"Şimdi 4. büyük devrime hazırlık yapmalıyız"

CHP Lideri Kılıçdaroğlu CHP’nin Avrupa Birlikleri yöneticileriyle birlikte katıldığı toplantıda bir sunuş konuşması yaptı ve görüşlerini şöyle açıkladı:

Hepiniz hoş geldiniz. Akşam beraber olacağız, yemek yiyeceğiz, sohbet edeceğiz ama ben bu arada kısaca bazı düşüncelerimi aktarmak istiyorum sizlere.

Birincisi şu değerli arkadaşlarım, ilk kez Sayın Loğoğlu’nun da ifade ettiği gibi böyle bir toplantı düzenliyoruz. Avrupa’da örgütlendik. Sizler orada bizim meşalemiz konumundasınız. CHP’yi seslendireceksiniz, Cumhuriyet Halk Partisini anlatacaksınız. Size yönelen eleştiriler, öneriler varsa süratle Genel Merkeze aktaracaksınız. Dolayısıyla daha sıkı bir işbirliğini kuracağız.

Şunu önce ifade edeyim. Cumhuriyet Halk Partisinde büyük değişiklikler oluyor. Belki bunu yeteri kadar hissetmiyorsunuz, belki yeteri kadar farkında değilsiniz. Ama çok büyük değişimler ve dönüşümler oluyor. Hiçbir siyasal partide olmayan %33 cinsiyet kotasını getirdik. Hiçbir siyasal partide olmayan %10 gençlik kotası getirdik. Bakınız dün, grup başkanvekillerinin seçimi oldu. Hiçbir siyasal partide bizim yaptığımız gibi seçim yok. Lider belirliyor, sizler adaysınız diğerleri de gidip oylarını veriyorlar ve bitiyor. Biz öyle yapmadık. Sandığı koyduk grup başkanvekillerini, meclis başkanvekilini, başkanlık divanı üyelerini milletvekilleri özgür iradeleriyle seçtiler. Demek ki neymiş? Demokrasiyi mutlaka bu ülkeye getireceğiz ve bunun öncülüğünü yapmakta Cumhuriyet Halk Partisine düşer.

Şunu hiçbir arkadaşımın unutmasını istemem. Üç büyük değişime, dönüşüme Cumhuriyet Halk Partisi imza atmıştır. Bunlardan birincisi cumhuriyettir, cumhuriyeti getiren partidir, kuran partidir. Halifeliği bitirip cumhuriyeti getirmiştir. İkinci önemli devrim çok partili hayattır. Tek partiden çok partili hayata hiçbir güç olmadan, baskı olmadan Cumhuriyet Halk Partisi çok partili hayatı getirmiştir. Üçüncü büyük dönüşüm çağdaş demokraside olmazsa olmaz sosyal demokrasidir. Onu da getiren CHP’dir. Sosyal demokrat kimliğini 1970’li yıllardan sonra üstlenmiştir ve o görevi yerine getirmiştir.

Şimdi 4. büyük devrime hazırlık yapmalıyız. Özgürlük ve demokrasi. İlk kez biz ilk hedefler beyannamesinden sonra özgürlük ve demokrasi manifestosu yayınladık. Size verdiğimiz metinlerde vardır o. Bir ülkede yurttaşın özgürlüğü yoksa o ülkede demokrasi tartışılır. Göstermelik demokrasi varsa orada özgürlük yok demektir. O nedenle Avrupa’da size çok büyük görev düşmektedir değerli arkadaşlarım. CHP’yi anlatmak. Şöyle bir yanlış kültürümüz var onu bitirmeye çalışıyoruz. Birbirimizi eleştirmek gibi bir kolaycılığın içine düşünüyoruz. Oturuyoruz hemen birbirimizi eleştiriyoruz. Bunu bitireceğiz. Ülkenin bu kadar sorunu varken bizim kısır çekişmelerin içinde olmamız doğru değil. Bu kadar sorun varken biz sorunları tartışan ve çözüm üreten makamındayız artık. Siz Cumhuriyet Halk Partisini temsil ediyorsunuz artık. Kendi adınıza konuşmuyorsunuz. Parti adına konuşuyorsunuz. Dolayısıyla eleştiri geldiği zaman dinleyeceğiz ama çözümümüzü hemen arkasından söyleyeceğiz. Partimizin eleştirilmesine izin vermeyeceğiz üçüncü bir kişi tarafından. Eğer kendi partimizi önce biz eleştirirsek unutmayın başta siz herkes güven kaybına uğrar. Özgüveni olmayan insan partisini eleştirir. Benim özgüvenim varsa niye partimi eleştireceğim. Ne eksiğim var benim? Demokrasi eksiğim var. Biz yapıyoruz başka partiler yapmıyorlar. Üzerinde duracağımız temel konu bu. Partimizi hiçbir ortamda eleştiri konusu yaptırmayacağız. Eleştireceklerse iktidardaki parti var. Ne halde olduğunu bütün dünya biliyor artık. Tavrımızı net, tutumuzu açık ortaya koyacağız. Bu bizim görevimiz olmalıdır temsilci olarak, partinin o ülkedeki temsilcisi olarak.

Değerli arkadaşlarım, biz demokrasiyi ve özgürlüğü sadece kendi sınırlarımız içinde getirmekte istemiyoruz. Bugün 4,5 – 5 milyon yurttaşımız Avrupa’da. Onlar neden Türkiye’de temsil edilmiyorlar parlamentoda? Onun da hazırlığını yaptık. Onunla ilgilide bir bilgi notu hazırladık. Size verilen dosyalarda olması lazım. Onunla ilgili yasa teklifini de verdik. Eğer 4,5 – 5 milyon yurttaşımız yurtdışında yaşıyorsa onlarda Türkiye’de en azından Türkiye milletvekilliği pozisyonunda burada temsil edilmelidir. Temsilde adaleti sağlamalıyız. Yurtdışında oturuyor Türkiye’deki temsilciyi seçecek. Niye orada da insanlar oturuyor, ikametgahları orada, çocukları orada. Orada okula gidiyorlar, orada çalışıyorlar, orada üretiyorlar, orada alın teri döküyorlar, orada kazanıyorlar. Türkiye’de yazlık alıyorlar, Türkiye’de geliyorlar tatil yapıyorlar. Onlarında TBMM’de temsil hakları var. Bunu da her yerde seslendirdik. Bunu Türkiye’de ilk seslendiren parti biziz. Her şeyin öncülüğü yapan partiyiz biz. Bunu da ilk seslendiren partiyiz biz.

Dolayısıyla bunun arkasında sizler durun. Bir siyasi geldiği zaman niçin bunu yapmıyorsunuz diye sorun. CHP bu kanun teklifini verdi neden kabul etmiyorsunuz diye sizin sorma hakkınız var.

Pek çok sorun var sizin yaşadığınız yerlerde. Kimliğinizden kaynaklanan sorunlar var, dilden kaynaklanan sorunlar var, eğitimden kaynaklanan sorunlar var, emekliliğinizden kaynaklanan sorunlar var. Yani sosyal güvenlik sorunlarınız var. Türkiye’yle, Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika, Danimarka arasında. Bütün bunların masaya yatırılıp çözülmesi lazım. Siz orada bakacaksınız, sorunu saptayacaksınız, kendi düşüncenize göre çözümü bulacaksınız, bize aktaracaksınız. Biz onu parlamentoda sizin sözcünüz olarak dile getireceğiz. Yani orada yaşayan yurttaşların sözcüsü olarak dile getireceğiz.

Size çok sık sorulan ve eleştiri konusu yapılan bir konu. Cumhuriyet Halk Partisi sürece karşı. Bunu çok fazla sayıda yurttaş size söyler. Özellikle AKP ve BDP kanadından sanki bir çözüm süreci var Cumhuriyet Halk Partisi de çözüm sürecine karşı. Söyleyeceğiniz ilk şey; hangi sözle karşı çıktık biz? Mesela bir örnek vereyim Cumhuriyet Halk Partisi ne yaptı da çözüm sürecine karşı olduğuna siz kanaat getirdiniz.

Bir; sorunun nasıl çözüleceğine ilişkin yöntem önerisini bizzat Başbakana giderek öneren kişi Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanıdır arkadaşlar. Gidip bu sorun parlamentoda bir uzlaşma komisyonu kurularak çözülmelidir diyen kişiyiz biz. Bu parti söylemiştir. Anayasa uzlaşma komisyonu gibi her siyasal partiden eşit sayıda milletvekili olmalı ve orada tartışılmalıdır çözümler diyen partiyiz biz.

İki; bu sorun bir siyasal partinin tek başına çözeceği bir sorun olmayı aşmıştır. O nedenle bir toplumsal mutabakat gerekir ve onun da paralelinde bizim parlamento dışından bir akil adamlar heyeti kurulmalıdır diye öneren partiyiz biz. Böylece parlamento içi, parlamento dışı bir toplumsal uzlaşma sağlanarak biz sorunu çözebiliriz diyen partiyiz biz. Sayın Başbakan zehir zemberek açıklamalar yaptı, BDP’yi düşman ilan etti, MHP’yi düşman ilan etti ve bizim bu projemiz hayata geçmedi.

Ben tek başıma çözeceğim dedi. Sizin şimdi oturduğunuz salonda ben Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı olarak dedim ki, 4 koşulla çözeceksen sana kredi açıyoruz arkadaş git çöz. Demek ki siz sürece karşısınız diye eleştiri getirenlere vereceğiniz diğer yanıt sorunu çözmek için sana kredi açan parti Cumhuriyet Halk Partisidir kardeşim neyine itiraz ettin sen. Ne söyledi? Bizim krediye ihtiyacımız yoktur dedi. Elinin tersiyle reddetti. Şimdi bir süreç görüşmeler yapılıyor. Kimsenin bilgisi yok arkadaşlar. Nereden öğrendik? Milliyet gazetesine düşen tutanak örneklerinden öğrendik. Murat Karayılan’ın Kandil’de yaptığı açıklamalardan öğrendik. Başkada kimsenin bu 76 milyonluk ülkede kimsenin bir bilgisi yok. Niye destek vermiyorsunuz diye bize soruyorlar. İyi de bilmediğimiz konuya nasıl destek vereceğiz? Bilmiyoruz ki ne olduğunu. Onlara soruyoruz nedir mesela. Sizde sorun. Destek vereceğiz de biz bilmiyoruz sen açıkla bakalım. Nedir bize anlatsınlar bizde öğrenelim. Rahat sorabilirsiniz. Bizim açıkladığımız özgürlük ve demokrasi bildirgesi sizin dosyalarınızda var. Oraya sınırlı sayıda koyduk aslında. Çok sayıda daha düşüncelerimiz var. Az önce size söylediğim bu yurtdışındaki yurttaşlarımızın da milletvekili seçilme hakları olsun yurtdışı oylarla sınırlı olarak. O da konabilir buraya. Biz ne diyoruz? %10 seçim barajı kalksın. Doğrumu? Doğru. Hangi Avrupa ülkesinde var? Hiçbirisinde yok. Hadi bir olur, iki olur, üç olur. %10. Ben gidip A partisine oy vereceğim B partisi milletvekili çıkaracak. Bu oy hırsızlığıdır arkadaşlar.

Biz şunu da yaptık. Dedik ki AKP’ye arkadaşlar dedik siz gerçekten özgürlük mü istiyorsunuz, gerçekten demokrasi mi istiyoruz? O zaman gelin önce şu Kenan Evren’in çıkardığı yasaları değiştirelim. Darbe hukukunu değiştirelim, darbe yasalarını kaldıralım. Hayır dediler. Darbe hukukunun arkasına saklanan demokrasiden ve özgürlükten nasibini almamış kişidir arkadaşlar. Biz 12 Eylül askeri darbesinin getirdiği yasaları buyurun demokrasi, özgürlük bağlamında değiştirelim. AB standartlarına getirelim. Açık çek veriyoruz dedik. Bize dediler ki, siz bu söylediğinizde samimi değilsiniz. Öylemi? Peki dedik. Oturduk 12 Eylül askeri darbesinin getirdiği demokrasiye, özgürlüğe aykırı bütün yasalarla ilgili değişiklik tekliflerimizi verdik. Hepsinin altında CHP milletvekillerinin imzası var. Hadi bakalım kim samimi kim değil. Size onu da dağıtacağız. Sonra onu kitap haline getireceğiz. Biz çok haklıyız demokrasiden yana, özgürlükten yana. Ama birbirimizi hep eleştirdiğimiz için doğruları halka anlatmak gibi bir görevi üstlenmedik. Ne dedim? CHP’de çok şey değişti, şimdi de değişecek. Her yerde Cumhuriyet Halk Partisinin bayraktarlığını yapmak bu ülkede demokrasinin ve özgürlüğün bayraktarlığını yapmak anlamına gelir arkadaşlar. Çocuklarınıza karşı sorumluluğunuz varsa, ülkenize karşı sorumluluğunuz varsa bizim özgürlük ve demokrasi söylememizi bütün Almanya, Fransa, Belçika, Danimarka, Hollanda, İngiltere, bütün buralarda anlatmak zorundasınız. Biz Türkiye’de anlatıyoruz sizde Avrupa’da anlatacaksınız. Biz Brüksel’de anlatıyoruz, Strazburg’da anlatıyoruz, Londra’da anlatıyoruz. Yabancı parlamenterlerle oturduğumuzda anlatıyoruz.

Bakın size tipik bir örnek daha vereceğim. Geçenlerde, geçende dediğim bundan 2 veya 2,5 ay önceydi. Bir yabancı diplomat ziyaretime geldi. Parlamentodaki odada konuşurken siz ana dilde savunma hakkına niye karşı çıktınız dedi. Biz karşı çıkmadık dedim. Nasıl yani dedi. Doğru dedim karşı çıktık ama niye karşı çıktığımızı anlatayım. Bir; mahkemede ana dilde savunma olsun dediler. Biz dedik ki niye sadece mahkemede bunun savcılık aşaması yok mu? Yani adam kendisini derdini anlatamayacak mahkemede mi, savcılıkta da derdini anlatamaz. İki; karakol tutukladı ilk ifadeyi orada verdi polise. Orada da istemeyecek mi bir tercüman? Haklısınız dedi. İki; tercümanı tutacak ama parasını sanık ödeyecek. Peki adamın parası yoksa ne olacak? Böyle rezalet olur mu? Tercüman olacaksa parasını devlet ödeyecek. Avrupa’da böyle değil mi? Avrupa’da böyle. Niye Türkiye’de farklı o zaman. Biz buna karşı çıkmayacak mıyız? Bunu da çok iyi anlatın. Size CHP karşı çıkacak. Evet kardeşim bu gerekçelerle karşı çıktık. Peki önerge verdik mi? Size dağıttığımız notlarda o önergeyi de göreceksiniz. Biz neyi savunmuşuz? AKP ve BDP neyi savunmuş? Biz demokrasi istiyoruz. Biz özgürlük açısından yurttaşlar arasında bir farklılık gözetilmesini istemiyoruz. Kimliği ne olursa olsun, inancı ne olursa olsun dili bilmiyorsa veya o dilden kendisini savunmak istemiyorsa, tercümansa tercüman kardeşim. Parasını devlet ödeyecek. Bitti o kadar. Biz bunu yeteri kadar anlatamıyoruz. Siz anlatacaksınız biz Türkiye’de anlatmaya çalıştık, dışarıda anlatmaya çalışıyoruz. Sizlerde Avrupa’da anlatacaksınız. Görüşümüz belli. Eksiğimiz olabilir bakın değerli arkadaşlar. Eksiğimiz olursa hemen telafi ederiz eksiğimizi hiç endişe etmeyin. Eğer bizim ruhumuzda özgürlük varsa, bizim ruhumuzda demokrasi varsa biz eksikliğimizi gideririz.

Onun dışında değerli arkadaşlarım, bedelli askerlik, diğer konular, pek çok sorun olabilir. Bu sorunların hepsini gidermek için biz elimizden gelen çabayı gösteririz. Sizlerde elinizden gelen çabayı gösterirsiniz. Bütün mesele şu; iyi niyetle Türkiye’yi çağdaş uygarlığa taşımak. Eğitim sistemi 4+4+4 geldi. Türkiye’yi ortaçağa taşıyacak olan projedir 4+4+4 sistemi. En iyi eğitim modeli Norveç’te vardır. 12 yıl zorunlu eğitim vardır. Bizde zorunluluk süresi 4 yıl. Sonra seçmeli dersler başlıyor. Zorunlu eğitimde seçmeli ders olmaz arkadaşlar. Adı üstünde zorunlu. Zorunlu eğitim süresi ne kadar uzun olursa insan hayatında meslek değişikliğine daha kısa sürede adapte olma özelliği çıkıyor ortaya. Çünkü 12 yıllık zorunlu eğitim alıyorsunuz temel eğitiminiz çok güçlü. Eğer bir yerde meslek değiştirmek istiyorsanız çok daha rahat kendinizi adapte edebiliyorsunuz o mesleğe. Zorunlu eğitiminiz kısaysa adapte olma şansınız çok daha zor oluyor. Bununda çok iyi anlatılması lazım. Biz bunun da mücadelesini yaptık. Bakın şunu yurtdışındakilere çok rahat anlatabilirsiniz. Eğitim sistemi bütün ülkeler için stratejik alandır. Bütün ülkeler için. Türkiye içinde. Çünkü siz çocuk yetiştireceksiniz eğitim sistemiyle.

4+4+4 sistemi bir; kalkınma planlarında yok. İki; milli eğitim bakanlığının stratejik planında yok. Üç; milli eğitim şuralarında hiç görüşülmemiş. Dört; böyle bir yasa tasarısı parlamentoya gelmedi. Yana bakanlar kurulunun imzası yok. Nasıl oldu? 5 AKP milletvekili imzalayıp kanun teklifini meclis başkanlığına verdi. 5 AKP milletvekili. Hiçbirisi eğitimci değil. Böyle bir eğitim sistemimi olur? Ben bunları sadece Almanya, Fransa, İngiltere, Hollanda, Belçika’daki Türk vatandaşlarına anlatın diye söylemiyorum. Oradaki siyasilere de anlatacaksınız. Hem Cumhuriyet Halk Partisini, hem Türkiye’yi bir Ortadoğu ülkesi haline getiren AKP’yi. Bunu da çok iyi anlatacaksınız. Suriye’yle kavga ediyoruz. Neden? Savaşın eşiğine geldik. Hangi gerekçeyle? Biz bütün komşularımızla barış içinde yaşamak isteriz, huzur içinde yaşamak isteriz. En uzun sınır komşumuz bizim Suriye. Düne kadar dosttuk, bir gece kalktık Suriye bir numaralı düşmanımız olmuş. Neymiş Suriye’de demokrasi yokmuş. Destek verdiği peki Katar’da mı demokrasi var? Destek verdiği Suudi Arabistan’da mı demokrasi var? Biz bütün ülkelerde demokrasi olmasını isteriz. Suriye’de de, Katar’da da, Irak’ta da, İran’da da isteriz. İnsan haklarının gelişmesini isteriz. Bireysel hak ve özgürlük alanının genişlemesini isteriz. Burada bir tereddüdümüz yok zaten bizim. Ama bu dayatmayla olmaz. Radikal unsurları Türkiye’de eğitip, Katar’dan gelen parayı cebine koyup, Suudi Arabistan’dan gelen silahı eline verip Suriye’ye gönderip git kardeşini öldür demek Türkiye Cumhuriyetine yakışmaz. Biz buna karşıyız. Onu da çok iyi anlatmamız lazım. Her yerde anlatıyoruz. Siz artık Cumhuriyet Halk Partisinin temsilcisisiniz. Bizim sesimiz, bizim sözümüzsünüz ve bunları çok iyi anlatacaksınız.

Değerli arkadaşlarım, benim kısaca söylemek istediklerim bunlar. Bu kadar geniş bir çerçeve çizmemin temel nedeni de şu; akşam belki yemekte beraber olacağız. Böyle rahat bir ortamda konuşma imkanımız olmayabilir. Sizin sormak istediğiniz sorular varsa o konuları da almak isterim. “

    Cuma, 28 Haziran 2013 11:27

Bağlantılı Konular