"Askeri harekat işin olmaması gereken boyutudur"

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında Irak ve Suriye tezkereleri konusunda CHP'nin tutumunun ne olacağına ilişkin basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Henüz tezkerelerin TBMM'ye gelmediğini belirten Hamzaçebi şunları söyledi;

"Yeni bir içeriğe sahip olacağı ifade ediliyor. O yeni içeriğin nasıl olacağını bilmiyoruz. Örneğin IŞİD bir terör örgütü olarak o tezkerede tanımlanacak mı, onu bilmiyoruz. Bu yeni içerik hangi unsurlara sahip, tezkere geldiğinde bunu daha iyi değerlendirme imkanına sahip olacağız. Ancak şu anda şunu söyleyebilirim, Türkiye bölgenin ülkesidir, bölgenin en önemli ülkesidir. Suriye, Irak Türkiye'nin tarihi komşularıdır. Biz bu komşularla burada yüzyıllarca beraber yaşayacağız. Türkiye bir kara harekatın, bir askeri harekatın parçası olarak IŞİD'e karşı harekete kalkıştığı takdirde bunun gelecek dönemlerde Türkiye'nin bölge siyasetine etkisi olumsuz olacaktır. Amerika ve diğer ülkeler, uluslararası koalisyon buradan ayrılıp gidecektir ama Türkiye bu ülkelerle yaşamaya devam edecektir. IŞİD'in kafa kesen, vahşi uygulamalarına Türkiye'nin elbette seyirci olması düşünülemez. Türkiye, Batı ittifakını, bu konudaki uluslararası koalisyonu desteklemek bunun içinde de yer almak zorundadır ama askeri harekat işin olmaması gereken boyutudur. Bunun dışında hangi destekler verilebilirse Türkiye elbette bu desteği uluslararası koalisyona vermelidir."

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Hamzaçebi, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun üslubunu eleştirerek, "Sayın Davutoğlu aydın tanımını, entelektüel tanımını hak eden bir kişi değil" dedi. Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun "atama" ile geldiğini ne dikkat çekerek,  "Kendisi kontenjan başbakanı. O nedenle 'efendisi'nin vermiş olduğu görevi yerine getiriyor. O efendisinin kendisine belirlemiş olduğu, çizmiş olduğu siyaset alanı içerisinde Davut Harikalar Diyarında gibi bir başbakanlık yapıyor" dedi.

Başbakan'ın, "17 Aralık hükümete yönelik bir darbe teşebbüsüydü" dediğini ifade eden Hamzaçebi bir soruyu yanıtlarken de şunları söyledi;

"Yani Davutoğlu bilgisini, uzmanlığını, birikimini halkın mücadelesi alanında değil de yolsuzlukları örtme alanında kullanıyor. Buna şaşırmıyorum çünkü oraya atama ile gelmiş olan bir kişi. Eskiden kontenjan senatörleri vardı. Kendisi kontenjan başbakanı. O nedenle 'efendisi'nin vermiş olduğu görevi yerine getiriyor. Efendisine şükran duyguları içerisinde onun bulaşmış olduğu bütün yolsuzlukları örtbas etmeyi kendi ana görevi sayıyor. Şimdi böyle bir kişiye aydın dersek, entelektüel dersek bu kelimelere yazık etmiş oluruz."

Davutoğlu'nun "özgürlük karşıtı bir başbakan" olduğunu belirten Hamzaçebi bu konuda da şöyle dedi;

"Davutoğlu'ndan demokrat olmaz, özgürlükçü bir başbakan olmaz. O efendisinin kendisine belirlemiş olduğu, çizmiş olduğu siyaset alanı içerisinde Davut Harikalar Diyarında gibi bir başbakanlık yapıyor. CHP ile polemiğe girmek gibi bir görevin Erdoğan tarafından kendisine verildiği anlaşılıyor."

"Sayın Davutoğlu önce siz bir aynaya bakın" diyen Hamzaçebi, "IŞİD'e terör örgütü diyemeyen bir kişiyi göreceksiniz o aynada. Ayrıca bir de sizi oraya tayin eden Erdoğan'a bakın." diye konuştu.

Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetlerine kadar Türkiye'de hiçbir hükümet askerin, Mehmetçiğin kanı üzerinden Amerika ile pazarlık yapmadı. 1 Mart 2003 tarihli Irak Tezkeresinden önce Recep Tayyip Erdoğan henüz başbakan değil, onun bakanları, yakın çalışma arkadaşları, Amerika'da Mehmetçiğin kanı üzerinden bir pazarlık yürütüyordu. At pazarlığı.

Zorunlu din dersi konusunda AİHM'in verdiği karar sonrası Başbakan'ın yaptığı açıklamaya işaret eden Hamzaçebi, "Sayın Davutoğlu siz Marksizmi zorunlu Marksizm derslerinde mi öğrendiniz ya da Marksizmi zorunlu bir din dersi haline getirmeyi mi düşünüyorsunuz?"
diye sordu.

Başbakan'ın ortaöğretimdeki başörtüsü uygulaması için "Biz ailelerin tercihine bıraktık" dediğini ifade eden Hamzaçebi, "Orada başörtüsünü ailelerin tercihine bırakıyorsunuz da sıra din dersine gelince neden bunu ailelerin tercihine bırakmayı düşünmüyorsunuz." dedi.

Akif Hamzaçebi şöyle devam etti:

"Hükümet başı her sıkıştıkça başörtüsüne başvuran bir politikayı izlemektedir. Başörtüsü etrafında toplumda bir kutuplaşma yaratmak suretiyle kendi saflarını daha sıkılaştırmak ve böylece oylarını artırmak gibi bir popülist politikayı uyguluyor.

11 yaşındaki bir kız çocuğunun çocuk olarak varlığını kabul etmek yerine onu bir çocuk olarak kabul etmek yerine onu cinselliğini yaşayabilecek bir genç kız olarak görmek sağlıklı bir ruh halini yansıtmıyor. Bunu kabul etmiyoruz.
"

Ortaöğretimdeki başörtüsü serbestliğine ilişkin soruya Hamzaçebi, "Hayır. Biz o konu öyle bir dava konusu olacak şekilde CHP'nin gündeminde yoktur. Bu öğrenci velileri tarafından en iyi şekilde değerlendirilecektir. Hükümetin burada yaptığı başörtüsü etrafında yeni bir kutuplaşmayı sağlayarak 2015 seçimlerine yeniden bir türban, başörtüsü tartışmasıyla Türkiye'yi götürmektir." yanıtını verdi.

Bir basın mensubunun, "Cumhurbaşkanı, 'Ey dünya PKK'ya neden sesinizi çıkarmıyorsunuz' dedi, ne diyorsunuz?" sorusuna Hamzaçebi, "Kendisi sesini çıkardı mı, ben onu bilemiyorum. Bir insan bunu söyleyebilmesi için önce kendisi bir ses çıkaracak, sonra dünyayı yardıma çağıracak, öyle bir tablo yok. Kendisi PKK ile müzakereyi başlattı, yürüttü, yürütüyor. Onun çağrısını gerçekçi ve samimi bulmuyorum." dedi.

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'ın açıklamalarının hatırlatılması üzerine Hamzaçebi, "Bu da ilginç Kandil'i muhatap alarak, hükümet Abdullah Öcalan'ı muhatap almıştı, şimdi de Kandil'i muhatap alarak onu iç siyasetin bir unsuru yaptı." dedi.

    Pazartesi, 29 Eylül 2014 17:11

Bağlantılı Konular