Kılıçdaroğlu, STAR TV'nin canlı yayını konuğu oldu

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, "Savcıların, polislerin hırsızları kovaladıkları bir süreçten hırsızların savcıları kovaladığı bir süreçteyiz. Sayın Davutoğlu yolsuzluk yapanların gerekirse ellerini kırarız demişti. Ellerin kırıldığı değil, ellerin öpüldüğü bir sürecin içine girdik." dedi.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu STAR TV'nin canlı yayını anahaber bülteninde Nazlı Çelik'in sorularını yanıtladı.

Nazlı Çelik: "Önemli kurultaya artık 3 gün kala CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bu akşamki canlı yayın konuğumuz. Hoşgeldiniz Kemal bey."

Kemal Kılıçdaroğlu: "Hoşbulduk efendim."

Nazlı Çelik: "Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma 4. günde kurultayınız var. Sorulacak soru çok vaktimiz değerli hemen başlamak istiyorum. Bugün malum adli açılışları vardı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan katılmadı. Başbakan ve hükümeti temsilen de aslında kimse yoktu bugün. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz gelinen bu noktayı öncelikle?"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Doğru değil. Yargı siyasetçilerin at koşturdukları bir alan değil. Olmaması da gerekir. Bağımsız ve tarafsız olması gerekir yargının. Hükümetin adli yılın açılışında hazır bulunması Cumhurbaşkanının, Başbakanın, Adalet Bakanının olması gerekiyor. Ama onlar katılmadılar."

Nazlı Çelik: "Yargıya bir paralel yapı eleştirileri vardı biliyorsunuz bugünkü mesajda da aynı şekilde."

Kemal Kılıçdaroğlu: "Bugün adli yargının açılışına katılmama gerekçesi paralel değil, ya da paralel yargı değil."

Nazlı Çelik: "İlk Metin Feyzioğlu'yla başladı kriz."

Kemal Kılıçdaroğlu: "Evet. Metin Feyzioğlu'nun konuşmasına tepki olarak katılmadılar. Bakın şimdi savunma hakkı hangi inancı alırsanız alın, hangi ülkeyi alırsanız alın, tarihin hangi çağını alırsanız alın savunma hakkı kutsaldır. Savunma hakkının olmadığı yerde zaten adalet olmaz. Savunmayı kim temsil eder? Avukatlar temsil eder, baro temsil eder. Şimdi savunmanın olmadığı yerde siz hangi adli yılı açacaksınız? O olursa ben gelmem, o konuşursa ben orada olmam. O zaman siz zaten ülkede ben adalet istemiyorum diyorsunuz. Bizde zaman zaman adaletten, yargıdan, savunmadan şikayetlerimizi dile getiriyoruz. Ama törene katılmak durumundayız."

Nazlı Çelik: "Şimdi dediniz ya bizde zaman zaman şikayetlerimizi dile getiriyoruz. Tam da Engin Altay'ın yemin töreninde fırlattığı tüzük kitapçığından bahsedeceğim. Çünkü bu sadece Cumhurbaşkanını değil onu seçen herkese yapılmıştır dedi bugün Davutoğlu yaptığı ilk grup toplantısında ve sadece bununla da kalmadı onlara hakaret, bize haya ve edep yakışır dedi. Kitap atan arkadaşta aslında bizim mayamızı fırlattı dedi. Siz nasıl yorumluyorsunuz? Çünkü bugünkü grup toplantısının büyük bir bölümünü de aslında size ayırmıştı ve partinize ayırmıştı Davutoğlu."

Kemal Kılıçdaroğlu: "Önce şunu söyleyeyim. Başbakanlık koltuğuna yeni oturan birisinin ilk grup toplantısında doğrudan doğruya ana muhalefet partisini hedef alıp bir konuşma yapması şık değil. Bakın, ben şuana kadar olumsuz bir şey söylememeye özen gösterdim. Ama o daha koltuğa çıkar çıkmaz ilk hedef CHP. Dur bir nefes al bakalım ne oldu? Daha bir nefes al."

Anayasa kitapçığının fırlatılmasına gelince, olay şu meclis açılıyor, Sayın Cemil Çiçek meclisi açtıktan sonra yine adap içinde Grup Başkanvekilimiz Sayın Engin Altay elini kaldırarak söz istiyor. Hayır ben vermem diyor. İsterseniz çıkın diyor. Bir sefer Sayın Cemil Çiçek'in isterseniz çıkın deme hakkı da yoktur, yetkisi de yoktur. Orası Sayın Cemil Çiçek'in babasının malı değildir. Orası Türkiye Büyük Millet Meclisidir ve söz vermek zorundadır. Söz verseydi şunu soracaktı Sayın Cemil Çiçek'e. YSK kararı resmi gazetede yayınlanmadığı halde siz TBMM'yi olağanüstü toplantıya hangi gerekçeyle çağırdınız? Bir hukukçudur kendisi, Adalet Bakanlığı yapmıştır kendisi. YSK kararının bilinçli olarak resmi gazetede yayınlanmadı. İlk kez bir seçim uzun bir süre seçim sonucu yayınlanmadı. Bu soruyu soracaktı ama bu soruyu sormaya dahi izin verilmedi."

Nazlı Çelik: "İzin verilmedi fakat protesto şekli acaba tüzük kitapçığını fırlatmak şeklinde olmalı mıydı? Bu konuda bir eleştiriniz var mı?"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Hayır. Meşru müdafaa denen bir kavram vardır hukukta. Meşru müdafaa. Siz zorunlu olduğunuz zaman belli bir suçu işlersiniz ve o suç olmaktan çıkar. Tipik örneği ceza hukukundadır bunun. Adam öldürmek suçtur ama meşru müdafaa içinde öldürürseniz suç değildir. Şimdi söz istiyor söz verilmiyor. İç tüzüğe göre istiyor vermeyeceğim diyor. Vermezseniz siz anayasayı çiğniyorsunuz. Kim? Anayasayı çiğneyen TBMM'nin Başkanı. O zaman bu anayasanın bir anlamı kalıyor mu? Kalmıyor. Tepkisini böyle göstermiştir. Bu bütün demokrasilerde üç aşağı beş yukarı bu tepkiyi görürsünüz. Bütün demokrasilerde. Neden yadırgıyorsunuz? Parlamentoyu yasadışı toplayan, resmi gazetede yayınlanmadığı halde parlamentoyu toplayan bir meclis başkanına tepki değil de kitapçık atılınca tepki gösteriliyor. TBMM Başkanı meclisin başkanı gibi değil, başka bir otoritenin yani AKP'nin grup başkanı gibi davranmıştır. Zaten sorunumuz oradadır."

Nazlı Çelik: "Birde el sıkma meselesi var. Şimdi 30 Ağustos'taki o görüntülere bakınca aslında orada çok da bilinçli bir hareket olmamışta hani baktığımızda sanki ortam müsait değilmiş. Sıra size geliyor. Aslında orada böyle bir el sıksak mı, sıkmasak mı ama sanıyorum aslanlı yolun başında el sıkıştınız Cumhurbaşkanıyla doğru mu?"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Aslanlı yolun başında Cumhurbaşkanı geldi, herkesin elini sıktı tabi doğal olarak bizde tokalaştık."

Nazlı Çelik: "Bu arada bir bilinçli yani burada acaba Cumhurbaşkanı size elini uzatsaydı o el havada kalacak mıydı, sıkmayacak mıydınız?"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Şimdi elini uzatacak mı, uzatmayacak mı bilmem. Ama ben gidip de birisinin elini illa sıkacağım diye bir özel çaba içinde olmam. Sayın Cumhurbaşkanı eğer elimizi sıkarsa tabi elbette sıkarız. Yani bizim özel bir kavga alanımız yok ki."

Nazlı Çelik: "Ama yemin törenine katılmadınız Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ve sonrasında da savaş hali olmadığı sürece kendisiyle görüşmeyeceğim dediniz. Şimdi bugün Davutoğlu yine grup toplantısında bu konuyla ilgilide konuştu. Tıpış tıpış demiyorum ama öyle ya da böyle Cumhurbaşkanıyla görüşecek Kemal Kılıçdaroğlu. Görüşmeyecek misiniz bundan sonra?"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Daha öncede söyledim ilişkilerimizi sınırladık."

Nazlı Çelik: "Nasıl olacak o zaman CHP - Çankaya ilişkileri?"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Hayır bir özel şeyimiz. Bir özel görüşmemiz zaten yok. Yani Sayın Gül Cumhurbaşkanı olduğu zaman kaç kez görüştük? İki veya üç. Daha fazla görüşmedik zaten. Şimdi bakınız, bir Cumhurbaşkanının Cumhurbaşkanlığı koltuğunu hak etmesi için bir; anayasayı çiğnememesi lazım. Çiğnedi mi? Çiğnedi. İki; temiz olması lazım. Kimse kusura bakmasın temiz değil. Üç; aile boyu etik kurallara uyulması lazım. Aile boyu öyle bir tablo yok. Dört; resmi gazeteye ambargo uygulandı, YSK kararı orada yayınlanmadı. Şimdi anayasayı açıkça çiğneyen birisine diyorlar ki git onu kutla, git onun yanına. Neye gideceğim ben? Eğer bu ülkede ben demokrasiyi savunacaksam ben onu görmemezlikten gelmem. Görmem lazım. O kişi anayasayı çiğnedi. Bunu sadece ben mi söylüyorum? Hayır bütün hukukçular söylüyor. Bakın, bütün anayasa hukukçularına sorun çiğnediğini söylüyor. Meclisteki törene de katılmadım. Gayet doğaldır katılmamam. Çünkü neden? Ben yalana tanıklık etmek istemedim. Anayasaya sadakatten söz edecekti orada. Anayasaya sadık kalacağıma namusum ve şerefim üzerine ant içerim. Anayasaya sadık kaldı mı? Hayır. Neyine tanıklık edeceğim ben? Şimdi efendim Cumhurbaşkanına ben gidecekmişim konuşacakmışım. Zorunlu olmadıkça onu da söyledim çok olağanüstü bir durum çıkar gerçekten ülkenin çıkarları sözkonusudur elbette görüşürüz. Ama zorunlu olmadıkça görüşmeyiz.

Örneğin Sayın Cumhurbaşkanı Kıbrıs'a gitti bizden de milletvekili istedi."

Nazlı Çelik: "Göndermediniz."

Kemal Kılıçdaroğlu: "Hayır göndermedik."

Nazlı Çelik: Bundan sonra o zaman minimum düzeyde"

Kemal Kılıçdaroğlu: "O da görecek, Davutoğlu'da görecek. O kadar heyecanlanmasın o da görecek. Bizim ilişkilerimizin ne olup olmadığını herkes görecek. Bizim tavrımız nettir. Bakın, bizim tavrımız nettir. Biz hukuktan yana, hukukun üstünlüğünden yana, temiz siyasetten yana yani özeti bizim vatandaşlarımızın anlayacağı dille söyleyeyim yani kul hakkı yememiş bir insana her zaman her ortamda saygı gösteririm. Ama gırtlağına kadar yolsuzluğa batmış birisini kimse kusura bakmasın biz saygı göstermeyiz. Zorunlu olmadıkça ilişkilerimizi belli bir çerçevede tutarız."

Nazlı Çelik: "Minimum düzeyde tutacağız diyorsunuz. Davutoğlu'nun yeni kabinesini nasıl buldunuz? Açıklandı ve hatta bugün diyanet direk olarak başbakanlığa bağlandı. Hemen arkasından yine çözüm süreciyle ilgili Bülent Arınç'a, Yalçın Akdoğan'a önemli görevler düşüyor. Nasıl buldunuz yeni kabineyi?"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Benim bir bakanlar kuruluna, yani yeni kurulan bir bakanlar kuruluna önyargıyla bakma gibi bir alışkanlığım yoktur. İcraatına bakacağız. Yani hemen koltuğa oturur oturmaz bunlar şöyledir, bunlar böyledir diye bir eleştiri getirmiyorum. Bakacağız. Belki bizim düşündüğümüzden çok daha güzel bir icraatı olacak bu kabinenin. O zamanda alkışlayacağız. Ama yaptıkları yanlışsa da çıkıp onun yanlış olduğunu söyleyeceğiz. Neden? Biz siyasetin düzeyli yapılmasını isteriz. Siyasetin halk için yapılmasını isteriz. Siyaseti ülkenin sorunlarının çözülmesi için yaparız. Kim sorun çözerse onu alkışlarız. Ama sorun çözmez de sorun yaratırsa onu da eleştiririz. Bu da benim en doğal hakkımdır."

Nazlı Çelik: "Bu saatten sonra rakibiniz artık AKP Genel Başkanı olarak da Sayın Davutoğlu olacak. Yerini doldurabilecek mi acaba? Daha dişli bir rakip olarak mı görüyorsunuz?"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Erdoğan emekli oldu Başbakanlıktan. Cumhurbaşkanlığında, yeri belli, konumu belli, anayasanın çizdiği çerçeve içinde orada görevini yapacak. Tabi elbette bizim muhatabımız hükümet, Başbakan ama bu Başbakanın önce bir kişiliğini ortaya koyması lazım. Yani Erdoğan'dan bağımsız bir kişiliği olduğunu, devleti yönetebilecek güce ve erke sahip olduğunu, akla sahip olduğunu göstermesi lazım. İlk adımda bunu göstermedi. Adli yılın açılış törenine katılmadı. Neden katılmadı? Çünkü birisinin hala talimatı altında. Talimatla ülke yönetilmez. İradeyle yönetilir. Bağımsız iradeyle yönetilir. Ben Başbakanım diyeceksiniz, bu ülkeyi artık ben yönetiyorum. Benim sorumluluğum var diyeceksiniz. Boynunuza davulu asacaklar tokmağı başkası kullanacak ve siz Başbakan olacaksınız. Bu doğru değil. Adli yılın açılışına gelmiş olsaydı ben Davutoğlu'nun gerçekten kişilikli bir politika izleyeceğine kanaat getirecektim. Ama bugün gelmeyerek"

Nazlı Çelik: "Cumhurbaşkanının sözünü dinlemiş oldu diyorsunuz ve onun talimatıyla gelmedi diyorsunuz o zaman."

Kemal Kılıçdaroğlu: "Kendisinin dışında başka bir iradenin tutsağı olduğunu gösterdi ki bu benim açımdan eleştirilebilir ama ben Davutoğlu açısından gerçekten üzüntü verici bir tablo olarak görüyorum ve değerlendiriyorum."

Nazlı Çelik: "Şimdi malum birazda kongreye geçmek istiyorum. Kongreye artık sayılı günler kaldı ve Muharrem İnce şuandaki rakibiniz eski Genel Başkanınız Deniz Baykal'ında desteğini aldığı gözüküyor. Onun aday olması sizi şaşırttı mı öncelikle?"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Hayır."

Nazlı Çelik: "Bekliyor muydunuz yani böyle bir çıkış aslında?"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Üç aşağı beş yukarı belliydi zaten."

Nazlı Çelik: "Belliydi derken sinyallerini önceden mi aldınız? Çünkü aslında yanınızdaki üç beş yakın isimden biriydi Muharrem İnce bugüne kadar."

Kemal Kılıçdaroğlu: "Elbette Grup Başkanvekiliydi."

Nazlı Çelik: Şaşırmadınız?"

Kemal Kılıçdaroğlu: Hayır.

Nazlı Çelik: "İnce sizin için aslında dedi ki, Cumhurbaşkanlığına aday olsaydı iyiydi ama aday olamadığı için, yarışa giremediği için bu kadar sinirli ve hırçın dedi. Siz programlara katılıyor, canlı yayınlara katılıyor nasıl buluyorsunuz Muharrem İnce'nin üslubunu?"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Doğrusunu isterseniz televizyonlarda izleme şansım olmadı. O nedenle sadece gazetelerdeki haberlere bakma şansım oldu."

Nazlı Çelik: "Hiçbir yorum yok mu yani bunca yıl beraber çalıştınız ve yarın öbür gün bir kurultayda karşılıklı"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Yarın öbür gün kurultayda yanyana oturacağız, bir demokratik mücadele yapacağız. CHP'nin geleneğinde artık çatışma değil, CHP'nin geleneğinde demokratik bir yarış ve o yarış sonunda da başarılı olana başarılar dilemek olacak."

Nazlı Çelik: "Parti yönetiminde muhalif isimlerin tasfiye edilebileceği yorumları da yapılıyor. Böyle bir süreç yaşanacak mı acaba CHP içinde?"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Yo hayır. Yani bizim her vatandaşın oyuna ihtiyacımız var. Her partilimizin oyuna ihtiyacımız var. Bizim ayrışmaya değil beraber olmaya ihtiyacımız var. Demokratik bir yarış olacak bu. Son derece düzeyli bir yarış olacak. Yarışın sonunda bir Genel Başkan seçilecek ve bizde o Genel Başkana başarılar dileceğiz."

Nazlı Çelik: "Mesela acımayacağım diyorsunuz ya daha önceki söylemlerinizden yola çıkıyorum."

Kemal Kılıçdaroğlu: "O şöyle, bu kurultaydan sonra partinin yetkili organlarının aldığı kararların aleyhine basın toplantısı yapıp açıklamalar yapanlara kimse kusura bakmasın acımayacağım. Onların CHP'yle yolunu ayıracağız."

Nazlı Çelik: "Peki diyelim ki Muharrem İnce bu yarışta elendi ve size karşı bir mağlubiyeti oldu. Muharrem İnce'nin önümüzdeki süreçte partiden tasfiyesi sözkonusu olur mu?"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Hayır niye tasfiye edelim."

Nazlı Çelik: Yani bugün aday oldu diye yarın yolumuza devam etmeyiz gibi."

Kemal Kılıçdaroğlu: Olur mu efendim niye tasfiye edelim. Yani ben geçmişte de Genel Başkanlığa aday olmuş pek çok arkadaşla çalıştım. Hatta bunların bazıları şuanda Merkez Yönetim Kurulu üyesi."

Nazlı Çelik: Nasıl bir parti göreceğiz efendim bundan sonra CHP adına? Ne gibi değişiklikler olacak?"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Şöyle söyleyeyim, sorunlara kilitlenmiş, her soruna çözüm üreten, sağlıklı çözümler üreten, ürettiği çözümleri oturup tartışan, kendi arasında önce tartışan, sonra bunu kamuoyuna deklare eden, halka güven veren, farklı seslerin çıkmadığı, ortak sesin çıktığı bir Cumhuriyet Halk Partisi olacak."

Nazlı Çelik: "Mesela biraz isimler üzerinden gidelim. Mehmet Bekaroğlu'nu partiye davet ettiniz"

Kemal Kılıçdaroğlu: "İsimler üzerinde şuanda konuşmak çok erken. Çünkü daha henüz isim bazında"

Nazlı Çelik: "Ama mesela Mehmet Bekaroğlu'yla bir görüşmeniz olacaktı."

Kemal Kılıçdaroğlu: "Oldu tabi oldu."

Nazlı Çelik: "Yani kendisi gelecek mi partiye? Böyle bir durum sözkonusu olacak mı?"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Gelmesini isterim tabi."

Nazlı Çelik: "Kararını size bildirdi mi o noktada?"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Daha henüz kararını bildirmedi."

Nazlı Çelik: "Mansur Yavaş'ın yine yeni bir parti kuracağı iddiaları var. İlerde CHP yönetiminde görür müyüz Mansur Yavaş'ı?"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Mansur bey şuanda zaten CHP'li."

Nazlı Çelik: "Evet ama daha A takımında diyelim."

Kemal Kılıçdaroğlu: "Yani Mansur bey benim saygı duyduğum bir politikacı, başarılı bir grafiği var. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde de oldukça başarılı bir performans sergiledi. Tabi partimizde olması bizim için güzel bir olay."

Nazlı Çelik: "Şimdi Cumhurbaşkanlığı sürecinde de Ekmeleddin İhsanoğlu'nu bir iki ay süreyle gördük ve daha sonra çok da fazla şuanda gündeme gelmiyor. İleride kendisini yine CHP siyasetinde bir yer vermeyi düşünür müsünüz?"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Önce kendisi siyaseti istiyor mu, istemiyor mu öyle bakmamız gerekiyor. Elbette Ekmeleddin bey bu ülkenin yetiştirdiği çok değerli bir isim, bir bilim adamı, bir diplomat aynı zamanda, bir yazar. Çok değişik alanlarda başarıları olan bir kişi. Bence siyasete girmesi çok iyi olur siyasetin düzeyi açısından."

Nazlı Çelik: "Belki buradan böylece bir teklifte götürmüş olursunuz kendisine."

Kemal Kılıçdaroğlu: "Yani daha henüz konuşmadım ama konuşursak niye olmasın."

Nazlı Çelik: "Şimdi Bekaroğlu'yla birlikte yine gezi olaylarında adı sıkça öne çıkan antikapitalist Müslümanlar olarak da tanınan İhsan Eliaçık. Bu gibi isimlerin partiye davet edildiği haberleri geldi. İki isimde sağ kesimden şimdi baktığımızda. Hani zaten CHP sağa kaydı yorumları yapılırken acaba bu kişilerin daveti bu yorumları güçlendirmiyor mu Sayın Kılıçdaroğlu?"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Bazı haberleri bende gazeteden okuyorum ve bazen de şaşkınlıkla okuyorum. Yani çıkan isimler var, benim görüştüğüm var. Ama bunların çoğu doğru değil."

Nazlı Çelik: "İhsan Eliaçık doğru değil mi mesela?"

Kemal Kılıçdaroğlu: "İhsan beyle konuşmadık hiçbir zaman. Hele siyaseti hiç konuşmadık. Çok az yani bir veya iki kez belki bir yerde karşılaşmışızdır yani. Onun dışında hiç konuşmadık. Şimdi İhsan beye haksızlık etmiş oluruz yani. Siyaseti düşünüyor mu, düşünmüyor mu onu bile ben bilmiyorum."

Nazlı Çelik: "CHP içinde ne yapmaya çalışıyorsunuz? Şimdi bir ulusalcı kesim var. BDP'ye yakın olan isimler var ve aynı zamanda yine sağ tandanslı isimlerin davet edildiği, Mehmet Bekaroğlu'yla görüşmelerinizde bunu kuvvetlendirdi."

Kemal Kılıçdaroğlu: "Sayın Bekaroğlu sağ tandanslı değil ki."

Nazlı Çelik: "Yani tam olarak da hani sol tandans veya tam oturuyor da diyemeyiz ama CHP'yi nasıl tarif edeceksiniz bundan sonra onu sormak isterim."

Kemal Kılıçdaroğlu: "CHP sosyal demokrat bir parti. Sosyal demokrasinin evrensel kurallarını benimsemiş bir parti, halktan yana politika üreten bir parti. Yoksuldan yana, mağdurdan yana, çalışan, üretimi savunan, zenginleşen bir Türkiye'yi savunan, hakça bölüşümü savunan, örgütlenmeyi savunan, kadın - erkek eşitliğini savunan bir parti. Bizim zaten programımızda bunlar var. Evrensel sosyal demokrasinin öngördüğü bütün kuralları bizde benimsiyoruz zaten."

Nazlı Çelik: "Hani Ekmeleddin İhsanoğlu'nun da tercihiyle yani CHP sağa kayıyor yorumları doğru değil mi o zaman?"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Hayır CHP niye sağa kaysın ki? Yani Cumhuriyet Halk Partisinin yeri belli, konumu belli, programı belli, tüzüğü belli. Yani sağdan bir kişinin Cumhuriyet Halk Partisine gelmesiyle CHP niye sağa kaysın ki."

Nazlı Çelik: "Farklı isimler, farklı düşüncelerin hepsi bir anda aynı yerde toplanınca"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Şimdi bakın gelen bütün arkadaşlarımız Cumhuriyet Halk Partisinin tüzüğünü okuyorlar, programını okuyorlar, kabul ediyorlar geliyorlar. Yani ben bunu belki kurultayda biraz daha ayrıntıya girerek bir açıklama yaparım."

Nazlı Çelik: "Sarıgül'le ilgili bir düşünceniz var mı? İlerde A takımında görür müyüz mesela partinin?"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Sayın Sarıgül önemli bir siyasetçi, başarılı bir yerel yönetici, belediye başkanı. Kamuoyunda belli bir ismi ve ağırlığı var. Elbette partimizin üyesi. O da İstanbul Büyükşehir belediye seçimlerinde oldukça güzel bir performans gösterdi. Elbette partimizin üyesi, yönetici kadroda olabilir, görev alabilir. Herhangi bir sorun yok."

Nazlı Çelik: "Blok değil çarşaf listeyle çıkacaksınız sanıyorum."

Kemal Kılıçdaroğlu: "Zaten tüzük öyle. Eğer kurultayda belli sayıda delege öneri getirmezse herhangi bir sorunumuz yok zaten. Normal gideceğiz çarşaf listeyle seçimimizi yapacağız."

Nazlı Çelik: "Şimdi kurultay ilk kez bir kongre salonunda olacak ve bu konuda da o gün o tarihte spor salonlarının o tarihlerde dolu olduğu yorumunda bulundunuz, bunu öne sürdünüz ama."

Kemal Kılıçdaroğlu: "Yorum değil gerçek öyle maalesef. Yani keşke olmasaydı."

Nazlı Çelik: "Bir yol bulunamaz mıydı? Mesela tarih değiştirilemez meydi? Çünkü bir çok eleştiriyi de parti içinde beraberinde getirdi bu tercih."

Kemal Kılıçdaroğlu: "Yok yani şimdi şöyle bir düşünce var. Sizlerde zaman zaman gazetelerden okuyorsunuz belki, haberlerinizde de vardır onlar. İşte erken seçim hala Türkiye'nin gündeminde. Şimdi bizim Ankara'da Arena gerçekten tutmak istedik ama orada da uluslararası bir karşılaşma var ve o da biraz uzun sürecek diye söylendi bize. Dolayısıyla yapacağımız bir yer vardı o da şimdiki salon. Güzel bir salon."

Nazlı Çelik: "Yanyana olacaksınız sanıyorum Muharrem İnce'yle. Kendisine de yanyana oturalım diye bir teklif götürmüşsünüz."

Kemal Kılıçdaroğlu: "Elbette niye yanyana olmayalım. Yani sonuçta Genel Başkan adayları yanyana oturabilmeli."

Nazlı Çelik: "Bir kırgınlığınız yok mu bu noktada hiç Muharrem İnce'ye?"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Yo hayır."

Nazlı Çelik: "Yani geldi bana bugün aday oldu ve kurultayda bana aday olarak çıktı."

Kemal Kılıçdaroğlu: "Her Cumhuriyet Halk Partilinin Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan adayı olma hakkı vardır. Önce bunu kabul etmemiz lazım. Eğer ben bunu kabul etmezsem partinin kültürüyle çelişmiş olurum. Her Cumhuriyet Halk Partili kendisine güveniyorsa, delegelere güveniyorsa, partiye güveniyorsa, üyelerine güveniyorsa elbette aday olacaktır niye olmasın. Genel Başkanların Genel Başkan adayı yetiştirme yükümlülüğü vardır bakın bunu da söylüyorum. Kesme değil, önünü kapatma değil, tam tersine önünü açma yükümlüğü vardır. İnsanlar gelmeli demokratik bir ortam içinde yarışabilmeli. Elbette yani benden daha iyiyse niye olmasın? Tam tersine kazanırsa en büyük desteği ben vereceğim niye vermeyeyim."

Nazlı Çelik: "Metin Feyzioğlu'da eğer baskın kurultay olmasaydı bende adaylığımı koyacağım diyordu ama."

Kemal Kılıçdaroğlu: "Şimdi baskın kurultay mı, değil mi? Dediğim gibi yani Türkiye'nin gündeminde erken seçim olduğu için şimdi bizim bunu çok daha ileriye ötelememiz gereksiz bir tartışmayı götürecektir. Oysa bizim süratle 2015 seçimlerine hazırlanmamız lazım. Biz hazırlıklarımızı yapıyoruz. Bununla ilgili yeni projeler hazırlıyoruz, çalışmalarımız devam ediyor. Şimdi bu kurultay süreci bunu biraz aksattı. Ama bunu sürdüreceğiz kararlılıkla."

Nazlı Çelik: "Tam da onu soracağım 7 Haziran'da şimdi seçimler var. Demek ki 9 ay bir hafta sonra gibi gözüküyor. İktidar vaat edebiliyor musunuz Sayın Kılıçdaroğlu?"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Her siyasal parti elbette ki iktidar vaat etmek zorundadır. Biz bunu vaat etmek ve bunun gereğini yapmak zorundayız. Buna hazırlık yaparken nasıl çalışacağız? Bir; halkın sorunlarını çözmeye yönelik projeleri halkın önüne koyacağız. İki; o projelerin inandırıcılığını ortaya koyacağız. Üç; sadece halkın önüne bu projeleri koymak değil onu Anadolu'nun her tarafını gezerek anlatmak zorundayız. Dört; kadın kollarını ve gençlik kollarını projelerimizi anlatma konusunda kendimiz eğitmek ve alana öyle göndermek zorundayız. Milletvekillerimizin bu çerçevede çalışması ve kendi bölgelerinde bu projeleri anlatması gerekiyor. Birde ayrıca bizim bir başka temel sorunumuz daha var. Biz doğu ve güneydoğuda oyumuzun az olduğunu biliyoruz. Buralara özel bir çaba, özel bir atak harcamak, göstermek zorundayız. Bunun içinde mücadele edeceğiz. Dolayısıyla elbette ki iktidar vaat edeceğiz."

Nazlı Çelik: "Çünkü geçtiğimiz günlerde bir açıklamanız oldu. Anlamlı bir oy kaybı olursa istifa ederim dediniz. Burada 2015 seçimlerine bakarsak hani siyasette anlamlı olan iktidara gelmeniz değil mi zaten?"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Her siyasal partinin hedefi iktidardır. Genel Başkanlıktan ayrılmak için gerçekten oy kaybı olması gerekiyor bir kişinin Genel Başkanlıktan ayrılması için. Ama oyunuz yükseliyorsa sizin herhalde istifa etmemeniz gerekir değil mi oyunuz yükseliyorsa. Benim Genel Başkanlığım döneminde de girdiğimiz her seçimde oy düşüklüğü olmadı."

Nazlı Çelik: "Oy düşüklüğü olursa böyle bir alternatif mi var? Yani o zaman istifa ederim diyor musunuz?"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Elbette. Yani şimdi oyunuz düşerse sizin Genel Başkanlıkta kalmanızı ben şahsen doğru bulmam. Oyunuz düşerse ayrılırsınız, yeni bir arkadaşımız gelir. İdealleri olan, hedefi olan bir arkadaşımız gelir. Doğrusu da budur zaten."

Nazlı Çelik: "Şimdi AKP üst üste iki tane seçim kazandı. Siz burada bir durum değerlendirmesi, parti içinde bir özeleştiri yapıyor musunuz? Acaba biz nerede hata yaptık? Yani belki de işte son seçimlere baktığımızda Ekmeleddin İhsanoğlu'yla bir çatı adaylı değil de ilk önce belki ilk seçimde, ilk turda kendi partim, kendi adayımızı çıkarmalıydık daha sonra çatı adaya gitmeliydik hiç bir özeleştiri yaptınız mı o noktada?"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Özeleştiri sadece Cumhurbaşkanlığı seçimi dolayısıyla değil diğer seçimler dolayısıyla da yapıyoruz. Yani ben inanıyorum sadece özeleştiriyi CHP olarak biz değil yani bütün siyasi partiler üç aşağı beş yukarı kendi özeleştirilerini yapıyorlardır. Elbette yapıyoruz, araştırıyoruz, sorguluyoruz. Özel olarak alan araştırması yapan çevreler var, kurumlar var onların verilerini alıyoruz, o verileri değerlendiriyoruz. Elbette bunlar üzerinde çalışıyoruz. Çalışmak zorundayız da zaten."

Nazlı Çelik: "Bugün yine sabah saatlerinde paralel yapıya yönelik yeni bir operasyon vardı ki aynı saatlerde 25 Aralık dosyası da kapandı. Bu noktada ne oluyor sizce, nasıl değerlendirirsiniz?"

Kemal Kılıçdaroğlu: "Bugün aslında önemli olan 25 Aralık yolsuzluk dosyasının kapatılmış olmasıdır. Asıl üzerinde durmamız gereken konu budur. Savcıların, polislerin  hırsızları kovaladıkları bir süreçten hırsızların savcıları kovaladığı bir sürecin içine girdik. Dramatik olanı budur. Sayın Davutoğlu AKP kongresinde yolsuzluk yapanların gerekirse ellerini kırarız demişti. Şimdi yolsuzluk yapanların aklandığı bir sürece girdik. Yani ellerin kırıldığı değil, ellerin öpüldüğü bir sürecin içine girdik. Acaba bu tavrı Sayın Davutoğlu nasıl değerlendirecek. O 25 Aralık dosyasını kapatan savcılar kendi çocuklarına çok ağır bir miras bıraktılar. İlerde o çocuklara şu söylenecek. Senin baban yolsuzluk dosyalarını kapatan bir babaydı diye. Bu kadar ağır bir mirası bir savcı üstlenemez ve o savcılara kimse kusura bakmasın cumhuriyet savcısı da denmez. İktidarın savcısı olmak ayrı, cumhuriyet savcısı olmak ayrı. Cumhuriyet savcısı yolsuzlukların üzerine kararlılıkla giden kişidir. Kamu adına hareket eder, benim adıma hareket ediyor. Benim adıma hareket eden birisi nasıl bir yolsuzluk dosyasını kapatır? Bunu asla ve asla doğru bulmam. Paralel yapı. Paralel yapı varsa devletin içinde önce şunu söyleyeyim. Devletin içinde paralel yapı olmaz. Devletin bir yapısı vardır. Çerçevesi anayasayla belirlenmiştir. Paralel yapı varsa şu soruyu sormak lazım. O paralel yapıyı devletin içine kim koydu? 12 yıldır ben yönetmiyorum bu ülkeyi. Kim yönetiyordu? Niye şikayet ediyorsunuz şimdi? Ve Erdoğan şunu söylüyordu siz ne istediniz de biz vermedik. Bende şu soruyu sordum ne istediler de sen verdin, ne istediler de vermedin de çatışma çıktı aranızda? Şimdi biz bu gerçekleri biliyoruz. Kimse kimseyi kandırmasın. Davutoğlu'nun Başbakanlığa getiriliş nedeni yolsuzluk dosyalarını kapatmaktır. İlk adımı attı dosyayı kapattı. Ama ne söyledi? Yolsuzluk yapanların gerekirse ellerini kırarız. Ellerini kırmadılar. Türkiye bu gerçeği bilsin. Bu gerçeği bilmek zorundadır Türkiye. Yolsuzluk varsa üzerine kararlılıkla gidilmeli. Yazık günahtır bu ülkeye. Eğer siz yolsuzluk yapanları koruyacaksanız, 25 Aralık dosyalarını kapatacaksanız ancak bugün kapatırsınız. Ama gün gelir bunun hesabı sorulur."

Nazlı Çelik: "Çok teşekkür ediyoruz. Bizim yeni sezonumuzun ilk yayınıydı. Değerlendirmeleriniz, yorumlarınız için ve artık kurultaya da sayılı günler kaldı. Adil bir yarış olsun diyoruz başarılar diliyoruz. Çok teşekkürler yayınımıza katıldığınız için."

    Salı, 02 Eylül 2014 14:27

Bağlantılı Konular