Şenatalar: "Şura çözüm getirmedi, sorunları çoğalttı"

Burhan Şenatalar: "19. Milli Eğitim Şurası Türkiye'nin gerçek eğitim sorunlarının tartışıldığı bir platform olması gerekirken, tek tipçi, merkeziyetçi, muhafazakar  dünya görüşünün eğitim alanını tekeline alma projesinin yeni adımlarının atıldığı bir toplantı olmuştur."

Burhan Şenatalar yazılı açıklama yaptı ve Şura çalışmalarını şöyle değerlendirdi;

"Eğitimin kalitesinin yetersizliği, bölgesel eşitsizlik, metropollerde ilçeler arasındaki eşitsizlik, kalabalık sınıflar, laboratuar ve kütüphane yetersizlikleri, öğretmen açığı olan alanlar, atama bekleyen öğretmenler gibi kronik sorunlar ve bunların çözümü arka planda kalmıştır. PİSA ölçümlerinde ortaya çıkan son derece yetersiz durumun değerlendirilmesi ve buna karşı alınması gereken önlemler konusu da Şura'da öncelikli konular arasında yer almamıştır. Tüm bu konular yerine Osmanlıca öğretimi, zorunlu din dersinin ilkokulun birinci sınıfına kadar indirilmesi ve ders saatinin arttırılması ön plana geçmiştir.

2014 Türkiye'sinde zorunlu din dersinin varlığı artık aşılması gereken bir durum iken, giderek yaygınlaştırılması gerek laiklik, gerek evrensel hukuk açısından son derece sorunludur. Bu konuda başbakanın ve eğitim bakanının Türkiye'deki din dersinin din kültürü dersi olduğunu ve AİHM'nin bu konuyu  yeterince bilmediğini ileri sürmeleri ise gerçeklerle hiç bağdaşmadığı gibi, dayatmacı bir yaklaşımı ortaya koymaktadır.

Şura'da alınan kararlar bir bütün olarak incelendiğinde, egemen olan yaklaşımın çağdaş eğitim anlayışından hayli uzak olduğu açıkça görülmektedir. Günümüzde Batı'da yaygınlık kazanan eğitim anlayışı, çocukların merakını bastırmayacak, soru sormayı, sorgulamayı özendiren, araştırmayı ve öğrenme yöntemlerini öğreten, çocukların ilgi ve yeteneklerine göre gelişmelerine olanak veren, bağımsız bir kişilik kazanmalarının önünü açan bir anlayıştır."

Şura'da egemen olan anlayış ise, ezbere ağırlık veren, sormayı ve sorgulamayı zorlaştıran, bilimsel düşünceyi baskılayan bir yaklaşımdır. Şura'daki anlayış uygulamaya geçerse, yetişecek gençler çağa uyum sağlamakta çok ciddi bir sıkıntı yaşayacaktır. Bugün birinci sınıfa başlayan çocukların çoğu 2030'da üniversiteyi bitirecek ve iş hayatına atılacak ve iş hayatında da muhtemelen en az bir kez meslek değiştirecektir.

Eğitim sisteminin bu perspektifle düzenlenmesi gereği çok açıktır.

Şura geniş bir katılımla düzenlenmediği ve farklı görüşlere çok sınırlı yer verildiği için, sığ siyasal projeler eğitimin ve pedagojinin önüne geçmiştir. İktidarın sınırlı bakış açısı ile gerçekleşen bu Şura sonucunda eğitim alanında çözümler değil, sorunlar artmıştır. Şura'nın toplum açısından başlıca kazancı, AKP iktidarının dünya görüşünün ve siyaset yapma tarzının Türkiye'nin eğitim sorunlarına çözüm getiremeyeceğinin açıkça görülmüş olmasıdır. 12 yıllık AKP iktidarının en başarısız olduğu alanlardan birinin eğitim olduğu bir kez daha açıklık kazanmıştır."

    Salı, 09 Aralık 2014 13:19

Bağlantılı Konular