Murat Özçelik'ten Ortadoğu'daki son gelişmeler konusunda ayrıntılı açıklamalar

Murat Özçelik canlı yayında, "Karşı karşıya kaldığımız tablo mezhep savaşı değil mi" sorusunu, "Aynen. Kesin, hiçbir tereddüt yok yani şuanda" diye yanıtladı.

CHP Genel Başkan Başdanışmanı Murat Özçelik FOX TV'nin canlı yayınında İsmail Küçükkaya'nın sorularını şöyle yanıtladı;

İsmail Küçükkaya: "Konuğum Murat Özçelik. Efendim hoşgeldiniz, beni kırmadınız İstanbul'a Ankara'dan dün akşam geldiniz ve istedim ki bende deneyimli bir diplomatsınız, şimdi siyasete de girdiniz Kılıçdaroğlu'nun özel danışmanı oldunuz. İlk defa sizi izleyecek insanlarımız ve bende anlamak istiyordum bu IŞİD meselesini.

İzin verirseniz şöyle başlamak istiyorum. Önce bir tezkere tartışması oldu. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu bir açıklama yaptı ve dünyanın IŞİD'le mücadelesinde hükümet destek vermelidir dedi. İlk açıklaması buydu. Ancak daha sonra tezkere geldi ve partiniz hayır oyu verdi. Bununla başlayalım mı neden tezkereye hayır dedi CHP?"
Murat Özçelik: "Şimdi şöyle başlayalım, bakınız Amerika Irak'ı işgal etti. Irak'ı işgal ettikten sonra bu mezhep çatışması askeriye türbesiyle başladı. Onlara gireriz biraz sonra. Şimdi Irak'a girdi, işgal etti dedim Amerika ve sonrada El Kaide'nin öncülüğünü yaptığı bir başka kalkışmaya ve mezhep savaşına baktı ki içerde düşünün 150 bin askeri filan var. İçerde baktı dedi ki, ben bunu böyle bitiremem. Bunu bitirebilmem için birkaç tane stratejiyi birlikte uygulamam lazım. Genel Petraeus'la Büyükelçi Crocker o zaman esas savaşan komandolarını ciddi biçimde artıracak bir politika gütmeliyiz dediler.

Şimdi dolayısıyla sadece komando bazında kendi askeri gücünü, asgari neredeyse bir misli artıracak insan geldi, yine asker geldi Amerika'dan. Bunun yanı sıra dediler ki yerdeki savaşı şöyle yapalım. Eskiden üssünden çıkardı Amerikalı gider vururdu geri gelirdi. Dediler ki, şimdi öyle yapmayacağız, gideceğiz, vuracağız orayı temizleyeceğiz bizim elimizde kalacak başka yere gideceğiz. Bunu nasıl gerçekleştiririz? Bir defa dediler El Kaide'ye karşı eğer biz oradaki kabileleri bizimle birlikte çalışma ikna etmezsek yapamayız. Bunun için ne yaptılar? Devletin gücünü kullandılar. Bu insanları kabileleri kendilerine bağlamak için kurumlara soktular. Yani bir nevi asker yaptılar, şunu yaptılar, bunu yaptılar ve onların insan istihbaratından da faydalanarak El Kaide'ye, ondan sonra yani araya girerek öyle bir durdurdular ki yine tümüyle durmamakla birlikte bu hale geldik.

Şimdi ardından aynı Amerika ayrıldı, tümüyle ayrıldı ve nasıl ayrıldı biliyor musunuz? Dedik ki, burada demokrasi kurulmadı, daha bitmedi. Ortada bir tane Maliki denen adam var. Bu Maliki denen adam maalesef sizin düşündüğünüz gibi demokrasi memokrasi peşinde değil. Sadece mezhepçilik yapıyor."


İsmail Küçükkaya: "Irak'ın Başbakanından bahsediyoruz sevgili izleyenler."
Murat Özçelik: "Aynen ve bu çerçevede de dedik hani eğer başka hareketler yapılmazsa burada siyaseti güçlendirecek başka hareketler yapılmazsa sorun çıkar.

Şimdi bütün bunlara rağmen daha geçen gün Amerika'dan buraya gelen."

İsmail Küçükkaya: "Çok doğrudan IŞİD melesine girelim Murat bey."
Murat Özçelik: "Peki girelim. Şimdi bu bahsettiğim şeyde herkes anlattı bunları ama şöyle bir durum oldu. Şimdi eğer Sünni'leri siz yaptıkları Cuma protestolarında filan bastırırsanız ve bu bastırma sırasında bir örgüt gelip bunu üstlenme havasına girerse, ki bu IŞİD'di yani El Kaide'den de beter. Halk dedi ki, ya bu galiba bizden bir şeyler yapıyor. Yani IŞİD kafasını çok fazla kullanarak halkın bu tepkilerini kendisiyle özdeşleştirmeyi bildi."

İsmail Küçükkaya: "Yani IŞİD dediğimiz terör örgütü aslında öyle bir propaganda makinası çalıştırdı ki bir taraftan da halkı kendi yanına çekmek, Sünni halkı özellikle bölgedeki."
Murat Özçelik: "Evet. Yani onların tepkileriyle kendi vurduğu hedefler vesilesiyle özdeşleştirdi diyelim."

İsmail Küçükkaya: "Şimdi aslında karşı karşıya kaldığımız tablo mezhep savaşı değil mi?"
Murat Özçelik: "Aynen. Kesin hiçbir tereddüt yok yani şuanda. Bu arada şunu çok iyi bilmemiz lazım. Aynen şimdi nasıl Türkiye'de 2 milyon Suriyeli varsa Suriye'de de 2 milyon Iraklı vardı ve bu Iraklılar oradan kaçan o işgal sonrasında birçok şey nedeniyle kaçan Iraklılardı. Şimdi bu Iraklıların içerisinde eski Baasçılar, şunlar bunlar. Siz niçin bu kadar örgütlü zannediyorsunuz bu IŞİD'i? Nasıl bu silahları kullanabiliyor zannediyorsunuz? Ve bütün bu sistemin içerisine birde istihbarat örgütlerini sokunuz. Bunun neticesinde de IŞİD gerçekten şuanda çeşitli üslerden kazandığı tanklar, toplar, şunlarla, bunlarla korkunç bir hal almış vaziyette.

Şimdi Genel Başkanda dedi ki, ya kardeşim Amerika çekti gitti. Böyle bıraktı burayı. Şimdi yani bunu Türkiye mi temizleyecek? Böyle bir şeyi Türkiye'nin becerme kapasitesi var mı yani? Şimdi onun için dedi bizim bunu uluslararası koalisyonla oturup ne şekilde düzenleyeceksek düzenlememiz, bir strateji çıkarmamız lazım. Yani yabancılar şunu derler. Bir olayın sonuçta ne şekle girmesi gerektiğine karar verirsiniz. Buna karar vermeden yani şöyle diyeyim. Bölgede bakın İran var değil mi, Irak var, Suriye var, Rusya işin içerisinde."

İsmail Küçükkaya: "Suudi Arabistan var İran'la kapışıyor."
Murat Özçelik: "Suudi Arabistan, Katar. Yani şöyle diyelim, zaten herkes dışarıda bakın inin bir Irak'a, inin bir Suriye'ye ve sorun insanlara Türkiye'ye yani sordunuz niçin."

İsmail Küçükkaya: "Bakın efendim şu fotoğraf aslında Peşaver'den çekilmedi Murat bey. Bu fotoğraf Türkiye'nin sınırı artık. Afganistan sınırı böyle oldu."
Murat Özçelik: "Maalesef."

İsmail Küçükkaya: "Peki ama biz hep şunu söyledik tavır olarak. Hani batılı tavır dedik ki biz şunu ister. Gazetecilerde tavrını belirleyecek. Biz dedik ki, Türkiye bu eli kanlı terör örgütüyle mücadelesinde dünyayı yalnız bırakamaz. İşin içinde olmalıdır kendi şahsi kanaatimiz. Ama Mehmetçik askeri olarak oraya gitmesin dedik. Bunun formülasyonu nedir peki? Siz bunu mu önerdiniz?"
Murat Özçelik: "Şimdi söylediğimiz şuydu; kardeşim yani bu terör örgütü dediğiniz şey şuanda hedef değiştirmiş ve bir bölgeyi tutma çabasında değil mi? Felaket bir durum. Yani Afganistan'ı yanı başımıza koymuş vaziyetteyiz. Şimdi buna karşı siz oturup da bütün buna mücadele edecek adamlarla birlikte doğru dürüst bir strateji koymadan sonuçta bakın İran'la konuşmadan, Rusya'yla konuşmadan, onların oradaki çıkarları filan belli. Siz kendi askerinizi filan nasıl gönderirsiniz? Gönderemezsiniz. CHP'de dedi ki, kardeşim ortada var mı böyle bir şey? Yok. Sizin hedefiniz IŞİD mi? Hayır o da değil. Hala Beşar Esad diyorsunuz. Dedik ki, hani biz Beşar Esad'ın sevgilisi filan değiliz. Bu adamın ne kadar despot olduğunu biliyoruz."

İsmail Küçükkaya: "Canı cehenneme dedi Kılıçdaroğlu."
Murat Özçelik: "Canı cehenneme dedik yani."

İsmail Küçükkaya: "Ama dedi o mu bizim önceliğimiz."
Murat Özçelik: "Ama yani böyle bir öncelik olabilir mi? Ve şunu şimdi de söylüyoruz. Diyoruz ki, bu saatten sonra eğer bir şey yapılacaksa, bunu şey içinde söylüyorum yani yok efendim donatacaklar, eğiteceklerde ılımlıları göndereceklerde ılımlılar bunlarla çatışacak da bilmem ne olacak. ABD Irak'ta kara kuvvetlerini iki misline çıkarmış komandoları itibariyle ancak onunla tam yüklenmiş, gücünü göstermiş kabileleri kendisine sonra devlete de sokarak çekmiş, ardından biraz temizler gibi olmuş. Temizlenememiş gitmiş şuanda biz Türkiye Cumhuriyeti olarak burada eğitip de ılımlı muhalifleri."

İsmail Küçükkaya: "Bu da yanlış mı? Bu da yanlış."
Murat Özçelik: "Şu tavırla yani Türkiye'yi belki de 30 yıl sürecek acayip bir şeyin içerisine sözkonusu."

İsmail Küçükkaya: "Sevgili izleyenler vahametin farkına varın isterim. Bir taraftan eli kanlı terör örgütüyle mücadele etmemiz gerekiyor. Ama şunu da söylemem gerekiyor. Kemal Kılıçdaroğlu'nun yaptığı açıklamalarda kafamı karıştırdı. Siz ne istiyorsunuz bende anlamadım bunu. Yani bir taraftan da tezkereye hayır dediniz. Peki muğlak buldunuz, tehlikeli buldunuz. Gürsel Tekin'de bunu açıkladı. Ama öbür taraftan çıktınız Kobani için yeni bir tezkere önerdiniz. O nereden çıktı?"
Murat Özçelik: "Bakın şunu da söyleyelim. Şimdi bunu çok konuştuk parti içerisinde. Telafer'de ya da şöyle bakalım. Yine bu hükümetin hatası yüzünden bakın Musul'da Başkonsolosluğumuz işgal edildi ve insanlarımız rehin oldu. Niye? Çünkü talimat verip de buraya tahliye etmediniz. Bunun da bakanlığın kendi içiyle alakası yoktur. En yüksek makamın karar vermesi gereken bir şeydir."

İsmail Küçükkaya: "Erdoğan mı?"
Murat Özçelik: "Erdoğan, Sayın Davutoğlu neyse. Hükümetin buna karar vermesi gerekir. Bunlar rehin alındı mı? Alındı. Peki IŞİD ne kadar zaman sonra Telafer'e girdi? 3 ya da 4 gün sonra. Orayı perişan etti mi? Bizim Türkmenleri Sincar'a sürdü, bir kısmı mecburen kaçtı aşağıya. Yani Erbil'e giden oldu, Kerkük'te 70 bin kişi var. Şuanda bir arkadaşımız Kerkük'e başkaca ne yaparız diyor."

İsmail Küçükkaya: "Türkmenler mi?"
Murat Özçelik: "Tabi Türkmenler. Ondan sonra aynı zamanda da."

İsmail Küçükkaya: "Mesela biz Türkmenlere sahip çıkamıyoruz yetirince."
Murat Özçelik: "Birde bir o kadar sayı aşağıda Necef'e, Kerbela'ya gitti de onlarda yırttılar şeyden."

İsmail Küçükkaya: "Gene Türkmenler?"
Murat Özçelik: "Tabi. Şimdi inanın bir tane adamımız Kerkük'te ayrıca ne yaparız diye de bakıyoruz. Fakat o dönemde siz ne Telafer'le, ne başkasıyla ilgili tek laf söyleyemiyordunuz, vatan haini ilan ediliyordunuz. Çünkü konsolosluk yani yapılan yanlış neticesinde konsolosluk mensuplarımız orada rehindi. Hiçbir şey söylenemedi ve Türkiye Cumhuriyeti devleti kendi akrabalarını orada IŞİD'in elinde kestirmek zorunda kaldı. Yani rezalet bir olay.

Şimdi dedik ki, yahu orada bir şey yapamadık hani başkonsolosluktu ve canımız, ciğerimiz yine vatandaşımızdı inşallah başka şekilde yaparız. Ama Türkiye dedik zamanında bir PKK terörü Kuzey Irak'tan gelirken askeri harekatla yani havadan olsun karadan olsun bazı şeylerle bunları durduramadı mı? Durdurdu. Çok da doğru dürüst harekatların olduğu zamanları biz biliyoruz. Bunu KB'de söylemişti o zaman Kürt bölgesi. O zaman dedik ki ya bakın Allah aşkınıza aşağıda dünya kadar vatandaşımız Telafer'e bir şey yapamadınız ama bizim Kobani'deki akrabalarımız ölüyor diyor.

Şimdi o zaman dedik biz bakın o zaman Türkiye kendi vatandaşlarının akrabası sözkonusu olduğunda sadece kendi vatandaşlarının, akrabası sözkonusu olduğunda bu terör örgütüne gerekli cevabı verecek güç ve azimdedir. Bunu biz bal gibi Kuzey Irak'ta yaptığımız gibi Kobani içinde yaparız ve de dedik bu suretle oradaki vatandaşlarımızı, en azından Kürt vatandaşlarında yahu bu demek ki CHP biraz değişiyor, CHP sosyal demokrat bir parti olarak değil mi içindeki ulusalcılar şu bu filan falan ama benim bütün vatandaşlarım vatandaş, bak Türkmen için yüreğim nasıl sızlıyorsa Kürt'üm içinde sızlıyor kardeşim ve bunları."


İsmail Küçükkaya: "Güzel bir yaklaşım."
Murat Özçelik: "Yani bu amaçla bir şey yapalım dedik. Ama şimdi bakın şöyle söyleyeyim size. Biz çocuk değiliz. Yani tutup da Ahmet Davutoğlu'nun veyahutta hükümetin bizim için tezkereyi değiştirmeyeceğini biliyorduk ama dedik ki, ya kardeşim sen bırak zaten korkunç bir şeyle karşı karşıyayız birde hedefi tutup da Şam'a çevirme. Ondan dolayı hiç değilse dedik halkımız."

İsmail Küçükkaya: "İnanın ben bunu inanın anlayamıyorum bunu biliyor musunuz. Yani siz anlayabildiniz mi bu Esad takıntısı nereden geliyor efendim?"
Murat Özçelik: "Yani vallahi bilmiyorum. Size bir şey söyleyeyim mi? Beşar Esad dünyanın en kötü diktatörlerinden biri kabul ama Türkiye Cumhuriyeti bir süre sonra Putin'de galiba diktatör Putin'e de saldıralım. İran, İran İslam Cumhuriyeti başka bir rejim ona da mı yapalım böyle?"

İsmail Küçükkaya: "Bizim tarihimizde var mı böyle bir şey efendim?"
Murat Özçelik: "Sureti katiyette yok."

İsmail Küçükkaya: "Yani hariciye geleneğinde var mı öyle bir şey?"
Murat Özçelik: "Bakınız, Türkiye Cumhuriyeti devleti birde bambaşka şekilde anlatılıyorlar. Osmanlı'nın perişan olduğu zamanda Atatürk sayesinde bu memleketi kurdu değil mi? Bu memleket neden acaba Atatürk o dönemde yurtta sulh, cihanda sulh deyip de bıraktı? Bakın, şimdi şu olaya çok dikkat çekmek istiyorum. Ortak akıl, ortak hafıza denen şeyler kurumların içinde vardır ve bu kurumlar dediğiniz gibi Dışişleri Bakanlığıdır, Genelkurmay'dır. Bunlar çok önemli kurumlardır çok samimi söylüyorum. Ve de bir operasyon nasıl yapılır, nasıl yapılmamalıdır bunun uluslararası şeyini nasıl sağlarız, sonuçta ne olacak, bunu kimlerle konuşmalıyız? Bunu bizler iyi biliriz. Ben diyorum ki şuanda CHP ve Sayın Genel Başkan olarak onun da talimatıyla şuandan itibaren. Eğer İran, Rusya, bölge ülkeleri Irak filan bunlar olmadan ve sonuçta neyi yapacağımıza karar vermeden ve uluslararası koalisyon kara kuvvetleriyle buraya gireceğim demeden Türkiye Cumhuriyetinin askerleri ve bölgede efendim Arap askerlerini de arkamıza alacakmışız da buna karşı savaşacakmışız filan. Böyle şey yok. ABD nasıl ki bir hata yaptı. İki hata yaptı. Maliki'yi de tutarak bunun bu hale gelmesini bambaşka nedenlerle sağladı. O zaman o hatasını bu koordinasyonu yapıp kendisi de adam gibi bu işin içerisine girmek suretiyle bitirirse bakarız kardeşim. Tamam mı? Ama şuanda yok eğiteceğim, donatacağımda göndereceğim filan."

İsmail Küçükkaya: "Şimdi ben size bir tablo sunacağım. John Kerry Suriyeliler, Iraklılar ve Kürtler Türk askerini istemiyorlar dedi. Rusya Türkiye'yi uyarıyor ikide bir. Almanya şansölyesi Merkel dedi ki, IŞİD'i seyrediyor Ankara sadece dedi."
Murat Özçelik: "İran aman Çaldıran olmasın diyor."

İsmail Küçükkaya: "İran aynen Çaldıran olmasın tarihten bir örnek verdi ve yeni Osmanlıcılık dedi dün İran yaptığı açıklamayla. Suriye saldırganlık sayarım Türkiye'nin bu tutumunu dedi. Yani biz kiminle dost kaldık, ne yapacağız yani buradan nasıl çıkacağız? Bakın işte John Kerry Türk askerini istemiyorlar diyor."
Murat Özçelik: "Bakın, şimdi iki şeyi çok dikkatle yine izlememiz gerekiyor. Birincisi, dış politika dış ülkelere karşı yapılır kardeşim. Bakın ben diplomatım hayatımı bu işe verdim değil mi? Dışarıda bir politika uygularsınız. Kendi halkınıza dış politika uygulamazsınız. Yani ben korkunç büyüğüm, şöyleyim, böyleyim. O çok büyüğüm diyenleri buyursunlar ben alayım aşağıya götüreyim."

İsmail Küçükkaya: "Nereye aşağı dediğiniz?"
Murat Özçelik: "Irak'a götürüyüm, Suriye'ye götürüyüm. Size bir şey söyleyeyim mi? Yani eğer hükümetten bahsederseniz burada söylenenin tam aksine suratlarının nasıl değiştiğini görürsünüz. Yani bu insanlar Türkiye Cumhuriyeti devleti mezhepçilik yapmaya başladığı andan itibaren öyle bir pozisyon aldılar ki hiç kimseyi."

İsmail Küçükkaya: "Öyle mi görüyorsunuz efendim hükümeti?"
Murat Özçelik: "Tamamen. İsterseniz götürüyüm buyurun sizi."

İsmail Küçükkaya: "Hükümeti, dış politikayı mezhepçi görüyorsunuz?"
Murat Özçelik: "Bende değil sadece herkes. Yani inanın iki ismi de söyleyin Tayyip bey ve Davutoğlu. Dışarıda size aman derler. Yani bunu çevre ülkelerimizle ilgili söylüyorum.

Şimdi bunu geçelim. Onu bırakın onlar istemiyor dışarıda. İçerde bir çözüm süreci yürüttüğünüz değil mi?"

İsmail Küçükkaya: "Siz tabi bu Kürt meselesini de çok yakından takip ettiniz zamanında Gül'e de yakındınız onu da söyleyelim. Ama şimdi mesela ona değinelim gerçekten bağlantılı."
Murat Özçelik: "Şöyle söyleyeyim, bana biliyorsunuz CHP'nin içinden yok AKP bürokratıdır, yok bilmem nedir, Kürtçüdür, bir sürü şey söylediler. Benim kimseye karşı bir tabum yoktur. Bütün Türk vatandaşları böyle ve CHP olarak da öyle bir politika yürütüyoruz zaten. Ama şunu söyleyelim, çözüm süreci deyip de bunca zaman bir şeyle uğraştınız değil mi? Ondan sonra bu insanların Kobani'deki kendi akrabalarının öldürülmesinden üzüntü duyup bilmem ne yapmasına bile onu bile anlamıyorsunuz. Hani orada yapılan AKP'nin şusu busu bunu bende anlıyorum ve nefretle karşıda çıkıyoruz bu ayrı. Ama çözüm süreci neticesinde siz bir güven ihdas edersiniz değil mi? O güven nedir? Kürt derki vatandaşım olan Kürt, ben tabi ki kendi akrabamı kurtarsın diye Türk askerinin yanında birebir bende savaşırım der. Bu hale getirmediğiniz gibi aşağıda güneydoğuda siz meğerse PKK'ya teslim etmişsiniz olayı. Yani bakın, yabancı şirketler ne diyor biliyor musunuz? Bildiri çıkartıyor. BOTAN komutanı ve diyor ki burada yapılan proje son derece kötü bir proje bizim bölgeyle alakası yok. Eğer siz çekilmezseniz sizi cezalandıracağız. Vali ve jandarma bir şey yapabiliyor mu? Hayır. Hepsi büyük üzüntü içerisinde."

İsmail Küçükkaya: "Bir şey soracağım. Şimdi bakın şu fotoğrafları gösteriyor arkadaşlarım. Bu da göç dalgası. Bu da Türkiye'nin büyüklüğünü gösteren, tabi ki kabul edeceğiz. Ama süreç yönetimi ne kadar iyi yapıldı onu tabi kamuoyunun takdirine bırakalım.

Cengiz Çandar gibi, Ali Bayramoğlu gibi daha önce hükümeti çok destekleyen, kimisi hala desteklemiş olsa bile bu tamda sizin söylediğiniz gibi IŞİD'le mücadele ve PKK ve çözüm süreci arasındaki söylemler konusunda çelişkilere dikkat çekiyorlar. Bir taraftan da bakın işte böyle bir insanlık dramı. Yani Kobani düşse IŞİD ne yapacak? Katliam yapacak orada ve bunlar geldi. Bunu bir değerlendirir misiniz dış politikamız kapsamında?"
Murat Özçelik: "Şimdi birbiriyle bağlı karıştırmayalım çok kafayı ama şuanda Anbar'dalar değil mi? Orada Hit diye bir kent var bir üssü var. Eğer o üssüde alırlarsa bunlar, bakın yani çok korkunç, bambaşka yani IŞİD başka bir hale evrilmiş vaziyette. Mevcut durumda şunu yapmamız lazım. Bir; bütün ülkelerle konuşmamız lazım ve burada en son neyi sağlamak gerektiğine bölge ülkeleri dahil Rusya'da dahil karar vermemiz lazım. Bundan sonra hep birlikte o sonuca doğru gidecek bir harekette bulunmamız lazım. Bu bizim Kürt vatandaşlarımız veyahut Telafer'deki Türkmen vatandaşlarımız şunu iyi bilsinler.

Bakın, Türkiye olarak biz ne Telafer'i o canilere bırakmalıyız değil mi? Yani bir geri dönüş olmalı. Bu uluslararası anlamda ortak bir şeyle olmalı ve onları geriye götürebilmeliyiz Kobani'yi de. Ama şöyle bir durumda AKP neyi yaptı? Bütün bunları en azından yani biz açtık kucak olarak. Yani onu ödeyen biziz, Türk halkının bu vefası, iyiliği karşısında bu insanlara bizler bakıyoruz orada. Ama hepsine kucak açtı ve girdiler. Ben derim ki, şuanda daha fazla ölüm ve bir şey olmasın diye gerçekten o bir geri getirilsin. Yani kim kaldıysa geri getirilsin ve kendi vatandaşlarımızda korkmasın, üzülmesinde. Yani neticede onların salimen evlerine geri dönmesi için doğru dürüst bir politika ve strateji belirleyerek, yani böyle ben eğittim de alımlıyı gönderdim, radikal mi oldu, olmadı mı? Afganistan'a döndüm mü, Pakistan gibi miyim, içerde patlatırlar mı bizi filan. Şimdi bunu iyi bir şeye bağlamadan ne Türk askeri girmeli oraya artık, ne şey. Bunun varacağı nokta, yapacağımız şey bu IŞİD'le mücadele, terörle mücadele gibiydi bakın dikkat ederseniz ilk CHP'nin de ikinci olarak önerdiği şey. Biz bu işi dışarıya en azından bak kardeşim Türk vatandaşlarının akrabalarına eğer bir halel gelirse bundan sonra canına okuyacağımı bir devlet olarak gösterelim ne olur."

İsmail Küçükkaya: "Ama IŞİD herhalde böyle düşünmüyordur şimdi."
Murat Özçelik: "Biliyorum ama bundan sonra tek çıkarımız bizim doğru dürüst bir politikayı hep birlikte görmemizdir stratejiyi uluslararası."

İsmail Küçükkaya: "Ortak akıl."
Murat Özçelik: "Ortak akıl. Amerika'nın söylediği sadece gel ben eğit de gir. Yok böyle bir şey. Yani buna da biz karşıyız kardeşim."

İsmail Küçükkaya: "Size son bir soru soracağım efendim. Tabi Esad'la ilgili düşünceler geliyor. Elif Ergu meslektaşım yazmış mezhepçi politika ifadenizi önemsiyor."

Şimdi bir temel mesele var Esad'la ilgili soru soruyorlar. Esad bizim umurumuz da değil ama Esad'da giderse Suriye bölünecek, Irak bölünecek tekrar. Ortadoğu'da son olarak deneyimli bir diplomatsınız, o bölgeleri çok iyi biliyorsunuz. Bunu bize bir anlatır mısınız? Bölünme tehlikesi ve biz kendimizi nasıl koruyacağız efendim?"
Murat Özçelik: "Vallahi biz bir defa önce bir kendi sınırlarımızı koruyup kendi vatandaşlarımız ve akrabalarımızı belli bir düzenle kendi şeyimiz içerisine alalım. Ondan sonra bu bölgelerde en optimal sonuç ne olacaktır onu bakalım. Çünkü Suriye içerisinde siz bakmayın hükümetin Beşar, Meşar Cumhuriyet Halk Partisi Beşar. Biz diyoruz ki sadece Beşar'ın Allah canını alsın diyoruz. Ama bu arada diyoruz kardeşim orada Nusayri'ler de var değil mi? Ondan sonra Sünniler size samimi söylüyorum. Sünni Suriyeli vatandaşlar bize ne diyordu biliyor musunuz? Bırakın IŞİD'i Müslüman Kardeşler'in radikal kesimini gördüklerinde bizi bunlara bırakmayın lütfen diyorlardı. Şimdi böyle bir ortamda sizi dışarıda üstelikte Suudi Arabistan, Katar, şunla, bunla beraber bir harekete destek verdiğinizden dolayı mezhepçi olarak görüp içeriye girmenizi dahi istemeyen bir şey var değil mi? Bunlar şartlarda lütfen işgale katılmayalım artık. Oldu mu? Bu çok önem taşıyor."

İsmail Küçükkaya: "Çünkü Araplar bize karşı nefret besleyecekler bu defa."
Murat Özçelik: "Zaten size bir şey diyeyim mi? İçerde yani bakmayın siz Sünni kardeşlerin mezhep filan falan diyorlar. Arap milliyetçiliğini hiçbir zaman unutmasınlar. Osmanlıcılık var ya Osmanlıcılık lafını duyanların aşağıda ne tepki verdiğini görseniz yani bu maalesef burada bilinmiyor. Yani onun için diyorum dış politikayı halka karşı yapıyorsunuz diye. Doğruları ortaya koyduğumuz zaman bakın biz CHP olarak ateşle oylanan bu dönemde size samimi söylüyorum AKP'ye de her türlü desteği vermeye razıyız. Yani neden? Çünkü kötüye gidiyor memleket, felaket."

İsmail Küçükkaya: "Ama o aklı kendinize saklayın diyen bir Cumhurbaşkanımız var."
Murat Özçelik: "Evet. O susturmaya çalışan bir Başbakanımızda var. Kendileri Öcalan'dan filan aldıkları akılla bu aşağıdaki durumu ne hale getirdiklerine baksınlar ve Türk askerini dışarıya dahi çıkmasını istemeyen bir duruma tekrar getirdiklerini görsünler. Bundan üzüntü duyuyoruz."

İsmail Küçükkaya: "Murat bey size ben çok teşekkür ediyorum. Çünkü hafta sonunda sizi aradım, davet ettim. Çok nadir konuk alıyorum aslında ben ama izleyenlerimle birlikte görelim istedim tabloyu böyle serinkanlı. Sadece bizim için atladınız uçağa geldiniz ve gidiyorsunuz. Çok teşekkür ediyorum size."
Murat Özçelik: "Rica ederim ben teşekkür ediyorum."

Anahtar Kelimeler
    Pazartesi, 13 Ekim 2014 17:42

Bağlantılı Konular