"AKP'nin adalet anlayışı parasını ver kurtulsa, bu adalet değil, vicdansızlıktır, sorumsuzluktur"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yakup Akkaya, Çalışma Bakanı Faruk Çelik'in 7. İş, Güvenlik ve Yaşam Ankara Zirvesi'nde Mecidiyeköy'deki bir inşaatta meydana gelen ve 10 işçinin ölümüne neden olan asansör faciasına ilişkin soruşturmaya verilen takipsizlik kararı ve ailelere verilen kan parasını savunmasının skandal ötesi bir açıklama olduğu ve bütün çalışanları yaraladığını söyledi.

Yakup Akkaya'nın yazılı açıklaması şöyle:

"Bakanlığı süresince 5 bini aşkın işçinin iş cinayetine kurban gittiği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Torun Center şantiyesinde 10 işçinin iş cinayetine kurban gittiği işçi katliamının ardından ailelere verilen kan parasını savundu. 8 ailenin ‘kan parası'nı kabul ederek, davadan vazgeçmesini değerlendiren Çelik'in AKP'nin aklını temsil ettiği bir kez daha görüldü.

Devletin en önemli görevlerinden birisi de adaleti sağlamaktır. Eğer devlet bu görevini yerine getirmezse, orman hukuku devreye girer, gücü olanın kendi yargısı olur, hukuk devletinden bahsedilemez. Bugünün Türkiye'sinde işçiler emekçiler, bile bile iş cinayetlerine kurban ediliyor, bir türlü önlem alınmıyor, suçlular korunuyor. Bun
a adalet denmez. Bütün bilirkişi raporlarına rağmen savcılığın Torunlar İnşaat'ta yaşanan iş cinayetinde takipsizlik kararı vermesi kabul edilemez. İşte bu AKP'nin yargısıdır. 17 - 25 Aralık soruşturmalarını kapattıkları gibi AKP'ye yakın olanlar için hukuk ayrı çalışıyor. Garibanlar, yoksullar içinse farklı çalışıyor. AKP, adaleti katlediyor.

Bununla da yetinmiyorlar, bir de çıkıp paran varsa adalet için yeterlidir diyorlar. Bir ülkenin Çalışma Bakanı'nın görevi işçilerin çalışanların, emekçilerin çalışırken korunmasını sağlamak, gerekli ve zorunlu tedbirlerin alınmasına yönelik denetimleri yapmaktır. Bakan Faruk Çelik'in Bakanlığı döneminde 5 bini aşkın işçinin iş cinayetleri nedeniyle hayatını kaybetmiş olması zaten bu görevin yapılmadığını göstermektedir. En azından hayatını kaybeden işçi ve emekçilere karşı bu toplumun sorum
luluğu gereğince iş cinayetlerinin suçlularının cezalandırılması bir nebze olsun toplum vicdanı açısından hepimizin yükümlülüğü ve sorumluluğudur. Bu görevin takipçisinin de doğal olarak Çalışma Bakanı olması gerekir. Oysa bakıyorsunuz, soruşturmayı bile takip etmiyor, takipsizlik kararına itiraz etmiyor. Sonra çıkıp patronların, prestijlerini kaybetmemek adına uyguladıkları kan parası ödeme yöntemi ile cezadan kurtulmalarını ateşli biçimde savunuyor. Bakan bununla da yetinmiyor,  bir de hayatını kaybeden işçilerin dul ve yetimlerine dair, "dula sahip çıkılıyor ailelere sahip çıkılma gayreti varsa bu iyi bir durum" diyor. Galiba, Sayın Çelik, işçilerin dul ve yetimlerine sahip çıkmanın sosyal devlet olma yükümlülüğü çerçevesinde devletin sorumluluğu olduğunu, bu sorumluluğun uygulayıcısının da çalışma ve sosyal güvenlikten sorumlu bakan olarak kendisinin görevi olduğunu unutmuş durumdadır. Bakan, kendi döneminde çıkardığı yasalarla dul ve yetim aylığına hak kazanma koşullarını ağırlaştırarak ve aylıkların miktarlarını düşürerek AKP'nin anlayışını gözler önüne sermişti. Şimdi, devletin koruyuculuğuna en çok ihtiyaç duyan vatandaşlarımızı, dul ve yetimlerimizi işverenlerin insafına terk ettiklerini açıklayarak AKP'nin kimin yanında olduğunu da gözler önüne sermiştir.

Şimdi Bakan'a şu soruyu sormak gerekiyor.
"Eğer işçi sağlığını koruyucu önlemleri almayacaksan, bunun sonucunda ölenlere para verilip, ailelerin susturulmasını savunacaksan, o zaman bu bakanlığa niye ihtiyaç olsun? Sayın Bakan'ın görevi kan parasının ne kadar iyi bir şey olduğuna kamuoyunu ikna etmek değildir, sorumluların cezalandırılmasını sağlamaktır. Kamu adına görevi ve sorumluluğu budur. Bu yüzden bir an önce, takipsizlik kararına karşı itiraz ederek, sorumluların cezalandırılması için çaba göstermeli ve 2012 yılında çıkarılan İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun en önemli eksikliği olan yaptırımların yetersizliğini gideren düzenlemeler üzerinde çalışmalıdır. Ayrıca, Bakan bu talihsiz açıklaması nedeniyle iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiş olan işçi arkadaşlarımızın ailelerinden derhal özür dilemelidir. Sayın Bakan'a sesleniyorum, gidin bu açıklamanızı, Soma'da hayatını kaybeden 301 madencimizin geride kalan çocuklarının gözünün içine bakarak söyleyin, asansör kazasında ölenlerin eşlerinin yüzlerine söyleyin. Onlara deyin ki, ölen babanızın, eşinizin değeri bu kadarmış, alın bu parayı oturun. AKP'nin adalet anlayışı parasını ver kurtulsa, bu adalet, adalet değil, vicdansızlıktır, sorumsuzluktur."

    Cuma, 24 Ekim 2014 15:14

Bağlantılı Konular