"Öğretmenler birer rakip haline getirilerek öğretmenlik mesleği itibarsızlaştırılmıştır"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yakup Akkaya 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle bir açıklama yaptı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yakup Akkaya açıklamasında şöyle dedi:

"Paşam! Vekil maaşlarını düzenleyeceğiz. Ne kadar verelim?"
"Öğretmen maaşlarını geçmesin."
1923 / Mustafa Kemal Atatürk

Her sene 24 Kasım Öğretmenler Günü geldiğinde ülkeyi yönetenler benzeri görülmemiş bir algı mühendisliği ile öğretmenlik mesleğinin kutsallığını, öğretmenlere olan borcumuzu asla ödeyemeyeceğimizi, öğretmenlerin eli öpülesi insanlar olduğunu anlatırlar. Bir gün öncesinden başlanarak öğretmenlerin cep telefonlarına kutlama mesajları atılır.

24 Kasım geldiğinde ise Cumhurbaşkanının "seçilmiş" öğretmenlerden oluşan kadrosuna resepsiyon verilir, devletin imkanları seferber edilerek öğretmenler ayaklarına kadar çağrılır. Bu resepsiyonda ise eğitim emekçilerinin yaşam ve çalışma şartlarından, çoğunun geçinebilmek için ek iş yapmak zorunda kalmasından, performans değerlendirmesi adı altında öğretmenlerin birbirine rakip haline getirilmesinden hiç bahsedilmez.


Öğretmenler birer rakip haline getirilerek öğretmenlik mesleği itibarsızlaştırılmıştır
"Öğretmenlik mesleğinin toplumda hak ettiği itibarı yakalayabilmesi için öğretmenlerin nitelikleri artırılacak, buna paralel olarak özlük hakları ve çalışma şartları iyileştirilecektir." ifadesi AKP 2002 seçim bildirgesinde yer almıştır. 12 yıllık AKP iktidarında bırakın eğitim emekçilerinin itibarının verilmesini, yıllarca atamaları yapılmayarak intihara sürüklenmiş, ek işler yapmak ve hayatlarını borçlarla idame etmek zorunda bırakılmış, kariyer basamakları ve performans değerlendirme uygulamaları ile birbirlerine rakip haline getirilmiştir.

Öğretmenler tarihin hiçbir döneminde bu kadar büyük itibar kaybına uğramamıştır. 24 Kasım'da yüceltilen öğretmenler, yılın geri kalan üç yüz atmış dört gününde az çalışan, uzun tatiller yapan memurlar olarak gösterilmiştir.

Milli Eğitim Bakanlığı eğitim politikalarındaki başarısızlığını düzeltmeye çalışmak yerine her geçen gün eğitim sistemini kapanmayacak yaralarla doldurmaktadır. Daha 4+4+4 sistemi ile eğitim emekçilerinin önce öğrencilerinden, daha sonra yıllarca ikamet ettikleri evlerinden, semtlerinden, ilçelerinden zorla koparılmasının yankıları sürerken, performansa dayalı çalışmaya bağlı olarak "öğretmene rotasyon uygulaması" adı altında okullarda kitlesel bir tasfiye süreci başlatılmıştır.


Yaşam standartları düzeltilmiş gibi gösteriliyor
AKP'nin 12 yıllık iktidarında öğretmenlerin aldığı maaşlar sürekli artış içinde gibi gösteriliyor, fakat satın alma güçlerinin OECD ülkeleri düzeyine bile yaklaşamadığından hiç bahsedilmiyor. Kabaca bir karşılaştırma ile 2002'de göreve yeni başlayan bir öğretmen; aynı durumdaki polislerden sadece yüzde 4 daha az maaş alıyorken, 2014'te göreve yeni başlayan bir öğretmen 8'inci derecenin birinci kademesindeki polis memurundan yüzde 32 oranında daha az maaş almaktadır.

2002'de göreve başlayan bir öğretmen, kamuda çalışan avukattan yüzde 34 daha az maaş alırken bugün bu fark yüzde 88'e kadar çıkmıştır.
2002'de göreve yeni başlayan öğretmenin maaşı uzman doktor maaşından yüzde 43 daha az iken bugün yüzde 90'a çıkmıştır.

Bu kıyaslamadaki amaç kamuda çalışan diğer kamu görevlilerinin öğretmenlerden daha değersiz olduğu algısını yaratmak değildir. Kuşkusuz kamuda çalışan her görevli çok değerli, yaptıkları her iş çok önemlidir. Fakat diğer kamu görevlerinin maaşları sürekli artarken öğretmen maaşlarının insan onuruna yakışır seviyelerin altında bırakılması dikkat çekicidir. Yandaş medya ve sendikalar 164 TL aile ve 38 TL çocuk yardımını da maaşın içinde sayarak maaşların yüksek olduğunu göstermeye çalışmakta, eğitim emekçilerinin satın alma gücünü giderek düşürmektedir. Eğitim emekçileri derken sadece öğretmenleri kast ettiğimiz düşünülmesin. Yardımcı hizmetli ve memurlar da eğitim emekçisidir. Fakat her fırsatta öğretmen, yardımcı hizmetli ve memurların daha fazla çalışabilmelerinin önü açılmak istenmekte, birbirleriyle rekabet eder hale getirilmekte ve "kalite", "rekabet", "verimlilik" gibi piyasacı kavramlar eşliğinde gündeme getirilen uygulamalarla iş güvencelerinin altı oyulmaktadır.


Sorunlar çözülmediği gibi giderek artmaktadır
Demokratik haklarını kullanıp sendikal çalışmalara katılan çok sayıda öğretmen her yıl soruşturma geçirmekte, sürgün ve cezalarla karşı karşıya kalmaktadır. Hatta birçoğuna maaştan kesme, memuriyetten çıkarma gibi keyfi cezalar verilmektedir.  Şükür ki bunların çoğu yargıdan dönmektedir.
Öğretmen açığı sorununa bir türlü çözüm getirilemediği gibi 300 bin öğretmenin ataması yapılmamıştır. Bugüne kadar binlerce öğretmen intihara sürüklenmiştir. Öldükten sonra atamaları yapılmıştır.

Kaç-Ak Saray'a bütçeden ve TOKİ'den gani gani ödenekler ayrılırken eğitime bütçeden yeteri kadar pay ayrılmadığından öğretmenler çeşitli adlar altında öğrencilerden para toplamak zorunda kalmış, eğitim emekçiliğinin yanı sıra tahsildarlık görevi de eklenmiştir.

Sık sık değişen eğitim politikaları sebebiyle MEB'in elinde oyuncak haline getirilmiş, maddi kayıplara uğratıldığı gibi manevi olarak da hırpalanmıştır. Tüm bunlara rağmen "verimli" eğitim beklenmiştir. Hizmetli ve memurların yaşadığı ekonomik ve özlük sorunlar da yıllarca görmezden gelinmiş, kalıcı çözümler bulunamamıştır.


Sorunlar artık çözülmelidir
Türkiye'de çalışan öğretmenler, OECD ülkeleri içinde en çok çalışan, en düşük maaş alan öğretmenler arasındadır. Bu 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde sadece sorunları tayin etmek yetmez. Artık çözüm bulma zamanıdır. Öncelikle kamu emekçilerinin "grevli toplu sözleşme" hakkı önündeki engeller ortadan kaldırılmalıdır. Performans, değerlendirme ve rotasyon uygulamalarından tamamen vazgeçilmelidir. Esnek, kuralsız ve angarya uygulamalarına son verilmelidir.

İnsanca yaşayacak ücretler, son 12 yıl içinde satın alma gücündeki azalmayı telafi edici artışlar sağlanmalıdır. 2014 yılı enflasyon farkları tek seferde ödenmelidir. Ek ders ücretleri günün şartlarına uygun olarak yeniden düzenlenmeli ve artırılmalıdır. Hizmetli ve memurlara özel hizmet tazminatı ödenmelidir.

Bu sene Kaç-Ak Saray'da resepsiyona gidecek olan öğretmenlerden Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) Genel Başkanı Fakir Baykurt'un öğretmenler ile ilgili şu ifadelerini hatırlamalarını istiyoruz: "Öğretmen, yalvarmaz; boyun eğmez; el açmaz; Almanya'ya, Hollanda'ya işçi, çöpçü gitmez; dövülmez; yakılmaz; kıyılmaz; sürülmez. Öğretmen DERS verir. Öğretmen kendisine emanet edilen halkın çocuklarını eğitir."


Saygıdeğer öğretmenler;
Bugün ve bundan sonra insan onuruna yaraşır, hak ettiğiniz maddi ve manevi günleri göreceğiniz, resmi bir gün olarak değil de gerçek bir bayram gibi kutlayacağınız Öğretmenler Günü gelmesi dileğiyle Öğretmenler Gününüz kutlu olsun.

"Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Bütün çiçekleri getirin buraya,
Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,
Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer
Bütün köy çocuklarını getirin buraya,
Son bir ders vereceğim onlara,
Son şarkımı söyleyeceğim,
Getirin getirin…Ve sonra öleceğim."


Köy öğretmeni Şefik Sınığ'ın son sözleri."

    Pazartesi, 24 Kasım 2014 10:56

Bağlantılı Konular