"Ufkumuzu iktidara çevirelim, Türkiye'yi bataktan çekip çıkaralım"

CHP Lideri Kılıçdaroğlu kurultaydan sonra en yetkili organ olan Parti Meclisi'nin ilk toplantısında İktidar hedefi koydu, CHP'nin sorumluluğuna ve kurultayıyla algıları yıkmasına dikkat çekti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuşması şöyle;

"Parti Meclisimizin değerli üyeleri, değerli basın mensupları, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. 18. Olağanüstü kurultayımızı yaptık. Bir şenlik havası içinde yaptık, bir demokrasi bayramı havası içinde yaptık. Bizim açımızdan çok önemliydi böyle bir havayı vermek. Çünkü şu algının kırılması gerekiyordu. Cumhuriyet Halk Partisinde kurultaylar olur ama mutlaka kavgalarda olur. Benim Genel Başkanlık yaptığım dönemde hiçbir kavgaya izin vermedim. Bu algıyı yıktık, yerle bir ettik. Rakipte olsa demokratik bir ortamda çağdaş bir anlayışla, uygar bir anlayışla yarışabiliyoruz.

Bu kurultayın bir başka önemi daha var. Demokrasisi felç olmuş bir ülkede bir demokrasi şöyleni gerçekleştirdik. Ayaklarımızın altından demokrasi kayıyor ama biz bir demokrasi şöleni gerçekleştirdik. Bu çok önemli. Bu halkın belleğine şöyle bir gelecek bırakır. Eğer bir ülkede demokrasi yoksa, eğer Türkiye'de demokrasi kan kaybediyorsa bunu geriye getirecek olan parti Cumhuriyet Halk Partisidir. Demokrasinin en zayıf olduğu bir dönemde kurultayıyla bütün Türkiye'ye, dünyaya güzel bir demokrasi dersi verdi. Bizim açımızdan bu çok önemli. Biz bu ülkeye çok partili rejimi getiren bir siyasi gelenekten geliyoruz. Demokrasiyi her ortamda savunduk. Bu bizim için çok önemliydi.

Değerli arkadaşlarım, sizlerde tabi benim gibi kurultaydan seçilerek geldiniz. Dolayısıyla hem benim, hem de sizlerin sorumlulukları var. Bir siyasal partide belli bir makama gelmek belli bir sorumluluğu almak demektir. Bende bir sorumluluk aldım, sizlerin de sorumluluğu var. O sorumluluğun bilincinde hareket edeceğiz. Bizim sorumluluklarımız çok daha ağır. Çünkü bizim bir geçmişimiz var. Bizim bir demokrasi mücadelemiz var. Bizim demokrasi mücadelesi yolunda şehitleri olan bir partiyiz biz. İl başkanlarımız, ilçe başkanlarımız öldürüldü. O nedenle bizim sorumluluklarımız diğerlerine göre çok daha fazla. Türkiye'yi içinde bulunduğu girdaptan çekip çıkarmak bizim sorumluluğumuzda. Bu umudu vermeliyiz. Bu yönetimi, bugünkü yönetimi Türkiye hak etmiyor. Sadece biz kaygıyla izlemiyoruz bütün çağdaş dünya kaygıyla izliyor Türkiye'deki gelişmeleri. O kaygıyı giderecek olan yine bizleriz. Amacımız ne? Demokrasisi zengin, ülkesi zengin, insanı zengin bir toplum yaratmak. Huzur içinde yaşayan bir toplum yaratmak. Huzur içinde yaşayan ama demokrasi yolunda birbiriyle yarışan bir toplum yaratmak. Herkesin düşüncesini özgürce dile getirdiği, yaşam tarzlarına kimsenin müdahale etmediği, kimliği ve inancı nedeniyle kimsenin ötekileştirilmediği bir Türkiye'yi yaratmak istiyoruz biz. Hedefimiz bu, amacımızda bu.

O nedenle Genel Başkan olarak benim, Parti Meclisi üyeleri olarak sizin sorumluluklarınız var. Sadece bizlerin mi? Hayır. Genel Başkanından sade parti üyesine kadar, Genel Merkezinden beldedeki örgüte kadar hepimizin sorumlulukları var. Bu sorumluluk bilinciyle hepimizin ortak hareket etmesi lazım, ortak ses çıkarması lazım. Önemli bir süreçten geçiyoruz herkes gözlerini çevirmiş Cumhuriyet Halk Partisine bakıyor. Dolayısıyla bizim sorumluluklarımız çok daha fazla.

Değerli arkadaşlarım, demokrasinin sandıktan ibaret olmadığını pek çok kişi söyledi. Doğrudur demokrasi sandıktan ibaret değildir. Sandıktan çıkanların ülkeyi yönetirken hukuka uymaları gerekir. Hukukun üstünlüğüne uymaları gerekir. Hukuk çerçevesinde hareket etmesi gerekir. Sandıktan çıktım istediğimi yaparım. Bu demokrasi değildir. Bu başka bir şeydir.

İki; sadece bu da yetmiyor. Hukuk çerçevesinde hareket ederim ama beni seçenler beni denetleyecek. Halkın denetimine açık olacak. Denetimsiz bir yönetim olmaz. Demokrasilerde yok böyle bir şey. O nedenle demokrasiyi çok iyi anlatacağız, hukuku da çok iyi anlatacağız. Hukuk devletinde değerli arkadaşlarım özetle yönetenlerinde, yönetilenlerinde sorumlulukları var. Kurumlarında sorumlulukları var. Herkes hukuk çerçevesinde hareket etmek zorundadır. Hukuk açısından ciddi açmazlarımız var.

Değerli arkadaşlarım, gidelim sokaktaki sade vatandaşa soralım hukuk önünde sen bütün vatandaşların eşit olduğuna inanıyor musun diye bir soru soralım. Emin olun %90'ı hayır böyle bir eşitlik yoktur der. Eğer vatandaş hukuk önünde herkesin eşit olmadığına inanıyorsa bir sorunumuz var. Oysa anayasamızda yani anayasa derken 12 Eylül darbe anayasasında hiçbir sınıfa, kişiye, zümreye imtiyaz tanınamaz der. Herkes hukuk önünde eşittir der. Darbe anayasasında bu yazar, bugün geldiğimiz noktada darbeden şikayet eden siyasal iktidar yurttaşları hukuk önünde eşit kılmıyor. İmtiyazlı bir sınıf yaratıyor. Kimsenin dokunmadığı imtiyazlı bir sınıf. Eğer birilerine yargı dokunmayacaksa, birileri hakkında denetim yapılmayacaksa o zaman bu ülkede demokrasiden söz edemeyiz."

    Cumartesi, 13 Eylül 2014 10:24

Bağlantılı Konular