"Rantsal dönüşüm ile özdeşleşen kentsel dönüşüm artık meralara kadar girmiştir"

CHP Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, Torba Kanun ile meralarda gökdelenlerin yükseleceğini söyleyerek, "Yapılış şekli itibari ile rantsal dönüşüm ile özdeşleşen kentsel dönüşüm artık meralara kadar girmiştir" dedi.

İlhan Demiröz, düzenlediği basın toplantısında, Torba Kanun ile Mera Kanunu'nda değişiklik yapıldığını belirterek, Bakanlar Kurulu'na, kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilen meralarda tahsis amacını değiştirme yetkisi tanındığını anlattı. Kentsel dönüşüm ve gelişim alanlarının birer "rant bölgesi" olduğunu söyleyen Demiröz, böylece meraların amaç dışı kullanımının önünün açıldığını ifade etti.

"Meralarda artık gökdelenlerin, sitelerin yükseldiğini görebiliriz" diyen Demiröz, İstanbul'da 3. köprü ve havaalanındaki mera alanlarının yasanın çıkmasında etken olduğunu ifade etti.

Mera Yasası'nın "meraların amaç dışı kullanılmamasını öngördüğünü", ancak 2004 yılından sonra yasanın sürekli değiştirilerek "meralara hücum başlatıldığını" ifade eden Demiröz, son darbenin de Torba Kanun ile vurulduğunu söyledi. CHP olarak maddenin iptalini Anayasa Mahkemesi'ne taşıyacaklarını belirten Demiröz, "Meralar gözden çıkarıldığında saman ve kaba yem ithal etmek zorunda olacaksınız. Memlekette doğru düzgün mera bırakılmadı ama yasayla meralar tamamen elden çıkarılacak. Meraları elden çıkardığınızda hayvancılığa çok büyük darbe vurmuş olursunuz" dedi.

İlhan Demiröz, yayınlanan tebliğle, besilik dana ithalatına izin verildiğini ifade ederek, "Doğu ve Güneydoğu'dan büyük kentlere kurbanlık hayvan getiren vatandaşlarımız hepsini satamadığında bunları bayram sonrasında geri götürmemek için fiyatını düşürerek satabiliyordu. Kurban Bayramı'ndan sonra ithalat yapılacağı için bu da mümkün olmayacak. Bu izin büyük çitçiler ve işletmeler için getiriliyor. Et fiyatlarındaki yükselişte üreticinin kabahati yok çünkü girdi fiyatları çok yüksek. Benim üreticim Mısır'ı ABD'deki üreticiden iki kat pahalıya mal ediyor. Besilik dana ithalatı, küçük ve orta ölçekte iş yapan besicileri de olumsuz etkileyecek" diye konuştu.

CHP Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, konu ile ilgili yaptığı açıklamalarda şu tespit ve değerlendirmelerde bulundu: "Samanın bile yurt dışından ithal edildiği ülkemizde meralarımızda gök delenler yükselecek. Torba yasa ile meralar, kentsel dönüşüme açılıyor.

Resmi Gazetenin 11.09.2014 tarihli mükerrer 29116 sayılı nüshasında yayınlanarak yürürlüğe giren (İş Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun) görüşmelerine 3 Haziran 2014 tarihinde Plan ve Bütçe Komisyonunda başlandığı bilgileriniz dâhilinizdedir. Sonraki süreçteki Alt Komisyon ve tekrar Plan Bütçeye gelişi ve Genel Kuruldaki görüşmeleri tekrarlamak istemiyorum.

Soma faciası sonrasında İş Güvenliği ve İşçi Sağlığını daha iyi duruma getirme iddiası ile hazırlanan, özü ile bağdaşmayan birçok maddenin eklenmesiyle torba yasa statüsünde 145 madde olarak geçen bu tasarıda çiftçi ve köylülerimizle ilgili Bütçe Plan Komisyonunda ve Genel Kurulda ısrarlı önergelerimize rağmen; önemli maddelerin olmadığını ancak hayvancılığa darbe vuran düzenlemelerin olduğunu görüyoruz.

Bu yasa ile 4342 sayılı Mera Kanunun 14. maddesinin 1. fıkrasına bir bent eklenmiştir. Buna göre Bakanlar Kurulunca Kentsel Dönüşüm ve Gelişim proje alanı olarak ilan edilen yerlerin tahsis amacı değiştirilebilecek, mera amaç dışında kullanılacaktır.

Burada Kentsel Dönüşüm adı altında özellikle rantı yüksek illerde Bakanlar Kurulu meraları, yaylakları ve kışlakları yerleşime açabilecektir. Söz konusu madde ile ülkemizde hayvancılık faaliyetlerinin yürütülmesi için köy tüzel kişiliklerine ve belediyelere tahsis edilmiş olan meralar Kentsel Dönüşüm adı altında betonlaşacak, kentleşecektir. Eklenen bu bent ile belediyelere herhangi bir dönüşüm projesine bağlı olmaksızın il sınırları içinde bütün meraların yapılaşmaya açılması yetkisini verdiği açıktır.

Bu madde ile özellikle İstanbul'un Karadeniz sınırındaki 3.Köprü ve 3.Havalimanı etrafındaki, rantı yüksek köy meralarının hedeflendiği açıktır. Madde ile büyük bir talan furyası başlayacaktır.

Sizi, tarihlerle sıkmak istemem. T.C. Anayasasının "Tarım, hayvancılık ve bu üretim dallarında çalışması başlıklı 45. Maddesi ile devlete tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılması ve tahribini önleme görevi verilmiştir. Anayasanın bu hükmüne uygun olarak da 1998 yılında Mera Kanunun yürürlüğe girmiştir. 2004 yılına kadar mevcut haliyle muhafaza edilen Mera Kanunu'nun 14. maddesinde bir değişiklik olmamıştır.

Tahsis amacı değiştirilmedikçe mera, yaylak ve kışlaktan başka bir şekilde yararlanılamayacağı belirtilmiştir. Ancak, bu tarihten sonra çeşitli yasa değişiklikleriyle meralara hücum edilmiştir.

Kanunun "Mera, Yaylak ve Kışlakların Korunması" başlıklı 19. maddesi ve "Yükümlülükleri Yerine Getirmeyenler" başlıklı 27. maddesi ile gereği yapılacağı yerde, sağlanan imtiyazla düzen tanımazlara af getirilerek kaçak yapılar yasallaştırılmıştır. Tahsis amacı değişikliği daha önce ilgili bakanlığın Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na talebi, Maliye Bakanlığı'nın ve valiliğin uygun görüşü üzerine Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından yapılabilirken, yapılan değişiklikle ilgili müdürlüğün talebi, mera komisyonunun ve defterdarlığın uygun görüşü üzerine valilikçe tahsis amacı değiştirilebileceği hükmü konmuştur. Konu daha bir baskıya açık hale getirilmiştir.

2005 yılında yapılan değişiklikle "Geçici Madde 3"teki imtiyaz daha da genişletilerek tahsis amacı değişikliklerinin ot bedeli dahi alınmaksızın yapılması hükmü getirilmiştir. İşgalciler ve düzen tanımazlar bu yolla daha da ödüllendirilmiştir.

Kanunda 2007 yılında yapılan değişiklikle meralar için sağlanan imtiyazlara "yaylak ve kışlaklar" da dahil edilerek imtiyaz alanı genişletilmeye devam edilmiştir.

Kanunda 2008 yılında yapılan değişiklikle de tahsis amacı değişikliği imtiyazı içerisine elektrik faaliyetleri ile jeotermal kaynaklı teknolojik seralar için ihtiyaç duyulan mera, yaylak ve kışlak arazileri de dahil edilmiştir.

Mera alanları üzerindeki baskı sadece bu değişikliklerle sınırlı değildir. AKP hükümetinin 2011 yılında çıkardığı 648 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapılmasına Dair KHK ile de meralar üzerinde bir takım tehdit unsurları oluşturulmuştur. Söz konusu KHK'nın 23. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu'na "Ek Madde 4" eklenmiştir.

O kadarki, geçici yerleşme yeri olarak uygun görülen mera, yaylak ve kışlakların ot bedeli alınmaksızın, tahsis amacı değiştirilebileceği, bu alanların sahiplerine 29 yıla kadar tahsis edilebileceği, bu yerlerde inşa edilecek yapılara bodrum katı hariç, 2 kata ve 200 m2 ye kadar yapı inşaat alanına izin verileceği hükmü getirilmiştir. Ancak anayasa Mahkemesi 2012 yılında bu değişikliği iptal etmiş, 2013 yılında ise çıkarılan kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde değişiklik yapılması ile bu istisnalar hemen hemen geri getirilmiştir.

Son olarak da yukarıda ifade ettiğimiz değişiklikle mera yaylak ve kışlakların tahsis amacı değişikliğinin önü açılmıştır. Yapılış şekli itibari ile rantsal dönüşüm ile özdeşleşen kentsel dönüşüm artık meralara kadar girmiştir. Bundan böyle meralarımızda hayvanlarımızın otlatılması yerine binalar yükselecektir.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluşunda ülke yüzölçümünün %56 sını (44 milyon hektar) oluşturan mera, yaylak ve kışlaklarımızın oranı günümüzde %19'a (14,6 milyon hektar) kadar gerilemiştir.

Ülkemizin yıllık kaba yem ihtiyacı 50 milyon tondur. Kaliteli kaba yem açığımız ise 14,3 milyon tondur. Türkiye 2012 yılında bir ilke imza atmış ve samanı dahi yurt dışından alır olmuştur.

Memlekette doğru dürüst mera bırakılmamıştır. Bu yasa ile de meralarda kentleşme içerisinde binalar görülecektir. Bu hükümetin Tarıma bakışını biliyoruz. İthalata dayılı tarım politikası yürüten bu hükümetin bu yasa ile Hayvancılığa nasıl bir darbe vurduğu ileride hep beraber göreceğiz. Hayvancılık politikasında ki çok büyük yanlışları olan bu hükümetin bu yasa ile hayvancılığı bitireceğini ifade etmek isterim. Hükümet işin kolayını bulmuş yandaşlarına birilerine para kazandırmak için ithalat yapıyor. Ucuz diye ithal edilen etler tüketiciye pahalı olarak ulaşıyor. İthalatın çözüm olmadığı bilinmesine rağmen ısrarla devam ediliyor. İnadına hayvancılık yapan üreticilerimizi de bu sahadan gönderdiğimizde çocuklarımız, torunlarımız meralarda otlayan hayvanları ancak ders kitaplarında, süt kamyonlarında ki resimlerde görebilecektir. Mera ile bağlantısı kalmayan hayvanların ürünlerinden sağlık beklemekte boş bir ümit olacaktır."

    Perşembe, 18 Eylül 2014 16:07

Bağlantılı Konular