Öztrak: "Babacan işi bitmiştir, kimse kendini kandırmasın"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Türkiye'nin Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı ve Ahmet Davutoğlu'nun Başbakanlığında büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalacağını belirtti. Türkiye'nin bu kadronun elinde 'açılımda İmralı'nın; dış siyasette IŞİD ve Alman istihbaratının; ekonomide ise sıcak para baronlarının şantajına muhatap olduğunu' belirten Öztrak, "Bu terazi bu sıkleti daha fazla taşımaz. Böyle sürerse terazi tüm ağırlıklarıyla beraber milletin üzerine yıkılacaktır" diye konuştu.

Kurulacak yeni hükümetle beraber ekonomi yönetiminde yaşanacak olası değişiklikleri de değerlendiren Öztrak, Ziraat Bankası'nın Bank Asya'yı almasıyla ilgili tartışmalarda, seçilmiş Cumhurbaşkanının danışmanı Yiğit Bulut'un, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'a üstün geldiğini belirterek, "Ali Babacan işi bitmiştir. Kimse hayal kurmasın" dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak TBMM'de düzenlediği basın toplantısında ekonomi ve siyasetteki son gelişmeleri değerlendirdi.

Son dönemde yeniden gelmeye başlayan şehit haberlerini değerlendiren ve IŞİD'in rehin aldığı 49 Türk vatandaşında hala haber alınamadığını hatırlatan Öztrak, Türkiye'nin IŞİD terörü ile PKK terörü arasında sıkışıp kaldığını ifade etti. Seçilmiş Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın seçim dönemin boyunca PKK'nın adını ağzına almaya çekindiğini belirten Öztrak, AKP'nin Genel Başkanlığına adaylığı açıklanan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu hakkındaki ‘IŞİD' in beslenip büyütülmesinde manevi babalık yaptığı' iddiaları ile 49 vatandaşın Türkiye'nin Musul Konsolosluğundan rehin almalarına seyirci kaldığını anımsattı. Diğer taraftan İçişleri Bakanı'nın Mehmetçiğe ilk hain kurşunu sıkan teröristin heykelinin dikilmesini, "basit bir plastik heykel" diye küçümsediğini belirten Öztrak sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çok üzülerek söylüyorum. Türkiye bu kadroların elinde çok daha büyük sıkıntılar yaşayacaktır. Bu kadroların verdikleri açıklar nedeniyle Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti; açılımda İmralı'nın; dış siyasette IŞİD ve Alman istihbaratının; ekonomide ise sıcak para baronlarının şantajına muhataptır. Bu terazi bu sıkleti daha fazla taşımaz. Böyle sürerse terazi tüm ağırlıklarıyla beraber milletin üzerine yıkılacaktır."

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın YSK'nın Cumhurbaşkanlığı seçiminin kesin sonuçlarını açıkladığı 15 Ağustos'tan "tağyir, tebdil ve ilga" edildiğini söyleyen Öztrak, "Başbakanlık makamı 15 Ağustos'tan bu yana Resmi Gazete matbaasını ele geçiren Recep Tayyip Erdoğan'ın işgali altındadır. Eskiden darbeler radyo evleri, televizyon kanalları ele geçirilerek yapılırdı, şimdi Resmi Gazete matbaası ele geçirilerek darbe yapılmaya çalışılıyor" diye konuştu.

Ahmet Davutoğlu'nun Genel Başkan adaylığının açıklanmasının ardından AKP'den yapılan tüm açıklamalarda "istişare" vurgusu yaptığını belirten Öztrak, buna karşın AKP kongresinden, üyesinden, delegesinden, henüz yapılmamış bir olağanüstü toplantıda noterlik yapmalarının istendiğini vurguladı. "Uzun süren istişareler sonucunda bu noktaya varmışlar… İstisnasız kim çıktıysa istişareyle başladı istişareyle bitirdi. Bu utanç onlara yeter" diyen Öztrak, AKP'nin istişare demekle tek adam iradesini kast ettiğini, bu iradenin şimdi ülkede tek parti devleti kurmak üzere harekete geçtiğini ifade etti.

14 Mart 2003 tarihinde başlayan Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlık döneminin artık kapandığını ifade eden Öztrak, AKP döneminde Türkiye ekonomisinin nereden nereye geldiğini şu sözlerle anlattı:

"Recep Tayyip Erdoğan dönemi başladığında; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin iç borcu, 155 katrilyon TL idi, biterken 436 katrilyon TL'ye yükseldi. Devletin iç borcu 3'e katlandı. Erdoğan işe başlarken ülkenin dış borcu 130 milyar dolardı, şimdi giderken dış borç 387 milyar dolara çıktı. Dış borç da 3'e katlandı. Erdoğan geldiğinde her bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına düşen dış borç 1.963 dolardı; giderken her bir vatandaşın sırtına yüklenen dış borç 5.103 dolara yükseldi. Recep Tayyip Erdoğan devri iktidarında 52 milyar dolarlık devlet mülkünü sattı. 22 milyar dolarlık IMF Borcunu ödedim diye övünürken, sattığı milletin varlığının ödediği IMF borcunun 2,4 katı olduğundan bahsetmedi. Erdoğan döneminde alınan dış borç, ödedim dediği IMF borcunu, 12'ye katladı. Recep Tayyip Erdoğan iktidara geldiğinde aileler bankalara 1,6 milyar dolar faiz ödüyordu, Erdoğan giderken ailelerin bankalara ödediği faiz 19,2 milyar dolara yükseldi. Vatandaşın bankalara borcu bu dönemde 4 milyar dolardan 160 milyar dolara çıktı. 42 milyon yurttaşımız borcun altında eziliyorum diye bağırırken o makamı bırakıyor."

Recep Tayyip Erdoğan iktidara geldiğinde Türkiye'nin cari açığı 626 milyon dolardı, giderken cari açık, 83 katlık artışla, 52 milyar dolara çıktı. Erdoğan iktidara geldiğinde bu ülkenin döviz bilançosu 85,5 milyar dolar açık veriyordu, giderken açık beşe katlanarak 423 milyar dolara çıktı. Erdoğan iktidara geldiğinde her 100 dolarlık kısa vadeli dış borç için TCMB kasasında 172 dolar rezerv vardı, şimdi giderken her 100 dolarlık kısa vadeli dış borç karşılığında sadece 100 dolar rezerv var. Erdoğan iktidara geldiğinde kendisine yılda yüzde 6,2 oranında büyüyen bir ekonomi teslim aldı. Kullanılan bu kadar borca ve satılan devlet malına rağmen; giderken ekonominin büyüme hızı yüzde 3'lere düştü.

"Recep Tayyip Erdoğan iktidara geldiğinde sanayi sektörünün milli gelir içindeki payı % 20,3 idi; giderken sanayinin milli gelir içindeki payı yüzde 18,6'ya indi. Türkiye dünya sanayi liginde ilk on beşin dışına düştü. Recep Tayyip Erdoğan iktidara geldiğinde 1 litre mazotun fiyatı 1,10 TL idi, şimdi 4,45 TL. Recep Tayyip Erdoğan iktidara geldiğinde çiftçi 1 litre mazot için 4,8 kg buğday satıyordu, şimdi giderken aynı mazot için çiftçi 6,2 kg buğday satmak zorunda.  Bunun sonucunda Erdoğan döneminde ilk defa canlı hayvan, saman ithal ettik, çiftçi 6,5 İstanbul büyüklüğünde araziyi ekmekten vaz geçti. Recep Tayyip Erdoğan iktidara geldiğinde işlenen tarım alanı 239 milyon dönümdü. İktidardan giderken işlenen tarım alanı 206 milyon dönüme indi.

AKP döneminde ekonomide "istikrar" örtüsü altına gizlenen gerçek manzaranın bu rakamlarda yattığını, ülkenin de vatandaşın da borca battığını, bununla birlikte büyümenin düştüğünü ve Türkiye'nin cari açık ve kısa vadeli dış borç karşılığında eriyen rezervler nedeniyle sıcak paranın esiri haline geldiğini ifade eden Öztrak, son dönemde ekonomide yaşanan çalkantıların, anlatılan istikrar hikayesinin ne kadar kırılgan olduğunu gösterdiğini vurguladı. Yeni kabinede ekonomi yönetiminde kimlerin olacağı tartışmalarına da değinen Öztrak, "Güçlü bir ekonomide bakan isimleri bu kadar dalgalanmaya neden olmaz. Sıcak para baronları bakan atamalarında etkili olamaz" dedi.  Bu tartışmaların bir tarafında izlediği politikalarla Türkiye'yi dünyanın en kırılgan beş ekonomisinden biri haline getiren Bakanların; diğer tarafında ise Merkez Bankası ve diğer düzenleyici denetleyici kurumların bağımsızlığını vesayet olarak gören kadroların bulunduğunu söyleyen Öztrak, bu ekipler arasındaki mücadelenin son 10 gündür faizin yükselmesine, döviz kurunun sıçramasına ve ekonomide tedirginliğin artmasına neden olduğunu kaydetti.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin Moody's'le ilgili açıklamaya da değinen Öztrak, Zeybekci'nin Moody's'in uyarı ve tespitlerin "siyasi şablona yön vermek isteyen birilerinin siparişiyle yapıldığı" iddiasına açıklık getirmesi gerektiğini vurguladı. "Bu Bakan kendi partisinin içinden birilerini mi kastetmektedir? Yoksa bazı dış mihraklar mı devreye girmiştir?" diye soran Öztrak, kendi partilerini fitne tehdidiyle dizayn etmeye soyunanların aynı taktiği ekonomide de uygulamaya çalıştığını belirterek, ekonomide ne düğü belirsiz tehditlerin sonunun "uçurum" olduğu uyarısında bulundu.

İstanbul'a 3. Havalimanı yapılmasındaki finansal süreci de değerlendiren Öztrak, havalimanını yapacak ve işletecek firmaya gelir garantisi, finansman garantisi ve finansman sağlandığını belirterek, "Bu projeye bu kadar iltimas neden? Bu milletin tüyü bitmemiş yetiminin hakkı tek bir proje için neden bu kadar seferber ediliyor?" diye sordu.

Vatandaşların geliri doğru düzgün artmazken enflasyonun çift hanelere doğru koştuğuna dikkat çeken Öztrak, gıda sanayicilerinin yaptığı açıklamalardan işlenmiş gıda ürünlerine çok ciddi zamların yolda olduğunun görüldüğünü, seçim nedeniyle ötelenen enerji zamları için de sonbaharın beklendiğini, bu zamlarla vatandaşın satın alma gücünün giderek daha da eriyeceğini belirtti. Geliri artmayan, iş imkanları artmayan, satın alma gücü giderek eriyen ve borçlarını ödemekte güçlük çeken vatandaşlarda huzursuzluğun da arttığını ifade eden Öztrak,"Tayyip Erdoğan'ın giderken bıraktığı vatandaş manzarası budur. Bu manzaranın sonuçları da olacaktır. Özellikle Güney illerimizde Suriye'den gelen misafirlere karşı giderek artan memnuniyetsizliğin ve sosyal tansiyonun ardında bu ekonomik faktörlerin olduğunu da unutmamak gerekir. Ekonomi bozuldukça huzursuzluk artacak, sonra bu huzursuzluk ülkeye yayılacaktır. Ama hükümetin gözünde ekonomi yoktur. Şu anda hükümet seçilmiş Cumhurbaşkanının talimatları doğrultusunda onun korkularını giderecek, onun etrafında güçlü bir kale örmenin çabasındadır" dedi.

Ekim ayında ABD Merkez Bankası FED'in para musluklarını kapatacağını, ardından faizleri artırmasıyla beraber dünyayı dolaşan trilyonlarca doların anavatanına geri dönmeye başlayacağını belirten Öztrak, "Uzun süredir hükümeti bu konuda tedbir alması için uyardık. Artık üzülerek söylüyorum tedbir için biraz geç kaldık. Türkiye sert bir viraja doğru hızla giden bir arabaya benziyor. Direksiyonun başındaki şoför en azından yolcuların emniyet kemerlerini bağlamasını sağlayacak; hava yastıklarını hazır hale getirecek bir imkanı sağlasın. Çünkü ilerleyen günlerde bunlara ihtiyacımız olacak" ifadelerini kullandı.

Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Öztrak, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "6 okun yorumunu değiştireceğiz" şeklinde bir beyanı olduğu belirtilerek bu konuda görüşlerini sorulması üzerine, "Sayın Kılıçdaroğlu değiştireceğiz, ortadan kaldıracağız demiyor, ülkenin ve dünyanın gittiği nokta çerçevesinde yeniden bazı yorumlar getireceğiz diyor. Değiştireceğiz, ortadan kaldıracağız demek farklı, gelişen konjonktüre göre yorumlayacağız demek farklı bir şey" diye yanıt verdi. Öztrak, "Davutoğlu, Erdoğan'ın memuru gibi çalışacak" iddialarını sorulması üzerine de, "Koltuğunu aslında işgal eden bir parti genel başkanı ve bir Başbakan, cumhurbaşkanlığına çıktığında yapabileceği bir görevlendirmeyi ve hiç yapmaması gereken bir genel başkan atamasını dün yaptı. Partisinin üye ve delegelerinin hukukunu ayaklar altına almış, Anayasa'yı çiğnemiştir. Davutoğlu atanmış bir genel başkandır. Böyle de kalacaktır" dedi.

Faik Öztrak, sıcak paranın Türkiye'den çıkış yapma ihtimalinin ve sonuçlarının sorulması üzerine, "Bir yatırımcının bir ülkeden çıkarken kendi yerine girip en az zararla çıkmasını sağlayacak yatırımcıyı bulması en alasıdır. Ama bunu bulamazsanız içeride kalacaksınız anlamına gelmez. Ciddi sistem tartışmaları yapılıyorsa, açık pozisyon başını almış gitmişse paramın ne kadarını kurtarsam kardır diyerek sıcak paranın birden çıktığını da görebilirsiniz. 2001 yılında yaptığımız düzenlemeler bunu bir ölçüde frenler ama hata üstüne hata yapılırsa, sizin artık sıcak parayı ülkede tutmanız zorlaşır, yatırımcılar zararın neresinden dönülse kardır der, çıkmaya başlar. 55 milyar dolar cari açık var. Bu parayı bulmanız gerekiyor. Velev ki sıcak para çıkmasın, bu parayı bulamazsanız ne olacak? İthalat ile ihracat arasındaki farkın finansmanını bulamayacaksınız. Bunu bulamazsanız büyüme çökecek, varlık fiyatları çökecek. Bu çöküş başladığı anda neden sıcak para kalsın. Ne kadarını kurtarırsam kardır diyecektir. Çöp haline gelmiş borçlarda kurtarabildiğini kurtarmaya çalışır. Yıllardır, ‘Çıkamazlar, çıkmaya kalkarlarsa büyük zarara uğrarlar' deniyor. Oysa herşeyi kaybedeceğini gören adam oradan kaçar. Bu çıkma değil kaçmadır. 2001 yılında yaptığımız düzenlemelerle bunu önleyecek mekanizmaları biz getirdik. Ama gidiş öyle bir gidiş ki TCMB'nin bağımsızlığından, enflasyon hedeflemesinden mali piyasaları düzenleyen kurumların bağımsızlığından, herşeyden ürken, korkan acaba yarın bu bağımsız kurumlar bana dava açarlar mı? Birileri buradan benim üstüme gelir mi? Gibi korkular taşıyan bir iktidarın bu bağımsızlığa hergün saldıracağını, bunun da sıcak parayı kaçıracağını beklemek hiç de hayalcilik olmasa gerek."

Bir başka soru üzerine ekonomi yönetiminde yapılacak olası değişiklikler ve Ali Babacan'ın ekonomi yönetiminde bulunup bulunmayacağı ile ilgili tartışmaları da değerlendiren Öztrak, şunları söyledi:

"Yeterince kurumsallaşmış bir ekonomide şahıs isimlerinin değişmesi bu kadar etkili olmaz. Çünkü sistemi çok fazla değiştiremezsiniz. Ama sistemi yeterli olmayan bir ekonomide büyük sıkıntı çıkar. Olay sadece Sayın Babacan'ın gidip kalması değil. Biliyorsunuz, Ziraat Bankası Bank Asya ile müzakereleri kestiğini açıkladı. Ziraat Bankası'nın Bank Asya'yı almak için müzakerelere başladığını Sayın Babacan açıklamıştı. Peki, ‘Buna izin verilemez' diyen kimdi? Yiğit Bulut. Seçilmiş Cumhurbaşkanının danışmanı. Kimin lafı dinlendi? Ali Babacan işi bitmiştir. Kimse hayal kurmasın."

    Cuma, 22 Ağustos 2014 14:15

Bağlantılı Konular