"Hukuken Başbakan yoktur ancak fiilen Başbakanlık makamını gasp eden bir Erdoğan vardır"

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, YSK'nın, cumhurbaşkanı seçimi kesin sonuçlarını 15 Ağustos'ta açıkladığını, bu sonuçları Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığı'na bildirdiğini ama bu seçime ilişkin kararın halen Resmi Gazete'de yayımlanmadığına dikkat çekti.

Kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasının önüne geçenlerin, "Karar Resmi Gazete'de yayımlanmazsa, 12. Cumhurbaşkanı'nın Erdoğan olduğu konusu kesinleşmeyecektir" şeklinde yanlış algı içinde olduğunu belirten Hamzaçebi, anayasanın 101. maddesinin son fıkrasının açık olduğunu, cumhurbaşkanı seçilen kişinin varsa partisiyle ilişiğinin kesilip, TBMM üyeliği sıfatının sona ereceğini kaydetti.

TBMM üyeliği biten kişinin, Başbakanlık görevinin de kendiliğinden sona ereceğini belirten Hamzaçebi, Erdoğan'ın, hukuken Türkiye'nin Cumhurbaşkanı olduğunu, Başbakanlık sıfatını kaybettiğini, milletvekilliğinin, AKP Genel Başkanlığı'nın sona erdiğini hatırlatan Hamzaçebi, bunun çok açık bir gerçek olduğunu, bunu bilmek için kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasını beklemeye gerek olmadığını, kararın kamuoyuna duyurulduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, "Ben Başbakanlığa vekalet edecek kişiyi atamak için kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasını bekliyorum" deme hakkının bulunmadığını, böyle diyerek işi geçiştiremeyeceğini belirten  Hamzaçebi, YSK'nın seçim sonucunu Gül'ün makamına bildirdiğini, Gül'ün bu kararının gereğini yerine getirmesi gerektiğini ve bu kararı ötelemeyeceğini hatırlatarak şöyle dedi;

"Sayın Gül'e çağrı yapıyorum; milletin kararını uygulayın, millet Erdoğan'ı cumhurbaşkanı seçmiştir. Başbakanlık görevi sona ermiştir. Görevi sona erdiği, Başbakanlık makamı demokratik devlette boş kalamayacağı için Gül'ün bu makama görevlendirme yapması lazım. Bu anayasal, hukuki zorunluluktur. Türkiye'nin, demokrasinin gelenekleri de bu şekildedir.

Benzer örnek 1989'da yaşandı. Sayın Turgut Özal, TBMM tarafında cumhurbaşkanı seçildi. Cumhurbaşkanı seçildiği tarih ile göreve başlayacağı tarih farklı olduğu için arada kalan tarihte Türkiye'nin başbakansız kalmaması için dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren, bakan Ali Bozer'i, Başbakanvekili olarak tayin etti. Bu karar, 1 Kasım 1989 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandı. Evren, bu işlemden önce tereddütleri ortadan kaldırmak için Danıştay'a başvurup, hukuki görüş almıştır. Danıştay, anayasa çerçevesinde bu görüşü vermiştir. Bunu yapan, diktatör olarak isimlendirilen Evren'di. Bugün seçimle gelmiş, cumhurbaşkanı seçilmiş Başbakan, başbakanlık makamını 3 gündür gasp etmiştir. Türkiye'de 16, 17, 18 Ağustos tarihlerinde hukuken Başbakan yoktur ancak fiilen Başbakanlık makamını gasp eden bir Erdoğan vardır. 'Başbakan izne çıktı, kararnameyi imzalamıyor' diyerek, kimse bu gerçeğin üzerini örtemez. Başbakanlık makamının gücünü Erdoğan kullanmaktadır."


Akif Hamzçebi, Gül'ün, Hükümet içinde bir Başbakanvekilini tayin etmesi gerektiğini savunarak, "Aksi halde, bu gasp olayına Sayın Gül de ortak olacaktır. Görev, Gül'ündür. Erdoğan, makamını terk etmemiş olabilir. Hukuken makamını terk etmeyen bir makama karşı Sayın Gül'ün, yetkilerini kullanıp, Hükümet için bir bakanı, Başbakan olarak görevlendirmesi gerekir" dedi.

Başbakan'ı tayin etmenin, cumhurbaşkanının yetkileri arasında yer aldığını ifade eden Hamzaçebi, Gül'ün, anayasanın bu emrini derhal yerine getirmesi gerektiğini vurguladı. Hamzaçebi, "Aksi halde bu anayasal, sivil darbeye Sayın Gül de ortak olmuş olacaktır. Danıştay'ın kuruluş yıldönümünde Sayın Erdoğan, Feyzioğlu'na tepki gösterip, salonu terk ederken, Sayın Gül de Erdoğan'ı takip ederek, arkasından çıkıp gitmiştir. Sayın Cumhurbaşkanım, lütfen bu olayda Sayın Erdoğan'ın arkasından gitmeyin, hukuku, anayasayı işletin, bu sizi daha yüceltecektir" diye konuştu.

Muhalefetin, kurultay tarihinin çok erken olduğuna yönelik eleştirilerin anımsatılmasına Hamzaçebi, "Aynı kanaatte değilim. Bir yarışa giren, bir iddia koyan arkadaşlarımız, bu iddiası çerçevesinde bir çalışmayı elbette yapacaktır. Bu iddiayı ortaya koyarken de örgütün nabzını tutmuşlardır diye düşünüyorum. Çalışırlarsa yeterli zaman vardır. Zaman açısından sorun görmüyorum" karşılığını verdi.

Bir soru üzerine Hamzaçebi, kurultaylarını, Türkiye'nin içinde bulunduğu bu zor süreçte ve gelecek yılki genel seçimde CHP'yi iktidar alternatifi olarak ortaya koymak için yaptıklarını anlattı. Hamzaçebi, "Arkadaşlarımızın kurultay talepleri, CHP ve örgütümüz için fırsat olmuştur" dedi.

Bir soru üzerine, Hükümet'in, terör örgütü mensubu bir kişinin heykelinin yapılmasına seyirci kaldığına dikkat çeken Hamzaçebi, bu heykelin Lice'ye değil AK Genel Merkezi'nin önüne dikildiğini belirtti.

Akif Hamzaçebi, 40 bin öğretmen atamasına ilişkin yasal düzenlemenin cumhurbaşkanı yemini ardından TBMM'ye gelmesi halinde destek vereceklerini ni açıkladı ve  bu sayının 40 bin değil 100 bin olması gerektiğini ifade etti.

Akif Hamzaçebi, bir soruyu yanıtlarken, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Genel Başkan olarak yaptığı uygulamaların, yürürlüğe koyduğu politikaların doğru olduğunu söyledi. Hamzaçebi, "Daha önce yüzde 19-20 bandındaki oy seviyesini CHP bugün yüzde 28'lere taşımıştır. Şu anda bu seviyeyi beğenmiyoruz. Bu oy oranıyla yetinmemiz mümkün değil daha yukarı taşımamız gerekir.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığı döneminde bu atılımı gerçekleştirdik. Yüzde 20'lerden bu seviyelere ancak Kılıçdaroğlu ile geldik. Eksiklikler, yanlışlıklar olabilir ama parti doğru istikamettedir. Yapılması gereken bu istikamet çerçevesinde daha ciddi bir çalışmayı ortaya koymaktır yoksa partiyi, eski dönemine taşımak değildir. Bir sol, sosyal demokrat parti toplumun belli kesimlerinden oy alacak şeklide, sınırlı çerçeveye hapsedilemez"
diye konuştu.

Anahtar Kelimeler
    Pazartesi, 18 Ağustos 2014 16:55

Bağlantılı Konular