Öztrak: "Net ihracata dayalı büyüme gerekiyor"

Faik Öztrak, "Hükümetin sıcak parayı içeri çekip vatandaşı borçlandırarak büyüme senaryosunun sürdürülebilirliği kalmadı." dedi.

Faik Öztrak, 2015 bütçesinde iç talepte yaşanan sıkıntıya rağmen gelirlerde artış beklenmesinin nasıl mümkün olduğunun sorulması üzerine şunları söyledi:

"Önümüzdeki yılla ilgili olarak, hem OVP hem bütçenin beklentilerine baktığımızda büyümede bir yukarı doğru gidiş bekleniyor. Ama bunun arkasında yatan varsayımı anlayabilmek mümkün değil. Bütçede görülen gelir artışı oldukça yüksek. Muhtemelen bunu iç talepteki yukarıya gidiş neticesinde bekliyorlar. Ama iç talepte böyle bir yukarı gidiş olacak mı olmayacak mı? Etrafımızdaki jeopolitik risklere, dünya ekonomisindeki yavaşlamaya, Türkiye ekonomisindeki sıkıntılara, bütçe açığındaki daralmaya baktığımız zaman iç talepte çok hızlı bir toparlanma beklemenin zor olduğunu düşünüyorum.

Bütçe değil iyi niyet manzumesi
Bütçe yıllardır bir defaya mahsus gelirlerle ayakta duruyor. Bunları ayıklayıp, "Program Tanımlı" dediğimiz yapısal bütçe açığını gösteren rakamlara baktığınızda, burada görülen tablo hiç de iç açıcı değil. Örneğin geçen sene Program Tanımlı Bütçe Fazlası, GSYH'ye oran olarak 0,5 puana düşmüş. Bu 2006'dan bu yana, 2012 hariç, gördüğümüz en düşük rakam. Bu yıl bunu düzeltmeyi öngören bir bütçe senaryosuyla karşı karşıyayız. Harcamaları aşağıya çekip, bütçeyi yukarı çıkarıyorlar. Önümüzdeki yılın seçim yılı olduğu açık. Bu harcamalar nasıl aşağı çekilecek? Ben bu bütçenin öncekiler gibi bir iyi niyet manzumesi olduğunu bu bütçede de 2014 bütçesindeki gibi ciddi sapmaların ortaya çıkacağını beklemek gerekir diye düşünüyorum.

Faik Öztrak, cari açık verilerinin beklenenden iyi geldiği hatırlatılarak, büyümeden feragat etmeden cari açıktaki gerilemenin sürdürülebilir olup olmadığını sorulması üzerine şu yanıtı verdi:

Yapılır. Ama bu paradigmayla değil
Büyümeden feragat etmeden iç tasarruflara dayanarak, cari açığı aşağı çekerek daha yüksek büyüme hızlarını tutturmak mümkündür. Ama bunun için bu Hükümetin 12 yıldır benimsemiş olduğu paradigmaları değiştirmesi gerekiyor. Böyle bir paradigma değişikliğini OVP'ye baktığım zaman görmüyorum. Türkiye artık iç talebe yaslanarak, dışarıdan gelen sıcak parayı içeri çekip vatandaşı borçlandırarak ve iç talebi artırarak büyüme senaryosundan vazgeçmelidir. Bu senaryonun zaten sürdürülebilirliği de kalmadı.

Cari açığın finansmanı sorunlu
OVP'de, ABD'nin faizleri artırmaya önümüzdeki yılın ikinci yarısında başlayacağını varsaymışlar. Ve denmiş ki, ‘Bu çerçevede ben cari açığı finanse edebilmek için dışarıdan gerekli kaynağı bulacağım.' Cari açık verilerinin beklentiden iyi geldiği söyleniyor. Doğrudur, cari açık aşağı doğru gidiyor. Ama bir de şuradan bakın: Cari açığı karşılamak için dışarıdan gelen bilenen ve açıklanabilir fonların büyüklüğü nedir? Bu yıl her 100 dolarlık cari açığı karşılamak için dışarıdan bulduğumuz kaynağı belli finansman 80 dolarlarda dolaşıyor. Geri kalan net hata noksan. Buna karşın bir yıl öncesine baktığımızda her 100 dolarlık cari açık için gelen kaynağı bilinen finansman 122 dolardı. Dolayısıyla dışarıdan gelen likiditede ciddi bir erime var.

Net ihracata dayalı büyüme gerekiyor
Buna rağmen siz büyümeyi dışarıdan gelecek kaynakla, TL'yi dolar karşısında değerlendirerek bir miktar da dolar cinsinden kişi başına düşen geliri bu şekilde makyajlayarak sürdürmeyi düşünüyorsunuz. Ama bunu sürdürmeniz mümkün değil. Bu yılın başında da Hükümet çıktı, kişi başına gelirin 11 bin 277 dolar olacağını söyledi. Gerçekleşme 10 bin 537 dolar. Hedeflenenin çok ciddi şekilde altında. Bir de bunu geçen yılın kişi başına geliriyle karşılaştırın, 10.807 dolarmış. Geçen yılki kişi başına gelirin de 2014 yılında altına düşmüşüz. Bunun arkasında, Hükümetin sürdürülebileceğini zannettiği ama artık sürdürülemez hale gelen paradigmanın yansımaları var. O bekledikleri sıcak para dışarıdan gelmiyor ve gelmeyecek de… Dolayısıyla, iç tasarrufları artıran bir modele, net ihracat öncülüğünde büyümeye dayanan bir modele dönmeleri lazım. Bunun için bugünkü varsayımlarından vazgeçmeleri lazım.

Bir soru üzerine, işsizlik rakamlarındaki yukarı yönlü hareketi ve genç nüfusta artan işsizliği de değerlendiren Öztrak, şöyle devam etti:

Bu verilerle bu tahminleri açıklamak zor
Hanehalkının borçları artıyor. Bunun yanında bir de işsizlik artarsa hanehalkları o borç altında ezilmeye başlar, dolayısıyla beklenen talep artışı olmaz. İşsizlikteki artışa baktığımız zaman, son bir yılda, normal seride, geçen yılın Temmuz ayına göre işsizlikte 1,2 puanlık bir artış var. Biz bu artışları krizin en yoğun olduğu 2009 yılında gördük. 2009'da büyümede yüzde 4,8'lik bir daralma vardı. İşsizlik rakamları ciddi şekilde alarm veriyor. Mevsimlik düzeltmesi yapılmış işsizlik rakamları ise son 2 aydır yüzde 10'un üstünde. Çift haneli rakamlara geldik. Ama OVP'ye baktığınız zaman buradaki işsizlik rakamlarının önümüzdeki yıl için son derece iyimser olduğunu görmek mümkün. Bütün bunlar, bu yıl içinde gerçekleşen verilerle ve gördüğümüz gidişle önümüzdeki yılın tahminlerini açıklayabilmek zor görünüyor.

En önemli problem sıcak paracı model
Türkiye'nin en önemli problemi, az önce bahsettiğim paradigmalar çerçevesinde ortaya çıkan sıcak paraya dayalı büyüme süreci maalesef rekabet gücümüzü olumsuz yönde etkiliyor. Bu da özellikle dış ticarete açık sektörlerde istihdam yaratmayı engelliyor. Bunun sonucu: Yavaşlayan büyüme. Artık eskisi kadar büyüyemiyoruz. Sayın Babacan, geçtiğimiz günlerde bir açıklama yaptı, ‘Yüzde 4 gibi bir büyümeyi biz yapısal reformları gerçekleştireceğimiz varsayımı üzerinden hesapladık. Bunu gerçekleştiremezsek büyüme yüzde 3'lerde kalıyor' diyor. Yani Türkiye'nin potansiyel büyümesi yüzde 3'lere düşmüş durumda. Bu gerçekten çok sıkıntılı bir durumdur."

Anahtar Kelimeler
    Perşembe, 16 Ekim 2014 15:17

Bağlantılı Konular