"Hükümetinki savaş tezkeresidir. Bizimki milli bir terörle mücadele tezkeresidir"

Halk Tv'nin canlı yayın konuğu olan CHP Genel Başkan Yardımcısı Enis Berberoğlu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun yeni bir tezkere dahil olmak üzere, güncel gelişmelerle ilgili sorularını yanıtladı.

Sunucu: "Şimdi stüdyomuzda CHP Genel Başkan Yardımcısı Enis Berberoğlu bizlerle birlikte. Hoşgeldiniz Sayın Berberoğlu."
Enis Berberoğlu: "Hoşbulduk efendim."

Sunucu: "Türkiye bir süredir inanılmaz karışıklığa şahit oluyor, insanlar ölüyor. İşte bir takım olaylar oluyor. Hemen hemen her ile yayıldı bu protesto Kobani'deki IŞİD saldırılarını protesto gösterileri. Atatürk büstleri yıkılıyor. Yani Türkiye hakikaten yine bir yaşıyor. CHP liderinin açıklamaları böyleydi ama bu karışıklığa yönelik olarak şimdi anahtar partilerden biride HDP. HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş'tan Abdullah Öcalan'la görüşmeleri sonrası bir açıklama geldi. Şiddet durmalıdır dedi ve bütün bunlardan hükümeti sorumlu tuttu. Cumhurbaşkanının açıklamalarında kardeşliği sabote etmeye dönük olduğunu ifade ediyor bütün bu yaşananların. Davutoğlu'da kamu düzeninin olmadığı yerde çözüm süreci olmaz diyor. Çözüm sürecine atıfta bulunuyor ve MHP lideri Devlet Bahçeli'de olayların Türkiye'nin milli birliği ve bekasını tehdit ettiğini belirtip hükümeti uyarıyor. Siyasi tablo böyle. Bir yandan sokakta yaşananlar var. Özellikle Sayın Kılıçdaroğlu'nun yeni tezkereyle ilgili teklifi, önerisi de bugün çok dikkat çekti hakikaten. Çözüm onda mıdır, siz nasıl değerlendiriyorsunuz bütün bu gelişmeleri?"
Enis Berberoğlu: "Kesinlikle çok açık söyleyeyim CHP şuanda en doğru teşhisi koyan parti. Bazı dönemler vardır ki devleti yöneten kurumlar bir şekilde siyasi körlüğe düştüğü zaman muhalefetle iktidarın çok fazla farkı kalmaz. Bunu çok uzun yıllar yaptığım eski mesleğimden yani gazetecilikten iyi bilirim. Türkiye'de şuanda siyasi iktidar maalesef diyorum. Yani bunu özellikle söylüyorum kontrolü kaybetmiş durumdadır. O yüzden önce bir kere meselenin özüne inmekte yarar var. Sizin çizdiğiniz tablo bence az bile. Diyorsunuz tarih yaşanıyor, ben diyorum ki makus bir talih yaşanıyor. Yani makus bir talih yaşanıyor aslında.

Bunlar olmayabilirdi açık söyleyeyim. Şimdi problem Türkiye'nin hemen sınırının ucunda soydaşlarımızın yaşadığı bir bölgeye yapılan bir terör saldırısı. Bir kere doğru anlamak lazım tezkere bizim seçtiğimiz CHP olarak bir tanım değil. Anayasanın 92. maddesine göre hükümetin getirmesi gereken bir format. Yani böyle yazılıyor. Yani Türkiye bir şey yapacaksa sınır ötesinde adı tezkere olmalı. Bunu biz seçmiyoruz. Bana sorarsanız bizim yaptığımız aslında terörle mücadele tasarısı. Yani öyle bir çerçevede görüyoruz bu olayı. Hükümetinki savaş tezkeresidir. Bizimki milli bir terörle mücadele tezkeresidir eğer tabir yerindeyse.

Sebebi, Türkiye Cumhuriyetinin bu kadar hakikaten yani yıllardır terörle mücadelede deneyim kazanmış, şehit vermiş bir TSK var. Bunlar dururken ve Amerika ve NATO kara harekatı yapmayacağım diye basbas bağırırken hala yabancı askere açık bir tezkere getirmenin ne alemi vardı? Buradan soruyorum ben hükümete madde bir. İki, kara harekatını Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı, Başbakanı talep ediyor. O zaman kendi askeri yetmiyor mu ki onları çağırıyor madde iki.

Çok klasik bir şey vardır yani fıkra gibi anlatılır böyle diplomaside. Büyük bir ülke küçük bir ülkenin Başbakanını, işte büyük ülkenin Başbakanı demiş ki, sınırda bir hareketlilik var eğer bize saldırmayı düşünüyorsanız çok az bir kuvvet. Eğer bizim saldırımızı karşılamayı düşünüyorsanız o da çok az bir kuvvet.

Şimdi Türkiye'yle Suriye'nin durumu biraz bu. Hele Kobani çerçevesinde baktığımızda. Yani Türkiye'nin gücü zaten Kobani'ye yeter ve bu olayı da terörle mücadele kapsamında halledebilir. Bizim önerdiğimiz bu. Neden bunu öneriyoruz? Çünkü aksi halde Kobani'de yaşanılacak bir takım olayların, katliamın sorumlusu olmak istemiyoruz insanlık suçudur bu sebeple. Madde bir. Türkiye'de bir savaş istemeyen belki de tek partiyiz. Bu kadar açık. Ama bu savaş istememek burnumuzun dibindeki bir insanlık suçuna da seyirci kalmak anlamına gelmiyor. Bu sebeple biz Kobani özelinde bir terörle mücadele paketi önerdik hükümete. O yüzden milli tezkere diyoruz. O yüzden yabancı askere karşıyız. TSK ile sınırlı olsun diyoruz. O yüzden TSK'nın mensupları bu işi bitirdiğinde o ülkede işgal etmek amacı taşımadığı için en kısa zamanda geri dönsün diyoruz. Bu iki maddelik bir çıkışımız var bizim."


Sunucu: "Ancak şimdi hakikaten Türkiye şu zamana kadar hem içerde, hem dışarıda AKP hükümeti diyelim uyguladığı politikalar nedeniyle oldukça sıkışmış durumda. Yani bu çizilen tabloda o görünüyor."
Enis Berberoğlu: "Tabi ki öyle."

Sunucu: "Şimdi IŞİD'e destek vermekle itham edildi ve bunun bazı belgeleri de çıktı ortaya AKP hükümetinin Türkiye'nin. Dolayısıyla şimdi IŞİD'le karşı karşıya gelmekten çekiniyor. Bir yandan Kobani'deki durum ortada. Bir koalisyona dahil oldu Türkiye. Yani çok sıkışmış durumda. Bunun içinden nasıl çıkacak? AKP'nin attığı bu yanlış adımlar yüzünden Türkiye ne kadar zarar görecek? Nasıl çıkabilir bu işin içinden? CHP'nin bu anlamda önerisi nedir?"
Enis Berberoğlu: "Bunun algısı bir kere çok kötü yurtdışında. Yani gün geçmiyor ki bir yerde dediğiniz gibi IŞİD'le birlikte anılmasın bu ülkenin Başbakanı ya da bu ülkenin Cumhurbaşkanı. Bundan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak ben üzüntü duyarım ancak. Yani gerçekten üzüntü duyarım. Çünkü Türkiye böyle bir manzarayı hak etmiyor, böyle bir algıyı hak etmiyor. Türkiye'nin aydınlık insanları böyle bir şeyi hak etmiyor. Fakat bunun korkarım diplomatik ve iktisadi sonuçları olacaktır Türkiye'ye. Yani burada felaket tellallığı yapmanın alemi yok. Çünkü hepimiz aynı ülkede yaşıyoruz. Bir ekonomik sıkıntı hepimizi vuracak. Ama yanlış politikalar baştan beri uyardığımız yanlış politikalar bunlardı zaten CHP olarak.

Yani bakın, Kızılay'da yani Ankara'da olduğumuz için bu örneği veriyorum. İki şahıs birbiriyle tartışsa ve bu fiziki şiddete dönse bunun adı kavgadır. Savaş için bundan fazlası gerekir. Yani ben Esad'a kızdım savaşırım diyemezsiniz. Yani onun başka bir mantığı olması lazım, başka bir protokolü olması lazım. Maalesef öyle takıntılı hale geldi ki hükümet bir başka ülkenin Cumhurbaşkanıyla beğendiğimden, sevdiğimden değil. Yani öyle işkenceci, halkına eziyet eden bir insanı savunmak bir sosyal demokrat yani bir politikacıya ya da bir eski gazeteciye zaten vazife değildir. Asla Esad'ın avukatlığını yapmıyorum. Ama en yakın pozisyonda olan insanların kalkıp da ben Esad'dan hoşlanmıyorum şimdi onun devrilmesini istiyorum demesini de anlamakta bayağı güçlük çekiyorum. Ve koca bir ülkenin dış politikasını sadece bir insanın devrilmesine bağlamayı da anlamakta zorluk çekiyorum. Türkiye'de çok benzer sınır problemleri Irak'la da yaşanıyor. Irak'ın toprak bütünlüğünü savunurken Suriye'nin toprak bütünlüğünü hiç düşünmeden bu işlere girmeyi gerçekten ben naçizane söyleyeyim hiç anlamıyorum. Anlamadığım içinde meselenin tekrar en başa dönersek özüne inmek gerektiğini düşünüyorum. O da Kobani'dir şuanda. Acil çözüm bulunması gereken yer odur. Şuanda siz söylemediniz ben söyleyeyim Türkiye'de kardeş kanı dökülüyor. Yani maalesef sınır ötesinde yaşanan meselelerin yani sınır ötesinde yaşanan çatışmaların Türkiye'ye yansımasını en ağır şekliyle yaşıyoruz maalesef.

Atatürk büstlerine saldırıyı da anlamıyorum onu da sordunuz. Onu da bir cümleyle isterseniz… Yani bu ülkede IŞİD gibi örgütlerin taban bulamamasının sebebi ülkedeki laikliktir. Yani laiklik bugüne kadar olduğu gibi yarında bizim ortaçağ karanlığına karşı tek silahımız olacaktır. Çünkü mezhep, inanç, vicdan hürriyeti, yani bunların hepsi laiklikle ancak mümkündür. Sigortası laikliktir. Diğer taraftan bakıyorsunuz etnik kimlik siyasetine karşı tek ilacımız, tek politikamız cumhuriyet. Birisi Atatürk'ün mirası, daha doğrusu ikisi de Atatürk'ün mirası. Şimdi siz kalkıp Kobani'yi savunup Mustafa Kemal'in büstüne eğer saldırırsanız, siz cumhuriyetin oraya medeniyet taşımak için, uygarlık taşımak için açtığı okullara saldırırsanız benim bunu anlamam hakikaten mümkün olmuyor ve şiddetle kınıyorum."


Sunucu: "Tabi bunların neden bu noktaya geldiği aslında en önemli tartışma konusu herhalde. Bir çözüm süreci var bir türlü hani yol alıyor mu, almıyor mu ondan da emin değiliz. Çünkü kimsenin bilgisi yok. Ne Türkiye'deki mecliste grubu bulunan siyasi partilerin ki başta ana muhalefet partisinin, ne de kamuoyunun. Bir süreç gidiyor ama nasıl gidiyor. Neler vaat edildi. Belki bu sokaklara taşınan olayların en büyük sebeplerinden biride bu. Neler vaat edildi acaba, neden bu halk böyle sokaklarda, neden böyle saldırgan, neye saldırıyor? Bütün bu soruların cevabı."
Enis Berberoğlu: "Öngörümü söyleyeyim isterseniz. Çok kısa zamanda İmralı yeniden bir liderlik gösterisinde bulunacak, sokaklara bir mesaj gidecek ki zaten başladı o yavaş yavaş. Bu olaylar 3 gün sonra unutulmuş olacak ve yine iktidarla bu sokaktaki arkadaşlar yine kanka olup kol kola girip çözüm sürecinden büyük yok diye bağırarak dolaşacaklar. Yani bütün mesele şu; yani bir yerde bir tutsak var. Yani bu tutsak içerden dışarı çıkmaya çalışıyor. Ötekilerde buna o havucu vermişler seni bir gün özgür bırakırız diye ona istediklerini yaptırıyorlar. Yani böyle çözüm süreci falan diye çok fazla entelektüel ve çok böyle romantik bir takım başlıklar kullanmaya gerek yok. Yani Abdullah Öcalan İmralı'da yattığı müddetçe eninde sonunda seçim öncesinde AKP'yle PKK arasında çok büyük bir kriz çıkmaz ben size söyleyeyim."

Sunucu: "Aslında hep sizin de söylediğiniz gibi çok doğru bir analiz. Böyle küçük krizlerin sonunda hep gene ortak nokta buluyorlar bir şekilde."
Enis Berberoğlu: "Maalesef bu sefer bakın bir şey söyleyeyim. Yani bunu söylemek bir siyasetçi olarak belki doğruda değil ama benim acemiliğime verin. Ben güneydoğuyu çok ziyaret etmiş bir meslektaşınızım. 30 sene PKK isyanı yaşandı devlete karşı Türk – Kürt karşı karşıya gelmedi. Bugün kardeş kavgası başladı aynı bölgede. Yani bu kadar acı bir talih, yani acı bir kaderi Türkiye'ye yaşatmak hakikaten haksızlık öyle söyleyeyim."

Sunucu: "Yani o halkın orada yaşayanların buna sürüklenmesi, olayların buraya gelmesi."
Enis Berberoğlu: "Şu anda mahkumlar. Yani ben biraz tanıyorsam orada şuanda rehin kalmış durumdalar maalesef."

Sunucu: "Yani bizim oradan aldığımız bilgilerde o şekilde zaten."
Enis Berberoğlu: "Ve yani CHP olarak bizim bugün yaptığımız çıkış bir siyasi çıkış değil.  Yani birilerinin bunu söylemesi lazım. Yani birilerinin Türkiye'de bu kadar derin bir kırılma yaratacak, kırgınlık yaratacak dayanışmayı, yani toplumsal dayanışmayı bu kadar dibinden dinamitleyecek bir gelişmeye karşı tavır alması gerekiyor. Yani halkımızın da böyle anlamasında büyük yarar var."

Sunucu: "Şimdi CHP'nin bu teklifine aslında çok olumlu yorumlarda geldi ama hükümetten hemen sıcak bir açıklama geldi. Bunu çok yaratıcı bulmadığını ifade ediyor turizm bakanı."
Enis Berberoğlu: "Yaratıcılık için yapmadık zaten. Yani mesele bu zaten. Yani birileri yaratıcılık peşinde koşup Türkiye'yi bu hale getiriyor. Birileri de tam yani ayağını sağlam zemine basıp politika üretmeye çalışıyor. Maalesef birisinin adına iktidar, birisinin adına muhalefet demişler. Belki onu da düzeltirler halkımız."

Sunucu: "Çok teşekkür ediyoruz Sayın Berberoğlu sağolunuz yorumlarınız için."
Enis Berberoğlu: "Ben teşekkür ederim."

    Cuma, 10 Ekim 2014 14:51

Bağlantılı Konular