Kılıçdaroğlu, "Giresun Bölge Toplantısı"na katıldı

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Geleceği Birlikte Kuruyoruz Giresun Buluşması" başlığıyla Giresun'da gerçekleştirilen Karadeniz Bölge Toplantısına katılarak bir konuşma yaptı.

Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl’ün koordinasyonunda gerçekleşen toplantıya Seyhan Erdoğdu ve Bülent Tezcan’ın yanısıra TBMM CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da katıldı.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun Giresun Bölge Toplantısında yaptığı konuşma
"Sevgili yol arkadaşlarım, Türkiye'nin içinde bulunduğu şartları bende biliyorum, sizde biliyorsunuz. Hepimizin ortak kaygıları var. Bu ortak kaygılara sadece Cumhuriyet Halk Partililer sahip değil, bu ortak kaygıları bu ülkenin bütün insanları üç aşağı beş yukarı duyuyorlar. Sadece bizim insanımız mı? Hayır. Çağdaş dünyanın üyeleri de Türkiye'de yaşananları büyük kaygıyla izliyorlar. İşin özünde ve sorulan soru şu; Türkiye iyi yönetiliyor mu? Türkiye'nin iyi yönetilmediğini hepimiz biliyoruz. Tabloya bakalım. İşsizlik var mı? Var. Üretici memnun mu? Memnun değil. Dış politika bataklığa saplanmış durumda. Hayatın her alanında sorunlar, hayatın her alanında kaygılar var. O zaman şu soruyu kendimize sormamız gerekiyor. Türkiye'yi çağdaş anlamda Mustafa Kemal Atatürk'ün koyduğu ilkeler çerçevesinde yönetecek olan parti hangisi olmalıdır? Bize bir görev düşüyor, hepimize bir görev düşüyor. Ülkeye yönetmeye hazırız, ülkeyi yöneteceğiz, karanlıkları aydınlığa çıkaracağız, bu bizim boynumuzun borcudur.

Aynı  kaygıyı taşıyorsak, az önce Giresun'un değerli sivil toplum örgütlerinin yöneticileriyle bir araya geldik. Meslek kuruluşlarıyla bir araya geldik. Sabah 9’da başladı toplantımız buraya gelinceye kadar devam etti. Aynı kaygıları onlarda dile getiriyorlar.

Şimdi Cumhuriyet Halk Partisinin iktidarını engellemek için bazı söylemler ısrarla dile getiriliyor. Söylemlerden birisi şu; efendim CHP iktidar olursa memleketi yönetemez. Şu soruyu sorun onlara. Devleti kuran, devleti yeniden inşa eden bir parti hangi gerekçeyle devleti yönetemez? Devleti kurduk. Ama nasıl kurduk? Çağdaş uygarlık yolunda bir devlet olsun dedik. Demokrasiyi çok partili hayata geçiren bir parti hangi gerekçeyle devleti yönetemez? Üniversitelere özerkliği getiren bir parti hangi gerekçeyle devleti yönetemez? Hukuku, hukukun üstünlüğünü getiren bir parti hangi gerekçeyle devleti yönetemez? Ama bir şey var mevcut iktidar gibi devleti yönetemez diyorlarsa doğrudur biz onlar gibi devleti yönetemeyiz.

Bizim bir özelliğimiz var. Hiçbir yurttaşımızın unutmaması gereken bir özelliğimiz var. Biz ahlaki değerleri yüksek olan bir partiyiz, biz kul hakkı yemeyiz, biz her kuruşun hesabını millete veririz. Biz devleti kinle yönetmeyiz, devleti öfkeyle yönetmeyiz, toplumu ayrıştırmayız, bana oy verdi, vermedi diye hizmetlerde aksama yapmayız. Biz devleti akılla yönetiriz, biz devleti birlik içinde yönetiriz, biz devleti oluşturan bütün vatandaşları kucaklarız. Hangi partiye oy verirse versin Cumhuriyet Halk Partisinin iktidarında hiçbir vatandaşı ötekileştirmeyiz. Kuralımız budur.

Devleti yönetmek sanki çok zormuş gibi. Bizim inancımızda da var, hukuk sistemimizde de var, evrensel kurallarda da var. Şunu söyler, işi ehline vereceksin. İşi ehline verdikten sonra yönetim zor mu olur? Niye zor olsun? Hangi gerekçeyle zor olur ben size söyleyeyim. Eğer bir ihaleyi hak edene değil de yandaşa verin diye baskı yaparsan orada devletin yönetimi zor olur. Neden? Çünkü önce o bürokratları halledeceksin, işine son vereceksin. Yandaş getireceksin oraya adam kayırmacılığı yapacaksın. Ama hukukun egemen olduğu bir sistemde kardeşim ihale kimin hakkıysa ona vereceksin dediğin andan itibaren devletin yönetimi çok rahat olur. Aklı egemen kıldığınızda, hukukun üstünlüğünü egemen kıldığınızda önünüzde hiçbir sorun olmaz. Var olan sorunları da akılla, mantıkla çözeceksiniz. Eğer kuralı böyle koyarsanız hiçbir sorun çözümsüz olmaz. Her sorunun mutlaka çözümünü üretirsiniz.

Değerli yol arkadaşlarım, devleti ahlakla yöneteceksiniz. Bütün inançların, bütün hukuk sistemlerinin temelinde ahlak vardır. Ahlakın egemen olduğu bir toplumda devleti yönetmek çok kolay. Hukuk ne demektir? Her yurttaşa aynı kuralların uygulanması demektir hukuk, hukukun üstünlüğü. Ali'ye başka kural, Veli'ye başka kural olmaz. 2 lira çaldı diye 12 yaşındaki çocuk 10 yılla yargılanacak, malı tırlarla götürecek ona adaletin eli ulaşmayacak. Böyle bir düzeni biz kabul etmiyoruz.

Bir başka propaganda yapıyorlar. Efendim CHP gelirse sosyal yardımları kesecekmiş. Sanki sosyal yardımlar bunlar zamanında başladı. Hiçbir sosyal yardım kesilmeyecek, tam tersine her yurttaşa kimseye muhtaç olmayacağı bir düzeni inşa edeceğiz ve kuracağız.

Sosyal yardımlaşma, dayanışma fonu rahmetli Özal zamanında kuruldu. Sosyal dayanışmayı en geniş uygulayan partide Demokratik Sol Parti yani rahmetli Bülent Ecevit’in zamanında oldu. Sanıyorlar ki, yardımlar AKP iktidarıyla başladı. Hayır. Yardımların tarihine baksınlar. En geniş şekilde uygulayan parti dediğim gibi rahmetli Bülent Ecevit'in zamanında oldu. Engellilerin, yoksulların yanında oldu. Onun felsefesi de böyleydi zaten. Hiç kimse ezilmeyecekti. Kimse kimseye muhtaç olmayacaktı. Biz onu bir adım daha öteye götürdük. Aile sigortasını getireceğiz dedik ve bu seçimlerde de kullanacağız dedik. Hiçbir aile kimseye avuç açmamalı. Hiçbir ailede hiçbir çocuk yatağa aç girmemeli. Ve kadınlar toplumun en güçlü kesimi olmalı. Biz sosyal yardımı da nakit olarak kadının banka hesabına yatıracağız. Kadın gidecek her ay düzenli parasını çekecek. Kimse onun yoksul olduğunu bilmeyecek. Sadece sosyal devlet bilecek, gidip alışverişini yapacak. Bu mekanizmayı getireceğiz.

Buradan sosyal yardım alan bütün yurttaşlarıma sesleniyorum. Sana verilen sosyal yardım onların götürdüklerinin artığıdır. Onların götürdüklerinin artığıdır. Göreceksin Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında aldığın sosyal yardım bugünkünün en az iki katı olacak. Çünkü biz yedirmeyeceğiz, yedirmeyeceğiz. Israrla söylüyoruz. Birilerinin malı götürmesine izin vermeyeceğiz. Her kuruşun hesabını vereceğiz. Türkiye zengin bir ülke, güçlü bir ülke Türkiye. Sosyal devlet sosyal devletliğini yapacak. Sadece bunu yapacağız? Hayır. Türkiye'nin şuanda bir numaralı sorunu işsizlik. Efendim kadına yönelik şiddet %1400 arttı. Evet. Genç çocuklarımız uyuşturucu tutsağı. Evet. Niye oluyor bunlar? Hangi gerekçeyle oluyor? İşsizlik varsa bir toplumda bütün kötülükleri görebilirsiniz. 12 yıldır iktidardalar 12 yıl. Türkiye'nin bir numaralı sorununu çözmediler. Sözüm söz bu millete söz Cumhuriyet Halk Partisinin sözü. İlk çözeceğimiz sorun işsizlik sorunu olacak. Eğer sosyal devlet varsa önce şu soruyu soracağız. Niye sosyal devlet diyoruz? Devlet demiyoruz da neden sosyal devlet diyoruz. Çünkü sosyal devlette odak insandır ve insanın mutluluğudur, ailenin mutluluğudur, bireyin mutluluğudur, huzurudur. Bir devlet bunu sağlarsa sosyal devlet olur. İşsizlik var nasıl çözüleceğini bilmiyorlar. Çünkü onların çocukları işsiz değil. Onların çocuklarının yatak odalarında boy boy para kasaları var, dolarlar var, avrolar var. İşsiz kim? Kahvede oturan Mehmet efendinin çocuğu işsiz. Onun nesi var? Onun sadece hüznü ve dramı var. Ona sahip çıkmak sosyal demokrat bir parti olarak Cumhuriyet Halk Partisinin namus borcudur bunu yapacağız.

Yine diyorlar ki, CHP gelirse dolar yükselir, faiz yükselir. Siz borçlarınızı ödeyemezsiniz. Aman ha biz burada kalalım, sizi biraz daha borçlandıralım. Sizde bizim esirimiz olun. Borçlu bütün yurttaşlarıma sesleniyorum. Senin borcunu azaltmak Cumhuriyet Halk Partisinin temel görevidir. Seni borç tutsağından kurtaracağız. Sen bu ülkenin zengin ve namuslu bir yurttaşı olacaksın. Sen bu ülkede hiç kimseye el avuç açmayacaksın. Siyasetçi zenginleşmeyecek, sen zenginleşeceksin. Siyasetçi köşeyi dönmeyecek sen bu ülkenin huzurlu ve onurlu bir yurttaşı olacaksın.

Dolar yükseldi, CHP mi iktidardı? Faizlerde yükseldi CHP mi iktidardı? Bağırıyorlar efendim faizin düşmesi lazım. İyi de iktidarda sen değil misin? Sen şikayet makamı mısın? Şikayet edeceksen senin o koltukta ne işin var? Sen sorunları çöz diye vatandaş sana oy verdi şikayet et diye değil. Şikayet etmek benim hakkım. Ben ana muhalefet partisiyim. Ben şikayet ederim neden işsizliği çözmüyorsun diye. Ben şikayet ederim bu faiz niye bu kadar yüksek diye. Orada oturuyor şikayet ediyor.

Değerli arkadaşlarım, bir şey daha söylüyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi gelirse kişilerin yaşam tarzına yeniden müdahale edecek. Buradan söylüyorum Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı olarak söylüyorum. Bir; hiç kimsenin inancı dolayısıyla sorgulanmasına asla izin vermeyeceğiz. İki; hiç kimsenin yaşam tarzına asla müdahale etmeyeceğiz. Üç; hiç kimsenin etnik kimliği dolayısıyla asla ötekileştirmeyeceğiz. Etnik kimlik üzerinden, inanç üzerinden, yaşam tarzı üzerinden siyaset yapmayacağız. Bizim siyaset anlayışımız işsizlik varsa önleyeceğiz. Çiftçi üretti alın terinin karşılığını alacak. Bütçede vergi toplantı her kuruşun hesabını vereceğiz. Yolsuzluk varsa yapanlardan hesap soracağız. Siyasetin görevi bu ve biz bunu yapacağız. Etnik kimlik üzerinden, inanç üzerinden, yaşam tarzı üzerinden siyaset yapmayacağız. Kişi nasıl giyinirse giyinsin, nasıl düşünürse düşünsün, neye inanırsa inansın, hangi kimlikten olursa olsun CHP’nin Genel Başkanı olarak söylüyorum benim başımın üstünde 77 milyon vatandaşımın yeri vardır.

Yine bir propaganda CHP gelirse ekonomiyi yönetemez. Sanki ekonomiyi çok güzel yönetiyorlar da CHP gelince daha kötü olacak. Ekonomiyi yöneteceğiz, işsizliği önleyeceğiz, bütçe gelirlerini artıracağız. Her kuruşu bu millet için harcayacağız kendimiz için değil, çocuklarımız için değil, yandaşlarımız için değil. Bu ülkenin refahı, bu ülkenin huzuru için harcayacağız. Bizim ana hedefimiz ve felsefemiz budur.

Bakın ben size şunu söyleyeyim, bugüne kadar hiçbir Cumhuriyet Halk Partili Başbakan hakkında, Genel Başkan hakkında, bakanı hakkında yolsuzluk şaibesi asla olmamıştır. Asla olmamıştır. Yönetimdeyken de olmamıştır. Neden? Çünkü biz kul hakkı yemeyiz. Biz her kuruşun hesabını millete veririz.

Taşeron işçilik. Yani taşeron emrinde çalışan işçiler. Bunu en çok dile getiren biziz. İşçiye grev hakkını getirende biziz. Toplu sözleşme hakkını getiren biziz. Bütün sendikalara söylüyorum siz gerçekten örgütlümü olmak istiyorsunuz, siz gerçekten hak sahibi mi olmak istiyorsunuz, siz gerçekten uluslararası standartlarda görev yapmak mı istiyorsunuz, eylem mi yapmak istiyorsunuz, hak mı aramak istiyorsunuz? Bir tek adresiniz var bir tek. O adres Cumhuriyet Halk Partisidir kimse bunu unutmasın.

Neden söylüyorum bunu? Sadece kamuda 2 milyon taşeron işçisi var. İşçiye ücretini veriyorsun doğrudan değil, taşeron aracılığıyla veriyorsun. Niye doğrudan vermiyorsun? Hangi gerekçeyle vermiyorsun? Yeraltına maden işçisini indiriyorsun hayatını güvence altına almıyorsun. İşçi yeraltında ölüyor bakanı, başbakanı, cumhurbaşkanı koro halinde gidiyorlar işçiler öldü diye. Niye ölmeden önce gitmiyorsun sen? Öldükten sonra gidiyorsun. Onun hesabını kim verecek?

Konuşmamın başında söyledim devlet akılla yönetilir. Devlet kinle, öfkeyle, önyargıyla yönetilmez. Bütün çağdaş dünyalara bakın, ülkelere bakın. Aklın egemen olduğunu görürsünüz. Bu topluma sesleniyorum Türkiye Cumhuriyetinin 77 milyon yurttaşına sesleniyorum. Kul hakkı yemiyoruz, haram yemiyoruz, saraylarda oturmuyoruz, senin verginle kendilerimize saraylar yapmıyoruz. Her kuruşun hesabını sormayı namuslu görev biliyoruz. Herkesin aşı, herkesin işi olsun diyoruz. O zaman oyunu Cumhuriyet Halk Partisine vereceksin. Helale ortak olmak için harama ortak olmak için değil.

Diyorlar ki, Cumhuriyet Halk Partisi gelirse dış politikayı iyi yönetemez. Sevsinler sizin aklınızı. Hangi dış politika var? 2 milyon Suriyeli mülteci var şuanda Türkiye'de 2 milyon. Çalışma bakanı ne diyor? Onlara diyor çalışma kartı vereceğiz. Sanki Türkiye'de işsizlik sorununu çözmüş birde onlara iş buluyor. Hangi akıl, hangi mantık? Çocukları işsiz olan, iş arayan bütün anne babalara sesleniyorum. Bu politika senin çocuğuna iş bulmaz. Bu politika senin evindeki huzuru sağlamaz. Sen çocuğuna iş bulmak istiyorsan, huzur içinde çocuğun işe gidip gelsin diyorsan, benim evimde de huzur olsun diyorsan, benim de adam gibi geçinmeye hakkım vardır diyorsan adresini değiştireceksin, yönünü değiştireceksin, dönüp bakacaksın karşında altıoklu bayrağı göreceksin. Cumhuriyet Halk Partisini göreceksin sen.

Bütün komşularımızla kavgalıyız. Ne diyorlardı? Dış politikada sıfır sorun olacak. Geldiğimiz nokta sıfır komşu oldu. Bütün sınır yolgeçen hanı, isteyen istediği yere gidip geliyor. Terör Türkiye’nin içine çekilmeye başlandı. Dış politikada yeni bir anlayışın egemen olması lazım. Dış politikanın milli olması lazım. Dış politikada iktidar muhalefet olmaz. Dış politikada tek yürek olunur. Ama nasıl? Cumhuriyetin değerlerini koruyarak, yurtta barış, dünyada barış. Bütün komşularımızla beraber huzur içinde yaşayarak, komşularımızın iç işlerine müdahale etmeyerek. Eğer bunu yapabilirsek o zaman Türkiye saygın bir ülke olur. O zaman Türkiye'ye herkes itibar eder. Saray yapmakla, bin odalı saray yapmakla itibar sahibi olmaz. Alay sahibi olunur o zaman. İtibarsızlık sahibidir.

Oturuyorsun kendine kaçak saray yapıyorsun 1 milyar 370 milyon liraya. Eski parayla 1 katrilyon 370 trilyon liraya. Bu daha bitmedi. Bin odanın daha döşemesi var. Koşacaklar İtalya'dan mobilya getirecekler göreceksiniz. Hindistan'dan mermer getirdiler. Öyle ya bizim ülkemizde mermer yok. Bu anlayışa Türkiye teslim edilmemeli. 3 milyon işsiz var onu bir tarafa bırakmışsın kendine saray yapıyorsun. Haramdır haram. Orada oturulmaz. Harama ortak olunmaz. Ebuzer örneğini verdim Muaviye'nin yaptığı saray dolayısıyla. O saray Muaviyelere yakışır o nedenle söylüyorum. Bizim inancımızda israf haramdır. Her kuruşun hesabını vereceksin. Hesabını sormakta benim boynumun borcudur hesabını soracağım ben bunun.

Bakın diyorlar ki, propaganda. CHP gelirse ülkeyi yönetemez. Kim söylüyorsa demokrasi inancı yok demektir. Kim söylüyorsa hırsıza prim vermek demektir. Kim söylüyorsa yolsuzluğa prim veren bir kişi demektir. Kim söylüyorsa. Namusuyla bu ülkeyi yöneteceğiz, ahlakla bu ülkeyi yöneteceğiz. Hesap vererek bu ülkeyi yöneteceğiz. Zenginleşerek değil, halkın zenginleşmesini sağlayarak bu ülkeyi yöneteceğiz. Aile sigortasını bunun için önerdik. Bunun için yapacağız. Bakın belediyelerimize.

Size tipik bir örnek vereceğim. CHP'li bir belediyeden örnek vereceğim. Metro, 3 büyük kentte metro yapılıyor Ankara, İstanbul, İzmir. İstanbul ve Ankara metroyu bitiremedi. Param yok dedi. En son ulaştırma bakanlığı aldı şimdi metroyu yapıyor. İstanbul’da metronun kilometresini 145 milyona yapıyorlar. Eski parayla 145 trilyon lira. Ankara kilometresini 100 milyona yapıyorlar. Yani 100 trilyona. İzmir o da yapıyor. O da 60'a yapıyor. 145 İstanbul, 60 İzmir. %100'den daha düşük fiyat. Metro yapıyor.

Biz belediyelerde halkada hizmet ederiz Türkiye genelinde hem kendi ülkemize, hem dünyaya hizmet ederiz. Çünkü biz bu ülkeyi seviyoruz, bayrağımızı seviyoruz, toplumu seviyoruz, hizmet etmek istiyoruz. Her kişiye yapılan hizmeti hakka yapılmış hizmet gibi kabul ediyoruz. Asıl amacımız bu, asıl felsefemiz bu, asıl inancımız bu. Eğer bu ülke kurulurken hiç kimseden borç para alınmadan Osmanlı'nın borçları son kuruşuna kadar ödenip demiryolları, fabrikalar, uçaklar denizaltılar yapılmışsa 21.yüzyılda biz neden yapmıyoruz? Hangi gerekçeyle yapmıyoruz? Biz bunların hepsini yapabiliriz

Bu toplantıyı iki bölüm halinde yapıyoruz. Bir kamuya açık bölümü. Biraz sonra il başkanlarımı dinleyeceğim, birde kamuya kapalı bölüm var. Orada da oturup kendimiz konuşacağız. Artımızı, eksimizi konuşacağız. Önce kendi sorumluluklarımızı tartışacağız. Ülkeye karşı yükümlülüklerimiz nedir, nasıl yerine getireceğiz onu tartışacağız. Bu ülkenin sorunlarından hepimiz sorumluyuz sadece iktidar değil hepimiz sorumluyuz. Hepimiz görevimizi yapacağız. İktidarın sorumluluğu neden daha fazla? Çünkü yönetiyorlar. Çünkü hesap vermeliler. Çünkü zenginleşiyorlar. Halk biraz daha yoksullaşıyor. Sosyal yardım alan aile sayısı her yıl artıyor. Uyuşturucu kullanan çocuklarımız var neden? Kadına yönelik şiddet arttı neden? Dış politikada batağa saplandık neden? Bütün bunların hepsini konuştuk, konuşacağız ve tartışacağız.

İkinci bölümde aile olarak kendimiz konuşacağız. Beni dinlediğiniz için hepinize yürekten teşekkür ediyorum. Hepinize sağ olun, var olun diyorum. Sizlerle beraber yola çıktık, sizlerle beraber yolumuza devam edeceğiz. Mustafa Kemal'in Türkiye'sini onun gösterdiği hedef doğrultusunda çağdaş uygarlığa taşımak için hep beraber mücadele edeceğiz. Yolunuz aydınlık olsun, yolunuz Mustafa Kemal'in yolu olsun diyorum.

Hepinize en içten selamlarımı, saygılarımı sunuyorum."

    Cumartesi, 15 Kasım 2014 13:03

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica