"Rehin alınan, Hükümet'in IŞİD terörü ve vahşetiyle mücadele iradesi ve kararlılığıdır"

CHP Bursa Milletvekili Aykan Erdemir, TBMM’de basın toplantı düzenledi, gündem hakkında açıklamalarda bulundu.

CHP Bursa Milletvekili Aykan Erdemir, bugünün 1980 askeri darbesinin 34. yıldönümü olduğunu hatırlatarak, "Bugün IŞİD saflarında savaşan en az bin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bulunmaktadır. Buna karşın hükümetin IŞİD karşıtı koalisyona destek amacıyla herhangi bir personel görevlendirmesi yapıp yapmayacağı belli değil. Bu mücadelede Türkiye insan kaynağı noktasında IŞİD karşıtı koalisyonun değil, IŞİD'in yanında olduğu bir mücadele algısını vermektedir" dedi. Bursa Milletvekili Erdemir, Rehin alınanların yalnızca vatandaşlarımız değil aynı zamanda da Hükümet'in IŞİD terörü ve vahşetiyle mücadele iradesi ve kararlılığı olduğunu söyledi.

İstanbul Hukuk Fakültesi'nin 1982 yılında darbenin mimarlarından Kenan Evren'e fahri doktora verdiğini, aynı üniversitenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a da bu ünvanı verdiğini ifade eden ve buna ilişkin fotoğraflar gösteren Erdemir, "Gün gelecek bu fotoğraf da tıpkı diğer fotoğraf gibi halkımızdan ve dünya kamuoyundan layık olduğu muameleyi görecektir" dedi. Erdemir, bu yaklaşımın Türkiye'nin önemli eğitim kurumlarından biri olan üniversite için de talihsiz bir rastlantı olduğunu söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin Ankara'ya yaptığı ziyarete ve Türkiye'nin IŞİD konsundaki tavrına da değinen Erdemir, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun IŞİD konusunda kafa karışıklığı yaşadığını ifade etti.

CHP Bursa Milletvekili Erdemir'in konu ile ilgili tespit ve değerlendirmeleri şöyle; "Rehin alınan yalnızca vatandaşlarımız değil aynı zamanda da Hükümet'in IŞİD terörü ve vahşetiyle mücadele iradesi ve kararlılığıdır.

Bugün 12 Eylül 1980 darbesinin 34. yıldönümü. 50 kişinin idam edildiği, 171 kişinin işkencede öldürüldüğünün belgelendiği, 299 kişinin cezaevlerinde yaşamını yitirdiği ve milyonlarca insanımızın mağdur edildiği bir vahşetin yıldönümü. En az bu insanlık ayıbı kadar utandırıcı olan ise hukuku katleden darbeci general Kenan Evren'e 1982 yılında İstanbul Hukuk Fakültesi tarafından fahri hukuk doktorası ve fahri hukuk profesörü unvanları verilmesidir.

Ne ilginçtir ki yine aynı üniversite Berkin Elvan'ı ve acılı annesini meydanlarda yuhalatan Recep Tayyip Erdoğan'a dünya barışına yaptığı katkılardan dolayı fahri doktora unvanı bahşetmiştir. Gün gelecek bu fotoğraf da tıpkı diğer fotoğraf gibi halkımızdan ve dünya kamuoyundan layık olduğu muameleyi görecektir. 12 Eylül 1980 vahşetinden ve uzantısı uygulamalardan gereken dersleri çıkarabilediğimizi umuyor, "Bir daha asla!" demek istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi olarak dünün ve bugünün baskıcı rejimleri karşısında aynı kararlılıkla durduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Biliyorsunuz Türkiye, Cidde'de düzenlenen ve IŞİD ile mücadele kararlılığının vurgulandığı Terörle Mücadele Toplantısı'nın sonuç bildirgesini imzalamadı. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Ankara'nın Suudi Arabistan'daki zirvede IŞİD bildirisini imzalamaması ile ilgili olarak, "Türkiye'nin üstesinden gelmesi gereken hassas sorunlar var" dedi.

Bugün buradan sormak istiyorum? Davutoğlu'nun üstesinden gelmesi gereken hassas sorunlar nelerdir? Bu hassas sorun IŞİD'i bir terör örgütü olarak nitelemekten kaçınan ve "öfkeden bir araya gelen reaksiyon" diye tanımlayan Davutoğlu'nun kafa karışıklığı olabilir mi?

Biz Davutoğlu'nda aynı kafa karışıklığını Boko Haram terör örgütü söz konusu olduğunda da görmüştük. Boko Haram ile ilgili olarak dönemin Dışişleri Bakanı Davutoğlu'na 24 Mart 2014'te, 9 Mayıs 2014'te ve 11 Haziran 2014'te üç farklı yazılı soru önergesi verdim. Ancak bunların hiç birine yanıt alamadım. Davutoğlu masum insanları katleden ve kız çocuklarını kaçırıp köle ve cariye olarak satan Boko Haram örgütünü de terör örgütü olarak nitelemekten kaçınmaktadır. Umarım kafa karışıklığını sonlandırıp yazılı soru önergelerime en kısa zamanda yanıt verebilir.

Kafa karışıklığı yalnızca Davutoğlu ile sınırlı değildir. Dünya kamuoyu Türkiye'nin IŞİD noktasından nerede durduğunu anlamaya çalışmaktadır. Bugün IŞİD saflarında savaşan en az 1000 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bulunmaktadır. Buna karşın Hükümet'in IŞİD karşıtı koalisyona destek amacıyla herhangi bir görevlendirme yapıp yapmayacağı belli değildir. Bu mücadelede Türkiye insan kaynağı noktasında IŞİD karşıtı koalisyonun değil IŞİD'in yanında gözükmektedir.

Musul Başkonsolosumuzun da aralarında bulunduğu 49 vatandaşımız için endişeli bekleyişimiz sürmektedir. Kendilerinin bir an önce serbest bırakılmasını ve ailelerine kavuşmalarını diliyoruz. Dünya kamuoyundaki algı odur ki rehin alınan yalnızca vatandaşlarımız değil aynı zamanda da Hükümet’in IŞİD terörü ve vahşetiyle mücadele iradesi ve kararlılığıdır.

Davutoğlu başta olmak üzere AKP Hükümeti'ni kafa karışıklığından kurtulmaya, bir terör örgütünce rehin alınan iradelerini özgürleştirmeye ve kamuoyuyla ilkeli ve samimi bir duruşu paylaşmaya davet ediyorum."

Anahtar Kelimeler
    Cuma, 12 Eylül 2014 14:57

Bağlantılı Konular