Kılıçdaroğlu: "Bizim kültürümüzde de siyaset anlayışımızda da çalmak yok"

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu İzmir'de, "Bunlar çalıyor ama işte yapıyor diyorlar. İş yapacaksın ama, çalmayacaksın. Eğer inançlıysan Müslümanlık da bunu emrediyor." dedi.

CHP Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu İzmir Bölge toplantısında örgütlenmeden ve örgütlerden sorumlu Genel Başkan yardımcısı Tekin Bingöl'ün konuşmasından sonra alkış ve sloganlarla kürsüye çıkarak şunları söyledi;

"Hepinize yürekten teşekkürler değerli arkadaşlarım. Bugün İzmir'deyiz, Egenin incisi İzmir'de. İzmir'i sadece İzmir olarak düşünmüyoruz. İzmir aynı zamanda bir üniversite kenti. İzmir bir sanayi kenti. İzmir bir tarım kenti. İzmir bir fuarlar kenti ve en önemlisi İzmir bir cumhuriyet kenti. İzmir aynı zamanda bir entelektüel kent. İzmir göç alan bir kent. İzmir o nedenle Ege'nin incisi. İzmirlilere İzmir'i anlatmak istemiyorum. Ben İzmir'i Türkiye'ye anlatmak istiyorum. Türkiye bilmeli İzmir'i. 8 bin yıllık bir kültürü besliyor, bağrında taşıyor İzmir ve o kültürü hep yaşattı ve yaşatmaya da devam ediyor. Kültürün zenginliğini görmek istiyorsanız İzmir'e geleceksiniz. O kültürün nasıl yaşatıldığını görmek istiyorsanız yine İzmir'e geleceksiniz. İnsan sevgisinin ne olduğunu görmek istiyorsanız İzmir'e geleceksiniz. Tarım nasıl yapılırmış, sanayi nasıl gelişirmiş, yurttaştan elde edilen her kuruş nerelere nasıl harcanırmış bunu görmek istiyorsanız İzmir'e geleceksiniz. Kuvva-i Milliye nedir, cumhuriyet nedir, cumhuriyetin değerleri nedir bunların temeline inmek istiyorsanız yine İzmir'e geleceksiniz. İlk kurşunun atıldığı kente geleceksiniz. Efelerin harman olduğu bölgeye geleceksiniz. İzmir budur.

Kadın erkek eşitliği neymiş onu görmek istiyorsanız yine İzmir'e geleceksiniz. Bir toplumda kadına nasıl değer verilmiş, bir kadın iş yaşamında nasıl başarılı olurmuş bunu görmek istiyorsanız yine İzmir'e geleceksiniz. O nedenle İzmir sadece İzmirlilerin değil, bütün Türkiye'nin gözbebeğidir. Böyle bilmemiz gerekiyor İzmir'i. İzmir aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk'ü seven bir kent ama Mustafa Kemal Atatürk'ün sevdiği bir kent aynı zamanda İzmir. İzmir böyle güzellikleri olan bir kent.

Ama bunun yanında sorunları olan bir kent. Bu sorunlar kentin yönetiminden kaynaklanmıyor. Ülkenin yönetiminden kaynaklanıyor bu sorunlar. İşsizlik var. Dün Adana'daydım, ondan önce Diyarbakır'daydım. Bugün İzmir'deyim. Oralarda da işsizlik var, burada da işsizlik var. İşsizlik toplumun bağrında derin bir yara olarak duruyor. Hani okuma yazma bilmezsiniz, okula gitmezsiniz, yeterli eğitim almazsınız, iş bulamadığınız için kendiniz için bir gerekçe yaratırsınız. Okusaydım iş bulurdum dersiniz. Ama bugün üniversite mezunları arasında işsizlik %30 - 35'lere dayanmış durumda. Mühendis iş bulamıyor, öğretmen iş bulamıyor, ziraatçı iş bulamıyor. Hayatın her alanında üniversiteyi bitirip tıp fakülteleri hariç hemen hemen bütün üniversitelerden mezun olan öğrencilerimiz iş bulamıyorlar. Sorumuz şu; 12 yıldır bu ülkeyi AKP yönetiyor 12 yıl. 12 yılda Türkiye'nin en temel sorunu olan işsizliği çözemiyorsanız siz bu ülkeyi sağlıklı yönetmiyorsunuz demektir. Ben bütün yurttaşlarıma şunu söylüyorum. En temel sorun işsizlik. Ben 12 yıllık süre istemiyorum sadece ve sadece 4 yıllık süre istiyorum işsizlik sorununu çözmek için 4 yıl.

4 yıl deneyeceksiniz, daha sözler vereceğim ben topluma. Geleceği açısından mutlu ve huzurlu bir Türkiye'yi yaratacağız. Çatışmayı değil, uzlaşmayı egemen kılacağız. Tartışmayı değil uygarca konuşmayı egemen kılacağız. Kadın erkek eşitliğini egemen kılacağız. Emin olun bizim iktidarımızda her anne çocuğunu sabahleyin güler yüzle okula gönderecek, huzur içinde okula gönderecek, huzur içinde askere gönderecek. Biz bu güvenceyi bu topluma veriyoruz ve yetki istiyoruz 4 yıl. 4 yıl deneyin 4 yıl sonra verdiğimiz sözleri yerine getirmezsek zaten yetki sizin elinizde, yetkiyi elimizden alırsınız. 4 yılda dediklerimizi yaparsak zaten siz diyeceksiniz ki iyi yönetiyorsunuz yolunuza devam edin ve devam edeceğiz. Ben bundan adımın Kemal olduğu kadar eminim ve biz bunları yapacağız.

İzmir aynı zamanda Türkiye'nin büyümesine, Türkiye'nin kalkınmasına önkoşulsuz destek veren bir kenttir.

Bakın değerli arkadaşlarım, 2004'ten 2013'e İzmir'in kamu yatırımlarından aldığı pay %5.76. bu pay %3.1'e düşüyor. Kamu yatırımlarından aldığı pay büyük ölçüde düşmüş oluyor. İzmir 32 milyar lira vergi veriyor kamudan aldığı pay yatırım olarak sadece 700 milyon lira. 32 milyar, 700 milyon lira. İzmir'e böyle bir üvey evlat muamelesi yapılıyor. İzmirli bunun farkında. Ama İzmirli ülkesini seviyor. İzmirli her koşulda görevini yerine getiriyor. Bu iktidar İzmir'e yatırım yapsa dahi İzmirli merak etmesin büyükşehir belediye başkanımız burada o zaten hükümetten fazla yatırımı İzmir'e yapıyor.

Bunlar seçim sırasında buraya geldiler. İzmir'e 35 proje vaat ettiler. Şunu şunu şunu yapacağız dediler. 35 projenin hemen hemen tamamı ölü yatırım olarak duruyor, söz olarak duruyor. Bazılarının etüd çalışmaları bile yapılmış değil. Konak tüneli hayalet tünel olarak adlandırılıyor. Oradaki insanlar mağdur edildi.

Değerli arkadaşlarım, bir siyasi iktidar söz verdiği zaman sözünün gereğini yerine getirmek zorundadır. Söz vermediği zaman halkın neden o sözü yerine getirmedin diye soru sorma hakkı vardır ve ben İzmirlilere sesleniyorum AKP sizi cezalandırıyor. Neden biliyor musunuz? Cumhuriyet Halk Partisine oy veriyorsunuz diye. İzmirli direniyor oyumu vereceğim, aydınlıktan yana oy kullanacağım diyor, uygarlıktan yana oy kullanacağım diyor. Mustafa Kemal Atatürk'ten yana oy kullanacağım diyor. Türkiye'den yana, Türkiye'nin çıkarlarından yana oy kullanacağım diyor. Ve İzmir bütün engellemelere karşın dünyadaki metropoller içinde en önemli yere sahip. Dünyadaki hızla gelişen metropolleri düşünün 4. sırada İzmir Büyükşehir geliyor 4. sırada dünyada. Kredi notu Türkiye Cumhuriyetinin kredi notundan 9 puan daha İzmir Büyükşehir Belediyesinin kredi notu. Dünya bankası İzmir Büyükşehir Belediyesine kefaletsiz, teminatsız kredi açıyor. Kefalete ihtiyacım yok diyor. Teminat mektubuna da ihtiyacım yok diyor. Nesin sen? İzmir Büyükşehir Belediyesi. Bilançolarına bakıyorum, gelir gider tablolarına bakıyorum senden teminat almaya gerek yok al krediyi istediğin gibi kullan diyor.

Bunları niye anlatıyorum değerli arkadaşlarım, kara bir propaganda yapıyorlar. Efendim Cumhuriyet Halk Partisi iktidara gelirse ülkeyi yönetemez. Cumhuriyet Halk Partisi iktidara gelirse dolar fırlar. Cumhuriyet Halk Partisi iktidara gelirse faizler yükselir, vatandaş borcunu ödeyemez. İzmir'den 77 milyon yurttaşıma sesleniyorum Türkiye'yi bunlardan iyi yönetiriz. Türkiye'yi daha sağlıklı yönetiriz, Türkiye'nin sorunlarına kilitleniriz. Her kuruşun hesabını bu millete vermeyi onurlu görev kabul ederiz. Türkiye nasıl yönetilir öğrenmek istiyorsan geleceksin İzmir'e, geleceksin Aydın'a, geleceksin Muğla'ya, göreceksin, bakacaksın ana kentler nasıl yönetiliyormuş, nasıl yönetiyorsak Türkiye'yi de öyle yöneteceğiz. Kimsenin endişesi olmasın.

Değerli arkadaşlarım, üç kentten örnek vereceğim. Ankara, İstanbul, İzmir üçü de metro yapıyor. İstanbul ve Ankara metro yapıyorlardı havluyu attılar biz bunu beceremiyoruz diye. İki büyükşehir belediyesinin bütçesi İzmir'in bütçesini ikiye, üçe katlıyor beceremediler. Diyorlar ya biz Türkiye'yi yönetiriz. Beceremediler. Kilometresini kaça yapıyorlar biliyor musunuz? Ankara 100 milyona yapıyor, İstanbul 145 milyona yapıyor, İzmir 60 milyona yapıyor. Yeraltında yapıyorsunuz, aynı teknolojiyi kullanıyorsunuz. Beceremediler, yapamadılar en sonunda hükümet teslim aldı. İzmir kendi kaynaklarıyla, kendi imkanlarıyla bütün bunların tamamını onların 3/1 fiyatına gerçekleştiriyor. İzmir budur. CHP'li belediyeler budur. Bir belediye böyle yönetilir. İzmir'i nasıl yönetiyorsak, Muğla'yı, Aydın'ı nasıl yönetiyorsak, Tekirdağ'ı nasıl yönetiyorsak emin olun Türkiye'yi de aynı anlayışla yöneteceğiz. Hiç kimsenin endişesi olmasın.

Şöyle bir algıyı toplumun belleğine yerleştirmeye çalışıyorlar. Efendim bunlar iş yapıyor, çalıyor. Çalıyor ama işte yapıyor.

Sevgili yurttaşlarım, sakın ola ki bu kültürün tutsağı olmayın. Bu kültür bizim inancımıza aykırıdır. Bizim kültürümüze aykırıdır. Bizim siyaset anlayışımıza aykırıdır. Bizim insana duyduğumuz saygıya aykırıdır. Bizim kültürümüzde her kuruşun hesabını vatandaşa vereceksin. Bizim kültürümüzde çalmayacaksın ve iş yapacaksın. Asıl önemli olan budur. Eğer inançlıysan Müslümanlıkta zaten bunu emrediyor. İşi ehline vereceksin diyor ehline. Biz işi ehline veriyoruz.

Değerli arkadaşlarım, İzmir bunları yapıyor, daha pek çok büyükşehir belediyemiz gerçekten çok güzel işler yapıyorlar. Bir kara propaganda daha yapıyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi iktidara gelirse efendim sosyal yardımları kesecekmiş. Niye keselim? Akıl var, mantık var niye keselim? Hangi gerekçeyle keseceğiz? Herkesin işi, aşı oldu da onun için mi kesiyoruz? Bu kara propagandaya da hiçbir yurttaşımın inanmasını istemiyorum. Tam tersine sosyal yardımları en az iki katına çıkaracağız. Bütün yurttaşlarım bunu açıklıkla bilsinler. Eskiden sorarlardı efendim bunu yapacaksınız da parayı nereden bulacaksınız diye. Şimdi korkulardan o soruyu sormuyorlar. Sormuyorlar neden? 17 Aralık'ı gördük, 25 Aralık'ı gördük. Biz bunları yaparız derken şundan her yurttaşımın emin olmasını isterim. Bizim çocuklarımızın yatak odalarında boy boy para kasaları asla olmadı ve olmayacaktır da zaten. Bizim bakanlarımıza, belediye başkanlarımıza çikolata kutusu içinde paralar gelmeyecektir. Bunları asla kabul etmeyeceğiz biz. Bizim inancımızda, bizim kültürümüzde bunu reddeder.

Bunların bir danışmanı var Sayın Davutoğlu'nun danışmanı Sayın Etyen Mahçupyan. Kendisine teşekkür ettim. Şöyle söylüyor, AKP'ye oy veren İslami kesimin bir kısmı yolsuzluk olduğunu kabul ediyor ve bundan rahatsızlık duyuyor. Şimdi ben kendisini İslami kesim olarak tanımlayan bu yurttaşlarıma sesleniyorum. Senin inancına söyleyecek hiçbir sözüm yok. Ama bana şunu öğrettiler. Müslümanlıkta en büyük günah kul hakkı yemektir dediler. Devletin hazinesine el uzatmaktır dediler. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemek dediler. En büyük günah budur.

Şimdi ben AKP'ye oy veren bu saygıdeğer yurttaşlarıma sesleniyorum. Bana öğretilen Müslümanlık buysa senin öğrendiğin Müslümanlık nedir o zaman? Ben bunu merak ediyorum. Harama neden ortak oluyorsun diyorum. Yolsuzluk yapana neden oy veriyorsun diyorum. Devletin hazinesine el uzatana neden oy veriyorsun diyorum. Benim anladığım Müslümanlıkla senin anladığın Müslümanlık arasında bu kadar fark olamaz diyorum. Sen sandığa gidiyorsun, demokratik olarak oyunu kullanıyorsun hiç itirazım yok. Ama bu ülkede yaşayan her yurttaşın sorumluluğu vardır. Nasıl benim sorumluluğum varsa oy kullanan her vatandaşımın da sorumluluğu vardır. Senin inancını sömürdüler. İnancını siyasete malzeme ettiler. Senin oyunu aldılar. Gerçek gün yüzüne çıktı. 4 bakan istifa etti. Neymiş savunma yapıyor birisi. Efendim 500 bin Euro bir çikolata kutusuna sığmazmış. Senin elinde tuttuğun komisyona getirdiğin çikolata kutusuna sığmaz tabi o kibrit kutusu. Sen git bakayım bir çikolatacıya deki 500 bin Euro'yu koyacağım bana bir kutu yap. Bir tane değil 50 tane kutu yapar sana. Sen milletimi kandırıyorsun? Açıkça söylüyor telefonda. 500 bin diyor koyacaksın diyor. Olur diyor. O kadar tıkış tıkış ki korktum elimden düşecek paralar saçılacak ortalığa diyor. Telefonda söylüyor bunu. Mahkeme kararıyla tespit ediliyor bunların hepsi. Neymiş en temiz adammış. Zaten en temiziniz buysa kirlinin boyunu biz zaten biliyoruz ne olduğunu.

Kirliliklerini kapatmak için mahkemeden karar çıkardılar. Meclisin teamüllerine aykırı, komisyonda karar yok. Başkan oturmuş mahkemeye yazı yazmış Cemil bey öyle diyor benim haberim yok diyor. Yazı yazmış. Ne diyor? Efendim gizlilik kararı alın bunlar yayınlanmasın. O komisyon başkanına söylüyorum, yargıca da söyledim. Sizin göreviniz doğru dürüst sorgu yapmaktır. Sizin göreviniz hırsızların hamiliğini yapmak değildir. Eğer hırsızların hamiliğini yapıyorsan o koltuktan ayrılacaksın, o koltuktan ayrıl oraya temiz ve düzgün bir adam gelsin. Adam gibi soruşturma yapsın. Sanıyorlar ki, mahkemeden karar aldık biz bu işin üstünü örteceğiz. Bu işin üstü örtülmez arkadaşlar. Sadece onlar veya sadece biz bilmiyoruz. Sadece 77 milyonda bilmiyor. Bütün dünya biliyor bunu arkadaşlar bütün dünya.

O nedenle bütün çağdaş ülkelerde Türkiye'yle ilgili ciddi kaygılar taşınıyor. Bu kadar büyük bir yolsuzluk yapan bir siyasal iktidar sorgulanıyor bütün dünyada. Hükümetin devleti soyduğuna tanık olduk biz. Biriside ben masumum diyor. Öbürü Erdoğan Bayraktar, masumsan sen çıkıp televizyonların önüne ne talimatı verdiyse Başbakan verdi bende onun gereğini yaptım asıl istifa etmesi gereken ben değilim Başbakandır demedin mi? Dedin. Niye şimdi kıvırıyorsun? Neden kıvırıyorsun? Biraz erkek gibi durmak sana yakışır, nitelikli dur, düşünceni söyle. Yapmadıysan bir şey yapmadım de. Sana hangi talimatlar niçin verildi, neyin karşılığında verildi hiç aklına gelmiyor mu? Dönemin Başbakanı telefon ediyor diyor ki, kupon araziler benim bilgim dışında satılmayacak diyor. Sen nasıl bir adamsın, nasıl bir üniversite mezunusun? Bir Başbakan telefon edecek benim bilgimle satacaksın diyecek. Niye onun bilgisiyle satılacak? Niye satılacak? Malı götürmek için. Sende ona aracılık etmiyor musun, onun söylediklerini yerine getirmiyor musun? Sende en az onun kadar suçlusun kaçacak hiçbir yerin yoktur Erdoğan Bayraktar bunu da söyleyeyim ben. Diğer ikisine bir şey söylemiyorum saatçiye meclisin karşısına zaten büyük bir saat heykeli yapıldı herkes onun kim olduğunu biliyor. Heykelinde kime ait olduğunu biliyorlar. Zaten nitelikleri de belli. Öbürü de belli zaten. Hırsızın önüne yatan İçişleri Bakanı olur mu arkadaşlar? Önüne yatanı. Böyle bir tablo var.

O nedenle bütün yurttaşlarıma sesleniyorum. Türkiye'nin yeniden bir araya gelmesi lazım. Temiz siyaseti egemen kılmamız lazım ve 77 milyon yurttaşıma sözümdür Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında ilk 4 ayda çıkaracağımız kanunlardan birisi temiz siyaset yasası olacak, siyasette ahlak yasası olacak. Siyasette ahlak yasasını çıkaracağız ilkelerini koyacağız. Artık bu millet hırsız siyasetçiden bıktı yeter artık. Yeter diyorsanız yönünüz belli, çevreniz belli, hedefiniz belli Cumhuriyet Halk Partisi deyin. Halk Partisi deyin ki artık temiz Türkiye'yi yeniden inşa edelim. Dünyaya rezil olduk arkadaşlar dünyaya rezil olduk. 77 milyonu dünyaya rezil etmek var mıdır arkadaşlar? İnsanlar seni oraya ülkeyi yönet diye getirdi, ülkeyi soy diye getirmedi. Ülkeyi soymakla kendisini yükümlü sayan bir siyaset anlayışı olabilir mi? Mahkemeden karar çıkaracaklar yasaklanacakmış. İstediğin yerden istediğin kararı çıkar hiçbir Cumhuriyet Halk Partili buna uymayacaktır. Sizin hırsızlıklarınızı teşhis etmek bizim boynumuzun borcudur herkes bunu böyle bilsin.

Ne yapıyorlar? Kendilerine saray yapıyorlar. Kimin parasıyla yapıyorsun bu sarayı? Ermenek'te lastik ayakkabısı yırtık Recep amcanın parasıyla yapıyorlar bu sarayı. Siz sanmayın ki onun vergi dairesinde kaydı yoktur vergi vermiyor diye. O yırtık ayakkabıyı alırken vergi ödedi o. %18 KDV ödedi. Su içerken vergi ödüyor, ekmek alırken vergi ödüyor. 1000 odalı saray arkadaşlar. Bütün dünyada alay konusu bütün dünyada. Yazık günah değil mi bu ülkeye? Biz bu ülkeyi siyasetçiler millete hizmet etsin diye kurduk. Çok partili sistemin asıl amacı budur. Kendinize saraylar kurun diye, saraylar yapın diye bu ülke kurulmadı. 1000 odalı saray 1000 oda. Yanına birde 275 odalı bir yer daha yapılacakmış. Orada da beyefendi oturacakmış. Yüzünüze gözünüze dursun yetmiyor mu devleti soyduğunuz. Birde kendinize saray yapıyorsunuz. İşsizlik var, yoksulluk var. Onları düşünmüyorlar. Çünkü onların çocukları işsiz değil. Onlarda yoksul değil. Bu milletin en temiz duygularını sömürdüler arkadaşlar. Çıktılar dediler ki, biz yırtık ayakkabıyla siyasete girdik, biz fakir fukarayız falan. Hangi fakir fukaradan söz ediyorlar. Fakir fukara vatandaşın inançlarını, beklentilerini, geleceklerini sömürdüler. O nedenle hepimize büyük görevler düşüyor.

Diyorlar ya bunlar gelirse Türkiye'yi yönetemezler. Biz Türkiye'yi bunlardan iyi yönetiriz herkes bunu bilsin ama bir şeyi söyleyeyim. Bir şeyi biz bilmiyoruz arkadaşlar. Onu da açık yüreklilikle samimiyetle söyleyeyim. Biz hırsızlık yapmayı bilmiyoruz bunu hiçbir zaman öğrenemedik. Yolsuzluk yapmayı bilmiyoruz bunu hiçbir zaman öğrenemedik. Kul hakkı yemeyi bilmiyoruz. Bunu hiçbir zaman öğrenemedik. Eğer devleti yönetmek buysa biz yönetemeyiz kusura bakmasınlar. Eğer devleti yönetmek her kuruşun hesabını vermekse o bizim namus borcumuzdur zaten bunu yapacağız. O bizim görevimizdir zaten bunu yapacağız.

O nedenle sevgili İzmirliler, 77 milyon yurttaşıma sesleniyorum. Sizi seviyoruz, bayrağımızı seviyoruz, ülkemizi seviyoruz, temiz siyaseti getirmek istiyoruz, güzel siyaseti getirmek istiyoruz, huzurlu bir Türkiye'yi inşa etmek istiyoruz. Herkesin işi, herkesin aşı olsun istiyoruz. Yoksulluk denen bir bela olmasın istiyoruz. Bu ülke zengin bir ülke, varlıklı bir ülke, kaynağı yeterli bir ülke. Sorun nedir biliyor musunuz? Topladığın parayı nereye harcayacaksın sorun budur. Biz o parayı işçi için harcayacağız, çiftçi için harcayacağız, sanayici için harcayacağız, emekli için harcayacağız. Bu ülkenin insanları için harcayacağız. Çünkü bizim için yandaş yok, bizim için vatandaş var. Hepimiz bu.

Bu toplantımız iki bölüm halinde olacak. Birinci bölümümüz buydu medyaya açık bölüm. Şimdi medyaya kapalı bölümümüz başlayacak. Orada sizlerle tekrar beraber olacağım. Oturacağız bir aile sohbeti yapacağız.

Dolayısıyla belki birbirimizi çok daha yakından, çok daha iyi tanıyacağız. Benim sizlerle ilgili düşüncelerim, sizlerin de bizlerle ilgili düşünceleri oturacağız uygarca konuşacağız.

Hepinize yürekten sevgiler, hepinize teşekkürler, hepinizin sorumluluğu var. Benim sorumluluğum gibi hepimiz çalışacağız. Türkiye'nin bize ihtiyacı var, cumhuriyetin bize ihtiyacı var, Mustafa Kemal Atatürk devrimlerinin bize ihtiyacı var. Biz ülkemizi yeniden ayağa kaldıracağız. Hepimizin görevi, hepimizin ufku, hepimizin amaçları var.

Hepinize en içten selamlar, saygılar sunuyorum değerli yol arkadaşlarım."

    Pazartesi, 01 Aralık 2014 12:11

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica