"17-25 Aralık'ı örttüler, takibattan çıkarttılar"

CHP Sözcüsü Haluk Koç, "17 - 25 Aralık'ı örttüler, takibattan çıkarttılar. Bunu hiç kimse aklının ucuna bile getirmesin. Sayın Erdoğan yaşadığı sürece bu iş bitmeyecek. Bugün talimatla kapatabilir, talimatla elinizdeki güçle örter gibi gözükebilirsiniz. Ama o takibattan kurtulamayacaksınız. O sizi arkanızdan gölgeniz gibi takip edecek" dedi.

CHP Sözcüsü ve Genel Başkan yardımcısı Prof.Dr Haluk Koç Genel Merkez'de CHP MYK toplantısı başlamadan önce basın toplantısı yaptı, kurultay hakkında bilgi verdi ve soruları yanıtlarken de şunları söyledi;

"Hoşgeldiniz. Bir yarım saat gecikmeyle Merkez Yönetim Kurulu toplantısı başlayacak. Bu hafta alışılmış düzeneğin dışına çıkıyorum basın toplantısında. Genellikle o haftanın siyasi olaylarını değerlendiren bir parti gözlemini sunuyordum. Ama bu sefer 5 - 6 Eylül Cuma, Cumartesi günleri Ankara'da yapılacak olan Cumhuriyet Halk Partisi 18. Olağanüstü kurultayıyla ilgili bazı bilgileri sizlerle paylaşarak başlayacağım. Daha sonra sorularınız olursa yanıtlayabilirim. Yani ana odak noktası söylediğim gibi kurultayla ilgili süreç değerlendirmesi olacak.

Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra bir kurultay dile getirildi bazı arkadaşlarımız tarafından ve imza toplamasını beklemeden de yani tüzükte gerekli olan imza sayısını beklemeden de Cumhuriyet Halk Partisi Sayın Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tüzükte kendi yetkisine dayanarak olağanüstü kurultayın toplanmasını, seçimli kurultay toplanmasını istedi ve hazırlıklar bu yönde geliştikten sonrada 5 - 6 Eylül'de Ankara Ticaret Odasının diğer spor salonları o tarihte Fiba organizasyonu ve öncesindeki meşguliyet dolayısıyla Ankara Ticaret Odasının kongre kompleksinde bu kurultay düzenlenecek.

Şimdi değişik tartışmalar oluyor. Resmi bir açıklama yapmamıştım şimdiye kadar onun için bugünkü konuşmanın özünü bu süreçle ilgili değerlendirmeye ayırıyorum. Yarın saat 11.00'de de bugün ana hatlarıyla salon hazırlanacak, yarın rötuşlar kalacak. Yarın saat 11.00'de de ATO'da kongre merkezinde size alan tanıtımıyla ilgili görsel zenginliği de olan bir sunum yapacağım.

Olağanüstü kurultaylar biliyorsunuz kurultay çağrısı yapanların gündemiyle sınırlıdır. Sadece siyasi partilerde değil, dernekler ve sendikalarda da bu süreç işler. Dolayısıyla olağanüstü kurultayın gündemi de bundan 15 gün önce çeşitli ulusal boyutta yayın yapan gazetelerimizde yayınlanmıştır. Divan teşekkülünden sonra Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığına aday olmak isteyenlerin 26 – 27 Şubat 2012 tarihinde yapılan tüzük değişikliğinden sonra o süreçte aday olmayı zorlaştıran koşulların belli bir mücadeleyle kaldırılmasından sonra, yani divan önünde kendini belgeleyerek imza atma, bir Genel Merkez yönetiminin önünde bir esir pozisyonunda imza atma rezaleti diyeyim kaldırıldıktan sonra dışarıda imza topluyorlar. %20 şartı da %10'a düşürülmüştü o kurultayda. Yani aday olmanın önündeki antidemokratik süreçler yine bu yönetim tarafından kaldırılmıştı. Bunu herkese hatırlatmak istiyorum. Bu kazanımlar elde edilirken, bu kazanımlar elde edilinceye kadar sesini çıkartmayanların bugün bu demokratik haklardan faydalanmasını biz memnuniyetle karşılıyoruz. Onu da ifade edeyim.

Divan oluştuktan sonra aday ya da adayların topladıkları imzalar divan tarafından değerlendirilecek ve aday ya da adaylıklar kesinleştirilecek. Ondan sonrada çekilecek divandaki kuraya göre Genel Başkan aday ya da adayları konuşmalarını yapacaklar ve ondan sonrasında bir faaliyet raporu görüşmesi yok. Olağanüstü kurultaydan bahsediyoruz. Bir hesap raporu görüşülmesi yok. Dolayısıyla faaliyet raporu ve hesap raporu üzerinde söz alma maddesi yok, görüşme yok. Daha sonra seçimlere geçilecek. Daha önceki kurultaylarda alışılageldiğimiz bir sahne vardır. Takip eden basın mensupları bunu çok iyi bilir. Cumhuriyet Halk Partisi kurultayları çok sesli olduğundan, çok adaylı olduğundan, bilhassa parti organları için çok sayıda kişi aday olduğundan böyle bir demokratik kendini tanıtma süreci olur. O da bir kargaşaya yol açar. O kargaşa düzensizlik olarak yorumlanır. Tam tersine düzensizlik değil demokrasinin yansımasıdır, insanların kendilerini anlatma gayretleridir. Seçilebilmek için kendisini tanıtma gayretleridir.

Seçim yan salonda 1500 metrekarelik büyük bir alanda 24 sandıkta, 72 her sandıkta 3 kabin olmak üzere 72 kabinde süratle yapılacaktır. Daha sonra tüzük değişikliğiyle ilgili yine bizim kendi iç tüzüğümüzün gerektirdiği bir toplantı bugün veya yarın yapılacak. Çok sınırlı teknik anlamda bir iki düzeltmeye açık olan bir tüzük değişikliğinden bahsediyoruz. Hiç kimsenin siyaset olarak kendisine konu etmesini gerektirecek hiçbir boyut yoktur. Bunlar daha sonrasında mahcubiyet olarak geri döner ifade edeyim. Daha öncesinde kazanılmış parti içi demokrasinin genişletilmesine dönük hiçbir madde de bir geri adım sözkonusu değildir.

Bir kere daha ifade etmek istiyorum burası önemli çünkü. Bu kazanımlar elde edilirken seslerini çıkartmayanlar ya da bu dar elbise giydirilirken alkış tutanlar bugün hiç feveran etmesinler hiç gerek yok. Çünkü bir geriye dönüş kesinlikle sözkonusu değildir. Bunu gerek çarşaf liste uygulamasında, gerek daha sonraki seçimlerdeki aday seçme yönetimiyle ilgili tüzükte ne varsa Sayın Genel Başkanımızın geçen gün verdiği röportajda da ifade ettiği gibi kendi görüşünü de orada altını çizerek ifade etti. Bunlar korunacaktır. Hiç kimse bunlar üzerinden daha önce taşıyamadıkları, savunamadıkları demokrasi vurgusunu yapmaya kalkmasın. Çünkü onu savunanlar bugün o maddeleri parti içerisinde hayata geçmesini sağlayanlar burada.

Değerli arkadaşlarım, 46 tane bazıları tercümanla 46 tane diplomatik misyon temsilcisi katılacaktır. Bunlarla ilgili Dış ilişkilerden sorumlu birimlerimiz bu konuklarımızın yerleştirilmesi ve salonda konuçlandırılmasıyla ilgili çalışmalarını yürütmüşlerdir. Yine 3152 koltuk kapasiteli bir salondan bahsediyoruz. Oldukça büyük bir salondur. 3152 oturma numaralı koltuktan bahsediyorum. Burada 1218 delege, artı Parti Meclisi, artı Yüksek Disiplin Kurulu, artık milletvekillerimiz her birisi ve partiye emeği geçmiş daha önceki Sayın Genel Başkanlarımız, Sayın eski Genel Sekreterlerimiz, eski bakanlık görevinde bulunan arkadaşlarımız, şuanda büyükşehir belediye başkanı olan arkadaşlarımız, il belediye başkanı olan arkadaşlarımız isimleri yazılı bir şekilde konuk edileceklerdir. Buna delegelerde dahil. Yani her delegenin yarın orada da göstereceğim. Her delegenin salonda oturacağı koltuk bellidir, numarası bellidir, seçime geçildiğinde hangi sandıkta hangi sırayla oy kullanacağı da bellidir. Bir karışıklık ve zaman kaybı olmayacaktır.

Bütün bu konuklarımızın yanında son dönemdeki toplumsal olaylarda ana gündem maddesi olan yaşanmış bazı olaylar var. Gezi olayları gibi, Uludere olayı gibi, Soma gibi ve uzun bir süreçte gazilerimiz var, şehitlerimiz var. Bütün bunların temsilcilerinin de, bu kesimlerin temsilcilerinin de konuk edileceği ayrı bir bölüm olacaktır. Yine 17'ye yakın siyasi parti temsilcisi konuk olarak, gözlemci olarak kurultayımıza katılacaklardır. Yine önemli sivil toplum kuruluşlarının, meslek odalarının yetkililerine de davet gitmiştir. Onların da icabet ettikleri takdirde yine konuk bölümünde, protokol bölümünde yerleri ayrılmıştır.

Değerli arkadaşlarım, kurultay delegesi olmayan 28 tane il başkanımız var. Onlarda kendi kurultay delegasyonlarıyla beraber illerine ayrılan bölümde yine isimlerine özel ayrılmış koltuklarda kurultayı izleyeceklerdir.

Bunun yanında, yani bu 3152 koltuk kapasiteli ki bunun 1500'e yakını izleyici olacak. Onun dışında hem 3. katta 2 ayrı büyük LED ekrandan, hem ana giriş bölgesinde 6000 kişiden daha fazla izleyiciyi oturarak kurultayı paralel takip edebileceği şöyle tarif edeyim alttaki LED ekranın boyutu 40 metrekare aynı anda izleme imkanı da vardır. Bir giriş sıkıntısı sözkonusu değildir. Protokol, onur üyeleri ve delegeler ayrı bir kapıdan, izleyiciler ayrı bir kapıdan alınacaktır. Doğal olarak Türkiye'de güvenlik son derece önemli bir sorundur. Bununla ilgilide emniyet birimleriyle arkadaşlarımız, parti yetkililerimiz görüşerek Ankara Emniyet Müdürlüğünün de katkıları için teşekkür ediyoruz. Gerekli önlemler alınmıştır.

Bunun dışında değerli arkadaşlarım, basını ilgilendiren 905 köşe yazarı, genel yayın yönetmeni, haber müdürleri, Ankara temsilcileri, muhabirler, kameramanlar, foto muhabirleri, canlı ekibi orada görevli arkadaşlar, internet medyası temsilcileri ve yerel medyadan arkadaşlarımız 905 kişi kurultayımızı izleyecektir. Ama ana salonda merkezi bir yayın 6 kamera ve gerekli teknik donanımla merkezi bir yayın yapılacaktır. İki ayrı büyük salonda da yine paralel kurultay salonlarında alışık olduğunuz bir yandan kurultay akarken bir yandan da değişik yayın organlarının temsilcileri biliyorsunuz konuk alırlar canlı yayına. Yine onlarda kurultay logoları önünde paralel salonlarda istedikleri şekilde istediklerini konuk alarak kendi yayın akışlarını sürdüreceklerdir. Arkadaşlarımızı da gerekli kolaylık sağlanmıştır.

Şunu ifade ediyorum iktidar partisinin kendisine göre demokrasi tarif ettiği bir Türkiye'de bulunuyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi her ne kadar önyargılı havuz medyası diye tarif ettiğimiz çeşitli yayın organlarının cirit attığı bir Türkiye'den bahsediyorsak da Cumhuriyet Halk Partisi hiçbir yayın kuruluşuna yazılı ya da görsel bir akreditasyon sınırı getirmemiştir. İsteyen herkes kendi merceğinden kurultaya katılabilir, istediği yayını yapabilir. İsteyende istediği tezviratı yapabilir. Özgürlük sonsuzdur. Basın özgürlüğüne saygımız var. Günü geldiğinde belki yaptıkları tezviratlar için bazıları özeleştiri de bulunurlar kendi mesleklerinin etiği bakımından.

Bu farkı da ifade ettikten sonra içeriden 6 canlı kamerayla merkezi yayın yapılacak. Bunlar dediğim gibi tüm yayın kuruluşları tarafından alınabilir. Ama içeride aktüel kameralara hem salon boyutuyla, daha önce yapılan benzer organizasyonlardaki tecrübeler gereğince aktüel kameralara izin verilmeyecek. Onlar sadece ana salonun, oditoryumun dışında görevlerini istedikleri gibi yapabileceklerdir. Zaten iki saate yakın bir süremiz var. İki saatten sonra seçime geçileceği için bütün kongre merkezinin alanları siyaset alanıdır, kulis alanıdır. Hiç kimseye bir sınırlama yoktur. Katılan konukların öyle yemeği yine orada karşılanmaya çalışılacaktır. Oradaki tüm içecek, çay, kahve, simit, su gibi şeylerde yine merkezi olarak sağlanacaktır. Dışarıdan herhangi bir para ödeyerek herhangi bir şey almaya diğer salonlarda olduğu gibi gerek kalmayacaktır.

Burada alnımızın akıyla bu süreçten çıkacağımızı düşünüyorum. Herkesin bu sürece sağduyulu yaklaşması gerektiğini ve Türkiye'de demokrasiyi hedefleyen bir siyasi çatının kendi içinde de demokrasiyi uygulama noktasındaki hassasiyetlerinin Genel Merkez tarafından da sürdürüleceğinin herkes tarafından bilinmesini istiyorum. Adaylık iddiasında bulunanların bu noktadaki iyi niyeti farklı noktalara çekmemeleri konusunda sağduyulu olduklarına da inancımı bir kere daha belirtmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, basın için iki ayrı renkte kart var. Bir sarı, bir mavi. Sarı olanlar ana salonda genellikle köşe yazarı, genel yayın yönetmeni, muhabir, değerlendiriciler. Ama demin söylediğim basının diğer yan dallarında görev yapan tüm arkadaşlarımızda dediğim bölümlerde kurultayı takip edeceklerdir.

Yarın saat 11.00'de salonda da bugünkü temel yerleşimler sağlandıktan sonra bu bahsettiğim süreci alanda canlı olarak da sizlerle paylaşma imkanı olacaktır. 15 - 20 dakikalık bir değerlendirmeyi de orada yapmayı düşünüyorum.

Benim bugünün ağırlığı içerisinde başka bir siyaset konusuna değinmedim. Sorularınız olursa yanıtlayabilirim.

Soru: "Saadet Partili yöneticisi Mehmet Bekaroğlu'nun partiye üyelik başvurusu yaptığı yönünde bir açıklama geldi Rize Fındıklı ilçe başkanından. Genel Sekreterliğe gönderdim şuanda Genel Merkezde o başvuru dedi. Bugün devam eden MYK'da ele alınacak mı? Bekaroğlu bugün üye yapılacak mı?"

Haluk Koç: "Başlıyor başlamadı daha birazdan başlayacak. Bende MYK'nın akışı içerisinde basın toplantısını yapıyordum ama bugün bir kayma oldu ve saat 14.00'te de iktidar partisinin çiçeği burnunda sözcüsü bir açıklama yapacağından bütün medya kanallarında öncelik her zaman için haklı olanın değil de güçlü olanın yanında olduğu için biz 13.30'da bir değerlendirme yapmayı uygun gördük. Bundan sonraki toplantı bölümünde gelirse konu onu daha sonra sizlerle paylaşırız. Ama şunu söyleyeyim, Cumhuriyet Halk Partisinin ilkelerini, Cumhuriyet Halk Partisinin programını, Cumhuriyet Halk Partisinin gelecekteki mücadelesini omuzlamak isteyen, paylaşmak isteyen, bu yolda saf tutmak isteyen herkes bu beyandan sonra bu ilkeler doğrultusunda Cumhuriyet Halk Partisine üye olabilir. Tıpkı basına getirilen akreditasyon sınırlaması gibi Cumhuriyet Halk Partisine üye akredite etmek ya da etmemek lüksü yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi bir kitle partisidir. Dediğim gibi ilkeleri, programı, mücadeleyi, geleceği paylaşan herkes Cumhuriyet Halk Partisine üye olabilir. Sayın Bekaroğlu'da bu kapsamda bir karar verdiyse Cumhuriyet Halk Partisine tabi ki üye olabilir."

Soru: "HSYK üyeliği için seçimlere yönelik tartışmalar sürüyor. Resmi başvurularda yapıldı. Başbakandan bazı açıklamalar geliyor. Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz gelen açıklamaları?

Bir ikinci olarak da Genel Başkan seçiminin ardından ilk gün tamamlanacak mı kurultay? İkinci güne diğer bölümler mi kalacak?"

Haluk Koç: "İkinci sorunuzdan başlayım. Genel Başkan seçiminden sonra süreye bağlı. Ama daha önceki kurultay akışlarına göre epey bir zaman tasarrufu olacak. Çünkü oy verme alanı ayrı olduğundan. Tekrar oy verme alanı düzenlemesi olmayacağından büyük bir zaman tasarrufu olacak. İlk gün içerisinde tüzük komisyonu çalışmalarını bitirirse söylediğim teknik boyutlu çok dar kapsamlı tüzük değişikliğiyle ilgili görüşme ilk gün olabilir. Bu programın akışı içerisinde. Birinci gün şu, ikinci gün şu diye bir sınırlama yok. Ama Parti Meclisi seçimleri bizde tek yetkili bir padişahın emrettiği yazılı bir blok listenin, daha önce biz bunları da yaşadık. Bir blok listenin padişahın emirleri doğrultusunda oraya gelen kullar tarafından, delegeler tarafından sandığa atılma işleminden ibaret olmayan bir seçimden bahsediyoruz. Yani herkesin aday olabileceği, tabi ki çeşitli anahtar listeler çıkabilir bu da demokrasinin bir gereğidir. Geçen kurultay yanlış hatırlamıyorsam 450'ye yakın aday olmuştu. Bu kurultayda bu sayıda geçebilir bilemiyorum. Bunların hepsinin çarşaf bir listede yer alacağı ve her bir kurultay delegesinin çıkıp en çok 52 en az 47 kişiyi işaretleme özgürlüğüne sahip olacağı, burada çeşitli anahtar listelerin rehberliğinde oy kullananlar olabilir veya farklı değerlendirme yapanlar olabilir. Kimse kimsenin elinden tutmuyor, kimse kimseye talimat vermiyor, kimse kimseye direktifte vermiyor, bir seçim emri de vermiyor. Cumhuriyet Halk Partisinin farkı bu. O yüzden çarşaf listede oy kullanma delege başına 15'le 20 dakika kadar sürer. Halbuki blok listeyle 10 saniyedir. Çünkü orada bir emir yerine getirilir. Bakınız şekil 27 Ağustos'ta yaşanan AKP kongresi. Bizdeki uygulama farklı.

HSYK sorusuna gelince, beraber biz bu yollarda şarkısı bitti. Şimdi aslında yollar paralel. HSYK'nın adaylık başvurusuyla ilgili değişik açıklamalar görüyoruz. Dediğim gibi geçen HSYK seçimleri aklıma geliyor. Geçen HSYK seçimlerinde Ardahan'dan Edirne'ye kadar bilhassa az sayıda hakim ve savcının bulunduğu yerlerde bu nasıl bir demokrasi anlayışıysa aynı AKP'de tarif ettiğim blok liste uygulaması HSYK seçimlerinde de bütün Türkiye'de blok liste uygulamasına dönüştü hatırlıyorsunuz. Daha sonra yaşanan süreci, sıkıntıları da biliyorsunuz. Bu süreçte nasıl bir şekillenme olacak. Değişik yargı kuruluşlarının, sendikalarının, birliklerinin açıklamalarını görüyorsunuz. Yani AKP kendi kafasına göre, kendi meşrebine göre hakim, savcı ayarlamakta güçlük çekiyor. Mevcutlar zaten şuanda 17 - 25 Aralık'ı örttüler, takibattan çıkarttılar. Hiç kimse aklının bir ucuna getirmesin. Şuanda Cumhurbaşkanı sıfatıyla yurtdışında bulunan Sayın Recep Tayyip Erdoğan göğsünü gere gere takipsizlik kararı verildi bu iş bitti. Bu iş bitmedi. Sen yaşadığın sürece bu iş bitmeyecek. Bugün talimatla kapatabilirsiniz, bugün talimatla elinizdeki güçle örter gibi gözükebilirsiniz. O takibattan kurtulamayacaksınız. O sizin arkanızdan gölgeniz gibi sizi takip edecek. Onun HSYK nasıl yapılanacak göreceğiz. Bence meslek etiğini, bağımsız yargı kavramını, yargıç teminatını, adil savunma hakkını, evrensel hukukun hukuk devleti kapsamında ele alındığı bütün noktaları özümseyen, bunları bir vesayet sisteminin esiri olmadan yapacakları göreve yansıtacak olan kadroların işbaşına gelmesini bizlerde arzu ediyoruz. Mücadele o boyutta. Daha hala elimizde kalanlarla biz bize bağlı bir yargı parçası oluşturabilir miyiz gayretleri var. Bunlar sırıtıyor. Ne 17-25 Aralık kapandı ne diğer süreçler unutuldu. Bunların hepsini Allah ömür verirse, yaşarsak hep beraber göreceğiz veya bizden sonraki kuşaklar görecekler bu hesapların sorulacağını."

Soru: "Sayın Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlık adaylığı için kaç imza toplandı?"

Haluk Koç: "Şu anda delegasyonlar yeni yeni geliyorlar. Herhalde yarın tamamı gelir ama yaklaşık 900'ün üzerinde bir imza ile Sayın Kılıçdaroğlu'nun genel başkan adaylığı başvurusu divana yapılacak."

Soru: "İlk sorum; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Çankaya Köşkünü kullanmayacağı yönündeki açıklaması. Onu nasıl değerlendiriyorsunuz? İkinci olarak; Selahattin Demirtaş'ın açıklamaları var. Tartışma yaratan açıklamalar. PKK'nın silahlandırılması konusunda Işid'le mücadeleyle bağlandırıyor. Son olarak da; Adli yıl törenlerinin kaldırılabileceği yönünde Adalet Bakanından gelen açıklama. Bunun geleneksel olmaktan çıkartılabileceği yönünde. Bu üç başlığı nasıl değerlendiriyorsunuz?"

Haluk Koç: "Önce ilk sorunuzdan başlayayım; Recep Tayyip Erdoğan'ın Çankaya Köşküyle ilgili basına da yansıyan tasarrufları… Öncelikle şunu söyleyeyim; Recep Tayyip Erdoğan deyince benim aklıma hep kaçar-göçer bir iş peşinde koşan, bu ikamet edeceği alandan tuttuğu işe kadar mutlaka bir kaçarı-göçeri olan bir gerçek üzerinde hareket eden kişi geliyor.

Çankaya Köşküne gelince. Çankaya Köşkünün iki anlamı var. Bir; ilk söylediğimle bağlantılı söyleyeyim. Kaçak bir yapı değil. Göçer bir yapıda değil. İkincisi; siyasi anlamda Çankaya Köşkü cumhuriyetin sembolü ve siyaset açısından da kaçar-göçer bir yer değil. Burada Cumhurbaşkanı seçilen ve seçimin resmileşmesiyle yemin etmesi arasındaki süreci Anayasa ihlali içinde geçiren bir kişinin siyaseten de cumhuriyetin tanımıyla özdeşleşmiş bir Çankaya Köşkünde ikamet etmeme isteğinin başka nedenlere, anlamlara dayandırılmak istendiğini hepimiz görüyoruz.

Yani burada hiç merak etmesin oturursa şaşardım. Çankaya Köşkü ne siyaset olarak kaçar-göçer bir yerdir ne de imar boyutu bakımından kaçar-göçer bir yerdir. Taşınmak istediği yer imar bakımından da mahkemenin usulsüzlük belirttiği bir yerdir. Siyaset olarak da cumhuriyetten kaçan bir anlam ifade etmektedir. Meşrebine uygun bir davranıştır. Ama anlamını bu boyutta almak lazım. Hangi değerle barışık oldu ki Recep Tayyip Erdoğan? Türkiye'nin ortak tarihiyle mi barışık? 1923'den sonrasıyla mı barışık? Hep kafasını bu saplantılarla ilk gençliğini geçirmiş. Daha sonraki ilk siyaset çıraklığını geçirmiş. Ustalaştım dediği dönemde de bunlar zirve yapmış ve bu husumetini bulunduğu her alanda cumhurbaşkanı seçildikten sonra ilk yurtdışı gezisine giderken havaalanında dahi hala bir siyasi parti genel başkanıymış gibi muhalefetin tavrıyla ilgili sorulara çok daha olgun cevap vermesi gerekirken kendi usulünce yanıt veren bir manzarada görüyoruz kişiyi. Onun için ilk sorunuz bu.

İkinci sorunuz; Sayın Demirtaş'a da bir çift söz söylemek gerekiyor. Bunu ben her konuşmamda ifade ediyorum. Silah bıraktılar mı? Silah bırakıldı mı ki şimdi silah verilsin de Işid'e karşı bir süreç işletilsin gibi bir kavram ileri sürüyor. Sayın Demirtaş'a daha öncede söyledim. Aynı şeyi söylüyorum; Türkiye coğrafya olarak da siyaset olarak da Türklerin ve Kürtlerin birlikte yaşamaya mahkum olduğu bir coğrafya. Buna bize sadece coğrafya emir vermiyor. Tarihte emir veriyor. Herkes bunu kafasına sokacak. Hep beraber barış, özgürlük, eşit hukuku paylaşan, eşit yurttaşlık kavramı, birlikte yaşam, demokrasi ve özgürlük çerçevesinde bu topraklarda yaşayacağız.

Şimdi, bir uluslararası süreç, uluslararası sürecin tıpkı El Kaide gibi ortaya koyduğu terör ürünüyle uğraşıyor. Değil mi Ortadoğu'da dünya? Şimdi burada Sayın Demirtaş'ın önerisiyle bunların Türkiye içinde tartışılması bile yanlıştır. Selahattin Demirtaş'ın tek gündemi olmalı. Demokrasi, birlikte yaşam, eşit hukuku paylaşan eşit yurttaşlık ve birlikte yaşamanın gereği üzerine bir siyaset sergilemek. Biz bu çizgideyiz. Bu noktaya da o şekilde bakıyoruz.

Üçüncü; kişi, kendisini padişah zannederse kendisine göre yeni teamüller, yeni kurallar koyma ihtiyacı hisseder. Devri Recep Tayyip'te herhalde bu şekilde yeni teamüller oluşturma, yeni gelenekler oluşturma süreçlerini başka alanlarda da göreceğiz. Niye törensel olmaktan çıksın? Karşılığı olmayan davranışlar."

Soru: "Bugün Başbakan Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen o ses kayıtlarıyla ilgili önemli gelişme yaşandı. Oradaki hedefteki kişinin cumhurbaşkanı olmadı ifade ediliyor. Sadece hedefteki kişilerle görüştüğü için ses kayıtlarının kayada alındığı ifade ediliyor. Bununla ilgili neler söylemek istersiniz?"

Haluk Koç: "Biliyorsunuz bu süreçteki tüm dinlemelerin yasal olduğunu daha öncede bu konuşmaları TBMM'de dinletirken Sayın Genel Başkanımızda açıklamıştı. Ama savcılık iddianameleri o kadar içleri boşaltılarak, savcılar değiştirilerek kuşa çevrildi ki, anlamsızlaştırıldı ki bütün bu tartışmalar ondan sonra gelmeye başladı. Olay açık ve nettir. Olay bir yolsuzluk ve rüşvet olayıdır. Bunun merkezinde de Bilal Erdoğan vardır. Bilal Erdoğan herhangi bir kimsenin oğlu değildir. Türkiye Cumhuriyeti o tarihteki Başbakanının oğludur. Dolayısıyla babasının bilgisi direktifi ya da organizasyonu olmadan bir iş tutması söz konusu değildir. Burada montajdı, şantajdı, yok düzmeceydi bütün bunların boş olduğu çıkacaktır. Onun için söyledim. 17-25 Aralık takipsizlik kararı verildi. Oh ne ala. Böyle bir süreç hiçbir zaman olmayacaktır. Yaşadıkları sürece bu olaylar onların arkasından takip edilerek gelecektir. Günü geldiğinde de hukuk gereğini yapacaktır ve bağımsız yargı karşısında bahsettiğiniz kişiler o zamanki sıfatları, görevleri ne olursa olsun mutlaka karşılıklarını bulacaklardır.

Teşekkür ediyorum. Sizlere iyi çalışmalar diliyorum."

    Çarşamba, 03 Eylül 2014 11:00

Bağlantılı Konular