Kılıçdaroğlu: "Başbakansan İstanbul'un siluetini bozan 16/9 kulelerini traşla da görelim"

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu: "Kentleri de, Türkiye'yi de en iyi biz yönetiriz. Namusuyla yönetiriz, ahlakla yönetiriz. Her kuruşun hesabını vererek yönetiriz."

Sevgili dostlarım, değerli yol arkadaşlarım, Sayın Genel Başkanımız hoşgeldiniz. Bugün iki aşamalı bir toplantı yapacağız. İlki medyaya açık, ikinci bölümde sizlerle dertleşeceğiz. Bir aile toplantısı yapacağız ikinci bölümde.

Bugün İstanbul'dayız. Dünyanın en güzel kentlerinden birisindeyiz. Napolyon diyor ki, eğer dünya tek bir ülke olsaydı başkenti mutlaka İstanbul olurdu. Bu kadar güzel bir kentteyiz. Tarihiyle, kültürüyle üç büyük imparatorluğa başkentlik yapmış İstanbul. Gözümüz gibi korumamız gereken bir İstanbul. Sadece tarihi ve kültürü değil, ekonomisiyle de Avrupa'nın motoru olan İstanbul. Böyle bir kent İstanbul. Nüfusumuzun 5/1'i İstanbul'da yaşıyor. Gayri safi yurtiçi hasılamızın 4/1'i İstanbul'da yaratılıyor. Türkiye'deki bütün mevduatların %35'i İstanbul'da. Türkiye'de kullanılan bütün kredilerin 3/1'i İstanbul'da kullanılıyor. Sanayi sektöründe üretilen her 3 üründen biri İstanbul'da üretiliyor. Sanayi sektöründe çalışan her 6 işçiden biri İstanbul'da çalışıyor. Sadece bu yılın ilk 10 ayında İstanbul 61 milyar dolarlık ihracat gerçekleşti. Türkiye'deki bütün ihracatın yarısı İstanbul'da oluyor. Dolayısıyla İstanbul tarihine, kültürüne, ekonomisine dikkatle bakmamız gereken olağanüstü bir kent.

İlk soru şu; kaç İstanbul var? Bir İstanbul mu? Yoksa birden fazla İstanbul mu var? Coğrafyaya baktığınızda tek İstanbul var. İçine girdiğiniz zaman birden fazla İstanbul var. Bir İsviçre standartlarında yaşayan, kişi başına gelirin 25 - 30 bin ve onun üstünde olanların yaşadığı İstanbul. İki; aylık geliri asgari ücretle sınırlı olanların yaşadığı İstanbul. Merkezde belli bölgelerde yaşayanların İstanbul'u, İstanbul'un çeperlerinde yaşayanların İstanbul'u. Dünyanın en güzel doğası, en güzel denizi burada. İstanbul'da yaşayıp denizi görmeyen var. İstanbul'da yaşayıp boğazı görmeyenler var. İstanbul'da yaşayıp İstanbul'un nimetlerinden habersiz olanlar var. O nedenle sordum kaç İstanbul var diye. Peki bizim düşümüzde nasıl bir İstanbul düşünüyoruz. Bizim düşümüzdeki, rüyalarımızdaki İstanbul kişi başına gelirin 25 - 30 bin dolar olduğu, bütün yaşayanların aynı olanaklardan yararlandığı bir İstanbul. Herkesin huzur içinde İstanbulluyum dediğinde gururlanabilecek, geliri olan, geleceğe umutla bakan yurttaşların oturduğu bir İstanbul. Entelektüel düzeyi yüksek, aydınlık dünyaya bakan güzel bir İstanbul.

Acaba böyle bir İstanbul'u yaratabilir miyiz? Elbette yaratabiliriz. Böyle bir İstanbul'u hep beraber ayağa kaldırabilir miyiz? Elbette kaldırabiliriz. Dönüp biraz geriye bakalım. Kaç İstanbul manzarası var, kaç İstanbul var dediğimde o İstanbul'u kimler yarattı bir ona bakalım. İstanbul aynı zamanda dünyanın en büyük rantlarını içinde barından bir kent.

Değerli arkadaşlarım, eğer İstanbul'a insan gözüyle bakar, insanların çıkarına hizmet eden bir İstanbul düşlerseniz farklı bakarsınız. Ama her kupon arazinin satışından benim haberim olsun diye bakarsanız farklı bir İstanbul yaratırsınız. Bizim gözümüzde nedir? Bizim gözümüzde İstanbul bir bütündür. Bütün İstanbul'u kucaklamak istiyoruz. Bütün İstanbul'da yaşanabilir bir kentin standartlarını yaratmak istiyoruz. Düşüncemiz budur, hedefimizde budur.

Değerli yol arkadaşlarım, İstanbul büyük bir deprem yaşadı Marmara bölgesi ve rahmetli Ecevit büyük kamu arazilerini toplama alanı olarak belirledi. Eğer bir deprem yaşanırsa insanlar buralarda toplanmalı, yaralar burada sarılmalı diye. Aradan süre geçti bu arsaların büyük bir kısmı ranta teslim edildi. Bugün Allah esirgesin İstanbul'da bir deprem olursa toplanabilecek alan sayısı son derece sınırlı. Bu anlayışı İstanbulluların mahkum etmesi lazım. Bütün İstanbullulardan beklediğim budur. Senin yaşamına bile değer vermeyen, sana para gözüyle bakan, çevreyi katleden bir anlayışa prim verme sevgili İstanbullu kardeşim. Senden istediğim budur.

İstanbul'un tarihi silueti de bu süre içinde yok edildi. Bana sorarsanız dünyanın en çirkin binası hangisidir diye emin olun çok rahat şunu söyleyebiliriz. Zeytinburnu'nda 16 - 9 yükselen ve Sultanahmet'in siluetini bozan yapıdır. İsterseniz biraz yakından bakalım buraya. Orası daha önce tasarruf mevduatı sigorta fonunun elindeydi. Bir yandaşa verildi. Emsal sadece 1'di. Yandaş kimdi? Dönemin Başbakanının okuldan arkadaşıydı. Kendisine satıldı ve bir gecede emsal daha sonra 1'den 2,5'a çıkarıldı. Olağanüstü bir avantaj sağlandı ve o gökdelenler oraya dikildi.

Değerli arkadaşlarım, bina yapılmasın mı? Elbette yapılabilir ama bir kentin hele hele İstanbul gibi bir kentin, bütün dünyanın gözbebeği olan bir kentin korunması gerekir. koruması gereken bir kenttir. Eğer bu kentin kaynaklarını, bu kentin siluetini bozar, kaynaklarını har vurup harman savurursanız kente ihanet etmiş olursunuz.

Değerli arkadaşlarım, 36 kat izin verildi. Sonra dendi ki çok yüksek olmuş bunun tıraşlanması lazım. Tıraşlandı mı? Hayır tıraşlanmadı. Kim yapabilir bunu? Açık ve net söylüyorum bütün İstanbullular duysunlar o silueti yıkmak, o silueti bizim istediğimiz standartlara çekmek sadece ve sadece CHP'nin iktidarında olur. Açık, net söylüyorum.

Bizim tarihe saygımız vardır. Sultanahmet'e de saygımız vardır. Sultanahmet'in minarelerine saygımız vardır. O siluet İstanbul'un siluetine dikilmiş o binalar İstanbul'un siluetine saplanmış bir hançer gibi duruyor. Bizim deneyimimizde var. Arzu edenler bakabilirler. Bir otel yapılmıştı bir dönem standartlara uygun değildi. O oteli kim standartlara uygun hale getirdi? Cumhuriyet Halk Partili belediye getirdi. Aynı şeyi yapacağız ve İstanbul'un Sultanahmet'ini biz koruyacağız.

Neden yıkılamıyor bunlar? AKP neden yıkamaz bunları? Çok basit değerli arkadaşlarım. O binalarda bir dairenin fiyatı 1 trilyonla 4 trilyon arasında değişiyor. 1'le 4 arasında değişiyor. Peki bu binada kimlerin daireleri var onlara da biraz yakından bakalım. AKP eski Bağcılar belediye başkanı onun dairesi var. İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski Genel Sekreteri onun dairesi var. İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski Genel Sekreter Yardımcısı onun da dairesi var. İstanbul Büyükşehir Belediyesi imar komisyonu başkanı onunda dairesi var. Zeytinburnu belediyesi imar komisyonu başkanı onun da dairesi var. Ama işin garip tarafı bu daireyi satın alanlar, yani 1 trilyonla 4 trilyon arasında para ödeyenlerin hiçbirisi bankadan en ufak bir kredi bile çekmemiş. Götürüp nakit yatırmışlar. Neden o binalar tıraşlanamaz? İşte bu nedenlerden ötürü. İstanbullu bu gerçeği ne kadar biliyor? Ne kadar bu gerçek İstanbullunun önüne kondu? Hepimizin sorgulaması gereken temel bir nokta değerli arkadaşlarım.

Sadece o binalar yapılmakla iş bitmedi tabi. İstanbul'un her tarafı talan ediliyor. Yeşil nerede görseler orada bina yapmaya kalkıyorlar. Yeşil renk olarak sadece doları seviyorlar, doların yeşilini seviyorlar. Bu söylediğim siluetler geleceğim biraz sonra daha. Birde metrobüsler yaptılar. Yapılmalı mı? Elbette yapılmalı. Tercihli yollar yapılmalı mı? Elbette yapılmalı. İlk uygulamaya koyan kim? Cumhuriyet Halk Partili belediyeler. Bizden örnek alınmalı mı? Elbette alınmalı. Ama unutmayın sevgili İstanbullu sende unutma. Türkiye Avrupa'nın en büyük otobüs üretim merkezidir. Yunanistan'daki otobüslerin %42'si Türkiye'de üretilen otobüslerdir. Peki İstanbul belediyesi ne yaptı? Gitti otobüsleri Hollanda'dan satın aldı. Tanesine 1 milyon 200 bin avro ödedi. Ama önemli bir ayrıntı vardı. Hollanda'da dağ yok. Otobüsler kendi koşullarına göre üretilmiş. İstanbul yedi tepeli. Otobüsler yokuş çıkmadı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Türkiye'nin en modern hurdalığına sahip oldu. Soru şu; tanesine 1 milyon 200 bin avro ödenen otobüsler kimin parasıyla alındı? İstanbullunun parasıyla alındı. Dava devam ediyor mu? Dava devam ediyor. Dava açmamak için uğraştılar. Ama bizim arkadaşlarımız takip ettiler. İETT bile biz zarara uğradık diye bilirkişi raporunu götürdü koydu. Danıştay olmasaydı o davaların hiçbirisi açılamayacaktı. Sadece bu mu? Hayır arkadaşlar. Metroda yapılıyor. Ankara, İstanbul, İzmir'de metro yapılıyor. İzmir'de metronun kilometresi 60 milyona yapılıyor. Ankara'da 100 milyona yapılıyor. İstanbul'da 145 milyon liraya yapılıyor. Yerin altında tünel, metro aynı metro. Neden 60 milyon? Neden 145 milyon? Bunun da sorgulanması lazım. Bunu şunun için anlatıyorum. Kentleri en iyi biz yönetiriz. Emin olun Türkiye'yi de en iyi biz yönetiriz. Namusuyla yönetiriz, ahlakla yönetiriz. Her kuruşun hesabını vererek yönetiriz.

Değerli arkadaşlarım, İstanbul Şangay ve Bombay'dan sonra en kirli kentlerden birisi. En kirli kentlerden birisi hava kirliliği açısından en kirli kentlerden dünya üçüncüsü. Düşünün boğazlar olmasa İstanbul ne olurdu? Bu hava sirkülasyonu olmasa ne olurdu? Buna rağmen dünya üçüncüsü kirlilikte.

Değerli arkadaşlarım, kilometre başına düşen insan sayısı 68 binden fazla. New York'ta 53 bin, Berlin'de 17 bin. Peki biz ne yapıyoruz? İstanbul'a akını sürdürüyoruz. Anadolu'yu boşaltıyoruz. Herkes İstanbul'a geliyor. İş bulabilir miyim diye. Daha bu rakamlar büyüyecek ve İstanbul İstanbulluların gözünün önünde yaşanabilir bir kent olmaktan büyük ölçüde çıkacak. Kişi başına düşen yeşil alan. Yeşil alan kadar güzel bir şey var mı arkadaşlar? İnsanın doğasında var. Pencereyi açtığı zaman baharda çiçek açmış bir ağaç görebilmeli, bir çam görebilmeli, bir meşe ağacı görebilmeli, güller görebilmeli, yeşillik görebilmeli. İnsanlar parklara gidebilmeli ve oralarda eğlenebilmeli. New York'ta kişi başına düşen yeşil alan 29 metrekare. Londra'da 26.9 metrekare. Stockholm'de 87,5 metrekare. Bahçelievler, Güngören, Bağcılar, Tuzla, Kağıthane, Ümraniye'de kişi başına düşen yeşil alan 1 metrekareden az arkadaşlar. Hangi İstanbul'dan söz ediyoruz biz? Hangi insandan söz ediyoruz biz? Hangi insanın mutluluğundan söz ediyoruz biz? Eğer Çatalca, Ağva gibi yerleri de dahil ederseniz İstanbul'da kişi başına düşen yeşil alan 5 metrekareye çıkıyor değerli arkadaşlarım. İnsan için asgari yeşil alan 9 metrekare. Bizim yönetmeliklere göre de 10 metrekare olması gerekiyor. Üçüncü köprüyle beraber 535 bin hektarlık orman alanı büyük ölçüde talan edilecek. 2,5 milyon ağaç kesildi kesilmeye de devam edilecek.

Değerli arkadaşlarım, şimdi bir Başbakan var Ahmet Davutoğlu. Ben Başbakanım diyor. Başbakanım ben diyor beni muhatap alın diyor. Başka birisini muhatap almayın. Başbakanlık koltuğunda oturan benim diyor. Eyvallah bizde seni zaten muhatap almak istiyoruz. Sanal değil, gerçek Başbakan ol. Sanal değil, Başbakanlığın hakkını ver diyoruz. Açıklama yapmış diyor ki siyaseti erdem ve ahlak vesilesi yapacağız diyor. Siyasetimizin ahlakı Şeyh Edebali'nin ahlakıdır diyor. O zaman sesleniyorum, mademki böyle diyorsun, mademki Şeyh Edebali'den bahsediyorsun, mademki ahlak erdemdir diyorsun 16 - 9 kulelerini tıraşlayacak mısın, tıraşlamayacak mısın? Seni bir görelim bakalım. Başbakan mısın, Başbakan değil misin?

Ayrıca şunu ekliyor Sayın Davutoğlu. Kadim şehirlerimizde dikey değil yatay mimariyi geçerli kılacağız. Eyvallah. Kadim şehir hangisi? İstanbul. Mademki dikey değil yatay mimariyi esasa alacaksın işe başla bakalım. Hem sen dindar olduğunu söylüyorsun, e Sultanahmet duruyor orada. Mahzun duruyor. Bir hançer gibi saplanmış 16 - 9. Tıraşlayacak mısın, tıraşlamayacak mısın? Bunu yaparsan Başbakansın. Bunu yapmazsan sanal başbakansın. O koltukta oturuyorsun ama tokmak senin elinde değil başkalarının elinde. Yine söylüyor milletin hakkına uzanacak eli kardeşlerimiz olsa koparırız. Valla kimsenin elini koparma arkadaş ben sana söyleyeyim. Kimsenin elini koparma. Senin gücün yetiyorsa, Başbakanlığın gücü yetiyorsa, oturduğun koltuğun hakkını veriyorsan 16 - 9'u tıraşlarsın. Bende derim ki evet bu adam gerçekten de Başbakandır. Yoksa senin Başbakanlığın her zaman tartışma konusu olur.

Değerli arkadaşlarım, az önce Genel Başkan Yardımcımızda ifade etti iki aşamalı bir toplantı yapacağız. Bu toplantıyı medyaya açık bölümünü burada sonlandırıyoruz. İkinci bölümde oturup önce sizi dinleyeceğim ve düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım. Önümüzdeki süreç hepimizin sorumluluk taşıdığı bir süreçtir. Ülkeye karşı, çocuklarımıza karşı hepimizin sorumlulukları var. İstanbul talan ediliyor da başka illerde bir şey olmuyor mu? Hayır. Aslında Türkiye talan ediliyor, Türkiye yağmalanıyor. İstanbul büyük bir kent olduğu için sadece bizim değil dünyanın gözü de buranın üzerinde. Olağanüstü paralar, olağanüstü rantlar var. Son 12 yılda harcanan para 100 milyar dolarlarla anlatılıyor, tanımlanıyor değerli arkadaşlarım. Hiçbirisinin hesabı İstanbulluya verilmedi. Özür dileyerek söylüyorum İstanbulluda bunun hesabını sormadı. Ağacı olmayan, yeşilliği olmayan, doğası talan edilen bir İstanbul bizim kabul ettiğimiz bir İstanbul değildir. Ağacı yok ediyorsun yolun kenarlarına çiçek dikiyorsun. Arabayla geçenler çiçekleri görsünler de İstanbul böyledir diye zannetsinler diye. O İstanbul değil bizim arzu ettiğimiz İstanbul. Eğer İstanbullu kuş sesleriyle uyanacaksa adresi belli, yeri belli Cumhuriyet Halk Partisi. Eğer İstanbullu yeşil bir İstanbul görecekse yeri belli, adresi belli Cumhuriyet Halk Partisi. Eğer İstanbullu işinden evine rahat bir şekilde ulaşmak istiyorsa adresi belli Cumhuriyet Halk Partisi. İnanarak söylüyorum, güvenerek söylüyorum İstanbulluya da inanarak söylüyorum hayatın perişan edildi, İstanbul yaşanamaz kent haline geliyor. Devasa binalar altyapı kaldırmıyor onu. Hep beraber düşünmek zorundayız. Sorumluluk bana ait bireysel olarak. Sorumluluk İstanbulluya ait bireysel olarak. Sorumluluk Türkiye'ye ait bireysel olarak veya Türkiye olarak ama hep beraber sorumluluklarımızın bilincine varıp sağlıklı çözümler üretmeliyiz. İzmir'i nasıl yönetiyorsak, Aydın'ı nasıl yönetiyorsak, Tekirdağ'ı nasıl yönetiyorsak, geçmişte büyük kentleri nasıl yönettiysek Türkiye'yi ve büyük kentleri de aynı şekilde yöneteceğiz. Her kuruşun hesabını millete vererek yöneteceğiz. Her kuruşun hesabını millete vereceğiz ki karşılıklı güven ilişkisini sağlıklı kurmuş olalım.

Hepinize teşekkür ediyorum. Hepiniz sağolun, varolun diyorum. Güzel Türkiye'yi elbirliğiyle inşa edeceğiz. Oya gibi dokuyacağız Türkiye'yi oya gibi. Hiç kimse ama hiç kimse işsiz ve aşsız kalmayacak. Herkes evine huzur içinde gidecek. İşsizliği tarihe gömeceğiz Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında. İstanbul'u, Ankara'yı, İzmir'i, Diyarbakır'ı, Trabzon'u, Samsun'u yaşanabilir bir kent haline getireceğiz. Türkiye sadece İstanbul'dan değil, Türkiye bütün dünyanın, Ortadoğu'nun imrendiği bir ülke olacak. Türkiye'yi yeniden ayağa kaldıracağız. Gücümüzle, bilincimizle, bilgimizle, birikimimizle. Hepinize selamlar, hepinize saygılar. Sağolun, varolun diyorum."

    Çarşamba, 26 Kasım 2014 11:30

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica