"Sarraf'ı yanına alsın, genel sekreter yapsın"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu "Güçlü Çiftçi, Güçlü Türkiye" toplantısından sonra gazetecilerin güncel gelişmelerle ilgili sorularını yanıtladı.


Soru: "Şura kararları milli eğitimle ilgili ilkokullarda iki ve üçüncü sınıflara din dersi, aynı zamanda Osmanlıcanın zorunlu olarak öğretilmesi. Çeşitli kararlar tartışılıyor bugünde karar günü ve daha doğrusu kararlar alındı. Milli eğitim bakanına da çağrılarınız olmuştu. Neler söyleyeceksiniz?"
Kemal Kılıçdaroğlu: "Adı milli eğitim şurası olmakla beraber bu milli bir şura değil. Gayri milli bir şura. Türkiye'nin geleceğini düşünmeyen, bilimsel yayınları kısıtlayan, çocuklara fizik, matematik, kimya gibi fen dersleri öğrenmesini engelleyen, toplumu geriye götüren bir şura bu şura. O nedenle bu şuraya milli eğitim şurası demek doğru değil. Gayri milli bir şura var. Bu şuranın kararlarının da büyük ölçüde uygulama olanağı bulacağını sanmıyorum. Eğer bu ülkeyi ileriye taşıyacaksak hep beraber mücadele etmek zorundayız. Eğitimin niteliğini, kalitesini artırmak zorundayız. Baksınlar dünyadaki uygulamalara. Norveç'e baksınlar, İngiltere'ye baksınlar, Amerika'ya baksınlar, Rusya'ya baksınlar, Japonya'ya baksınlar. O ülkelerde insanlar çocuklarına nasıl önem veriyorlar, eğitimi nasıl çağdaş hale getiriyorlar görsünler öğrensinler, okusunlar. Dünyayı okusunlar. Geçmişi okuyarak siz geleceği çizeceksiniz ama geçmişe takılıp kalırsanız geleceği çizemezsiniz. Bugün çocuklarımız denek konumuna getirildi. 11 yılda eğitim sistemi 13 kez değişti. Ne oluyor bu ülkeye? Hala PISA sonuçlarında biz en sonlardayız. Bizim çocuklarımız mı yeteneksiz? Hayır bizim çocuklarımız yetenekli. Yeteneksiz olan siyasetçiler. Ülkeyi yönetenler yeteneksiz olanlar. Çocuklarına gemi alıyorlar, bunu gayet iyi biliyorlar. Ama vatandaşın çocuğunun daha iyi eğitim alması için her türlü engeli çıkarıyorlar."

Soru: "Cumhurbaşkanının açıklamaları vardı sizde konuşma yaparken kürsüde. Doğrudan sizi hedef alan. Haberdar mısınız o konuşmalardan?"
Kemal Kılıçdaroğlu: "Herhalde gündemde kalmak için benimle tartışmak istiyor. Meraklanmasın ben onunla tartışmayacağım. Çünkü benimle tartışması ona itibar kazandırmaz. Ona itibar kazandıracak olan saraydır. Sarayında otursun ona yine itibar kazandıracak olan Rıza Zarraf'tır onu da yanına alsın genel sekreter yapsın. Sanıyorum daha rahat birbirlerine yakışırlar. Yan tarafına Hülya Avşar'ı da alabilir."

Soru: "Efendim şura kararlarına ek olarak şuanda seçim öncesi bu tarz hassas kararların alınması toplumda bir gerginlik oluşturma çabası olarak da değerlendirilebilir mi? Ya da siz nasıl bakıyorsunuz?"
Kemal Kılıçdaroğlu: "Toplumu geriye götürme çabası. Toplumun düşünmesini engelleme çabası olarak düşünüyorum. Çünkü eğitimin temel özelliği çocuklarımızın nitelikli, kaliteli sorular sormalarını sağlamaktır, merak duygularını geliştirmektir, artırmaktır. Siz bununla çocuklarımızın soru sormasını engelliyorsunuz. Birileri düşünecek ama onlar hiçbir zaman soru sormayacaklar. Eğitimi farklı bir kulvara sokuyorlar. Türkiye'yi bir ortaçağ ülkesi haline getirmek istiyorlar. Ama bunu yapamazlar."

Soru: "Sarayında 1150 odalı olduğunu açıkladı Cumhurbaşkanı 1000 odalı diye görünüyordu ama."
Kemal Kılıçdaroğlu: "Doğru. Demek ki 1150 odaymış. Merak ediyorum acaba bu odaları gezme fırsatı ne zaman bulacak kendisi. 1150 odaya kimleri istihdam edecek orada. Üçüncü dönem milletvekilliğini bitirenler acaba o sarayda görev alacaklar mı?"

Soru: "Türgev'in size açtığı bir hakaret davası var 100 bin liralık kullandığınız sözlerden dolayı. Nasıl sonuçlanır sizce bu dava?"
Kemal Kılıçdaroğlu: "Türgev rüşvetin merkezidir, rüşvetin kaynağıdır. Devletten ihale alanlar ihale almadan önce götürüp Türgev'e para veriyorlar, yatırıyorlar. Bunun adı nüfuz ticaretidir. Açsınlar Türk Ceza Kanununa baksınlar. Ayrıca Türgev yetkililerinden rica ediyorum kim size bağış yaptı, ne kadar bağış yaptı, hangi gerekçeyle bağış yaptı, sizin bilançolarınız nedir, gelir gider tablolarınız nedir, niye bunları saklıyorsunuz, hangi gerekçeyle saklıyorsunuz? Türgev istediği kadar dava açabilir. Ben açık ve rahat adımın Kemal olduğunu bildiğim kadar Türgev'in rüşvetin merkezi olduğunu da biliyorum ve bunu da yargıda ortaya çıkaracağım.

Bütün mesele şu; o bilançolarını, gelir gider tablolarını ve kimlerden bağış aldıklarını biran önce mahkeme dosyasına getirip koysunlar. Bu dosyaya koymuyorlar. Getirip biran önce koysunlar. Görecekler orada ihale alanların nasıl götürüp oraya rüşvet yatırdıklarını. Rüşvetle beslenen bir yapı var orada. Gelir kaynaklarını nasıl sağlıyorlar? İhale almayan sade bir yurttaş gidip Türgev'e bağış yapıyor mu? Hayır. İhale alanlar niye yapıyorlar, hangi gerekçeyle yapıyorlar? Adı nüfuz ticareti. Bu kadar basit."

Soru: "Efendim birde Washington Post o süreci gündeme getirdi. İncirlik üssünün Amerika'ya verildiği iddiası var. Ancak milli savunma bakanı anlaşma sürecimiz devam ediyor, henüz anlaşamadık dedi. Siz İncirlik üssü pazarlığını nasıl değerlendiriyorsunuz?"
Kemal Kılıçdaroğlu: "Herhalde parlamentonun bilgisi dışında böyle bir şey yapamazlar. Sonuçta eğer böyle bir düzenleme olursa veya böyle bir çabanın içindelerse düzenlemeyi parlamentoya getireceklerdir. Biz kendi topraklarımızın bir başka ülkeye müdahale etmek amacıyla kullanılmasını doğru bulmuyoruz."

Soru: "Bedelli askerliğin Salı günü çıkması planlanıyor. AKP hemen Pazartesi komisyona getirecek sonra asıl süre dolmadı ama genel kurul kararıyla Salı bütçeden önce geçirileceğine ilişkin açıklamalar var. Onu nasıl değerlendiriyorsunuz?"
Kemal Kılıçdaroğlu: "Yoksul ailelerin çocukları da geliri yüksek olan ailelerin çocukları gibi askerlikten yararlanacaklarsa ki yoksullar için bedel ödenmemesi gerekiyor. Bizde buna destek veririz. Ama yoksul ailelerin çocukları askere gidecek, durumu iyi olanlar bedel ödeyecekler. Bu çifte standardı doğru bulmuyoruz. Hani var ya bir ozanın söylediği gibi askerimiz fakirdendir zenginlerimiz bedel öder diye. Bu çok eskilerde söylenen bir türkü aslında. Şimdi biz bu türküyü 21.yüzyılda AKP'den dinliyoruz."

Soru: "Efendim Sayın eşiniz ve Sayın Sare Davutoğlu bir buluşma gerçekleştirdi. Bu görüntü Türkiye açısından çok moral verici karşılandı, böyle yazıldı, çizildi. Sizde Davutoğlu'yla benzer bir görüntü vermeyi, bir konuşma yapmayı düşünüyor musunuz?"
Kemal Kılıçdaroğlu: "Ortam olursa niye görüşmeyelim. Sare hanıma ayrıca teşekkür ediyoruz tabi."

Soru: "Bunlara ek olarak daha öncede bir kaybınız olmuştu. O zaman Başbakan olan Erdoğan'ın eşi gelmemişti ziyarete. Bu iki şeyi kıyasladığınızda nasıl bir şey görüyorsunuz?"
Kemal Kılıçdaroğlu: "Allah aşkına şu Erdoğan'la ilgili bana soru sormayın. O kendisini gündemde tutmak için her şeyi yapıyor. Sarayına kapansın sarayında otursun. Dediğim gibi yani mesela şuna bakabilir rüşvet nasıl toplanır, yolsuzluk nasıl yapılabilir? Bunlarla ilgili anılarını yazabilir, kitaplar yazabilir, bu konularda çaba harcayabilir, bu konularla ilgili toplantılara katılabilir. Toplumu aydınlatırsa bu konularda belki daha fazla yararı olur.

Peki teşekkürler arkadaşlar."

    Cumartesi, 06 Aralık 2014 15:35

Bağlantılı Konular