Öztrak: "Bu kurultay, CHP'nin iktidara yürüyüş kurultayı olacak"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Erdoğan'ın Anayasa'nın açık hükmüne rağmen Başbakanlığı bırakmamak için direnmesinin ve Parlamenter demokrasiyle kavgaya girişmesinin ülkenin ufkunu her gün biraz daha karartacağını, bu nedenle vatandaşın borç yükünün altında ezileceğini söyledi.

CHP'nin demokrasinin gerekli kıldığı parti içi denetim ve denge mekanizmalarını çalıştırmaktan kaçınmayacağını, önümüzdeki süreçte yapılacak Kurultayın, Türkiye'yi daha iyi yönetme iddiasının ortaya konduğu, "CHP'nin iktidara yürüyüş Kurultayı" olacağını söyledi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztrak, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında ekonomideki ve siyasetteki son gelişmeleri değerlendirdi. Cumhurbaşkanı seçim sürecinde, sonuca göre şekillenecek olası ekonomik, sosyal ve siyasi risklere karşı uyarılarda bulunduğunu hatırlatan Öztrak, bu uyarıların haklılığının seçimlerin öncesi ve sonrasında kredi derecelendirme kuruluşlarının aldığı kararlar ve yaptıkları açıklamalarla ortaya çıktığını belirtti.

Kredi derecelendirme kuruluşları FITCH ve Standart & Poor's'un Türkiye hakkında yaptığı açıklamalarda Türkiye ekonomisine dair önemli uyarıların bulunduğunu kaydeden Öztrak, Türkiye'nin çok uzun süredir bir kredi derecelendirme kuruluşundan eleştiri tonu bu kadar yüksek bir değerlendirmelere şahit olmadığını söyledi.

Bu açıklamaların dikkate değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Öztrak, "Türkiye'ye yatırım yapılabilir ülke notu veren iki kuruluştan biri olması nedeniyle FITCH'in açıklamaları önemlidir. Bu iki derecelendirme kuruluşundan bir tane notunu indirirse Türkiye yatırım yapılabilir ülke statüsünden çıkar" dedi.

Türkiye'de siyasi sürekliliğin istikrar anlamına gelmediğinin her gün biraz daha iyi görüldüğünü ifade eden Öztrak, 12 yıldır tek başına iktidar olan, 9 seçim kazanmakla övünen AKP iktidarının "siyasi ve ekonomik istikrar" için nasıl bir tehdit oluşturduğunun artık derecelendirme kuruluşları tarafından da dile getirildiğini, AKP içindeki bir ekibin bağımsız kurumlara, hukuka ve anayasaya meydan okuyan tavrının Cumhurbaşkanı seçimlerinin ardından bu makamın da desteğiyle daha da belirginleşeceği, ülke yönetiminde keyfiliğin daha da artacağı beklentisinin giderek arttığını söyledi. Öztrak, "Bunun yarattığı belirsizlik algısı da ekonomik dengeler üzerinde ciddi bir tehdit unsuru oluşturuyor" dedi.

Ekonomi yönetiminden gelen ve ekonomide belirsizliği artıran beyanların çok ciddi sıkıntılar yaratacağının uzun zamandır bilindiğini belirten Öztrak, Erdoğan'ın Köşk'e çıktığında da bu tavrını sürdüreceğinin görüldüğünü ifade etti. Öztrak, Cumhurbaşkanlığı seçimiyle sürecin yeni bir aşamaya girdiğini, Erdoğan kibir ve korkularının baskısıyla her türlü bağımsız kurumu kendisi için tehdit olarak gördüğünün altını çizdi. Cumhurbaşkanlığı devir teslim sürecinin tam bir Anayasa ihlali sürecine dönüşeceğinin de artık anlaşıldığını belirten Öztrak, şunları söyledi:

"Mevcut Anayasamızın ve Parlamenter demokrasimizin teamüllerinin, bu yüksek makam için biçtiği elbise belirlidir. Yeni Cumhurbaşkanı bu elbiseyi kendi üzerine uydurmak için sistemle oynamaya başladığı an, ortaya 'genetiği kurcalanmış bir ucube' çıkacaktır. Parlamenter demokrasinin içinden fiili bir 'yarı başkanlık' veya 'partili başkanlık' çıkarmaya yönelik girişimler sistemin sigortasının atmasına neden olacaktır."

Türkiye'nin artan jeopolitik riskler ve yanlış ekonomi politikalarının biriktirdiği kırılganlıklar nedeniyle kritik bir süreçten geçtiğini ifade eden Öztrak, ülkenin sistem tartışmalarıyla geçirecek zamanı olmadığını, Yeni Cumhurbaşkanı'nın, bu tabloya rağmen, bir sistem krizi yaratıp, yaratmayacağına yönelik ilk samimiyet sınavının da bu süreçte başladığını belirtti. Anayasa'ya göre Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı seçimini kazandığına dair YSK kararı Resmi Gazete' de yayımlandığı an meclis üyeliğinin sona ereceğine dikkat çeken Öztrak, Erdoğan'ın Anayasa'nın açık hükmüne rağmen Başbakanlığı bırakmamak için direnmesi durumunda daha ilk günden gömleğinin düğmesini yanlış iliklemiş olacağını, 12. Cumhurbaşkanının Parlamenter demokrasiyle kavgaya girişmesinin ülkenin ufkunu her gün biraz daha karartacağını söyledi.

1 Eylül sonrası dönemde Turgut Özal'ın Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in TBMM'ye gönderdiği yazıya da değinen Öztrak, "Bu yazıda (Kenan Evren), Özal'ın TBMM üyeliğinin düştüğü, Başbakanlık makamının boşaldığı anlaşılmıştır diyor. Şu anda yönetimde bulunanların da en az, hep eleştirdikleri Kenan Evren kadar demokrat olmalarını beklemek hakkımızdır" diye konuştu.

Yaklaşan seçimler, artan dış borç ve cari açık düşünüldüğünde Türkiye'nin gelecek 1 yılda toplam 225 milyar dolarlık bir finansman ihtiyacı olduğunu söyleyen Öztrak, Cumhurbaşkanlığı makamı üzerinden yapılacak sistem tartışmalarının artıracağı belirsizliklerin ve risklerin bu paranın Türkiye'ye gelmesine engel olacağı, gelse bile yüksek maliyetle geleceği uyarısında bulundu.

TCMB'nin yayımladığı  2013 Uluslararası Yatırım Pozisyonu Raporu verilerine de değinen Öztrak, Türkiye'nin G-20 ülkeleri içinde, mali açık pozisyonu (döviz cinsinden mali yükümlülüklerden, döviz cinsinden varlıklar düşüldüğünde ortaya çıkan açığın milli gelire oranı) en yüksek ikinci ülke olduğunu belirtti. Öztrak, AB standartlarında bu oranın yüzde 35'in üzerinde olmasının "ciddi bir kırılganlık işareti" olarak görüldüğünü, Türkiye'de ise bu oranın yüzde 47,6 olduğunu ifade etti. Ailelerin ve reel sektörün artan borçlarına da dikkat çeken Öztrak, cari açıkta ilk beş ayda gözlenen azalışın Haziranda hız kestiğini, ilk altı ayda cari açıkta geçen yılın aynı dönemine göre 12,9 milyar dolar düşüş görülmesine rağmen azalan cari açığın kaynağı ve ne kadar istikrarlı olduğu bilinmeyen net hata noksan kaleminden gelen 10,7 milyar dolarla finanse edildiğini vurguladı. Dış açık ve borçlardaki bu gelişmeye karşın büyümedeki düşüşün giderek belirginleştiğini belirten Öztrak, Türkiye'nin bol para döneminin bittiği yeni küresel iklimde nasıl riskli bir döviz bilançosuyla yürüyeceğinin görüldüğünü, bu yapının yeni riskleri ve daha fazla kutuplaşmayı kaldırmayacağını, vatandaşların sırtına yüklenen borcun altında ezilip kalabileceğini kaydetti. İşsizlik rakamlarına da değinen Öztrak, rakamlarda geçen seneye göre bir azalma varmış gibi görünmekle birlikte mevsimlik düzeltmeler yapıldıktan sonra Mayıs ayında bir önceki aya göre işsiz sayısında 110 binden fazla bir artış görüldüğünü, genç işsizliğinin bir puandan fazla arttığını söyledi.

Ekonomideki bu tablo karşısında seçilen Cumhurbaşkanının, gücünü nasıl artıracağını düşünmek yerine temsil ve koordinasyon görevini en iyi nasıl yapacağına odaklanması ve o makamın "mehabetine" uygun davranması gerektiğini vurgulayan Öztrak, Erdoğan'ın yaptığı açıklamaların ise bu sinyalleri vermekten uzak olduğunu belirtti. Erdoğan'ın seçimden sonra gösterdiği tavrın da bundan sonra kuşatıcı, kapsayıcı yeni bir dil benimsemeyeceğini gösterdiğini ifade eden Öztrak, "Bu nedenle de önümüzdeki günlerin ülkemize ve milletimize yeni sıkıntılar getirmesini beklemek yanlış olmayacaktır. Sorumsuz davranışların bedelini öngörerek bunlardan kaçınmak yerine, maalesef yaşayarak öğreneceğimiz bir döneme giriyoruz. Ne yazık ki bunun milletimize faturası bundan önceki örneklerde görüldüğü gibi ağır olacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan'ın partisinin dün akşam verdiği kuruluş kokteylinde bile muhalefete sataşmayı sürdürdüğünü hatırlatan Öztrak, sözlerine şöyle devam etti:

"Erdoğan'ın tüm gücüyle partisini dizayn etmeye çalışacağı yaptığı açıklamalardan anlaşılıyor. Gençleştirme operasyonu diye ortaya çıktı ama bu operasyonun aslında AKP'yi tam bir Tayyip Erdoğan Muhipleri Derneği haline getirme operasyonu olduğu görülüyor. En yakın arkadaşlarını itibarsızlaştırmaya çalıştı. Bunların tasfiye edileceği de anlaşılıyor. En yakın arkadaşı Esad'a ve Kaddafi'ye de yapmıştı, şimdi aynı partinin kurucusu olduğu arkadaşlarına müthiş bir vefasızlık örneği gösteriyor. Öyle görünüyor ki Tayyip Erdoğan için 'Vefa', İstanbul'da sadece bir semtin adıdır. Tayyip Erdoğan o makama sırtındaki kirli bagajı temizlemeden çıkmayı göze aldı. Şimdi tecrübeli siyaseti arkadaşları o bagajı taşımak konusunda tereddütlü. Bunlar yıllardır siyaset yapan insanlar ve bu işin nereye gideceğini biliyorlar. Onun için kendisine en bağlı olan kitleyi gençleştirme operasyonu diyerek partinin başına geçirip yukarı öyle çıkmayı düşünüyor."

Bir soru üzerine Bank Asya'nın borsadan çıkarılmasını da değerlendiren Öztrak, devlet eliyle banka batırıldığı bir dönemden geçildiğini, dünyada sermayenin sığlaştığı bu dönemde bir bankanın devlet eliyle batırılmasının, iktidarın bankacılık sisteminin çalışmasından hiçbir şey anlamadığının göstergesi olduğunu ifade etti. Sektörde sistemik riskin ve domino etkisinin göz ardı edildiğini kaydeden Öztrak, bir banka konusunda yapılacak bir şey varsa bunun BDDK eliyle yapılması gerektiğini anlattı.

CHP'de seçim sonrası gündeme gelen tartışmalar hakkında görüşleri de sorulan Öztrak, şunları söyledi:

"Dün Genel Başkanımız Kurultay yapılacağını açıkladı. CHP yönetimi demokrasinin gerekli kıldığı parti içi denetim ve denge mekanizmalarını çalıştırmaktan kaçınmaz. Şu ana kadar yaşadığımız süreçte, iktidar partisinde Aralık ayında başlayan kavga giderek büyüyor, fitneden kaçmak için TBMM'yi kapatıyorlar. Milletvekillerini bir arada tutmayalım ki fitne oluşmasın, diyor. İktidar partisinde kavga giderek büyüyor, partimizde ise normal bir süreç içerisinde Kurultayımızı olgunlukla yapacağız. Önümüzdeki kurultay mevcut konjonktürde CHP'nin iktidara yürüyüş kurultayıdır. Benim beklentim, bu kurultayda CHP'yi iktidara taşıyacak proje ve programların ön plana çıkmasıdır. Bu kurultayda, 'Partim için, memleketim için en iyiyi nasıl yaparım?' sorusunu tartışmak zorundayız. Bu kurultay CHP'nin Türkiye'yi daha iyi yönetme iddiasını ortaya koyan büyük bir kurultay olacak. Ben arkadaşların bireysel çıkışlarını değerlendirmenin bir ağız kavgasına neden olacağını düşünüyorum. O yüzden üzerinde durmuyorum. Ama şu da önemlidir: Bu mücadele yapılırken partinin yıpratılmasını doğru bulmadığımı tekrar ifade etmek isterim."

Faik Öztrak, bankacılıkta domino etkisi ile ne kast ettiğinin sorulması üzerine de bankacılık sisteminde bankaların mevduat ve kredi ilişkilerinin iç içe bir görünüm sergilediğini ifade ederek, bu sistemde bir bankanın sıkıntıya girmesinin diğer bankalarda da sıkıntı ihtimalini gündeme getirebileceğini söyledi. Öztrak, bir bankanın mevduatları ödeyememesi durumunda yabancıların diğer bankalarda da sorun olduğu algısına kapılabileceğini ve bankalara ciddi saldırıların olabileceğini ifade etti. 2001 krizi sürecinde bunları yaşadıklarını ama AKP'nin bu sorunları yaşamadığını, paranın daraldığı bir ekonomini nasıl idare edileceğini bilmediğini söyledi.

AKP içindeki tartışmanın AKP'den yeni bir partiyle sonuçlanma ihtimali konusunda görüşlerinin sorulması üzerine de Öztrak, bir başka partinin içişlerine karışmayı doğru bulmadığını, buna karşın Cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan'ın muhalefete karşı demediğini bırakmadığını belirterek, ülkenin ne hale geleceğinin şimdiden görüldüğünü, seçilen Cumhurbaşkanının CHP kurultayını bile dizayn etmeye çalıştığını söyledi. Erdoğan'ın CHP'de kurultaya çok sevindiği yönündeki açıklamasını da eleştiren Öztrak, "Sana ne CHP'deki kurultaydan?" dedi.

    Cuma, 15 Ağustos 2014 14:27

Bağlantılı Konular