Öztrak, BDDK ve SPK'yı göreve çağırdı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Erdoğan'ın ve ekonomi yönetiminin gerek Moody's gerekse bir katılım bankası hakkında yaptığı açıklamalarla açıkça suç işlediğini belirterek, savcıları, SPK ve BDDK'yı göreve çağırdı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, bir katılım bankası hakkında iktidar kanadından gelen açıklamalar ve yapılan manipülasyon nedeniyle hisse senedi değerlerinin asansöre döndüğünü, pek çok küçük yatırımcının da bu durumdan zarar gördüğünü kaydederek, "Benim tavsiyem, başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bu manipülasyonu yapanlar hakkında derhal suç duyurusunda bulunsunlar" dedi.

AKP'nin Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan'ın kirli çamaşırlarından dolayı duyduğu korku ve 12 yıllık iktidarın verdiği kibir hastalığı nedeniyle giderek demokrasiyi yutan bir karadeliğe dönüştüğünü ifade eden Öztrak, "Milletçe hastaneye düşmeden önce, milletin kendine ve Erdoğan'a yapacağı en büyük iyilik onu, o şişmiş egosu ve korkularıyla beraber, derhal istirahate göndermektir" diye konuştu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak TBMM'de düzenlediği basın toplantısında yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ekonomi ve siyasetteki son gelişmeleri değerlendirdi.

Erdoğan'ın hem cumhurbaşkanlığına çıkmak hem de partisinin iplerini elinde tutmak için izlediği strateji nedeniyle ekonomi yönetiminde de keyfiliğin ve kural tanımazlığın hızlandığına dikkat çeken Öztrak, ekonomi yönetiminde liyakatin değil Başbakan'a sadakatin öne çıktığı bir dönemden geçildiğini vurguladı. İktidar cephesinden bazı siyasilerin ve danışmanların kredi derecelendirme kuruluşu Moody's'in bugün açıklayacağı Türkiye notu ve bir katılım bankası üzerinden piyasalarda çok ciddi manipülasyonlar yaptığını söyleyen Öztrak, "Yapılan alenen suçtur" dedi.

Ekonomi konusunda yapılan açıklamaların ardından borsada hisse senetlerinin değerinin hızla düştüğünü, döviz kurunun ise yukarılara doğru hareketlendiğini söyleyen Öztrak, açıklamaları yapan isimlerin "piyasaların sahip olmadığı bir bilgiye sahip olabilecek makamları" işgal ettiğine dikkat çekerek, şunları söyledi:

"İçeriden edinilen bu bilgiyi açıklayarak Bakanın veya AKP Genel Başkan Yardımcısının kendileri veya yakınları,  menfaat temin etmiş midir? 6362 sayılı sermaye piyasası kanunun 106. maddesine göre ortada bir bilgi suiistimali var mıdır, yok mudur? Bunu sermaye piyasası denetçileri mutlaka incelemek zorundadır. Ortada bir bilgi suiistimali varsa bunun cezası 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıdır. Yok eğer Bakan veya AKP Genel Başkan Yardımcısı siyaseten, yalan veya yanlış bir bilgiyi kamuoyu ile paylaştılarsa bu da aynı kanunun 107 maddesinin 2. fıkrasına göre piyasa dolandırıcılığına girer. Bunun da cezası iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır."

Ekonomi yönetiminden gelen açıklamalar nedeniyle borsada parasını kaybeden, mağdur olan vatandaşların söz konusu siyasiler hakkında suç duyurusunda bulunmalarını tavsiye eden Öztrak, bir "ekonomi bakanının" ağzına geldiği gibi konuşamayacağını hatırlatan Öztrak, "Bu sıfatı taşıyan şahıs, reel sektörünün 170 milyar dolar döviz açık pozisyonu taşıdığı, toplamda da 425 milyar dolar net finansal döviz borcu olan bir ekonomiyi yönetiyor. Bu ekonomide dolar kurunun her bir kuruşluk artışı reel sektörün 1,7 milyar TL, eski parayla, 1,7 katrilyon TL, kur farkı zararı yazması demek. Son üç günde dolar kurunun 2,13'lerden 2,16'lara, bugün de 2,18'lere doğru hareketi, 2,16'ya göre hesaplarsak reel sektör şirketlerinin durduk yere 5,1 milyar TL, eski parayla 5,1 katrilyon TL kur farkı zararı yazmasına neden oldu. 2,18 TL'ye göre hesaplarsanız 8,5 katrilyon TL. Bunun hesabını kim verecek?" değerlendirmesinde bulundu. Öztrak, ekonomi yönetiminde liyakat yerine sadakatin geçer akçe olmasının ülkeyi hızla en son 2005'de gittiği IMF kapısına yeniden gitmek zorunda bırakacağını söyledi.

Son dönemde Bank Asya konusunda yaşanan tartışmalara da değinen Öztrak, Erdoğan'ın bu konuda bankanın adını da vererek açıkça manipülasyon yaptığını Erdoğan'ın kullandığı ifadelerin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 74. maddesine göre alenen suç olduğunu belirten Öztrak, "BDDK'nın görevini yapması ve bankacılık kanununu derhal uygulaması gerekir" dedi. Öztrak, CHP olarak kamunun katılım bankacılığı yapmasını prensipte uygun bulmadıklarını söyledi.

Başbakan Yardımcısı Babacan ile Erdoğan'ın danışmanının Bank Asya konusundaki karşılıklı açıklamalarının yönetimde bir karmaşanın işareti olduğunu söyleyen Öztrak, "Biz, Anadolu topraklarında ikinci fetret dönemi başladı, derken boşuna söylemiyoruz. Siyaseten hiç bir sorumluluğu olmayan seçilmemiş bir danışman, kamuoyu önünde çıkıp da siyasi sorumluluk taşıyan bakanı yalanlayabilir mi? AKP'nin elinde devlet yönetimi bu hallere düştü" ifadelerini kullandı. AKP'nin içindeki mücadelenin halka açık bir şirketin hisse senetleri fiyatını asansöre döndürdüğüne dikkat çeken Öztrak, pek çok yatırımcının ciddi zararlar yazdığını söyledi. Öztrak, bankacılık sistemindeki bir her çöküşün sistemik krize dönüşebileceğini, Başbakan ve bakanlarının bir bankayı çökertmesinin domino etkisine neden olabileceğini, bunun arkasından hangi fırtına çıkacağının bilenemeyeceğini, bir bankanın kasten başbakan ve danışmanı tarafından mali güçlüğe düşürülüp, siyaseten linç edilmesinin de suç oluğunu belirterek, "Benim küçük yatırımcıya tavsiyem, başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bu manipülasyonu yapanlar hakkında derhal suç duyurusunda bulunsunlar. Burası bir kanun ve hukuk devleti ise herkes hakkını hukukunu arasın. Ben de buradan Cumhuriyetin Savcılarına, Sermaye Piyasası Kurumuna ve BDKK'ya yukarıda açıkladığım her iki konuda da suç duyurusunda bulunuyorum" diye konuştu.

Erdoğan'ın bir TV programında kullandığı "Başbakan'a sadakatsizlik millete sadakatsizliktir" ifadelerine dikkat çeken Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu cümleyi Hitler'in Kavgam kitabından veya Stalin'in, Pinochet'in, Esad'ın herhangi bir konuşmasından almadım. Bunu bir televizyon programında söyledi. Kimsenin sesi çıkmıyor. Milletin bir ferdi olan ve sadece millete hizmet etmek için dört yıllığına vekâlet alan, yaptığı her eylem ve işlemi yargı denetimine tabi olan bir makamda oturan biri bu cümleyi söylemişse, hübris, yani kibir hastalığının artık son aşamasına gelmiş demektir. Diğer taraftan 12 yıldır tek başına iktidar, devletin her tarafına sinmiş, tüm bürokrasiyi kendine göre şekillendirmiş artık statükonun bizzat kendisi olmuş Recep Tayyip Erdoğan seçim kampanyasında paralel devletten şikâyet etmektedir. Bu şikâyetin sahibine '12 yıldır sen orada ne yaptın?' diye sorarlar. 12 yıllık iktidarında 'devletin varlığını ve birliğini' koruyamadığını itiraf eden birinden cumhurbaşkanı olur mu? Bu aday kirli çamaşırlarının yargı önüne gelmesinden çok korkuyor. Dolayısıyla bu adayın hem kibir hastalığı, hem ciddi korkuları var. Milletçe hastaneye düşmeden önce, milletin kendine ve Erdoğan'a yapacağı en büyük iyilik onu, o şişmiş egosu ve korkularıyla beraber, derhal istirahate göndermektir."

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine de değinen Öztrak, yakın coğrafyada kritik günlerin yaşandığı bir dönemde kibrinin ve korkusunun esiri olmuş bir adayın hukuka ne kadar bağlı kalacağının, milletin huzur ve refahı için ne kadar çalışacağının, Türkiye Cumhuriyeti'nin şan ve şerefini ne kadar koruyacağının vatandaşlar tarafından değerlendirileceğini belirtti. Musul'daki Türk Konsolosluğunda rehin alınan çalışanlardan iki aya yakın süredir haber alınamadığını belirten Öztrak, "49 vatandaşımızı rehin alanlara terör örgütü diyemeyen biri nasıl cumhurbaşkanlığı yapacak?" diye sordu. Son dönemde bölücü terör örgütünün saldırısında şehit olan 3 askeri de hatırlatan Öztrak, "Üç şehidimizin katillerinin adını anmaktan çekinen biri nasıl cumhurbaşkanlığı yapacak?" dedi.  Öztrak, milletin kibri ve korkuları nedeniyle demokrasiyi, kuralları, kurumları ve istikrarı yutan koca bir kara deliğe dönüşmüş olan Erdoğan'ı bu ülkenin istikbalini yutmadan tarihe havale edeceğini kaydeden Öztrak, "Vatandaşlarımız 12 yıldır ülkeyi diktaya, kaosa, Ortadoğu bataklığına doğru hızla giden bir otoyola sokan ve şimdi de seçimlerde aday olan statükonun başından kurtaracak ve huzura, demokrasiye, yeni bir uzlaşmaya götürecek bu son çıkışı kullanarak ülkenin cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu'nu tercih edecektir. Eğer bu otoyolda kalırsak yaşanacak kaos, kargaşa ve istikrarsızlık önce ekonomiyi ve vatandaşlarımızın cüzdanını tüketecektir. Türkiye ekonomisinin önümüzdeki beş yılı, statükonun evindeki kavgayla, kibir ve korkunun yönlendirdiği sistem tartışmalarıyla, iç gerilim ve çekişmelerle geçirme imkan ve esnekliği yoktur" diye konuştu.

Anahtar Kelimeler
    Cuma, 08 Ağustos 2014 14:23

Bağlantılı Konular