"CHP olarak açıkça ifade ediyoruz IŞİD dört dörtlük bir terör örgütüdür"

CHP Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Prof.Dr. Haluk Koç, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplanan MYK'nın gündemi hakkında  basın toplantısı yaptı.
Basın toplantısında IŞİD ve rehineler konusuna değineceğini, bu konu dışında soru almayacağını belirten CHP Sözcüsü Prof. Dr. Haluk Koç şunları söyledi;

"Değerli arkadaşlarım hoş geldiniz,

Bir kurultay sonrası yeniden bir görevlendirme süreci tekrar birlikteyiz. Bugün tek konuyu kapsayan bir basın toplantısıyla karşınızda olacağım. Bu konuda CHP'nin resmi görüşlerini bu aşamada hangi çerçevede sunacağımı belirteceğim ve ondan sonrada sizden de rica edeceğim daha sonraki sohbetlerimizde siyasetin diğer akan yönleriyle ilgili değişik soruları yanıtlayabilirim. Ama bugün bu konuyla ilgili sorularınızı alıp onlara yanıt vermeye çalışacağım.

Değerli basın mensupları, terör örgütü Işid tarafından Musul Başkonsolosluğumuz işgal edilerek rehin alınan 46’sı Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı 49 kardeşimizin 101 günlük esaretten kurtarılmasını büyük bir memnuniyetle karşıladığımızı ifade etmiştik. Sayın Genel Başkanımızın bu konuda yazılı açıklaması olmuştu. Daha sonra Sayın Başbakana telefon ederek gerekse Başkonsolosumuz Sayın Öztürk Yılmaz'ı bizzat evinde ziyaret ederek göz aydınlığı dileğinde bulundu ve mutluluğumuzu ifade etti. Bu sevinci ve mutluluğu şu anda toplantısı biten CHP MYK'nın da tüm üyeleriyle bütünüyle paylaştığını ifade etmek istiyorum ve bu esaretten kurtulan kardeşlerimize ve milletimize bir kez daha geçmiş olsun diyoruz.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye Cumhuriyeti devletini küçük düşüren ve milletimizin onurunu kıran bu tür bir olayın bir daha yaşanmaması için CHP'nin bu konudaki görüş ve tutumunu da sizlere açıklamak istiyorum; CHP olarak açıkça ifade ediyoruz ve belirtiyoruz ki Işid dört dörtlük bir terör örgütüdür. Bir terör örgütünün isminin içinde İslam kelimesinin geçiyor olması en başta dinimiz İslama ve Müslümanlara karşı yapılmış en büyük hakarettir, saygısızlıktır. İslamın tüm kutsallarına savaş açan, Hz. Peygamberin emaneti olan kutsal mekanları, camileri, türbeleri yakıp yıkan, İslam estetiğine ve insanın ürettiği yüce duygu ve değerlere karşı savaş ilan etmiş bu vahşi terör örgütüne karşı mücadele etmek en başta İslam dünyasının görevidir. Işid'in bir terör örgütü olduğunu ifade etmekten çekinmek terörden dolayı çok ağır bedeller ödemiş Türkiye Cumhuriyeti devletini dünya kamuoyu önünde zan altında bırakmak demektir.

Efendim, biz Işid'i terör örgütü listesine aldık. Bu yetmez. AKP hükümeti Işid'in bir terör örgütü olduğunu derhal bütün dünya kamuoyuna ilan etmek zorundadır. Türkiye bugüne kadar çekindiği ve söylemediği, söyleyemediği Işid'e bir terör örgütüdür diyebilecek midir diyemeyecek midir? Önemli konulardan bir tanesi budur. Unutmayalım tüm dünyanın gözü bu konuda Türkiye'nin üzerine çevrilmiş bulunmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, devletimiz uluslararası hukuka göre Türk vatanının bir parçası sayılan Türkiye Cumhuriyeti Musul Konsolosluğunu işgal etme cüretini göstererek 49 insanımıza 101 gündür eziyet eden bu kanlı terör örgütüne haddini bildirmek zorundadır. Aksi takdirde Türkiye Cumhuriyeti devletinin caydırıcılığını sorgulatan bu itibar kaybı asla telafi edilemeyecek, ülkemizin ve vatandaşlarımızın güvenliğini tehdit eden yeni cüretkar adımlara zemin oluşturacaktır.

Şunu da çok iyi biliyoruz; 49 insanımızı 2 otobüse doldurarak Telafer ve Rakka üzerinden Akçakale sınır kapısına kadar bizzat Işid militanları tarafından getirildiğini hepimiz biliyoruz. Peki, bu teslimattan önceki 101 günü sorgulamayacak mıyız? Bu 101 günün hiçbir önemi yok mu?

Değerli arkadaşlarım, Musul Konsolosluğunun muhatabı olduğu risk ve tehdit açık istihbarat kaynaklarında bile gün gibi aşikarken 49 yurttaşımızı ay yıldızlı bayrağımızın altında rehin verdiren basiretsizliğin sebebi mutlaka ortaya çıkarılmalıdır.

Can alıcı soru şu; konsolosluğumuza bu yüksek tehdit algılamasına rağmen tahliye etmeyin talimatı veren siyasi sorumlu kimdir? Zira bu müessif olay bir tehdit değerlendirmesi hatası sonucu meydana gelmişse bu değerlendirme hatasının cumhuriyet tarihi boyunca bir ilk olduğu da unutulmamalıdır. Çok iyi bilinmelidir. Yapılan bu hata AKP hükümetini Işid'in elinde oyuncak yapan devletimizin itibarını zedeleyerek caydırıcılığını sorgulatan büyük bir güvenlik açığına sebep olmuştur. Tekrar ediyorum; Türkiye Cumhuriyetini zaaf içinde gösteren, milletimizin onurunu kıran bu olayda Başkonsolosumuza talimat vererek bu utanç verici süreci başlatan siyasi sorumlular mutlaka ortaya çıkarılmalıdır. Aksi takdirde Türkiye Cumhuriyetinin mevcut güvenlik açığı her türlü cüretkar benzer girişimin  iştahını arttırmaya devam edecektir.

Türkiye Cumhuriyetinin çıkarları doğrultusunda terör örgütü Işid'e karşı içeride ve dışarıda verilecek mücadelede CHP olarak hükümete her türlü siyasi desteği vermeye hazır olduğumuzu bir kez daha ifade ettiğimizin bilinmesini istiyorum.

Çok açık sorular var bu metnin içinde size de dağıtılacak bu metin. Bu konuda sorularınız varsa bunları toptan alıp, toptan yanıtlayabilirim.
"

Soru 1: "Türkiye'de var olan bazı Işid militanların... Size böyle bilgi geldi mi?"

Soru 2: "Kobane'de uzun zamandır bir çatışma ortamı var biliyorsunuz. Oradan gelen mültecilerin bir kısmı alındı. Tampon bölge oluşturulmasına yönelik bir görüş var. Bununla ilgili ne diyeceksiniz? Orada bir tampon bölge kurulması gerekiyor mu sizce?"
Haluk Koç: "Değişik pozisyonda bulunan kişilerin sorumluluk noktası tartışılan kişilerin açıklamaları oldu. Bunlardan bir tanesini de Sayın Cumhurbaşkanı Amerika'ya giderayak yaptı. Dikkat ederseniz bu konuda Sayın Cumhurbaşkanın söylediği sözler boyutunda muhatap almıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı bilindiği üzere Anayasamıza göre sorumsuz bir insandır. Yani sorumsuz bir insanla siyaseten muhatap olmak istemiyoruz. Bu çok açık. Onun için söylediği sözler bizim için tartışılması sonrasında düşünülmesi gereken sözler. Bizim siyasi muhatabımız hükümettir, Sayın Davutoğlu'dur. Sayın Davutoğlu'nun açıklamalarına bakacak olursanız Işid'le ilgili yaşanan süreçte ne bir diplomatik temas söz konusudur ne de velev ki takas oldu nev’inde bir açıklaması olmuştur Sayın Davutoğlu'nun.

Hangi soruların yanıtlanması gerektiği metnin içinde var. İki tanesi çok önemli. Bunları bir kere daha yinelemek istiyorum; tehdit değerlendirmesinde hata yapan ve konsolosluğa tahliye etmeyin talimatını veren siyasi sorumlu kimdir? Bu işte açığa çıkarılmalıdır. Bu önemli bir sorudur. İkincisi, bundan sonra rehine olayı bittikten sonra acaba Türkiye Cumhuriyeti hükümeti Işid'e bir terör örgütüdür diyebilecek midir diyemeyecek midir? Temel sorular bunlardır.

Kobane'yle ilgili, serbest bölgeyle ilgili açıklamalar Ekim ayı başında biliyorsunuz Irak ve Suriye'yle ilgili tezkerelerin anladığım kadarıyla eski muhtevalarının dışında bir içerikle TBMM'ye gelmesi söz konusudur. O çerçevede tezkerenin içeriği belli olduktan sonra sizin yönelttiğiniz soruya daha kapsamlı bir yanıt verme imkanı olacaktır. Tezkerenin içeriğini görmek gerekiyor. Bir de hükümetin net tavrını görmek gerekiyor.

Bu çerçevede kalmak istedim bugün. Sorunuza yanıt vermekten kaçınmak değil önümüzdeki tabloda hükümetin tutumunu net gördükten sonra bireysel açıklamalar değil o çerçeveyi hükümet belirledikten sonra bizim siyasi pozisyonumuzu belirtmemiz çok daha uygun olacaktır.

Sizlere bugün kısıtlı ve sınırlı olan basın toplantısı için, katıldığınız için teşekkür ediyorum. İyi günler."

Anahtar Kelimeler
    Pazartesi, 22 Eylül 2014 10:58

Bağlantılı Konular