Kılıçdaroğlu: "İnançlara, kimliklere insana saygılıyız"

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, "Biz çalmayız, hırsızlık yapmasını bilmeyiz, yapana da tahammül etmeyiz. Yetim malına, kul hakkına el uzatmayız." dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu alkışlarla karşılandığı Parti Meclisi toplantısında, PM'nin en genç üyeleri Ezgi Akar ile İrfan Önal'ı  da sağına soluna oturtarak konuşmasına başladı ve alkışlar eşliğinde konuşmasını şöyle tamamladı;

"Değerli arkadaşlarım, deniyor ki CHP gelirse ülkeyi yönetir mi? Efendim, CHP ülkeyi yönetemez. Hayatım da duyduğum en saçma laf. Devleti kuran parti bir devleti kuran parti devleti nasıl yönetemez? Şunu söylüyorlarsa haklılar. Bunlar iktidar olurlar ama bunlar çalmazlar. Çalmadıkları içinde devleti yönetemezler. Doğru. Biz çalmayız. Hırsızlık yapmasını bilmeyiz. Bizim ahlaki değerlerimiz yüksektir. Hırsızlık yapana tahammül etmeyiz. Yetim malına, kul hakkına el uzatmayız. Bizim temel özelliğimiz budur. Biz inançlara saygılıyız. Biz kimliklere saygılıyız. Biz insana saygılıyız. Biz çalmayız, çırpmayız. Biz her kuruşun hesabını halka vermeye amadeyiz. Halka hesap vermeyi namuslu görev kabul ederiz. Namusun bir gereği olarak kabul ederiz. Çünkü ben yeni doğmuş çocuğunda vergi ödediğini biliyorum bu ülkeye. Onun hakkını yiyemeyiz ve yedirmeyiz. Eğer 60 yıldır bize gelişmekte olan ülke diyorlarsa oturup düşünmemiz lazım. 60 yıldır ya. 60 yıldır nasıl gelişemedin sen? Kim yönetti bu ülkeyi? İktidar öyle bir sorun yaratıyor ki, öyle bir algı yaratıyor ki sanki bütün sorunların kaynağı CHP. Sokakta işsiz mi var? CHP. Yoksul mu var? CHP. Batak mı var Ortadoğu’da? CHP. AB’ye üye mi olamadık? CHP. Yağmur mu yağmadı? CHP. Barajlarda su mu eksildi? CHP. O gün fırtına mı oldu? CHP.

Bütün vatandaşlarıma söylüyorum; biz iktidar olmadık doğru uzun süredir. Bütün bu sorunların kaynağı ülkeyi yönetenlerdir. Benim görevim onun hatalarını senin önüne koymaktır. Ülkeyi yönetenlerden hesap sormayıp da onun hatalarını dile getirenlerden hesap sorun bir düzen doğru bir düzen değildir. Bozuk düzendir. O bozuk düzeninin önce değişmesi lazım. En büyük güç sensin ey halkım! En büyük güç sensin. Gücünün farkına varacaksın. Seni aldatanlardan hesap soracaksın.

Şu algıyı da değiştireceğiz. Efendim, biz söylüyoruz ama halk anlamıyor. Kimse kusura bakmasın. Sen anlatamıyorsun. Halk anlıyor. İşsizliği anlatırsan niye anlamasın? Yoksulluğu anlatırsan niye anlamasın? Anlar. Onun inancına saygı gösterirsen niye anlamasın? Kimliğine saygı gösterirsen niye anlamasın? Ona tepeden bakmazsan niye anlamasın? Anlar. Ben halkımızın dirayetine güveniyorum. Halkımıza da güveniyorum. Ona güveneceğiz ki, o da bize güvensin. Güvensizlik üzerine politika inşa edilmez. Korku üzerine politika inşa edilmez. Önce güveneceğiz. O da bize güvenecek. El ele vereceğiz. Omuz omuza yürüyeceğiz. Eğer bunu yapabilirsek sorunların büyük bir kısmını çözeriz değerli arkadaşlarım.

Değerli arkadaşlarım, ben halkımızın hep yeniliklere açık olduğunu düşünüyorum. Statükoyu halkımız hep reddetmiştir. Hayatım boyunca hep statükoyu reddettim. Hep yenilik aradım. Hep yeniliklerin peşinde oldum ve hep yeni arayışların içinde oldum. Son 4 yılda açıkça söylüyorum, en büyük değişimi yaşayan parti CHP'dir. Söyleminden tutun politikalarına kadar. Biz halkın partisiyiz. Halkın partisi olmak zorundayız. Halkın çıkarlarını savunmak zorundayız. Yeri geldiği zaman kendimizi de en acımasız şekilde eleştirmek zorundayız. Öz eleştiri yapmak zorundayız ki halk bize güvensin. Bunlar hatalarını da görebiliyorlar diyebilsin. Hatalardan dönememek diye bir kural yoktur. Erdem hatalardan dönmektir. Uygarlık hatalardan dönmektir. Medeniyetin özünde bu yatar. Bizde bunu yapacağız ve mücadeleyi böyle yapacağız.

Türkiye son 50 yılda çok büyük değişimler yaşadı. 50 yıl önce nüfusun %70'i kırsalda yaşardı. Bugün %78'i kentlerde yaşıyor. Bu kadar hızlı bir değişim oldu. Ne oldu? Kırsalda yaşayan o insanlar kimlikleriyle, inançlarıyla, yaşam tarzlarıyla kente geldiler. Gettolar oluşturdular. Kendi kültürlerini korumak için. İnançlarını, yaşam tarzlarını korumak için. Biz onlara saygı duyacağız. Onların içinde bulundukları koşulları, ekonomik sıkıntıları görmedik, yaşam tarzları eleştirilmeye başlandı bu doğru değil. Kentleşmenin bir süreci vardır. Dün geldin bugün kentli olacaksın diye bir kural yoktur. Çetin Altan'ın güzel bir lafı var; üç kuşağı kente geçmeyen kentli olmaz diyor. Böyledir bu işler. Değişimi göreceğiz. Önümüzde bütün bu değişim. Bunu fırsata çevirmekte elimizde. Bunu yapabilir miyiz? Yapabiliriz. Bu güç var mı? Bu güç var. Bu birikim var mı? Bu birikimde var. Yeter ki yönümüzü, ufkumuz iktidara çevirelim. Türkiye'yi bu bataktan çekip çıkaralım.

Kaygıyı sadece biz yaşamıyoruz. Bütün uygar dünya kaygıyı yaşıyor. O kaygılardan Türkiye'yi kurtarmamız gerekiyor. Biz sosyal demokrat bir partiyiz. Sosyal adaletçi bir partiyiz biz. İnsanı politikanın merkezine alan bir partiyiz biz. Sosyal demokrasi o demek zaten. Vatandaşın derdini çözmek demek sosyal demokrasi. Yeni sorunlar yaratmak demek değil. Özgürlükten söz ediyoruz. Sofrası özgür olmayanın özgürlükten bir şey anlayacağını sakın düşünmeyin. Önce o sofranın özgür olması lazım. Adamın karnı doyacak önce. Karnı doyacak ki komşusunun hangi halde olduğunu sorsun kendisine. Kendisi açsa ona hangi özgürlükten, hangi demokrasiden söz edeceksiniz. Akşam eve ne götüreceğim diye, onun en büyük derdi o. Önce o insanı o dertten kurtaracağız. Herkesin aşı, işi olacak. Herkesin sosyal güvencesi olacak. Kimse kimseye el avuç açmayacak, yalvarmayacak. Sosyal devletin koruması altında olacak. Bu vahşi kapitalizm düzeninden bu toplumu kurtaracağız. Güçlü, uygar, birbirimizi anlayan, inançlara, kimliklere, mezhebe her şeye saygılı yaşam tarzlarına saygılı bir sosyal devleti yeniden inşa edeceğiz.

Değerli arkadaşlarım, işimiz bütün anlatım ama işimizin kolay olmadığını bende biliyorum. Bir tek parti devletine karşı mücadele ediyoruz. Valisi var, kaymakamı var, müdürü var hepsi var. Tek parti devleti var. Biz bizim iktidarımızda devletin valisi olacak. Ama o vali iktidarın değil halkın valisi olacak. Müdür? İktidarın müdürü değil halkın müdür olacak. Ona hizmet edecek. Devleti bir baskı unsuru olmaktan çıkaracağız. Devlet halka hizmet eden bir mekanizmaya dönüşecek. Ana hedefimiz bu olacak. Buyurun bir işadamı konuşsun. Ertesi gün vergi müfettişleri kapısında. Böyle devlet mi olur? Bizim iktidarımızda işadamları çıkacak, özgürce konuşacaktır. Bir gece yarısı yasalar değişmeyecek. Oturup, tartışacağız. Toplum sindirecek yasaları.

Bütün bunların hepsini yapmak bizim elimizde. Ama en önemli adım halkı kazanmakta. Onun derdine bizim derman olacağımızı anlatmakta. Gencimiz, yaşlımız, kadınımız, erkeğimiz, kırsalda yaşayanımız, kentte olanımız hep beraber çalışmak zorundayız. Biz kendimiz için değil, halk için çalışacağız. Kendimiz için değil, bu ülke için çalışacağız. Kendimiz için değil, çocuklarımız için çalışacağız. Hiçbir ayrım yapmayacağız. Türkiye'yi çağdaş uygarlığa taşımak bizim boynumuzun borcudur.

Hepinize en içten teşekkürlerimi sunuyorum değerli arkadaşlarım."

    Cumartesi, 13 Eylül 2014 10:46

Bağlantılı Konular