Koç: "Pazar günü için mazeret olmaz, oyunuzu kullanın"

CHP Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç NTV'nin canlı yayınında güncel konulara ilişkin soruları yanıtladı.


Sunucu: "Efendim hoşgeldiniz yayınımıza çok teşekkür ederiz."

Haluk Koç: "Hoş bulduk Özgür bey iyi yayınlar, sağ olun."

Sunucu: "Çok sağ olun. Önce meclisteki gerilimle başlayalım. Çünkü önceki gün gerçekten hiç istenmeyen görüntüler yaşandı. Yumruklaşmalar, tekmeler havada uçuştu. Bu gerilim devam eder mi, nasıl sona erer?"

Haluk Koç: "Devam etmemesini temenni ediyorum en başta ama benim tanık olduğum sahneler inanın 2002'den beri son 3 dönemdir parlamento dönemidir tanık olmadığım bir görüntü. Yani korkunç bir tahammülsüzlük. Parlamento kürsüsü her türlü eleştirinin yapıldığı yerdir ve bunu da iktidarda bulunanların bir noktada çok ağırda olsa eleştiriler sindirme yeridir. Yani bu kadar tahammülsüzlük sergilenir ise ve bir muhalefet milletvekiline yani 40 kişi çevirip Allah'tan yere düşmedi Sinan bey. Yani korkunç bir tablo. Araya girmelerine rağmen bizim arkadaşlarımızla yani gözleri dönmüş şekilde öldüresiye vurmaya kalkmak bunlar kabul edilebilir şeyler değil. İnanın demokrasiye yeni kavuşmuş eski demir perde ülkelerinin parlamentolarında dahi böyle bir olay yok. Böyle bir sahne yok. Yani bunların yaşanmamasını temenni etmekten öte aklıselim tavsiye etmekte de fayda var. Tabi aklıselimi parlamento içerisinde bu kargaşayı yaratanlara değil bunun tetiğini dışarıda her gün milleti ayrıştıran, milleti farklılaştıran, ötekileştiren öfke konuşmalarını dile getiren cumhurbaşkanı adayı olarak dolaşan Başbakana da hatırlatmak gerekiyor.

Yani imam cemaat meselesi. Orada o kadar dışlayıcı konuşursanız, orada o kadar haksız suçlamalarda bulunursanız toplumu adeta parça parça, lime lime bölerseniz o zaman mecliste de sizin inayetinizle burada görev yaptığını zannedenler ve bundan sonra görev yapacaklarsa da sizin işaretinizle görev yapacağını zannedenler size layık olmak için sizin çizginizden devam ederler. Onun için aklıselimi içeriye değil dışarıda bu kampanyayı her türlü görkemiyle diyelim, devlet imkanıyla yürüten kişiye de hatırlatmakta fayda var."


Sunucu: "İlk kez bir seçim döneminde meclis çalışıyor. Yaz döneminde de çalıştı. Bunun bir etkisi var mı bu gerilimin artmasına?"

Haluk Koç: "Yok zaman zaman olur 2003 döneminde de olmuştu, daha önceki dönemlerde de olmuştu ama burada cumhurbaşkanı adayı Başbakanın sanki milletvekillerinin Anadolu'da bu kampanya boyunca dolaşmasınlar gibi bir isteği var. Kampanyayı tek başına götürecek, farklılaştıracak, kutuplaştıracak. Peki ondan sonra diyelim ki seçildi, Oktay Vural'a katılıyorum böyle bir ihtimal gittikçe azalıyor. Hele son söylemlerinden sonra artık oy vermeme ya da ne olacak gibi bir düşünce içinde olanlar dahi tehlikenin daha bir farkına vararak Pazar günü sandığa koşmaları gerekiyor.

Şimdi baktığınızda niye istemiyor alanda milletvekillerinin dolaşmasını? Kendi başına götürmek istiyor, her şeye hakim olmak istiyor. Yani seçilirse sonrasını ayarlamak istiyor. Seçilemezse yine sonrasını dizayn etmek istiyor. Böyle tek kişinin iki dudağının arasında, kafasında, yeteneği ne kadar sınırlı olduğunu biliyoruz. Buna göre bir Türkiye planlaması koskoca 76 milyonluk dinamiği olan bir ülkeye bu demokrasi döneminde, demokrasi tarihinde yakışmayan bir fotoğrafla karşı karşıyayız. Bunu da ifade etmek istiyorum bu arada."


Sunucu: "Peki bugünü çıkartırsak 3 gün kaldı ilk tur seçimlere. İlk tur seçimlerden ne bekliyorsunuz? İlk turda seçilen olur mu?"

Haluk Koç: "Şimdi şöyle söyleyeyim; meydanda öfke sergileyenlerin bu öfke sergilemelerinin altında bir neden var. Altlarındaki zemin kayıyor. Bu söylemlerin sahibinin farz edelim ki, varsayalım ki cumhurbaşkanı seçildi. Bu söylemleri daha kurumadan cumhurbaşkanlığı makamında kafasındaki anayasal parlamenter demokratik sistemi süreç içerisinde rafa kaldırıp başkanlık sistemine geçmeyi de hedefine koymuş bir kişinin bu söylemlerin sahibinin orada bu devletin bütünlüğü içerisinde, bu milletin tümünü kucaklayarak nasıl görev yapacağını sormak gerekir. Bırakın benim siyasi konumumu, siyasi partiyi, milletvekilliğini, Genel Başkan Yardımcılığını, sözcülüğü benim bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olarak beni bu söylemlerin sahibi kişiyi yukarıda temsil etmez, edemez. Ben kendimi dışlanmış hissediyorum. Bu söylemlerin sahibi beni yurttaş olarak kabul etmiyor.

Bu noktada şimdi ne olacak. Karşısında iki tane mazlum aday var. İki tane mağdur aday var. Yani kıt kanaat diyelim, yapılan bağışları da görüyorsunuz ortada. Bir taraf karanlık. Yani zorla bağış yaptırılanlar var. Adeta bağış mı yapılıyor, haraç mı toplanıyor bu da ayrı bir olay. Yani TC kimlik numarası eline geçirilenlerin, belli imkanları olan, iş bağlantısı olanların kişilerin adına bilmeden para yatırdığı bir dönem geçiyor. Yani sokakları görüyorsunuz. Abartılı bir şey. Artık tiksinti getiriyor. Akla ziyan bir kampanya bu. Yani bu bir eşitliği filan bırakın yani sabahleyin evinden çıkıp işine gitmek isteyen bir insanın artık yeter bu kadar olmaz ki diyebileceği bir mobbinge döndü, bir tacize döndü, bir tacize döndü. Görüntü tacizi. Televizyonlarda biz burada hasbelkader 7 dakika konuşabiliyoruz bugün. Yani sabahtan başlıyor akşama kadar her yerde canlı yayın. Açıyorsunuz televizyonu tek kişi. Sokağa çıkıyorsunuz tek kişi. Bildiri tek kişi. Devlet imkanları tek kişi. Neresi demokrasi bunun? Yani bu seçim sonucunda beyefendi başarılı da olsa bu gerçek bir başarı değildir. Ki, böyle bir şeyde yok.

Ekmel Beyde, Selahattin Beyde zor koşullarda kampanya yürütüyorlar. Özellikle Ekmeleddin İhsanoğlu beyefendiliğiyle, vakurluğuyla, Çelebi tavrıyla gerçekten son dönemde bu saldırgan üsluplara karşı verdiği cevaplarla herkesi kırıp dökmesine rağmen diğerinin toparlama yönünde gösterdiği gayretle gerçekten Pazar günü için çok ciddi bir şans sergiliyor. Kaldı ki, parlamento içerisinde bu kutuplaşma sokaktaki seçmeni de çok pozitif yönde etkileyecektir. Buna inanıyorum. Görüyoruz çünkü yansımaları var.

Sayın İhsanoğlu Samsun'da olacak. Oradan Ordu'ya geçecek. Bizlerde eşlik edeceğiz kendisine. Hem MHP'den arkadaşlarımız hem bizler hem Demokrat Parti, DSP, BTP diğer partilerin yetkilileri de katılacaklar. Bu imkanlar çerçevesinde halkımızla buluşarak yani bu saldırganlık karşısında vakur duruşunu, çelebi duruşunu, herkesi kucaklamanın onurlu bir duruşunda örneğini sergiliyor Sayın İhsanoğlu."


Sunucu: "Endişeniz var mı 10 Ağustos tatil dönemi. Tatilde olabilir mi seçmenler?"

Haluk Koç: "Hiç kimsenin bir mazerete sığınmaması gerekiyor. Bu demokratik bir görevdir. Daha sonra her türlü anti-demokratik süreçlerle karşılaştığında twitterın başına geçip, facebookun başına geçip ya da eleştiri yöneltmenin hiç faydası yok. Bizler eleştirilen noktadayız. Bizi eleştirin. Ama kendi görevinizi yapın. Çoluğunuzun, çocuğunuzun geleceği sağlıklı, demokratik bir Türkiye'de yapılanması sizin Pazar günü takınacağınız demokratik tavra bağlı. Oy kullanın. Gidin tercihinizi yapın. Bir yanda ayrıştırıcı, bölücü, bir yanda her türlü saldırganlığı sergileyen, her türlü imkanı kullanan, diğer yanda gerçekten mazlum, mağdur, birleştirici bütün bu saldırılara karşıda göğsünü siper etmiş uygar bir insan var."

Sunucu: "Eğer cumhurbaşkanlığına Başbakan Erdoğan seçilirse bir erken seçim beklentiniz var mı?"

Haluk Koç: "Bunu bilmem. Zaten tek kişinin kafasıyla yönetilen bir iktidar partisi var. Daha sonrasında konumu o noktaya, o payeye yükselirse o egemenliğini altta da sürdürmek istiyor. Bunu siyaset kurumu taşımaz. Bunu AKP'dekilerde göreceklerdir. Eğer sonuç o şekilde olur ise ki öyle olacağı konusunda benim ciddi kuşkularım var. Pazar günü ve sonraki günlerde göreceğiz.

Bırakmak istemeyecek, her şeye hakim olmak isteyecek. Hem devlet başkanı olmak isteyecek cumhurbaşkanı değil hem hükümet başkanı olmak isteyecek hem partinin genel başkanı olmak isteyecek ve bu çerçevede bütün yetkileri, bütün uhdeleri daha önce gerdiği dış politikadaki ve bir takım akçeli konulardaki suçlamalarda suçlamalar da dahil ortada. Bütün bunları ve kamufle etme pahasına her şeye egemen olmak isteyecek. Hiçbir demokrasi bunu taşımaz. Hiçbir demokrasi kantarı bu ağırlığı tartmaz. Onun için AKP içerisinde bugün yarını ne olacak diye bekleyerek hesap yapanlar varsa daha önce yaşanmış siyaset gerçeği bizim önümüze şunu koyuyor; bu şekilde planlanıyor ama bu şekilde gitmez. Paramparça olurlar.

Ben şunu hatırlatmak istiyorum; Pazar günü bu ülkenin geleceği için, bu ülkenin birliği için, içeride huzur dışarıda itibar için Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu'na yurttaşlarımızın gönül rahatlığıyla oy vermelerini hem tavsiye ediyorum hem bir yurt görevi olarak bunu ifade etmek istiyorum."


Sunucu: "Çok teşekkürler."

    Perşembe, 07 Ağustos 2014 14:03

Bağlantılı Konular