasında %6,5’tan %8,3’e yükseldi. Merkez Bankasının ortalama tahmini 5 civarındaydı. Bu rakamın gerçekçi bir rakam olmadığı ortaya çıkmış bulunuyor.

Satılan döviz rezervlerine rağmen bugün dolar kuru 1.95’i, 1.96’yı aştı. Faizler %8,5’u aştı. Borsa tek kalemde 2000 puanın üzerinde düştü. AKP’nin 10 yılı aşkın süredir izlediği taşıma suyla değirmen döndürme diye tarif edebileceğimiz ekonomiyi sıcak paraya teslim etme politikaları ülkemizi dünyanın en kırılgan ekonomileri arasına maalesef sokmuş bulunuyor. Bu nedenle dışarıda işler kötüleşiyorsa Türkiye’de 3 katı fazla kötüleşmektedir. Bunun nedeni de hükümetin inatçı siyasi, ekonomik hatalı yönetimidir. Hükümet bu hatalı ekonomi yönetim anlayışına rağmen bunun sorumluluğundan kurtulmak için her gün farklı bir adrese işaret etmekte. Faiz lobisi, dış odaklar, diaspora gibi ne olduğu anlaşılamayan bir takım kesimleri suçlamayı tercih etmektedir.

Değerli arkadaşlarım, ekonomide yaşanan bu tablonun da suçlusu doğrudan hükümettir. Artık devam devam demeyi kesip tamam demeyi de demokratik olarak öğrenmesi gerekmektedir.

Diğer bir konu değerli basın mensupları, yine Türkiye’nin gündeminde olan olaylar ve sonrasında yaşadığımız gelişmeler. Geldiğimiz noktada bütün olayları değerlendirecek olursak açık net bir şekilde önümüzde şöyle bir tablo durmaktadır. Bu iktidar ve bu Başbakan maalesef ülkeyi yönetme yeteneğini kaybetmiştir. Başbakan sağlıklı kararlar verememektedir değerli basın mensupları. Sayın Erdoğan makul bir profil sergilememektedir. Bunu Türkiye’nin tüm sağduyulu kamuoyuna açıklamak istiyorum. Yönetme yeteneği ve iddiası olan bir Başbakan. Eğer gerçekten yönetme yeteneği ve iddiası kalmış olabilseydi Başbakanın Reyhanlı’da katledilen yurttaşlarımızı mezhebine göre ayrıma tabi tutmazdı. 54 Sünni vatandaşımız öldü demezdi. Bu Alevi, bu Sünni diye ayırım yapmazdı. Gerçekten yönetme kabiliyeti ve iddiası olsaydı bu Başbakanın masum ve demokratik yasal haklarını kullanan gencecik çocukların üzerine ve haklı bir itirazı dile getiren bu gençlerin üzerine tomalarla, gaz bombalarıyla, plastik mermilerle saldırıp Türkiye’yi ayağa kaldırmazdı. Mahkemenin bu gençlerin haklılığını tespit eden kararını yok saymaz, topçu kışlası da yapacağım, AVM’de yapacağım diyerek tansiyonu bu kadar yükseltmezdi. Emniyet güçlerini yasadışı müdahaleye zorlamazdı. Hatırlıyorsunuz müdahale emrini bizzat ben verdim itirafını beyefendinin kendi yaptı. Ve bu şekilde 5 yurttaşımızın ölümüne, yüzlerce yurttaşımızın yaralanmasına, bazı yurttaşlarımızın çok önemli göz gibi uzuvlarını kaybetmesine neden olmazdı. Bir düşünün makuliyetini ve olgunluğunu, sağduyusunu koruyabilen bir Başbakan böyle bir olayda kendi vatandaşlarını dost, düşman diye ayırmaz, kendisince düşman gördüklerinin arasında bir sürek avı, cadı avı başlatmazdı. Ehliyet ve sorumluluk sahibi bir Başbakan gerçek olmadığını bile bile şehir şehir dolaşıp camide de içki içtiler yalanını defalarca söylemezdi.

Değerli basın mensupları, bunun üzerinde neden duruyoruz? Çünkü bu Türkiye koşullarında belirli noktalardaki fay hatlarını ateşleyebilecek çok ciddi bir provokasyondur. Şükürler olsun ki halkımız bu yalana kanmamıştır, inanmamıştır, itibar etmemiştir. Yine şükürler olsun ki, ben Müslümanım yalan söyleyemem diyen bir din adamımız ortaya çıkmıştır. Bütün ısrarlarımıza rağmen Kabataş’ta vuku bulduğu iddia edilen o lanetlenecek saldırının faillerini her nedense bir türlü yakalayıp hukuka, yargıya teslim edememiştir bu iktidar. Sayın Başbakan bu konuyu da kışkırtıcı bir dille suiistimal etmekten geri durmamıştır ve halende geri durmamaktadır.

Başbakan ilginç bir konu, dünkü grup konuşmasında Cumhuriyet Halk Partisi Sayın Genel Başkanını zencilikten beyazlığa geçememiş diye eleştirmektedir. Böyle bir ifade kullanmıştır. Gülümseyerek söylüyorum ve şunu belirtmek istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi Sayın Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun böyle bir derdi de yoktur, böyle bir sorunu da yoktur. O dert Sayın Başbakana aittir. 11 yıllık iktidarının özetidir aslında söyledikleri. Böyle bir kompleksten kurtulamamanın hikayesidir Başbakanın sözleri bir dışavurumdur. Hemen yakınına bakalım muavini Numan Kurtulmuş’un eski deyiminde ifade ettiği gibi Harun’ken Karun olan bizzat bu Başbakandır. 10 yıl önce biz bu ülkenin zencileriyiz diyorken bugün statükonun patronu konumuna gelip yani beyazlığa, beyazlığın en üst noktasına terfi eden şimdi Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanını zencilikle itham eden bizzat bu Başbakandır. Böyle Başbakan öyle enteresan ki elinin ulaştığı her yeri bölen, Bulgaristan’dan Kıbrıs’a, Irak’tan Suriye’ye Türkiye’yi söylemiyorum artık. Her yeri bölen ve böldüğü her yere de kalıcı nefret tohumları eken ve bunu bir siyaset tarzı haline getiren tek bölücü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dır. Siyasete başlarken gecekonduda oturduğunu söyleyip şimdi saraylara sığmayan bizzat kendisidir değerli arkadaşlar. Sayın Başbakan adeta kendi geçmişinden intikam almaya çalışmaktadır. Bu sağlıksız ruh halini de maalesef bütün ülkeye bulaştırmakta bir beis görmemektedir.

Geldiğimiz noktayı özetleyecek olursak değerli basın mensupları, yönetme yeteneğini kaybetmiş savrulan bir iktidar manzarasıyla karşı karşıyayız. İçeride ve dışarıda inandırıcılığını yitirmiş, siyaseten topal ördek olarak anılan iktidardan önceki son durakta sallanan bir AKP manzarası karşımızdadır. Dünkü TBMM Başkanlığı seçimlerine dikkat edin. Burada BDP’nin son turdaki açık desteğine rağmen 40’a yakın AKP milletvekili fire vermiştir ve bu koşullarda AKP üçüncü turda adayını 290’lı oylarda seçtirebilmiştir. Yani kendi içerisinde de Tayyip bey sonrası fetret dönemine hazırlanan bir AKP manzarası var karşımızda. Herkes hazırlığını yapıyor. Tayyip bey sonrası saflar belirleniyor AKP içinde. Başbakan tatilini yarıda kesip geldi. Grup konuşması yapmak için gelmedi. Beşiktaş’ta otururken Kadıköy vapurundan gelen bayanları dikizlediğini söylemişti. TBMM Başkanlığı seçiminde de çıkarttığı adaya oy vermek zorunda bıraktığı AKP milletvekillerini dikizleme görevini yapmak için geldi. Buna rağmen 40’a yakın milletvekili diren gezi ruhunu hissedip Tayyip Erdoğan’a karşı bir direnç sergileyip onun çiçeğine su vermediler dün. 40’a yakın milletvekili bu çok önemli.

Değerli arkadaşlarım, bir başka konu gündeme gelen Lice’deki olaylar. Bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi olarak süreçle ilgili yaptığımız tüm uyarılar ortada. Bunları tekrar etmiyorum, yinelemiyorum. Bunlara kulak tıkayan iktidar süreçte de tıkanmış gözükmektedir. Bir defa ne sebeple olursa olsun güvenlik güçlerinin kendi yurttaşlarına karşı ateşli silah kullanması asla kabul edilebilecek bir olay değildir. Bunu altını çizerek önemle belirtiyorum. Olayın derinliğine girmeden efendim uyuşturucu mafyasının işi, Hint keneviri, esrar.

Değerli arkadaşlarım, ne kadar kolaycılık. Her şeyi bir lobiye bağlamak. Faiz lobisi, kendi ifadeleriyle söylüyorum. Benim deyimim değil. Yahudi Lobisi. Dış mihraklar. Dış odaklar. Şimdi uyuşturucu lobisi. Bunlar ucuzcu yaklaşımlar.

Bakın Uludere’de aynısını yaptı bu Başbakan. Orada öldürülen çocukların örgüt üyesi olduğunu söyledi, ondan sonra eşi hanımefendiyi yolladı özür dilemek için. Kendi gitmedi, gidemedi.  Özürde dilemedi.  Yarın Lice’den özür dilemek için hangi yola başvuracak? Hangi yakınını yollayacak onu da hep beraber izleyerek göreceğiz diyorum.

Değerli basın mensupları, bu saatten sonra Başbakan ne yaparsa yapsın, ne söylerse söylesin, kime ne şekilde söverse sövsün hangi yalanı iftirayı ortaya koyarsa koysun, kimi ne şekilde suçlarsa suçlasın yaşananlar ortaya tek bir gerçek çıkartıyor, “eşkıya dünyaya hükümdar olmaz” deyişindeki gibi Başbakanın Türkiye’de iktidarının yolunun sonuna geldiğini gösteriyor. Takke düştü kel göründü. Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz. Türkiye’de de öyle. Takke düştü kel göründü. Bütün yaşananlar, bütün bu basiretsizlik, bütün bu sağduyudan uzak yaklaşımlar bize bu gerçeği ifade etme hakkı veriyor.

Şimdi Beyefendinin bütün bu canhıraş saldırıları, söylemleri, çırpınışları son intikam operasyonları bu fark edişin, bu sonucun aslında bir özetidir. Gerçek şudur; korku toplumu yaratarak ranta, yağmaya, talana ve yandaş kayırmaya dayalı bir paylaşma düzenini kuranlar artık kendileri korkmaya başlamışlardır. Recep Tayyip Erdoğan korkuyor, korkmakta korkacak. Yaşananlar bunu gösteriyor. Yeter artık çığlığını, haykırışlarını duymamakta ısrar edenler şimdi yeni senaryolar peşindeler. Ankara Emniyetinin olaylar sonrasında düzenlediği raporda 23 kişi çeşitli sivil toplum kuruluşları, siyasi parti ve kuruluşa dönük, meslek odasına dönük suçlamaları işin içine birde BBC gibi CNN gibi, Reuters gibi, El Cezire gibi saygın uluslararası yayın kuruluşlarını da katması komediden öte bir akıl tutulmasıdır, bir kara çalınmadır.  Bu süreçte emniyet teşkilatına da bir hatırlatmamız var; kanunsuz emirlere uydunuz, can yaktınız. Kanunsuz şekilde verilen emirlere uymakta suçtur bizim hukukumuzda. Bu suçu işlediniz, unutmayın kimse de unutmadı. CHP’de unutmadı.

Bütün bunlar devri Tayyip bittiği zaman sandıkta gömüldüğü zaman hepsinin hesabını hem ulusal yargıda hem uluslararası yargıda gereğinde vermek durumunda kalacaksınız. 5 CHP milletvekiliyle ilgili suçlamada bulunuyorlar. O CHP milletvekilleri ne söylediyse, ne yaptıysa Silivri’deki iki arkadaşımızda dahil 134 CHP milletvekili aynı şeyleri söylüyor, aynı şeyleri yapıyor, yarında aynı şeyleri söyleyecek, yarında aynı şeyleri yapacak gücün yetiyorsa, o fezlekeleri kim hazırlıyorsa hepimiz için aynı şeyleri hazırla bakalım. Açık meydan. El mi yiğit km yiğit görelim bakalım? Öyle ucuza paçayı sıvamak yok. Sen bu ülkede artık çıbansın. Sen bu ülkede artık ayak bağısın. Sen bu ülkenin demokrasi özürlü Başbakanısın.

Giderayak yapacağını yap ama hesabını önce millete, yargıya vereceksin. Hiç unutma, kibrini yenemeyen bu Başbakan dindarlıkla münafıklık arasında gidip gelen bu Başbakan Allah’a da hesabını verecektir.

Değerli arkadaşlarım, ekonomiden genel değerlendirmeye Lice olaylarına kadar benim söylemek istediklerim bunlar. Sizlerin soruları varsa yanıtlayabilirim.

Soru: Anayasa Mahkemesi bireysel başvurular ilgili iptal kararanı verdi buna göre terör suçlularının tutuklama süresinin 10 yıla kadar uzayabileceğini hükmediyor. Yani bir anlamda aslında Balbay ve Haberal’ın yararlanamayacağı yorumu yapılabilir mi?

SBS kalkıyor, dershaneler kaldırılıyor açıklamasında bulundu Milli Eğitim Bakanı. Tabi yeni sistemde son sınıftaki bütün sınavların değerlendirilmesi yorumları yapılıyor. Torpil endişesi var uzmanlarda. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

AKP ile BDP Lice olayları için görüşmesi için yaz aylarında çalışmak üzere bir komisyon önerisi var BDP’nin. Buna nasıl bakıyorsunuz?

Haluk KOÇ: Son sorunuzdan başlayım. AKP ile BDP arasındaki izdivaç bu süreçten sonra bir güvensizliğe dönmüş olarak karşımıza çıkıyor. Sayın Başbakan verdiği sözlerin seçim sathı mahalline girilmeye başlandığı şu günlerde gerçekleştirilebilirliğinin zor olduğunun ayırdına vardı. Dikkat ederseniz şehir şehir dolaşırken demin söylediğin yalanları utanmadan söylerken bir yandan da çok sert milliyetçi, muhafazakar söylemleri dile getirdiğine tanık olduk. Şimdi BDP ile AKP arasındaki siyasi izdivacı ne kadar sürdürürler, ne kadar sürdürmezler o benim konum değil. Ben bunun nikah memurluğunu CHP olarak yapmadık. Arabuluculuğunu da yapmadık. Biz Türkiye’de birliğin, bütünlüğün, kardeşliğin korunarak Kürt sorununa nasıl çözüm bulunması gerektiğini siyasal ve toplumsal uzlaşma zeminin nasıl yaratılması gerektiğini tüm önerilerimizle ortaya getirdik.

Ondan sonra bir demokratikleşme ve özgürlük manifestosu sunduk. Bugün hala %10 olsun mu olmasın mı? Gösteri ve yürüyüş hakkını düzenleyen yasa tasarısında değişiklik yapılsın mı yapılmasın mı? Terörle mücadele kanunun da değişiklik yapılsın mı yapılmasın mı? Siyasi Partiler Yasasında değişiklik yapılsın mı yapılmasın mı konusunda en net tavır koyan ve bu konudaki yasa tasarılarını, tekliflerini TBMM’ye sunan ve AKP oylarıyla Genel Kurul gündemine alınması engellenen yine CHP’dir, hatırlıyorsunuz. AKP-BDP ittifakı kendi kendilerine kurdukları, ne zaman boşanacakları belli olmayan ama seçim yaklaşırken AKP’nin adım atmakta zorlandığı bir süreç olarak karşımıza çıkıyor.

Anayasa, Anayasa, Anayasa. 23 Nisana kadar süre veriyorum, esen, gürleyen, racon kesen Başbakan nerede? Tarih 3 Temmuz. Var mı Anayasadan bahseden? Hani özgürlükçü, sivil, tüm vesayet kurumlarından arınmış bir çağdaş Anayasa yapma sözü? Haksız mıyım bunları sormakta? Çıt çıkıyor mu Tayyip beyden? Tekrar buğum kaybolmuş galiba, tatile gitmiş. Bence çok uzun sürsün tatili. O tatil yaptığı sürece Türkiye rahat nefes alıyor, gerilmiyor. Belki o şekilde ortadan çekilerek de Türkiye’ye hizmet etmiş olabilir, huzuruna katkı sağlamış olabilir.

İkinci sorunuza gelince; SBS ile ilgili olayı tek başına SBS olarak almamak lazım. Yani eğitim sisteminin bütünü olarak ele almak lazım. 4+4+4 ile getirdikleri süreç bundan sonra eğitimde çok daha fazla kaotik tablolar doğmasına neden olacaktır.

Bakın ilk defa ÖSYM sınavlar sonucunda iller arasındaki başarı derecesini açıklamadı. Dikkat edin. Bugün basında birçok köşede var. Hatta bu konuda soru önergesi de verdi CHP. İlk defa açıklamadı. Her alanda kaos. Her alanda bir sonraki adımın ne olacağı konusunda toplumda bir belirsizlik.

Böyle yönetim olmaz. O yüzden diyoruz bu iktidar ve bu Başbakan yönetme iradesini, kabiliyetini yitirmiştir diyoruz. Kaybetmiştir diyoruz. Makuliyetini kaybetmiştir, sağduyusunu kaybetmiştir diyoruz.

İlk sorunuz; Anayasa Mahkemesi şu anda hukuki karar almaktan öte siyasi iradenin talepleri doğrultusunda karar alan bir kurum noktasındadır. Bunu daha öncede ifade ettik. Yani düşünebiliyor musunuz bir kişi hakkında kesin yargı hükmü, kesin yargı kararı olmadan 10 yıla kadar tutuklu kalabileceği Anayasa Mahkemesi tarafından karara bağlanıyor.

Yani bu tuzda kokarsa daha sonrası ne yapalım dedirtecek bir yaklaşımdır. Bunun uluslararası yargı boyutu da var. Daha önceki uzun tutukluluk süreleriyle ilgili başvurularda ucu açık kararlar almıştı. Müphem karar almıştı AHİM. Herhalde 10 yılı duyunca da Strazburg’da hafif çaplı bir hukuk depremi olacaktır. Bu konu Türkiye’yi her alanda ne boyuta taşıdıklarının da yansımasıdır.

Teşekkür ediyorum.”

    Çarşamba, 03 Temmuz 2013 16:23

Bağlantılı Konular